📖 Tevbe Suresi 66. Ayette “Özür Dilemeyin; Siz İmanınızdan Sonra İnkâra Düştünüz. İçinizden Bir Grubu Affetsek Bile Suçlarında Israr Eden Başka Bir

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 66. Ayette “Özür Dilemeyin; Siz İmanınızdan Sonra İnkâra Düştünüz. İçinizden Bir Grubu Affetsek Bile Suçlarında Israr Eden Başka Bir Gruba Azap Edeceğiz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Özür, insanı ancak gerçeğe döndürüyorsa değerlidir. Yanlışı küçültmek, ‘şakaydı’ diyerek üzerini örtmek veya sorumluluğu başkasına yüklemek özür değildir; gerçek dönüş, insanın yaptığıyla dürüstçe yüzleşmesiyle başlar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 66. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Özür dilemeyin! Siz imanınızdan sonra inkâra düştünüz. Sizden bir grubu bağışlasak bile, suçlu olmaları sebebiyle başka bir gruba azap edeceğiz.”

Bu ayet, Tevbe 65’in doğrudan devamıdır.

Bir önceki ayette bazı kişiler:

“Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk.”

diyerek yaptıkları alayı hafifletmeye çalışmışlardı.

Kur’an ise burada çok sert bir cevap verir:

“Özür dilemeyin.”

Çünkü mesele artık sıradan bir dil sürçmesi değil, Allah’ın ayetleri ve Resulüyle alay etmeye dönüşmüş ciddi bir tutumdur.

2️⃣ “Özür Dilemeyin” Denilmesi Özrün Kabul Edilmediği Anlamına mı Gelir ❓​

Buradaki ifade, her özrün değersiz olduğu anlamına gelmez.

Kur’an birçok yerde:

tövbeyi,

pişmanlığı,

dönüşü

ve bağışlanmayı

teşvik eder.

Burada reddedilen şey, önceki ayette görülen türden mazeret üretme ve yapılanı küçültme çabasıdır.

Yani:

“Biz aslında ciddi değildik.”

“Şakaydı.”

“Öylesine söyledik.”

gibi açıklamalar artık yapılan davranışın ağırlığını ortadan kaldırmamaktadır.

Mazeret ile tövbe aynı şey değildir.

3️⃣ Gerçek Özür ile Bahane Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Gerçek özür şöyle der:

“Yanlış yaptım.”

Bahane ise şöyle diyebilir:

“Yanlış anlaşılmak benim suçum değil.”

Gerçek özür:

zararı kabul eder.

Bahane:

zararı küçültür.

Gerçek özür:

davranışı değiştirmeye çalışır.

Bahane:

yalnızca cezanın veya tepkinin kalkmasını ister.

Tevbe 66’nın önemli mesajlarından biri şudur:

İnsan bazen af ister ama değişmek istemez.

Bu durumda sözlü özür, gerçek tövbeye dönüşmemiş olabilir.

4️⃣ “İmanınızdan Sonra İnkâra Düştünüz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin en ağır bölümü budur:

“Kad kefertum ba‘de îmânikum.”

Yani:

“İmanınızdan sonra inkâra düştünüz.”

Burada Allah’ın, ayetteki belirli kişilerin davranışını bizzat değerlendirmesi söz konusudur.

Allah’ın ayetleri ve Resulüyle bilinçli biçimde alay etmeleri, onların iman iddialarıyla bağdaşmayan son derece ağır bir tutum olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle mesele yalnızca:

“Uygunsuz bir espri yaptılar.”

seviyesinde bırakılmamıştır.

5️⃣ Bu Ayet “Şaka Yapan Herkes Dinden Çıkar” mı Diyor ❓​

Hayır.

Böyle bir genelleme son derece yanlış ve tehlikeli olur.

Ayetin bağlamı belirli kişilerin:

Allah,

Allah’ın ayetleri

ve Resulü

hakkında bilinçli küçümseme ve alay içinde bulunmasıdır.

Üstelik onların durumu vahiy ile açıklanmaktadır.

Her kötü espri,

her yanlış cümle,

her bilgisizce söylenmiş söz

aynı hükme sokulamaz.

Tevbe 66, keyfî tekfir ayeti değildir.

6️⃣ “Küfür” Burada Neden Bu Kadar Ciddi Bir Kavramdır ❓​

Çünkü İslam’da iman yalnızca:

“Allah vardır.”

demekten ibaret değildir.

Allah’a saygı,

vahyi kabul

ve Peygamber’in elçiliğini tanıma

da iman çerçevesinin parçalarıdır.

Bir insan bu değerleri bilinçli biçimde küçümseyip alaya alırken aynı anda:

“Ben bunlara gerçekten inanıyorum.”

iddiası ciddi bir çelişki oluşturabilir.

Ayet bu çelişkinin belirli muhataplar açısından iman sınırını aşan bir hâle geldiğini bildirir.

7️⃣ Samimi Bir Soru veya Şüphe de Küfür müdür ❓​

Hayır.

Bu ayrım mutlaka korunmalıdır.

Bir insan:

“Allah’ın varlığı konusunda sorularım var.”

“Bu ayeti anlamıyorum.”

“Peygamber’in şu davranışının sebebi neydi?”

diyebilir.

Bu tür sorular samimi araştırmanın parçası olabilir.

Tevbe 66’nın konusu:

anlamaya çalışan insan değil, küçümseyerek alay eden ve sonra bunu ‘şakaydı’ diye geçiştiren insandır.

Soru başka şeydir.

Alay başka şeydir.

8️⃣ Bilgisizlikle Söylenen Söz ile Bilinçli Alay Aynı mıdır ❓​

Hayır.

Dinî hükümlerde:

kişinin ne söylediği,

ne kastettiği,

ne bildiği,

hangi şartlarda konuştuğu

gibi meseleler önemlidir.

Bir çocuk,

din hakkında hiçbir bilgisi olmayan biri,

dil sürçmesi yaşayan biri

veya ne söylediğinin anlamını kavramayan biri

ile bilinçli biçimde kutsalı aşağılayan kişi aynı şekilde değerlendirilemez.

Bu nedenle insanların imanına dair ağır hükümler aceleyle verilmemelidir.

9️⃣ Bu Ayet İnsanlara Başkalarını Tekfir Etme Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Ayet belirli kişilerin durumunu Allah’ın vahiy yoluyla bildirmesidir.

Bugün bir insan:

“Bu söz hoşuma gitmedi, sen kâfir oldun.”

şeklinde keyfî hüküm veremez.

Tekfir son derece ağır bir iddiadır.

Çünkü bir kişinin iman durumuyla ilgili konuşmaktadır.

İslam ilim geleneğinde de bu tür meseleler:

niyet,

bilgi,

kast,

yorum,

zorlanma

ve başka birçok şart açısından dikkatle değerlendirilmiştir.

Bir ayeti okuyup rastgele insanlara iman hükmü dağıtmak ayetin kendisini istismar etmek olabilir.

🔟 “İman Ettikten Sonra Küfre Düşmek” Mümkün müdür ❓​

Kur’an insanın imanını bir kez söylediğinde otomatik ve değişmez bir kimlik gibi ele almaz.

İnsan:

iman edebilir,

sonra inancından dönebilir.

Aynı şekilde yanlış yola giren biri de:

pişman olabilir,

tövbe edebilir

ve yeniden doğruya yönelmek isteyebilir.

İnsan iradesi ve hayatı boyunca yaptığı tercihler önemlidir.

Bu nedenle iman:

yalnızca geçmişte söylenmiş bir cümle değil, korunması gereken bir yöneliştir.

1️⃣1️⃣ Ayet Tövbe Kapısını Kapatıyor mu ❓​

Hayır.

Ayetin:

“Sizden bir grubu affetsek...”

ifadesi bile bağışlanma ihtimalinin tamamen kapanmadığını gösterir.

Tefsirlerde bu kısmın açıklaması konusunda farklı ayrıntılar bulunmaktadır.

Bazı açıklamalarda bir grubun:

pişman olması,

tövbe etmesi

veya alaya aktif biçimde katılmaması

gibi ihtimaller üzerinde durulmuştur.

Fakat kesin olarak söylenebilecek temel nokta şudur:

Ayet, bütün muhatapların tek ve değişmez bir sonla karşılaşacağını söylemez.

1️⃣2️⃣ “Sizden Bir Grubu Affetsek” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade Kur’an’ın önemli bir adalet ilkesini gösterir:

Aynı ortamda bulunan herkes aynı derecede suçlu olmayabilir.

Bir kişi başlatır.

Bir başkası aktif biçimde destekler.

Biri güler.

Biri susar.

Biri daha sonra pişman olur.

İnsanların:

niyetleri,

katılım dereceleri

ve sonraki tutumları

farklı olabilir.

Allah’ın hükmü ise bu farklılıkların tamamını bilir.

Toplu olay, bireysel sorumluluğu yok etmez.

1️⃣3️⃣ Aynı Gruptaki İnsanların Cezası Neden Farklı Olabilir ❓​

Çünkü adalet herkesin yaptığına göre değerlendirilmesini gerektirir.

Bir olayda on kişi bulunabilir.

Ama:

hepsi aynı şeyi söylememiş,

aynı niyeti taşımamış,

aynı derecede katılmamış

ve daha sonra aynı tavrı sürdürmemiş

olabilir.

Bu nedenle sadece:

“O gruptaydı.”

diyerek herkesi aynı kefeye koymak adil olmayabilir.

Tevbe 66’daki affedilecek ve cezalandırılacak grup ayrımı da sorumluluğun bireyselliğini düşündürür.

1️⃣4️⃣ “Başka Bir Gruba Azap Edeceğiz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet, diğer grubun cezalandırılacağını bildirir.

Ardından sebebini açıklar:

“Çünkü onlar suçlu kimselerdi.”

Yani ceza keyfî değildir.

Bir suç,

ısrar,

samimiyetsizlik

ve ahlaki sorumluluk

bulunmaktadır.

Kur’an’ın adalet anlayışında insan:

sadece belirli bir gruba mensup olduğu için değil, kendi tercih ve davranışları nedeniyle sorumluluk taşır.

1️⃣5️⃣ “Suçlu Olmaları Sebebiyle” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayette kullanılan “mücrimîn” kelimesi:

suç işleyen,

günaha batmış,

bilinçli yanlışta bulunan

kimseleri ifade eder.

Bu ifade cezanın sebebini açıklar.

Yani Allah:

“Ben öyle istediğim için cezalandırıyorum.”

demek yerine onların suçlu davranışlarına işaret eder.

Bu, ilahî adalet açısından önemlidir:

Ceza davranıştan bağımsız değildir.

1️⃣6️⃣ Tevbe 65 ile Tevbe 66 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 65’te kişiler:

“Biz sadece şakalaşıyorduk.”

dedi.

Tevbe 66’da cevap gelir:

“Özür dilemeyin; imanınızdan sonra inkâra düştünüz.”

Yani iki ayet birlikte çok güçlü bir zincir oluşturur:

Önce alay...

Sonra yakalanma...

Sonra:

“Şakaydı.”

savunması...

Ardından Kur’an'ın cevabı:

Sözünüzün ağırlığını ‘şaka’ etiketiyle ortadan kaldıramazsınız.

Bu, söz ahlakı açısından son derece güçlü bir derstir.

1️⃣7️⃣ Bir İnsan Yanlış Bir Söz Söylediyse Ne Yapmalıdır ❓​

En sağlıklı yol:

yanlışı küçültmek değil,

dürüstçe kabul etmektir.

Şöyle diyebilmelidir:

“Yanlış söyledim.”

“Bu söz uygun değildi.”

“İncittiysem özür dilerim.”

“Bir daha aynı şeyi yapmamaya çalışacağım.”

Eğer dinî açıdan ağır bir yanlış söz konusuysa:

tövbe,

imanı yenileme

ve davranışı düzeltme

konusunda güvenilir ilim sahiplerinden rehberlik alınabilir.

Savunmaya geçmekten önce gerçeği kabul etmek dönüşün başlangıcıdır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün sosyal medya ortamında bir kişi çok ağır bir paylaşım yapabilir.

Tepki gelince:

“Hesabım hacklendi.”

“Yanlış anlaşıldım.”

“Eski tweet.”

“Şakaydı.”

“Arkadaş arasında konuşuyorduk.”

gibi açıklamalar yapabilir.

Bazen bunlar gerçekten doğru olabilir.

Ama bazen de yalnızca itibarı kurtarma yollarıdır.

Tevbe 66 bize çok güçlü bir ölçü verir:

Açıklamanın amacı gerçeği söylemek mi, yoksa sonuçtan kaçmak mı?

Gerçek özür, yalnızca cümleyi değiştirmez.

Davranışı da değiştirir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 66. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 66. ayet, sözün, alayın, özrün ve tövbenin sorumluluğu hakkında son derece ağır ve önemli bir uyarıdır.

Bir önceki ayette bazı kişiler:

Allah,

Allah’ın ayetleri

ve Resulü

hakkında küçümseyici biçimde konuşmuştu.

Ortaya çıkınca da:

“Biz sadece konuşuyor, şakalaşıyorduk.”

dediler.

Tevbe 66 ise:

“Özür dilemeyin.”

diye cevap verir.

Burada özrün kendisi kötülenmemektedir.

Asıl reddedilen şey, yapılanı gerçekten kabul etmeyen sahte mazerettir.

Çünkü gerçek tövbe:

“Ben ciddi değildim.”

demekle başlamaz.

“Yanlış yaptım.”

demekle başlar.

Ayet daha sonra son derece ağır bir değerlendirme yapar:

“Siz imanınızdan sonra inkâra düştünüz.”

Bu hükmü Allah, ayetin belirli muhatapları hakkında vermektedir.

Bu yüzden bugün insanların elinde:

beğenmediği herkesi,

kötü bir espri yapan herkesi,

zor soru soran herkesi

veya farklı düşünen herkesi

tekfir etme yetkisine dönüşemez.

Tevbe 66, iman polisliği yapmak için değil, kutsal değerleri bilinçli biçimde küçümsemenin ciddiyetini göstermek için okunmalıdır.

Ayetin son kısmı ise çok önemli bir umut ve adalet dengesi taşır:

“Sizden bir grubu affetsek bile başka bir gruba suçlu oldukları için azap ederiz.”

Demek ki aynı grubun içinde bulunan herkesin sonu otomatik olarak aynı değildir.

Birileri dönebilir.

Birileri pişman olabilir.

Birileri yanlışta ısrar edebilir.

Allah ise herkesin:

ne yaptığını,

neden yaptığını,

ne kadar katıldığını

ve sonra neye dönüştüğünü

bilir.

Bu, insanın umut kapısını da açık bırakır.

Yanlış çok ağır olabilir; fakat samimi dönüş ihtimali tamamen yok değildir.

Tevbe 66’nın belki de bugünkü insan için en güçlü mesajı şudur:

Yanlış yaptığımızda ilk refleksimiz:

“Bunu nasıl açıklayabilirim?”

olmamalıdır.

Daha önce şu soruyu sormalıyız:

“Bunu nasıl düzeltebilirim?”

Çünkü insan bazen çok iyi bir savunmayla herkesi ikna eder.

Ama gerçekten değişmez.

Başka biri ise kötü bir açıklama yapar ama içtenlikle pişman olur ve hayatını değiştirir.

Allah katındaki gerçek değeri belirleyen şey yalnızca sözlü savunmanın kalitesi değil, dönüşün samimiyetidir.

Tevbe 66 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Yanlışımız ortaya çıktığında gerçekten hata yaptığımız için mi üzülüyoruz, yoksa yalnızca yakalandığımız ve insanların gözündeki yerimizi kaybettiğimiz için mi; ve özrümüz davranışımızı değiştirecek kadar samimi mi, yoksa sonuçtan kurtulmak için söylediğimiz yeni bir cümle mi?

“Gerçek özür, yapılanı küçültmez; insanı büyütecek kadar dürüst biçimde kabul eder. ‘Şakaydı’ diyerek kaçmak kolaydır, fakat ‘Yanlış yaptım ve değişeceğim’ diyebilmek karakter ister. Affa giden yol bahaneden değil, samimi dönüşten geçer.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt