📖 Tevbe Suresi 63. Ayette “Kim Allah’a ve Resulüne Karşı Gelirse Onun İçin İçinde Ebedî Kalacağı Cehennem Ateşi Vardır; İşte Büyük Rezillik Budur”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 63. Ayette “Kim Allah’a ve Resulüne Karşı Gelirse Onun İçin İçinde Ebedî Kalacağı Cehennem Ateşi Vardır; İşte Büyük Rezillik Budur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen insanların gözünde kaybetmekten çok korkar; fakat asıl kaybın hakikate karşı bile bile direnmek ve geçici bir çıkar uğruna kalıcı değerlerini yitirmek olabileceğini unutur. Her yenilgi utanç değildir; bazen asıl utanç, yanlış olduğunu bildiğin şeyin arkasında ısrar etmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 63. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Allah’a ve Resulüne karşı gelen kimse için, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin bulunduğunu bilmiyorlar mı? İşte büyük rezillik budur.”

Bu ayet, bir önceki ayette anlatılan samimiyetsiz tavrın sonucuna dikkat çeker.

Tevbe 62’de bazı kişiler:

insanları memnun etmek,

kendilerini temize çıkarmak

ve söylediklerinin üzerini yeminlerle örtmek

istiyordu.

Tevbe 63 ise ölçüyü insanların kanaatinden Allah’ın hükmüne çevirir:

İnsanları ikna etmek, Allah’a karşı sürdürülen bilinçli karşıtlığı ortadan kaldırmaz.

2️⃣ “Allah’a ve Resulüne Karşı Gelmek” Ne Demektir ❓​

Ayette geçen ifade:

“yuhâdidillâhe ve resûlehû”

şeklindedir.

Kelime, bir anlamda karşı cephede durmak, sınırın öbür tarafında yer almak, düşmanca karşı çıkmak anlamı taşır.

Bu nedenle burada sadece:

bir ayeti anlamamak,

bir soru sormak,

bir konuda tereddüt yaşamak

veya bilgi aramak

anlatılmamaktadır.

Söz konusu olan bilinçli ve düşmanca karşıtlıktır.

3️⃣ Her Günah “Allah’a ve Resulüne Karşı Gelmek” Sayılır mı ❓​

Her günahı ayetteki ağır anlamla aynı seviyeye koymak doğru değildir.

Bir Müslüman:

hata yapabilir,

nefsine yenilebilir,

bir emri ihlal edebilir,

sonra pişman olup tövbe edebilir.

Bu, kişinin otomatik olarak:

“Allah’ın karşı cephesine geçtiği”

anlamına gelmez.

Ayetin bağlamında sürekli:

yalan,

nifak,

Peygamber’i incitme,

düşmanlık

ve samimiyetsizlik

gösteren bir tavır vardır.

Hata ile bilinçli düşmanlık birbirinden ayrılmalıdır.

4️⃣ Soru Sormak Allah’a Karşı Gelmek midir ❓​

Hayır.

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Bir insan:

“Bu ayet ne demek?”

“Neden böyle bir hüküm var?”

“Bunun tarihsel bağlamı nedir?”

diye sorabilir.

Samimi biçimde anlamaya çalışan soru, düşmanlık değildir.

Kur’an insanı birçok yerde:

düşünmeye,

akletmeye,

ibret almaya

ve delilleri değerlendirmeye

çağırır.

Soru ile isyan, eleştiri ile düşmanlık aynı şey değildir.

5️⃣ Peygamberi Eleştirmek ile Peygambere Düşmanlık Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bir kişi tarihsel bir olayı anlamak için:

“Hz. Muhammed neden böyle yaptı?”

diye sorabilir.

Bu soru kendi başına düşmanlık değildir.

Önceki ayetlerde eleştirilen davranış ise:

Peygamber’i küçümsemek,

ona hakaret etmek,

güvenilirliğini sarsmaya çalışmak

ve sonra bunu yeminlerle gizlemektir.

Dolayısıyla anlamaya çalışan sorgulama ile kasıtlı itibarsızlaştırma birbirine karıştırılmamalıdır.

6️⃣ Neden “Allah ve Resulü” Birlikte Zikrediliyor ❓​

Çünkü Hz. Muhammed, Allah’ın vahyini insanlara ulaştıran elçidir.

Allah’a itaat ile Resule itaat Kur’an’da birçok yerde birlikte anılır.

Ancak bu:

Peygamber’in Allah olduğu

veya Allah ile eşit bağımsız bir ilahî varlık taşıdığı

anlamına gelmez.

İslam’ın temel ilkesi tevhiddir.

Allah Rab’dir; Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.

Resule karşı çıkışın önem kazanması, onun Allah’ın mesajını tebliğ eden kişi olmasıyla ilgilidir.

7️⃣ “Bilmiyorlar mı?” Sorusu Neden Kullanılıyor ❓​

Ayet:

“Bilmiyorlar mı ki...”

şeklinde güçlü bir soru sorar.

Bu tür sorular bazen bilgi eksikliğinden çok bildiği hâlde gereğini yapmayan insanın çelişkisini ortaya çıkarır.

Bu kişiler Müslüman toplumun içinde yaşamaktadır.

Allah’tan,

ahiretten,

Peygamber’den

ve hesap gününden

habersiz değillerdir.

Fakat davranışları, bildiklerini ciddiye almıyormuş gibi görünmektedir.

Bilmek ile bildiğine göre yaşamak aynı şey değildir.

8️⃣ İnsan Bildiği Bir Gerçeğe Neden Karşı Davranabilir ❓​

Çünkü bilgi tek başına insanı her zaman değiştirmez.

İnsan:

çıkarına yenilebilir,

kibrine kapılabilir,

öfkesini takip edebilir,

statüsünü kaybetmekten korkabilir.

Doğrunun ne olduğunu bilmek başka,

doğru uğruna nefsine karşı çıkabilmek başka bir aşamadır.

Bu nedenle Kur’an yalnızca bilgi değil:

iman,

takvâ,

samimiyet

ve davranış

üzerinde de durur.

9️⃣ “Onun İçin Cehennem Ateşi Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet, Allah’a ve Resulüne bilinçli biçimde düşmanlıkta ısrar eden kişiler için ağır bir ahiret sonucu bildirir:

Cehennem.

Bu, Kur’an’ın ahiret adaletinin bir parçasıdır.

İnsan dünyada yaptığı her şeyin sonucunu hemen görmeyebilir.

Bir kişi:

yalan söyleyebilir,

zulmedebilir,

insanları kandırabilir

ve dünyada başarılı görünebilir.

Kur’an ise dünya hayatının nihai mahkeme olmadığını bildirir.

🔟 “İçinde Ebedî Kalacaktır” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“hâliden fîhâ”

ifadesi bulunur.

Bağlamda inkâr ve Allah’a karşı bilinçli düşmanlık üzerinde ölen kişiler için cehennemde kalıcılık anlatılmaktadır.

İslam kelâmında büyük günah işleyen müminlerin durumu ile inkâr üzerinde ölenlerin durumu birbirinden ayrılmıştır.

Bu nedenle:

“Bir Müslüman günah işledi, artık kesin sonsuza kadar cehennemdedir.”

şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

Ayetin ağır tehdidi, bilinçli inkâr ve karşıtlık bağlamındadır.

1️⃣1️⃣ Tövbe Eden Bir İnsan İçin Bu Kapı Kapanmış mıdır ❓​

Hayır.

Tevbe Suresi’nin adı bile tövbe kavramını taşır.

Sure boyunca çok ağır davranışlardan söz edilmesine rağmen tövbe kapısı farklı ayetlerde açık tutulmaktadır.

Bir insan:

yanlışından döner,

samimiyetle tövbe eder,

zararı telafi etmeye çalışır

ve yönünü değiştirirse

Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelidir.

Kur’an’ın tehdidi, tövbe eden insanı umutsuzlaştırmak için değil, yanlışta ısrar eden insanı uyarmak içindir.

1️⃣2️⃣ Cehennem Tehdidi İnsanları Korkutarak İman Ettirmek İçin midir ❓​

Kur’an hem:

rahmet

hem de:

hesap

dilini kullanır.

İnsan yalnızca ödülle motive olan bir varlık değildir.

Aynı zamanda davranışlarının sonuçlarını bilmesi gerekir.

Bir hukuk sisteminde:

hakların yanında sorumluluklar,

ödüllerin yanında yaptırımlar

bulunduğu gibi Kur’an’ın ahlak anlayışında da seçimlerin sonuçları vardır.

Fakat iman sadece korkudan ibaret değildir.

Kur’an aynı zamanda:

sevgi,

rahmet,

şükür,

ümit

ve Allah’a yakınlık

üzerinde de durur.

1️⃣3️⃣ “İşte Büyük Rezillik Budur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen:

“el-hizyü’l-azîm”

ifadesi:

büyük zillet, büyük aşağılanma, büyük hüsran veya ağır bir utanç

anlamları taşır.

İnsan dünyada rezil olmaktan çok korkabilir.

İnsanlar ne der?

İtibarım ne olur?

Çevrem beni nasıl görür?

Fakat Kur’an ölçüyü değiştirir:

Asıl büyük hüsran, Allah karşısında hakikati kaybetmektir.

1️⃣4️⃣ İnsanların Gözünde İtibar ile Allah Katındaki Değer Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bir insan toplumda:

çok güçlü,

çok ünlü,

çok zengin,

çok saygın

olabilir.

Ama bunlar Allah katında değerinin kesin göstergesi değildir.

Aynı şekilde bir insan:

dışlanmış,

fakir,

tanınmayan

biri olabilir fakat Allah katında değerli olabilir.

Kur’an bu nedenle insanın itibar ölçüsünü yalnızca insanların alkışına bağlamamasını öğretir.

1️⃣5️⃣ “Büyük Rezillik” Dünyada Küçük Düşmek Anlamına mı Geliyor ❓​

Ayetin asıl bağlamı ahiret hüsranıdır.

Bu nedenle bunu:

“Allah’a karşı gelen herkes dünyada mutlaka rezil olur.”

şeklinde bir dünya formülüne dönüştürmek doğru değildir.

Tarihte kötü insanlar:

zengin yaşamış,

güçlü olmuş,

ölünceye kadar makamlarını korumuş

olabilir.

Kur’an'ın mesajı şudur:

Dünya başarısı nihai beraat değildir.

Son hüküm ahirette Allah’a aittir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet İnsanlara Ceza Verme Yetkisi Veriyor mu ❓​

Hayır.

Ayet:

cehennem cezasını Allah’ın hükmü olarak bildirir.

Bir kişinin:

“Bu insan Allah’a karşı geliyor.”

diyerek kendi başına ona şiddet uygulaması veya ceza vermesi için izin çıkarılamaz.

Özellikle iman, küfür ve nifak gibi konularda bireysel öfke çok tehlikeli olabilir.

Ahiret hükmünü Allah verir; dünya hukukunda ise delil, yetki ve adalet gerekir.

Dinî ayetler kişisel intikamın aracı hâline getirilemez.

1️⃣7️⃣ Tevbe 62 ile Tevbe 63 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 62’de bazı kişiler:

müminleri memnun etmek için yemin ediyordu.

Kur’an onlara:

“Eğer gerçekten inanıyorsanız Allah’ı ve Resulünü razı etmeniz daha doğrudur.”

dedi.

Tevbe 63 ise bunun neden bu kadar önemli olduğunu açıklar:

Çünkü mesele insanların sizi affedip affetmemesinden ibaret değildir.

Allah’a ve Resulüne bilinçli karşıtlığın ahirette sonucu vardır.

Böylece iki ayet birlikte şu mesajı verir:

İmajını değil, yönünü düzelt.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün insan çoğu zaman itibar kaybından büyük korku duyuyor.

Sosyal medyada eleştirilmek...

İş çevresinde saygınlığını kaybetmek...

Bir grubun dışına itilmek...

İnsanların hakkında kötü düşünmesi...

Bunlar ciddi baskılar oluşturabilir.

Bu nedenle kişi gerçek yanlışını düzeltmek yerine yalnızca görüntüsünü kurtarmaya çalışabilir.

Tevbe 63 ise ölçüyü yeniden kurar:

İnsanların gözündeki yerinden önce Allah karşısındaki durumunu düşün.

Çünkü insanların seni iyi sanması, seni gerçekten iyi yapmaz.

İnsanların seni kötü sanması da tek başına seni kötü yapmaz.

Hakikatin ölçüsü alkış değildir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 63. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 63. ayet, önceki ayetlerde anlatılan sahte görüntü ile gerçek yöneliş arasındaki farkın ahiret boyutunu ortaya koymaktadır.

Bazı insanlar yanlış davranıyor.

Peygamber’i incitiyor.

Sonra:

yemin ediyor,

insanları memnun etmeye çalışıyor,

kendilerini yeniden kabul ettirmeye uğraşıyor.

Kur’an ise çok daha temel bir soru soruyor:

“Allah’a ve Resulüne karşı gelen kimsenin cehennem ateşi olduğunu bilmiyorlar mı?”

Yani sorun sadece:

“İnsanlar seni affetti mi?”

değildir.

Asıl soru:

“Sen gerçekten yanlışından döndün mü?”

olmalıdır.

Ayetin kullandığı “karşı gelmek” ifadesini de doğru anlamak gerekir.

Bu:

soru sormak,

bir ayeti anlamamak,

tereddüt yaşamak

veya samimi biçimde araştırmak

değildir.

Buradaki anlam çok daha ağırdır:

Hakikate bilinçli biçimde cephe almak, düşmanca direnmek ve bu tutumda ısrar etmek.

Bu nedenle ayeti soru soran veya farklı düşünen insanları susturmak için kullanmak yanlış olur.

Kur’an düşünmeye çağırır.

Ama aynı zamanda insanı şu konuda uyarır:

Hakikati gördükten sonra sırf:

çıkar,

kibir,

korku

veya statü

nedeniyle ona karşı durmak başka bir şeydir.

Ayetin sonunda:

“İşte büyük rezillik budur.”

denilmesi ise insanın başarı ve utanç anlayışını tersine çevirir.

Biz çoğu zaman:

insanların önünde küçük düşmeyi

en büyük rezillik sanabiliriz.

Kur’an ise:

Allah karşısında hakikati kaybetmeyi

çok daha büyük bir hüsran olarak tanımlar.

Bir insan dünyada alkışlanabilir.

Ama yanlış olabilir.

Bir insan yalnız kalabilir.

Ama doğru olabilir.

Bir insan çıkarını kaybedebilir.

Ama vicdanını koruyabilir.

Bir başkası her şeyi kazanabilir.

Ama kendisini kaybedebilir.

İşte Tevbe 63’ün güçlü ölçüsü burada ortaya çıkar:

Gerçek başarı, insanların seni nasıl gördüğüyle değil, hakikatin karşısında nerede durduğunla ilgilidir.

Ve ayetin rahmet boyutunu da unutmamak gerekir.

Tehdit ağırdır.

Ama insan hayattayken tövbe, dönüş ve düzeltme imkânı vardır.

Dolayısıyla amaç:

insanı umutsuzluğa sürüklemek değil,

yanlışta ısrar etmeden önce uyandırmaktır.

Tevbe 63 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bir hata yaptığımızda insanların gözündeki itibarımızı kurtarmak için büyük çaba gösterirken, Allah karşısındaki yönümüzü düzeltmek için de aynı çabayı gösteriyor muyuz; yoksa iyi görünmeyi, gerçekten iyi olmaktan daha önemli hâle mi getiriyoruz?

“İnsanların gözünde kaybetmek bazen geçicidir; fakat hakikati bile bile kaybetmek insanın kendi içinde açtığı çok daha derin bir yaradır. İtibarını korumadan önce yönünü koru; çünkü herkes seni doğru sansa bile yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt