📖 Tevbe Suresi 71. Ayette “Mümin Erkekler ve Mümin Kadınlar Birbirlerinin Dostlarıdır; İyiliği Emreder, Kötülükten Sakındırırlar, Namazı Kılar, Zekât

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 71. Ayette “Mümin Erkekler ve Mümin Kadınlar Birbirlerinin Dostlarıdır; İyiliği Emreder, Kötülükten Sakındırırlar, Namazı Kılar, Zekâtı Verir ve Allah ile Resulüne İtaat Ederler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İman yalnızca insanın kendi içinde taşıdığı bir inanç değildir; başkasının iyiliğini istemeye, haksızlığa karşı duyarlı olmaya, paylaşmaya ve birlikte daha doğru bir hayat kurmaya dönüştüğünde toplumu güzelleştiren bir güce dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 71. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostları, yardımcıları ve destekçileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Bu ayet, bir önceki bölümde anlatılan münafık karakterin tam karşısına mümin karakteri koymaktadır.

Tevbe 67’de münafıklar:

kötülüğü teşvik ediyor, iyiliği engelliyor ve ellerini sıkıyordu.

Tevbe 71’de müminler ise:

iyiliği destekliyor, kötülüğe karşı duruyor, ibadeti sürdürüyor ve paylaşmayı gerçekleştiriyor.

Bu karşıtlık tesadüf değildir.

2️⃣ Tevbe 67 ile Tevbe 71 Arasındaki Büyük Karşıtlık Nedir ❓​

Tevbe 67’de:

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir.”

denilmişti.

Tevbe 71’de ise:

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.”

denilir.

Münafıkların ortaklığı:

yanlışı büyütmektedir.

Müminlerin birlikteliği ise:

iyiliği büyütmektedir.

Münafıklar:

iyilikten alıkoyar.

Müminler:

iyiliği teşvik eder.

Münafıklar:

ellerini sıkar.

Müminler:

zekât verir.

Bu nedenle iki ayet birbirinin adeta ahlaki aynasıdır.

3️⃣ “Mümin Erkekler ve Mümin Kadınlar Birbirlerinin Velileridir” Ne Demektir ❓​

Ayette geçen önemli kelime:

“evliyâ”

kelimesidir.

Burada:

dost,

yardımcı,

destekçi,

yakın,

birbirini koruyan ve kollayan

anlamları taşır.

Yani mümin toplumun ilişkisi yalnızca:

“Ben kendi hayatıma bakarım.”

anlayışına dayanmaz.

Müminler birbirlerinin iyiliğini önemser.

Birbirlerini yalnız bırakmazlar.

Birbirlerinin yükünü hafifletmeye çalışırlar.

4️⃣ Bu Ayet Kadın ile Erkek Arasında Nasıl Bir İlişki Kuruyor ❓​

Ayet oldukça dikkat çekicidir.

Mümin erkekleri ve mümin kadınları ayrı ayrı pasif roller içinde bırakmaz.

İkisini de aynı toplumsal sorumluluk alanına yerleştirir:

İyiliği emretmek.

Kötülükten sakındırmak.

Namazı kılmak.

Zekâtı vermek.

Allah’a ve Resulüne itaat etmek.


Bu nedenle ayet, kadınların toplumsal ve ahlaki sorumluluğunu açık biçimde kabul eder.

Kadın yalnızca iyilik yapılan kişi değil, iyiliği topluma taşıyan özne olarak da gösterilir.

5️⃣ “Birbirlerinin Velileridir” İfadesi Erkeğin Kadın Üzerindeki Hakimiyeti mi Demektir ❓​

Hayır.

Bu ayette ifade tek yönlü değildir.

“Erkekler kadınların velisidir.”

denilmiyor.

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.

Yani karşılıklı bir destek ilişkisi vardır.

Dolayısıyla bu ayeti:

“Erkek kadın üzerinde mutlak yetkilidir.”

şeklinde okumak ayetin dilini daraltmak olur.

Burada vurgu:

karşılıklı dayanışma, ahlaki ortaklık ve toplumsal sorumluluktur.

6️⃣ “İyiliği Emrederler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“ye’murûne bi’l-ma‘rûf”

ifadesi kullanılır.

Ma‘rûf:

iyi,

doğru,

güzel,

adaletli

ve dinen onaylanan davranışları ifade eder.

Dolayısıyla mümin yalnızca kendi iyiliğini düşünmez.

İyiliğin toplumda:

tanınmasını,

korunmasını,

yayılmasını

ve desteklenmesini

ister.

Ama burada “emretmek” her zaman kaba biçimde başkasına talimat vermek anlamına gelmez.

Bazen örnek olmak, teşvik etmek ve iyiliği kolaylaştırmak da bunun parçasıdır.

7️⃣ İyiliği Emretmek İnsanlara Sürekli Karışmak mıdır ❓​

Hayır.

Bu ilke:

her gördüğüne müdahale etmek,

insanların özel hayatını araştırmak,

sürekli kusur aramak

veya başkalarını denetleyen bir ahlak polisi olmak

değildir.

İyiliği tavsiye ederken:

bilgi,

hikmet,

uygun yöntem,

nezaket

ve şartların dikkate alınması gerekir.

İyiliği savunurken insanı iyilikten nefret ettirmek doğru değildir.

Amaç insanı aşağılamak değil, iyiliği çoğaltmaktır.

8️⃣ “Kötülükten Sakındırırlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin ikinci toplumsal ilkesi:

“münkerden sakındırmak”

tır.

Münker:

açıkça kötü,

haksız,

çirkin

ve dinen reddedilen davranışları ifade eder.

Bir toplumda:

zulüm,

yalan,

hırsızlık,

dolandırıcılık,

rüşvet,

şiddet

ve hak ihlalleri

normal hâle geliyorsa müminin bunlara tamamen duyarsız kalması beklenmez.

İman, kötülüğü normalleştiren bir sessizlik değildir.

9️⃣ Kötülükten Sakındırmak Bireysel Zor Kullanma Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Bu son derece önemli bir ayrımdır.

Bir insan:

“Ben kötülüğü engelliyorum.”

diyerek başkalarına şiddet uygulama, cezalandırma veya hukuku kendi eline alma yetkisine sahip değildir.

Özellikle:

ceza,

zor kullanma,

kamu düzenine müdahale

gibi konular yetkili hukuk düzeniyle ilgilidir.

Bireyin görevi şartlara göre:

uyarmak,

doğruyu söylemek,

yardım etmek,

hukuki mercilere başvurmak

ve kötü davranışı desteklememek olabilir.

İyiliği emretmek, kanunsuz güç kullanmanın bahanesi değildir.

🔟 İyiliği Emretmenin En Güçlü Yolu Nedir ❓​

Bazen söz değildir.

Örnektir.

Dürüstlüğü anlatıp kendisi yalan söyleyen kişinin etkisi sınırlıdır.

Adaleti savunup kendi çıkarında haksızlık yapan insan inandırıcılığını kaybeder.

Cömertliği anlatıp kimseyle hiçbir şey paylaşmayan kişi de aynı sorunla karşılaşır.

Bu nedenle iyiliği emretmenin en güçlü biçimlerinden biri:

insanın savunduğu değeri kendi hayatında görünür hâle getirmesidir.

Davranış bazen vaazdan daha yüksek sesle konuşur.

1️⃣1️⃣ Neden Namaz Özellikle Zikrediliyor ❓​

Ayet toplumsal sorumluluklardan sonra:

“Namazı kılarlar.”

der.

Bu önemlidir.

Çünkü İslam’da toplumsal ahlak ile Allah’a ibadet birbirinden koparılmaz.

Mümin:

insanlara karşı sorumludur,

ama aynı zamanda Allah’a karşı da kulluk bilinci taşır.

Namaz:

günde belirli zamanlarda insanın yönünü yeniden Allah’a çevirmesidir.

Toplum için çalışmak ibadeti gereksiz kılmaz; ibadet de toplumsal sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

1️⃣2️⃣ “Namazı Kılarlar” İfadesi Yalnızca Hareketleri Yapmak mıdır ❓​

Ayette kullanılan ifade namazı ikame etmek, yani onu hayatın yerleşik bir parçası hâline getirmek anlamını taşır.

Namaz sadece:

ayakta durmak,

rükû etmek,

secde etmek

gibi bedensel hareketlerden ibaret değildir.

Namazın insanın:

Allah bilincini,

ahlakını,

sorumluluğunu

ve iç disiplinini

beslemesi beklenir.

Elbette namaz kılan insan kusursuz olmaz.

Ama namazın amacı insanın hayatıyla Allah arasındaki bağı sürekli canlı tutmaktır.

1️⃣3️⃣ Neden Namazın Hemen Ardından Zekât Geliyor ❓​

Kur’an’da namaz ile zekâtın birlikte zikredilmesi sık rastlanan bir durumdur.

Bunun çok güçlü bir anlamı vardır.

Namaz:

Allah’a yönelişi gösterir.

Zekât ise:

insanın malıyla başkasının hakkını gözetmesini gösterir.

Böylece iman:

yalnızca secdede kalmaz.

Cebe de ulaşır.

Ekonomiye de ulaşır.

Toplumsal ilişkilere de ulaşır.

Allah’a yönelen alın ile ihtiyaç sahibine açılan el aynı imanın parçalarıdır.

1️⃣4️⃣ Zekât Neden Mümin Karakterinin Bir İşareti Olarak Gösteriliyor ❓​

Çünkü insanın malıyla kurduğu ilişki karakterinin önemli göstergelerinden biridir.

Tevbe 67’de münafıklar için:

“Ellerini sıkarlar.”

denilmişti.

Tevbe 71’de müminler için:

“Zekâtı verirler.”

denilmektedir.

Bu son derece bilinçli bir karşıtlıktır.

Münafık karakter:

tutmaya odaklanır.

Mümin karakter:

hakkı paylaşmayı bilir.

Zekât yalnızca cömertlik değil, belirli şartlarda yerine getirilmesi gereken mali bir ibadet ve hak aktarımıdır.

1️⃣5️⃣ “Allah’a ve Resulüne İtaat Ederler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet müminlerin özelliklerini:

Allah’a ve Resulüne itaat

ile tamamlar.

Allah’a itaat:

O’nun vahyini ve hükmünü kabul etmektir.

Resule itaat ise:

Allah’ın gönderdiği mesajın elçisine,

onun tebliğine

ve peygamberlik görevine

itaattir.

Burada iki ayrı tanrı veya iki bağımsız ilahî otorite yoktur.

Allah emrin kaynağıdır; Resul ise O’nun elçisidir.

İslam’ın temelinde tevhid vardır.

1️⃣6️⃣ İtaat Körü Körüne İnsanlara Boyun Eğmek midir ❓​

Hayır.

Ayet:

Allah’a ve Resulüne

itaatten söz eder.

Bu ifade herhangi bir:

yöneticinin,

şeyhin,

âlimin,

cemaat liderinin

veya başka bir insanın

hatasız ve sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez.

Peygamber dışındaki insanlar hata yapabilir.

Bir din âlimine saygı duyulur ama ilahlaştırılmaz.

Bir yöneticiye meşru konularda itaat edilir fakat zulüm kutsallaştırılmaz.

İnsanlara itaat hiçbir zaman Allah’a mutlak itaat seviyesine çıkarılamaz.

1️⃣7️⃣ “İşte Allah Bunlara Rahmet Edecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda çok güzel bir sonuç vardır:

“İşte Allah onlara rahmet edecektir.”

Dikkat edilirse önce:

iman,

dayanışma,

iyilik,

kötülüğe karşı duruş,

namaz,

zekât

ve itaat

sayılır.

Sonra:

rahmet

gelir.

Bu, insanın imanının davranışa dönüşmesini gösterir.

Ancak Allah’ın rahmeti bir ticaret hesabına indirgenmemelidir.

İnsan:

“Şu kadar iyilik yaptım, Allah bana şu kadar rahmet borçlu.”

diyemez.

İbadet ve salih amel rahmete yönelten yoldur; nihai kurtuluş yine Allah’ın lütuf ve rahmetiyledir.

1️⃣8️⃣ “Allah Azîz’dir, Hakîm’dir” Neden Ayetin Sonunda Yer Alıyor ❓​

Ayet iki ilahî isimle biter:

Azîz — mutlak güç ve üstünlük sahibi.

Hakîm — hükmünde ve işinde hikmet sahibi.

Bu iki isim birlikte önemli bir denge oluşturur.

Allah’ın gücü vardır.

Ama bu güç hikmetsiz ve keyfî değildir.

Allah’ın hükmü vardır.

Ve bu hüküm hikmet taşır.

Müminler de bu nedenle iyiliği savunurken yalnızca güç aramaz.

Gücün adalet ve hikmetle kullanılmasını önemser.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 71. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 71. ayet, Kur’an’ın mümin toplum tasvirlerinden en güçlülerinden birini ortaya koymaktadır.

Bir önceki ayetlerde münafık karakter anlatılmıştı.

Münafık erkekler ve kadınlar:

kötülüğü teşvik ediyor,

iyiliği engelliyor,

ellerini sıkıyor


ve Allah’a karşı sorumluluklarını unutuyorlardı.

Şimdi Kur’an tam tersini anlatır:

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.”

Bu son derece önemli bir başlangıçtır.

İman insanı yalnızlaştırmaz.

Dayanışmaya çağırır.

Erkek ve kadın birbirinin düşmanı değil,

iyilik yolunda:

destekçisi,

yardımcısı

ve ahlaki ortağıdır.

Ayet ardından mümin toplumun ilk toplumsal görevini açıklar:

“İyiliği emrederler.”

Yani sadece:

“Ben kötü bir şey yapmıyorum.”

demek yetmez.

İyiliğin yaşanabileceği bir ortam oluşturmaya da katkıda bulunmak gerekir.

Ardından:

“Kötülükten sakındırırlar.”

denir.

Yani mümin:

haksızlık karşısında tamamen duyarsız,

zulüm karşısında kayıtsız

ve kötülük normalleşirken ilgisiz

bir insan modeli değildir.

Ama burada çok önemli bir denge vardır:

Kötülükle mücadele etmek, insanın hukuku kendi eline alması anlamına gelmez.

İyiliği savunurken de:

bilgi,

hikmet,

adalet,

ölçü

ve hukuk

korunmalıdır.

İnsanlara iyilik adına zulmetmek, ayetin ruhuyla çelişir.

Sonra namaz gelir.

Bu bize müminin bütün toplumsal faaliyetinin Allah’la bağından kopmaması gerektiğini gösterir.

Ardından zekât gelir.

Yani iman yalnızca sözde ve ibadethanede kalmaz.

Ekonomik paylaşımda da görünür hâle gelir.

Bu nedenle Tevbe 71’de mümin insanın neredeyse bütün yönleri bir araya gelir:

Allah’a bağlıdır.

İnsanlarla dayanışır.

İyiliği destekler.

Kötülüğe karşı çıkar.

Namazla manevi bağını korur.

Zekâtla maddi sorumluluğunu yerine getirir.

Ve Allah ile Resulüne itaat eder.

Sonra Allah:

“İşte onlara rahmet edecektir.”

buyurur.

Bu rahmet ifadesi çok değerlidir.

Çünkü iman yalnızca ceza korkusu üzerine kurulmaz.

Kur’an’ın hedefinde:

Allah’ın rahmeti

vardır.

Ve ayetin sonundaki:

“Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.”

ifadesi bütün yapıyı tamamlar.

Mutlak güç Allah’ındır.

Ve bu güç hikmetle birleşmiştir.

Tevbe 71 böylece bize son derece kapsamlı bir mümin tanımı sunar:

İyi insan yalnızca kendisi yanlış yapmayan insan değildir.

İyiliğin çoğalmasına katkıda bulunandır.

İyi insan yalnızca ibadet eden değildir.

Malını da paylaşandır.

İyi insan yalnızca kendi kurtuluşunu düşünmez.

Çevresinin de daha adil ve daha merhametli olmasını ister.

Ve belki ayetin en dikkat çekici yönlerinden biri şudur:

Bu sorumlulukların tamamında erkek ile kadın birlikte zikredilir.

Yani iyilik inşa etmek belirli bir cinsiyetin görevi değildir.

Toplumun tamamının görevidir.

Tevbe 71 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Biz bulunduğumuz çevrede sadece “Ben kimseye kötülük yapmıyorum.” diyerek mi yetiniyoruz, yoksa iyiliğin daha kolay yapılabildiği, haksızlığın daha zor normalleştiği ve insanların birbirine gerçekten destek olduğu bir hayatın kurulması için aktif biçimde katkıda bulunuyor muyuz?

“İman yalnızca insanı kötülükten uzak tutmaz; iyiliğin yanında görünür hâle getirir. Birbirini destekleyen, hakkı savunan, paylaşan ve Allah’a karşı sorumluluğunu unutmayan insanlar çoğaldıkça toplum yalnızca daha dindar değil, daha adil ve daha merhametli hâle gelir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt