A‘râf Suresi 37. Ayette “Allah’a Karşı Yalan Uydurandan veya O’nun Ayetlerini Yalanlayandan Daha Zalim Kimdir; Canlarını Almaya Gelen Melekler ‘Allah’tan Başka Yalvardıklarınız Nerede’ Diyeceklerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan dünyada kendi kurduğu yanlışlara yıllarca güvenebilir; fakat hakikatle yüzleştiği anda, sahte dayanakların onu taşıyamadığı ortaya çıkar. O gün en ağır şahitlik bazen insanın kendi vicdanından gelir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 36. ayetinde Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlerin ağır bir sonuçla karşılaşacağı bildirilmişti.
- ayet bu tavrın nasıl bir haksızlık olduğunu ve ölüm anında insanın neyle yüzleşeceğini anlatır:
Bu ayette çok güçlü bir yüzleşme vardır.
Dünyada:
insanın güvendiği,
yardım beklediği,
kutsallaştırdığı
şeyler bulunabilir.
Fakat ölüm geldiğinde:
hangi dayanağın gerçekten kalıcı olduğu ortaya çıkar.
Ve ayetin en çarpıcı taraflarından biri şudur:
İnsan hakkında şahitlik yapan yalnız başkaları değildir.
Sonunda kişi:
kendi aleyhine de gerçeği kabul eder.
“Allah’a Karşı Yalan Uydurmak” Ne Demektir
Allah’a karşı yalan uydurmak:Allah’ın söylemediği bir şeyi O’na nispet etmek,
Allah hakkında gerçek dışı iddialarda bulunmak,
O’nun adına delilsiz hükümler üretmek
anlamlarını kapsar.
Örneğin bir insan:
Allah’ın yasaklamadığı şeyi:
“Allah kesinlikle bunu yasakladı.”
diye sunarsa çok ağır bir iddiada bulunmuş olur.
Çünkü burada insan:
kendi sözünü ilahi söz gibi göstermektedir.
Bu Konu Önceki Ayetlerle Nasıl Bağlantılıdır
A‘râf Suresi'nin 28. ve 33. ayetlerinde de:Allah hakkında bilmeden konuşmak
eleştirilmişti.
Yani sure aynı tehlikeye tekrar tekrar dikkat çeker.
Bu bize gösterir ki:
din adına konuşmak
son derece ciddi bir sorumluluktur.
İnsan:
bilmediğini Allah’a nispet etmemelidir.
“Allah’ın Ayetlerini Yalanlamak” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:vahyi,
Allah’ın işaretlerini,
peygamberler aracılığıyla bildirilen hakikati
reddetmek anlamına gelir.
Buradaki yalanlama özellikle:
hakikat kendisine ulaştığı hâlde
onu küçümseyerek veya reddederek karşı çıkan tavrı
ifade eder.
Bu nedenle mesele:
yalnızca bilgisizlik değildir.
Bilinçli bir reddediş de söz konusu olabilir.
Ayet Neden “Daha Zalim Kimdir?” Diye Soruyor
Bu Kur’an’da kullanılan güçlü bir retorik sorudur.Amaç:
bu davranışın ne kadar ağır olduğunu
vurgulamaktır.
Çünkü zulüm yalnızca:
başkasına fiziksel zarar vermek
değildir.
İnsan:
hakikati çarpıtarak,
Allah adına yalan söyleyerek,
insanları yanlış yönlendirerek
çok geniş bir haksızlık oluşturabilir.
İnsan Kendisine de Zulmedebilir mi
Evet.Kur’an’da insanın:
“kendisine zulmetmesi”
sık kullanılan bir ifadedir.
İnsan yanlış bir yolu seçtiğinde:
yalnız başkasına değil,
kendi geleceğine de zarar verebilir.
Bu nedenle günah:
sadece dışarıya yönelen bir zarar değildir.
Bazen en büyük zarar:
insanın kendi ruhuna ve geleceğine verdiği zarardır.
“Kitapta Yazılmış Payları Kendilerine Ulaşır” Ne Demektir
Ayette insanların dünyada kendilerine ayrılmış olan:ömür,
rızık,
nimet,
hayattan yararlanma
gibi paylarının belirlenen süre boyunca devam edeceği şeklinde yorumlanmıştır.
Yani insan yanlış yolda olsa bile:
dünyada hemen her nimetten mahrum bırakılmayabilir.
Yaşar.
Yer.
İçer.
Kazanç elde edebilir.
Başarı kazanabilir.
Bu nedenle:
dünyevi rahatlık insanın mutlaka doğru yolda olduğunun kanıtı değildir.
Günah İşleyen Birinin Dünyada Başarılı Olması Nasıl Açıklanır
Çünkü dünya:nihai hesap yeri değildir.
İnsanların dünyadaki:
serveti,
sağlığı,
başarısı
tek başına Allah katındaki değerlerini göstermez.
İyi insanlar da sıkıntı yaşayabilir.
Kötü insanlar da geçici başarılar elde edebilir.
Ayet bu nedenle dünyadaki pay ile:
nihai hesap arasındaki farkı
hatırlatır.
“Elçilerimiz Canlarını Almaya Geldiklerinde” Kimlerden Söz Ediliyor
Buradaki elçiler:ölümle görevli melekler
olarak anlaşılır.
Kur’an’ın farklı ayetlerinde:
insanın canının melekler tarafından alındığı
bildirilir.
Buradaki vurgu ise meleklerin kimliklerinden çok:
artık dünya hayatının sona erdiği ana
yöneliktir.
O anda:
erteleme,
mazeret üretme,
dünyaya geri dönme
imkânı ortadan kalkar.
Ölüm Anı Neden Ayette Bir Yüzleşme Anı Olarak Sunuluyor
Çünkü ölüm:dünya hayatındaki tercihlerin sona erdiği sınırdır.
İnsan hayattayken:
inkâr edebilir,
bahane üretebilir,
erteleyebilir.
Fakat ölüm geldiğinde:
dünya hayatının perdesi kapanır.
Ayet bu anı:
insanın gerçeği artık gizleyemediği bir yüzleşme
olarak anlatır.
“Allah’tan Başka Yalvardıklarınız Nerede?” Sorusu Ne Anlama Gelir
Bu soru özellikle:Allah’a ortak koşulan,
yardım beklenen,
ilahlaştırılan
varlıkları hedef alır.
İnsan dünyada onlardan:
koruma,
şefaat,
kurtuluş
beklemiş olabilir.
Fakat ölüm anında:
bu güvenin gerçekliği sınanır.
Soru aslında şunu gösterir:
“Şimdi size yardım edebiliyorlar mı?”

“Onlar Bizi Bırakıp Kayboldular” Ne Demektir
İnsanların cevabı:dünyada güvendikleri varlıkların artık kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını
ifade eder.
Yani:
güvendikleri sistem çöker.
Bekledikleri yardım gelmez.
Sığındıkları şeyler:
onları kurtaramaz.
Ayet böylece sahte güven ile gerçek güven arasındaki farkı ortaya çıkarır.

Bu Sadece Putlara Tapınmakla mı İlgilidir
Ayetin doğrudan bağlamı:Allah’a ortak koşulan varlıklarla ilgilidir.
Fakat daha geniş bir ahlaki ders de çıkarılabilir.
İnsan:
para,
güç,
ün,
makam,
çevre
gibi şeylere de aşırı güvenebilir.
Bunlar ilah olmayabilir.
Fakat kişi hayatındaki bütün güveni bunlara bağlarsa ölüm ona şunu hatırlatır:
Hiçbiri mutlak değildir.

Para ve Güç Neden Ölüm Karşısında Yetersiz Kalır
Çünkü para:birçok şeyi satın alabilir.
Ama:
ölümsüzlüğü satın alamaz.
Güç:
insanları etkileyebilir.
Ama:
eceli durduramaz.
Makam:
insana otorite verebilir.
Ama:
ölüm geldiğinde unvanlar geride kalır.
Bu yüzden ölüm:
insanların dünyevi üstünlüklerini eşitleyen büyük bir gerçekliktir.

“Kendi Aleyhlerine Şahitlik Ederler” Ne Demektir
Bu ifade çok çarpıcıdır.İnsan artık gerçeği:
başkasından duymakla kalmaz.
Kendisi:
yanlış yaptığını kabul eder.
Yani mahkeme metaforuyla düşünürsek:
sanık hakkında yalnız dışarıdan şahit yoktur.
Kişinin kendi itirafı da vardır.
Bu:
hakikatin artık inkâr edilemeyecek kadar açık hâle geldiğini gösterir.

İnsan Dünyadayken Kendisini Nasıl Kandırabilir
İnsan:yanlışına isim değiştirebilir.
Çıkarına:
“gereklilik”
diyebilir.
Kibrine:
“öz güven”
diyebilir.
Haksızlığına:
“hak ettim”
diyebilir.
İntikamına:
“adalet”
diyebilir.
Böylece davranışının gerçek niteliğini görmek istemeyebilir.
Ayet ise ölümle birlikte:
bütün bu mazeretlerin çözüleceğini
hatırlatır.

Kendi Kendimize Şahitlik Etmeden Önce Kendimizi Sorgulayabilir miyiz
Evet.Ayetin bize bugün sağlayabileceği en önemli faydalardan biri budur.
İnsan ölüm gelmeden önce kendisine sorabilir:
Ben neyi doğru diye savunuyorum?
Bunun gerçekten sağlam bir dayanağı var mı?
Başkalarına haksızlık ediyor muyum?
Allah adına bilmediğim şeyler söylüyor muyum?
Yanlışımı kabul etmekten beni alıkoyan şey gurur mu?
Bu tür sorular:
hesap gelmeden önce kişinin kendisini hesaba çekmesine
yardımcı olabilir.

Ayet İnsana Umutsuzluk mu Veriyor
Hayır.Ayet ağır bir uyarı içerir.
Fakat insan hayattayken:
tövbe,
düzeltme,
yön değiştirme
imkânı vardır.
Ölümden önce insan:
yanlışını fark edebilir,
Allah’a dönebilir,
haksızlığı telafi edebilir.
Dolayısıyla bu tür ayetlerin amacı yalnız korkutmak değil:
insanı henüz vakti varken uyandırmaktır.

A‘râf Suresi 36. ve 37. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
anlatılmıştı.
- ayette ise bu tavrın devamında:
ve dünyada güvendikleri sahte dayanakların ortadan kaybolması
anlatılır.
Yani:
- ayet davranışı,
- ayet ise:
gösterir.
İnsan dünyada:
“Ben haklıyım.”
diyebilir.
Ama ayet sorar:
Hakikatle karşılaştığında da aynı iddiayı sürdürebilecek misin?

Sonuç: A‘râf Suresi 37. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 37. ayet insanı:yalan,
sahte dini iddialar,
şirk,
ölüm
ve nihai yüzleşme
üzerinde düşünmeye çağırır.
Ayetin başlangıcında:
“Allah’a karşı yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır?”
sorusu gelir.
Bu bize:
Allah adına konuşmanın
ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu gösterir.
Sonra dünya hayatının devam ettiği anlatılır.
İnsan:
yaşayabilir,
nimetlerden yararlanabilir,
başarılı olabilir.
Fakat bunların hiçbiri:
yanlış yolun doğru olduğunun garantisi değildir.
Sonunda ölüm gelir.
Ve insanın karşısına şu soru çıkar:
“Allah’tan başka güvendikleriniz nerede?”
Cevap:
“Bizi bırakıp kayboldular.”
İşte ayetin büyük mesajlarından biri burada ortaya çıkar:
İnsan hayatını:
kaybolacak şeylerin üzerine
kurmamalıdır.
Servet kaybolabilir.
Makam kaybolabilir.
Şöhret kaybolabilir.
Çevre kaybolabilir.
Beden bile bir gün geride kalır.
Ama insanın:
inancı,
ahlakı,
adaleti,
yaptığı iyilikler
ve Allah’la ilişkisi
hesabın parçası olmaya devam eder.
Belki de ayetin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bugün bütün güvendiğimiz şeyler elimizden alınsa, geriye bizi taşıyacak ne kalır?
Çünkü ölüm:
insanın sahip olduklarını değil,
gerçekte neye dönüştüğünü
ortaya çıkarır.
“Bir gün sahip olduklarımızın çoğu bizden ayrılacak; fakat yaptıklarımızın izi bizimle kalacak. Bu yüzden insan hayatını geçici dayanakların gücüne değil, hakikat karşısındaki dürüstlüğüne kurmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu