📖 A‘râf Suresi 168. Ayette “Onları Yeryüzünde Topluluklara Ayırdık; İçlerinde Salih Olanlar da Vardı, Bunun Aşağısında Kalanlar da. Belki Dönerler | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 168. Ayette “Onları Yeryüzünde Topluluklara Ayırdık; İçlerinde Salih Olanlar da Vardı, Bunun Aşağısında Kalanlar da. Belki Dönerler

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,786
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 168. Ayette “Onları Yeryüzünde Topluluklara Ayırdık; İçlerinde Salih Olanlar da Vardı, Bunun Aşağısında Kalanlar da. Belki Dönerler Diye Onları İyiliklerle de Kötülüklerle de İmtihan Ettik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Bir topluluğu tek kelimeyle tanımlamak kolaydır; adalet ise aynı topluluğun içindeki iyiyi, yanlışı ve değişme ihtimalini ayrı ayrı görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 167. ayetinde:

Hz. Musa’nın kavminin tarihinde:

itaatsizliğin ağır sonuçlarından söz edilmiş,

bununla birlikte:

ayetin sonunda Allah’ın:

çok bağışlayıcı ve çok merhametli

olduğu özellikle:

hatırlatılmıştı.

  1. ayette ise:
son derece önemli bir:

denge gelir:

“Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. İçlerinden salih olanlar da vardı, bunun aşağısında kalanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle de kötülüklerle de imtihan ettik.”

Bu ayet:

bir toplum hakkında:

toptancı hüküm vermenin:

neden yanlış olabileceğini:

çok açık biçimde:

gösterir.

Çünkü:

aynı kavim içinde:

salih insanlar vardır.

Ama:

aynı seviyede olmayan,

yanlış davranan insanlar da:

vardır.

Kur’an:

bir topluluğu:

tek renge:

boyamaz.

Ayrıca:

insanın yalnız:

sıkıntıyla değil,

iyilik ve bollukla da sınanabileceğini

bildirir.

Ve bütün bu sınanmaların:

amacına ilişkin:

çok güçlü bir ifade kullanır:

“Belki dönerler.”

Yani:

imtihanın merkezinde:

yalnız ceza değil,

insanın yeniden doğruya yönelme ihtimali

vardır.

1️⃣ “Onları Yeryüzünde Topluluklara Ayırdık” Ne Demektir ❓​

Ayet:

Hz. Musa’nın kavminin:

tek bir yerde:

tek parça hâlinde:

kalmadığını,

farklı:

topluluklar hâlinde:

yeryüzüne:

dağıldığını:

bildirir.

Arapçadaki ifade:

onların:

çeşitli:

ümmetler,

gruplar

ve topluluklar:

hâline geldiğini:

anlatır.

Buradaki amaç:

yalnız:

coğrafi bilgi:

vermek değildir.

Ayet:

bu dağınık toplulukların:

ahlaken de:

birbirinin tamamen aynısı olmadığını

hemen ardından:

gösterir.

2️⃣ Bu Dağılma Bir Ceza mıydı ❓​

Bağlamda:

önceki ayetlerde:

itaatsizliklerin:

sonuçları:

anlatıldığı için:

dağılmanın:

tarihsel bir sonuç:

ve sınanma boyutu:

taşıdığı düşünülebilir.

Ancak:

ayetin asıl dikkati:

yalnız:

“Neden dağıldılar?”

sorusunda değildir.

Daha önemli vurgu:

şudur:

Dağılmış toplulukların:

içinde bile:

ahlaki farklılıklar vardır.

Yani:

coğrafi kader:

her bireyin:

ahlaki değerini:

belirlemez.

3️⃣ “İçlerinden Salih Olanlar Vardı” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓​

Çünkü:

önceki ayetlerde:

Hz. Musa’nın kavminin:

ciddi hataları:

anlatılmıştı.

Ama:

Kur’an:

bu hataları:

bütün topluma:

değişmez bir kimlik:

olarak yapıştırmaz.

Açıkça:

“İçlerinden salih olanlar vardır.”

der.

Salih:

doğru,

iyi,

ahlaken düzgün,

Allah’a karşı sorumluluğunu:

gözeten:

insanı:

ifade eder.

Bu:

son derece önemli:

bir adalet ilkesidir.

4️⃣ Aynı Toplumun İçinde Hem İyi Hem Kötü İnsanlar Olabilir mi ❓​

Elbette.

Bu:

neredeyse:

bütün toplumlar için:

geçerlidir.

Bir toplumda:

adil olan da:

olabilir.

Zalim olan da.

Dürüst olan da:

olabilir.

Yalancı olan da.

Merhametli olan da:

olabilir.

Katı olan da.

Bu nedenle:

toplumsal kimlik, bireysel ahlakın otomatik göstergesi değildir.

5️⃣ “Onların Aşağısında Kalanlar da Vardı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

salihlerin dışında:

başka insanların da:

bulunduğunu:

bildirir.

Arapça ifade:

“ve minhum dûne zâlik”

şeklindedir.

Bu:

salihlik seviyesinde:

olmayan,

ahlaken:

daha aşağı bir durumda:

bulunan:

insanların varlığını:

ifade eder.

Dikkat edilirse:

Kur’an:

herkesi:

tek kelimeyle:

“kötü”

diye:

eşitlemez.

Farklı:

ahlaki durumların:

bulunabileceğini:

gösterir.

6️⃣ Bu Ayet Bir Halkı veya Dini Topluluğu Toptan Yargılamayı Reddediyor mu ❓​

Ayetin verdiği:

ölçü:

böyle bir genellemeye:

karşı çok güçlüdür.

Çünkü:

aynı kavim hakkında:

“Salih olanlar da vardı, bunun dışında kalanlar da.”

denmektedir.

Dolayısıyla:

bir tarihsel grubun:

bazı üyelerinin:

yanlışından hareketle:

bütün kuşakları:

aynı karakterde:

göstermek:

adil olmaz.

İnsan, kendi inancı ve davranışı üzerinden değerlendirilmelidir.

7️⃣ Kur’an Neden Aynı Konuda Tekrar Tekrar Bu Ayrımı Yapıyor ❓​

Çünkü:

insanın:

genelleme yapma:

eğilimi:

çok güçlüdür.

Bir kişi:

bize:

kötülük yapar.

Sonra:

onun:

ait olduğu:

bütün grubu:

suçlayabiliriz.

Bir toplumun:

tarihinde:

kötü bir olay:

görürüz.

Sonra:

“Bunların hepsi böyledir.”

diyebiliriz.

Kur’an ise:

aynı kıssanın:

içinde bile:

insanları:

tavırlarına göre:

ayırt eder.

Bu:

adaletin ayrıntıya ihtiyaç duyduğunu

gösterir.

8️⃣ “Onları İyiliklerle İmtihan Ettik” Ne Demektir ❓​

Burada:

çok önemli bir:

ifade vardır.

İmtihan:

yalnız:

kötü olaylarla:

yapılmaz.

İyilikler:

bolluk,

sağlık,

güven,

başarı,

rızık,

güç

ve:

rahatlık da:

imtihan olabilir.

Çünkü:

nimet geldiğinde:

insanın:

ne yapacağı:

ortaya çıkar.

Şükredecek mi?

Paylaşacak mı?

Kibir mi:

edecek?

Nimeti:

doğru mu:

kullanacak?

9️⃣ İyilik Nasıl İmtihan Olabilir ❓​

Çünkü:

bollukta:

insanın:

karakterinin başka:

bir yönü:

ortaya çıkar.

Yoksullukta:

“Param olsa paylaşırdım.”

demek:

kolaydır.

Ama:

para geldiğinde:

paylaşıp paylaşmadığın:

imtihandır.

Güçsüzken:

“Ben kimseye zulmetmem.”

demek:

kolaydır.

Ama:

güç eline:

geçtiğinde:

adaletli kalıp kalmadığın:

imtihandır.

Yani:

nimet, insanın elindekini nasıl kullandığını ortaya çıkarır.

🔟 “Kötülüklerle de İmtihan Ettik” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki:

kötülükler:

sıkıntı,

darlık,

kayıp,

zorluk

ve:

insanın hoşuna gitmeyen:

durumları:

ifade edebilir.

Bu:

“Her başınıza gelen kötülük cezadır.”

anlamına:

gelmez.

Ayet:

belirli bir:

tarihsel topluluğun:

sınanma sürecini:

anlatmaktadır.

Genel ders:

insanın:

hem:

rahatlıkta

hem de:

zorlukta:

ahlaki tavrının:

sınanabileceğidir.

1️⃣1️⃣ Her Sıkıntıyı Allah’ın Cezası Olarak Görmek Doğru mudur ❓​

Hayır.

Bu:

özellikle:

dikkat edilmesi gereken:

bir noktadır.

Bir insan:

hastalanabilir.

Bir toplum:

deprem yaşayabilir.

Bir aile:

ekonomik sıkıntıya:

düşebilir.

Bunlara bakıp:

“Kesin günahlarının cezasıdır.”

demek için:

bizim elimizde:

vahiy bilgisi:

yoktur.

Sıkıntı:

imtihan olabilir.

İnsanların:

yanlışlarının sonucu:

olabilir.

Doğal sebeplerle:

meydana gelebilir.

Bu yüzden:

Allah adına bilmediğimiz kesin hükümler vermemeliyiz.

1️⃣2️⃣ İyilik Geldiğinde Şükür, Sıkıntı Geldiğinde Sabır mı Gereklidir ❓​

Bu:

çok temel:

bir manevi dengedir.

Nimet:

geldiğinde:

şükür.

Zorluk:

geldiğinde:

sabır.

Ama:

ikisini:

basit sloganlara:

indirgememek gerekir.

Şükür:

nimeti:

doğru kullanmaktır.

Sabır ise:

pasif biçimde:

her haksızlığa:

boyun eğmek:

değildir.

Sabır:

doğruyu:

kaybetmeden:

dayanabilmek

ve:

gereken çabayı:

sürdürebilmektir.

1️⃣3️⃣ İnsan Neden Bollukta Allah’ı Daha Kolay Unutabilir ❓​

Çünkü:

ihtiyaç:

insana:

sınırlılığını:

hatırlatır.

Ama:

her şey:

yolunda giderken:

insan:

kendi kendisine:

yeterli olduğunu:

sanabilir.

Başarısını:

yalnız:

kendisinden:

bilir.

Sağlığını:

kalıcı:

zanneder.

Servetini:

kaybetmeyecekmiş:

gibi:

davranabilir.

Bu yüzden:

bolluk bazen darlıktan daha sessiz bir imtihan olabilir.

1️⃣4️⃣ Zorluk İnsanı Otomatik Olarak Daha İyi Biri Yapar mı ❓​

Hayır.

Zorluk:

insanı:

olgunlaştırabilir.

Ama:

otomatik olarak:

olgunlaştırmaz.

Bir insan:

acıdan:

merhamet:

öğrenebilir.

Başka biri:

acıdan:

kin:

üretebilir.

Bir insan:

yoksulluk yaşayıp:

başkasının:

halini anlayabilir.

Başka biri:

güçlenince:

kendisine yapılanı:

başkasına yapabilir.

Yani:

imtihanın kendisi kadar, ona verilen cevap da önemlidir.

1️⃣5️⃣ “Belki Dönerler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin:

en umut verici:

ifadelerinden biri:

budur.

Bütün bu:

iyilik

ve:

zorlukların:

arkasında:

insanın:

yeniden:

Allah’a,

doğruya

ve:

ahlaki istikamete:

dönmesi:

hedeflenmektedir.

Yani:

imtihan:

sadece:

“Kim başarısız olacak?”

sorusu değildir.

Aynı zamanda:

“Kim uyanıp geri dönecek?”

sorusudur.

1️⃣6️⃣ Dönmek Neden Kur’an’da Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü:

insan:

yanılabilen:

bir varlıktır.

Kur’an:

insanı:

hiç düşmemiş:

bir varlık:

olarak:

tasvir etmez.

Ama:

düşüşten sonra:

dönüş:

kapısını:

açık tutar.

Tövbe:

tam da:

budur:

Yanlış yönde yürüdüğünü fark edip yönünü değiştirmek.

1️⃣7️⃣ Bir İnsan İçin Nimet de Musibet de Uyarı Olabilir mi ❓​

Evet.

Bazen:

bir sıkıntı:

insanı:

kendine getirir.

Bazen:

bir nimet:

“Bana bu kadar imkân verildi; ben bununla ne yapıyorum?”

diye:

düşündürür.

Bu nedenle:

yalnız:

acıdan:

ders çıkarılmaz.

İnsan:

başarısından,

sağlığından,

servetinden,

ailesinden,

özgürlüğünden

ve:

sahip olduğu:

fırsatlardan da:

ders:

çıkarabilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 167. ve 168. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
tarihsel:

ceza ve:

uzun süreli sonuçlar:

anlatılmış,

fakat:

Allah’ın:

çok bağışlayıcı

ve çok merhametli:

olduğu:

hatırlatılmıştı.

  1. ayette ise:
çok önemli:

bir ayrım yapılır:

İçlerinde salih olanlar da vardır, olmayanlar da.

Sonra:

hem iyiliklerle

hem kötülüklerle:

sınandıkları:

bildirilir.

Böylece:

önceki ayetteki:

tarihsel hüküm:

bir etnik kimlik:

mahkûmiyetine:

dönüştürülmez.

Aksine:

insanların ahlaki durumlarının farklı olduğu ve dönüş kapısının açık bulunduğu

vurgulanır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 168. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 168. ayet:

çok güçlü:

üç temel ders:

verir:

İnsanları genelleme.

Nimeti de sıkıntıyı da imtihan bil.

Dönüş ihtimalini kaybetme.


İlk ders:

belki de:

bugün en çok:

ihtiyaç duyduğumuz:

ahlaki ölçülerden biridir:

Bir toplumun içindeki herkesi aynı sanma.

Kur’an:

Hz. Musa’nın kavmi hakkında:

çok ağır:

yanlışlar:

anlatmıştır.

Buzağı:

ilah edinilmiştir.

Cumartesi:

yasağı:

çiğnenmiştir.

Uyarılar:

önemsenmemiştir.

Ama:

Kur’an yine de:

gelip:

şunu söyler:

“İçlerinden salih olanlar vardır.”

Bu:

çok büyük bir:

adalet:

dersidir.

Demek ki:

bir topluluğun:

tarihi:

bize:

o topluluğun:

her ferdinin:

karakterini:

söylemez.

Bir insanı:

tanımadan:

sırf:

ailesi,

milleti,

dini,

ülkesi

veya:

ataları üzerinden:

ahlaki hükme:

bağlamak:

doğru değildir.

İnsan:

kendi:

davranışıyla:

değerlendirilmelidir.

Bu ayetin:

ikinci büyük:

dersi:

imtihan:

anlayışımızı:

genişletir.

Biz:

“Allah beni sınıyor.”

dediğimizde:

çoğu zaman:

başımıza gelen:

kötü bir şeyi:

düşünürüz.

Hastalık.

Kayıp.

Yoksulluk.

Ayrılık.

Başarısızlık.

Ama:

ayet:

şöyle der:

“İyiliklerle de kötülüklerle de onları imtihan ettik.”

Demek ki:

sağlık da:

imtihan.

Servet de:

imtihan.

Güç de:

imtihan.

Güzellik de:

imtihan.

Başarı da:

imtihan.

İnsanların:

sana güvenmesi:

imtihan.

Birinin:

sana muhtaç olması:

imtihan.

Kimsenin:

seni kontrol etmediği:

bir yetkiye:

sahip olman:

imtihan.

Çünkü:

asıl soru:

“Sana ne verildi?”

değildir.

Asıl soru:

“Verilenle ne yaptın?”

olabilir.

Paran:

varsa:

nasıl kazandın?

Nasıl harcadın?

Paylaştın mı?

Gücün:

varsa:

kimi korudun?

Kimi ezdin?

Bilgin:

varsa:

insanlara:

fayda mı sağladın?

Yoksa:

onları:

küçümsemek için mi:

kullandın?

İşte:

nimetin:

imtihanı:

buradadır.

Zorluk da:

aynı şekilde:

bir:

sınanma alanı:

olabilir.

Ama:

burada:

çok önemli:

bir dengeyi:

korumalıyız.

Acı yaşayan:

bir insana:

kolayca:

“Bu senin imtihanın, sabret.”

demek:

bazen:

merhametsiz:

bir kolaycılığa:

dönüşebilir.

Özellikle:

haksızlık:

varsa,

önce:

haksızlığı:

durdurmak gerekir.

Aç insanın:

önce:

karnını:

doyurmak gerekir.

Hasta insanın:

tedavisini:

aramak gerekir.

Mazlumun:

hakkını:

savunmak gerekir.

Sabır:

hiçbir şey yapmadan acıya teslim olmak

değildir.

İnsan:

elinden gelen:

çabayı:

gösterirken:

ruhen:

dağılmamaya:

çalışabilir.

Ayetin:

sonundaki:

“Belki dönerler.”

ifadesi ise:

bütün bu anlatının:

en umutlu:

yeridir.

Çünkü:

Allah’ın amacı:

yalnız:

insanı:

yakalamak,

cezalandırmak

ve:

mahvetmek:

olarak:

sunulmaz.

İnsan:

uyansın.

Düşünsün.

Kendine gelsin.

Yanlışını:

fark etsin.

Ve:

geri dönsün.

Bu:

çok güzel bir:

ilahî eğitim:

anlayışıdır.

Bazen:

bolluk:

insana:

şunu söyler:

“Bu kadar nimet içinde neden hâlâ şükretmiyorsun?”

Bazen:

sıkıntı:

şunu:

sordurur:

“Hayatımı neyin üzerine kurmuştum?”

Bazen:

başarı:

egoyu:

ortaya çıkarır.

Bazen:

başarısızlık:

gerçek dostları:

ortaya çıkarır.

Bazen:

güç:

ahlakı:

açığa çıkarır.

Bazen:

güçsüzlük:

insanın:

neyi gerçekten:

önemsediğini:

gösterir.

Yani:

hayatta:

yalnız kötü günler:

öğretmen değildir.

İyi günler de öğretmendir.

Belki:

iyi günlerin:

sorusu:

şudur:

“Şükredecek misin?”

Kötü günlerin:

sorusu:

ise:

“Yönünü kaybedecek misin?”

Ve:

her iki durumda da:

insana:

aynı kapı:

açık tutulur:

Dönüş.

Belki de A‘râf 168’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızdaki rahatlığı sadece ödül, zorluğu sadece ceza mı sanıyoruz; yoksa her iki durumda da bize nasıl bir insan olduğumuzu gösteren bir sınanma ihtimalini görebiliyor muyuz?

Çünkü:

insanın:

gerçek karakteri:

yalnız:

acı çektiğinde:

değil,

her şey:

iyi giderken de:

ortaya çıkar.

Ve:

bu ayetin:

bize bıraktığı:

en güçlü umut:

şudur:

İnsan:

ne kadar:

uzaklaşmış olursa olsun,

hayatındaki:

nimetler

ve:

uyarılar:

ona:

aynı soruyu:

yeniden:

sorabilir:

“Artık dönmeyecek misin?”


“Hayat seni yalnız acıyla sınamaz; bazen istediğin her şeyi verdiğinde de sınar. Darlıkta sabrını, bollukta karakterini gösterirsin. Ama hangi durumda olursan ol, en değerli kapı yine açıktır: Yanlışı fark edip doğruya dönebilmek.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt