📖 Tevbe Suresi 67. Ayette “Münafık Erkekler ve Münafık Kadınlar Birbirlerindendir; Kötülüğü Emreder, İyilikten Alıkoyar ve Ellerini Sıkarlar.

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 67. Ayette “Münafık Erkekler ve Münafık Kadınlar Birbirlerindendir; Kötülüğü Emreder, İyilikten Alıkoyar ve Ellerini Sıkarlar. Onlar Allah’ı Unuttular, Allah da Onları Unuttu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan yalnızca yaptığı kötülükle değil, hangi davranışı çoğaltmaya çalıştığı ve hangi iyiliğin önünü kestiğiyle de karakterini gösterir. Bazen kötülüğün en güçlü hâli onu yapmak değil, normalleştirmek; iyiliğin en büyük kaybı ise yapılmaması değil, yapılmasına engel olunmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 67. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar; ellerini sıkarlar. Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fâsıkların ta kendileridir.”

Bu ayet, Tevbe Suresi’nde uzun süredir anlatılan nifak davranışlarını birkaç güçlü özellikte özetlemektedir.

Münafıklık burada yalnızca gizli bir inanç problemi olarak kalmaz.

Davranışa dönüşür:

Kötülüğü yaymak.

İyiliği engellemek.

Vermemek.

Allah’ı hayatın dışına itmek.


2️⃣ “Münafık Erkekler ve Münafık Kadınlar Birbirlerindendir” Ne Demektir ❓​

Ayet nifakı yalnızca erkeklere özgü bir davranış gibi anlatmaz.

Hem:

münafık erkeklerden

hem de:

münafık kadınlardan

söz eder.

“Birbirlerindendir” ifadesi onların:

aynı ahlaki yönelimi,

benzer tutumları

ve birbirini destekleyen davranış biçimlerini

paylaştığını gösterir.

Burada biyolojik cinsiyet değil, ortak karakter ve ortak yöneliş vurgulanmaktadır.

3️⃣ Bu İfade Bütün Erkekleri veya Kadınları Aynılaştırıyor mu ❓​

Hayır.

Ayet:

“Erkekler böyledir.”

veya:

“Kadınlar böyledir.”

dememektedir.

Özellikle:

münafık erkekler ve münafık kadınlar

denilmektedir.

Yani eleştirinin ölçüsü cinsiyet değil ahlaki tavırdır.

Nitekim bir sonraki ayette mümin erkekler ve mümin kadınlar da birlikte anılacak ve tam tersine iyiliği emreden, kötülükten sakındıran insanlar olarak tanımlanacaktır.

Bu karşılaştırma son derece önemlidir.

4️⃣ “Kötülüğü Emrederler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen münker, dinen ve ahlaken kötü, yanlış ve reddedilen davranışları ifade eder.

Burada insanların yalnızca kötülük yapmaları anlatılmaz.

Daha ileri bir durum vardır:

Kötülüğü teşvik ederler.

Yani kişi:

yanlışı yapabilir,

başkasını da yapmaya çağırabilir,

yanlışı normal gösterebilir,

hatta doğru davrananı küçümseyebilir.

Kötülüğün toplumsallaşması çoğu zaman tam burada başlar.

5️⃣ İnsan Kötülüğü Nasıl “Emredebilir” ❓​

Bu her zaman açıkça:

“Git, kötülük yap.”

demek şeklinde olmaz.

Bazen:

yalanı normalleştirmek,

rüşveti sıradan göstermek,

ihaneti akıllılık gibi sunmak,

ahlaksızlığı başarı diye pazarlamak,

adaletsizliği savunmak

da kötülüğü teşvik edebilir.

İnsanlar bir davranışı sürekli:

“Bunda ne var?”

diye küçümsemeye başladığında, toplumun ahlaki sınırları zamanla değişebilir.

Kötülük bazen önce davranışta değil, dilde normalleşir.

6️⃣ “İyilikten Alıkoyarlar” Ne Demektir ❓​

Ayetin ikinci özelliği daha da dikkat çekicidir:

“Ma‘rûftan alıkoyarlar.”

Ma‘rûf:

iyi,

doğru,

adaletli,

güzel

ve toplum tarafından da hayır olarak tanınan davranışları ifade eder.

Münafık karakter sadece kendi iyilik yapmamasıyla yetinmez.

Başkalarının iyiliğine de engel olabilir.

Bu çok ağır bir ahlaki durumdur.

İyilik yapmamak başka, iyiliğin yapılmasını engellemek başka şeydir.

7️⃣ Bir İnsan İyiliğe Neden Engel Olur ❓​

Çünkü iyilik bazen çıkarını bozabilir.

Adalet gelirse ayrıcalığını kaybedebilir.

Şeffaflık gelirse gizlediği şey ortaya çıkabilir.

Yardım yapılırsa kendi kontrolü azalabilir.

Doğru insan desteklenirse kendi konumu zayıflayabilir.

Bu nedenle bazı insanlar açıkça:

“İyilik yapmayın.”

demez.

Ama:

işi zorlaştırır,

güvensizlik üretir,

iyilik yapanı küçümser,

insanların hevesini kırar.

İyiliği durdurmanın birçok sessiz yolu vardır.

8️⃣ “Ellerini Sıkarlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade genellikle cimrilik ve vermekten kaçınmak anlamında açıklanmıştır.

Elini sıkmak:

yardım etmemek,

malını tutmak,

Allah yolunda harcamamak,

ihtiyaç sahibine el uzatmamak

anlamlarını taşır.

Tevbe Suresi’nin önceki ayetlerinde de münafıkların maddi katkı konusunda isteksiz davranmaları anlatılmıştı.

Burada bu özellik daha kısa ve güçlü bir ifadeyle özetlenir:

Eller kapalıdır.

9️⃣ Cimrilik Neden Nifak Özellikleri Arasında Sayılıyor ❓​

Her cimri insanı otomatik olarak münafık ilan etmek doğru değildir.

Ancak ayette anlatılan münafık karakter açısından cimrilik, daha büyük bir sorunun parçasıdır.

Çünkü insan:

Allah’a güvenmiyor,

ahirete gerçekten yönelmiyor,

dünyadaki çıkarını her şeyin merkezine koyuyorsa

vermek ona ağır gelebilir.

Bu durumda mal:

bir nimet olmaktan çıkıp güvenlik duvarına dönüşebilir.

İnsan başkasının ihtiyacını görse bile elini açmak istemez.

🔟 “Ellerini Sıkmak” Sadece Para Vermemek midir ❓​

Ana anlam maddi cimrilikle ilgilidir.

Ancak daha geniş ahlaki açıdan insan:

parasını,

zamanını,

emeğini,

bilgisini,

imkânını

da sürekli kendisine saklayabilir.

Elbette herkes her şeyi vermek zorunda değildir.

İnsan kendi ihtiyacını ve ailesini de korur.

Ama bir kişinin hayat ilkesi sürekli:

“Benden kimseye bir şey gitmesin.”

hâline gelirse burada ciddi bir bencillik ortaya çıkar.

1️⃣1️⃣ “Allah’ı Unuttular” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade Allah’ın adını zihinsel olarak hatırlayamamak anlamında değildir.

Çünkü ayetteki kişiler zaten Allah adına yemin ediyor, dini toplumun içinde yaşıyor ve Allah’ın adını biliyorlardı.

Buradaki unutmak:

Allah’ın emirlerini önemsememek, hesap bilincini hayatın dışına itmek ve O’na karşı sorumluluğu ihmal etmek

anlamındadır.

Yani dilleri Allah diyebilir.

Ama kararlarında Allah’ın rızası belirleyici olmayabilir.

Allah’ı bilmek başka, Allah’ı hayatın merkezinde tutmak başka şeydir.

1️⃣2️⃣ İnsan Allah’ı Unuttuğunu Nasıl Fark Edebilir ❓​

Bunun ölçüsü yalnızca:

“Allah kelimesini kaç kez söyledim?”

değildir.

Daha önemli soru şudur:

Karar verirken Allah’ın ölçüsünü hatırlıyor muyum?

Para kazanırken?

Öfkelenirken?

Birine haksızlık yapma fırsatı çıktığında?

Kimsenin görmediği yerde?

İnsanın Allah’ı hatırlaması, yalnızca dilde zikir değil ahlaki bilinçte de hatırlamadır.

1️⃣3️⃣ “Allah da Onları Unuttu” Demek Allah’ın Gerçekten Unuttuğu Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Kur’an’ın Allah tasavvurunda Allah unutkan değildir.

Allah’ın bilgisinden hiçbir şey kaybolmaz.

Bu nedenle:

“Allah onları unuttu.”

ifadesi insanlardaki hafıza kaybı anlamında yorumlanmaz.

Tefsirlerde bu ifade genellikle:

onları rahmetinden mahrum bırakması, yardım ve lütuf bakımından kendi tercihlerinin sonucuyla baş başa bırakması

şeklinde açıklanmıştır.

Yani burada karşılık verme üslubu vardır.

Onlar Allah’a karşı sorumluluklarını terk ettiler.

Allah da onları rahmet ve lütuf bakımından kendi hâllerinin sonucuyla karşılaştırdı.

1️⃣4️⃣ Allah’ın “Unutması” ile İnsanın Unutması Arasındaki Fark Nedir ❓​

İnsan gerçekten bilgi kaybedebilir.

Bir ismi unutabilir.

Bir olayı hatırlamayabilir.

Allah hakkında böyle bir eksiklik düşünülemez.

Bu nedenle ayette aynı kelime kullanılsa da anlam tamamen aynı değildir.

İnsan açısından:

ihmal ve terk

vardır.

Allah açısından ise:

onların tercihine uygun karşılık verilmesi ve rahmetten mahrum kalmaları

söz konusudur.

Bu tür ayetleri Allah’a insan özelliklerini aynen yükleyerek okumamak gerekir.

1️⃣5️⃣ “Münafıklar Fâsıkların Ta Kendileridir” Ne Demektir ❓​

Ayetin sonunda:

“Şüphesiz münafıklar fâsıkların ta kendileridir.”

denilir.

Fısk:

Allah’ın itaat çizgisinden çıkmak,

ısrarlı biçimde yanlış yola yönelmek

anlamlarını taşır.

Burada tek bir anlık hatadan söz edilmemektedir.

Ayet boyunca bir karakter bütünü vardır:

kötülüğü teşvik,

iyiliği engelleme,

cimrilik,

Allah’a karşı sorumluluğu unutma.

Bütün bunlar birlikte istikrarlı bir ahlaki sapmayı gösterir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Bize “Münafık Avcılığı” Yapma Hakkı Verir mi ❓​

Hayır.

Bu ayette belirli bir grubun durumu Allah tarafından açıklanmaktadır.

Bugün insanlar:

“Sen cimrisin, demek ki münafıksın.”

“Şu konuda kötülük yaptın, demek ki kesin nifak var.”

gibi hükümler veremez.

Bir davranış nifak özelliklerine benzeyebilir.

Bunu eleştirebiliriz.

Ama kişinin kalbi hakkında kesin hüküm vermek başka bir şeydir.

Davranış hakkında konuşmak mümkündür; kalbin nihai hükmü Allah’a aittir.

1️⃣7️⃣ Tevbe 66 ile Tevbe 67 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 66’da:

Allah’ın ayetleri ve Resulüyle alay eden bazı insanların:

“Şakaydı.”

savunması reddedilmişti.

Tevbe 67 ise tek tek olaylardan daha genel bir karakter tarifine geçer.

Münafıklık artık şu özelliklerle özetlenmektedir:

Kötülüğü teşvik etmek.

İyiliği engellemek.

Cimrilik göstermek.

Allah’ı unutmak.


Yani nifak yalnızca bir söz problemi değildir.

Hayatın yönünü belirleyen bir ahlaki sisteme dönüşebilir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün kötülük her zaman:

“Ben kötüyüm.”

diyerek gelmez.

Bazen:

“Herkes yapıyor.”

der.

“Düzen böyle.”

der.

“Saf olma.”

der.

“Sen de kendi çıkarına bak.”

der.

İyilik yapmak isteyen kişiye ise:

“Boşuna uğraşıyorsun.”

“Kimseye güvenilmez.”

“Bundan sana ne?”

denilebilir.

İşte kötülüğün normalleşmesi ve iyiliğin küçümsenmesi burada başlar.

Tevbe 67 bize şu soruyu sordurur:

Ben bulunduğum ortamda hangi davranışı çoğaltıyorum?

İnsanları daha iyi olmaya mı teşvik ediyorum?

Yoksa kötülüğü daha normal ve kolay mı hâle getiriyorum?

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 67. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 67. ayet, önceki ayetlerde tek tek anlatılan münafık davranışlarını çok güçlü bir karakter özeti hâline getirmektedir.

Ayet önce:

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir.”

der.

Bu ifade, nifak konusunda erkek-kadın ayrımı yapmaz.

Ahlaki sorumluluk ortaktır.

Ardından onların toplumsal davranışı açıklanır:

“Kötülüğü emrederler.”

Yani kötülüğü sadece kendileri yapmaz.

Normalleştirirler.

Yayılmasını kolaylaştırırlar.

Ardından:

“İyilikten alıkoyarlar.”

denilir.

Bu, belki de ayetin en düşündürücü yönlerinden biridir.

Çünkü insan kötülük yapmadığını düşünerek kendisini iyi sayabilir.

Ama başka insanların iyiliğine sürekli engel oluyorsa ciddi bir ahlaki sorun vardır.

Sonra:

“Ellerini sıkarlar.”

buyurulur.

Yani vermeye karşı kapanırlar.

Malın, imkânın ve paylaşmanın olduğu yerde bencillik ağır basar.

Ve bütün bu davranışların arkasındaki daha derin cümle gelir:

“Allah’ı unuttular.”

Burada Allah’ın ismini hiç bilmemek söz konusu değildir.

Asıl unutma:

Allah’ın insan hayatındaki ahlaki ağırlığını kaybetmesidir.

İnsan Allah der.

Ama para söz konusu olduğunda başka ölçü kullanır.

Allah der.

Ama çıkarı tehlikeye girdiğinde adaleti bırakır.

Allah der.

Ama kimse görmediğinde bütün sınırlarını unutabilir.

İşte Kur’an'ın sözünü ettiği unutma, böyle bir yaşayış unutmasıdır.

Ardından:

“Allah da onları unuttu.”

denilir.

Bu ifade Allah’ın hafıza kaybı yaşadığı anlamına gelmez.

Allah unutmaz.

Buradaki anlam, onların Allah’a karşı sorumluluğu terk etmelerine karşılık ilahî rahmet ve lütuftan mahrum bırakılmalarıdır.

Bu nedenle ayet insanı çok temel bir muhasebeye çağırır:

Ben iyiliğin yanında mıyım?

Yoksa yalnızca kendim iyi görünmeye mi çalışıyorum?

Bir ortamda kötülük yapıldığında onu daha kolay mı hâle getiriyorum?

İyilik yapmaya çalışan insanı destekliyor muyum, yoksa hevesini mi kırıyorum?

Sahip olduğum şeyi paylaşabiliyor muyum?

Ve en önemlisi:

Allah, yalnızca dilimde mi var; yoksa seçimlerimde de var mı?

Tevbe 67’nin güçlü mesajı şudur:

İman yalnızca kötülük yapmamak değildir; iyiliği çoğaltan tarafta durmayı da gerektirir.

Çünkü bir toplumun ahlakını sadece suç işleyenler belirlemez.

Kötülüğü alkışlayanlar,

normalleştirenler,

iyiliğe engel olanlar

ve gerektiğinde elini hiç açmayanlar

da o yapının nasıl bir yere dönüşeceğini etkiler.

Tevbe 67 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bulunduğumuz ailede, çevrede, işte veya toplumda iyiliğin yapılmasını kolaylaştıran insanlardan mı oluyoruz, yoksa hiçbir kötülüğü bizzat yapmadığımızı söyleyip kötülüğün normalleşmesine ve iyiliğin önünün kesilmesine sessizce katkı mı sağlıyoruz?

“İyi insan olmak yalnızca kötülüğe elini uzatmamak değildir; iyiliğe elini kapatmamak da gerekir. Hangi davranışı desteklediğine, hangi sözü normalleştirdiğine ve kimin iyilik yapma cesaretini artırdığına bak; çünkü insan bazen karakterini yaptıkları kadar, çoğalmasına yardım ettiği şeylerle de yazar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt