A‘râf Suresi 137. Ayette “Hor Görülüp Ezilen Kavmi de Bereketlendirdiğimiz Yerin Doğularına ve Batılarına Mirasçı Kıldık. Sabretmelerine Karşılık Rabbinin İsrailoğullarına Verdiği Güzel Söz Tamamlandı; Firavun ve Kavminin Yaptıklarını ve Yükselttikleri Yapıları Yerle Bir Ettik” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Güç el değiştirince yalnız geçmişin hesabı kapanmaz; yeni bir sorumluluk da başlar. Çünkü mazlumun kurtuluşu, onun artık nasıl davranacağını da önemli hâle getirir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 136. ayetinde:
Firavun ve onu izleyenlerin:
ayetleri yalanlamaları,
gaflet içinde kalmaları
ve sözlerinden dönmeleri sebebiyle:
denizde boğuldukları
anlatılmıştı.
- ayette ise kıssanın başka bir yüzü gösterilir:
Bu ayet:
yalnız Firavun’un sonunu anlatmaz.
Aynı zamanda:
uzun süre ezilmiş bir toplumun:
yeni bir imkâna kavuşmasını
anlatır.
Yani:
bir tarafta:
zorbalığın çöküşü,
diğer tarafta:
mazlumların önüne açılan yeni bir dönem
vardır.
Ama bu yeni dönem:
yalnız ödül değildir.
Aynı zamanda:
yeni bir sınavdır.
“Hor Görülüp Ezilen Kavim” Kimdir
Burada:İsrailoğulları
kastedilir.
Onlar:
Firavun yönetimi altında:
ezilmiş,
aşağılanmış,
çocukları öldürülmüş,
özgürlükleri kısıtlanmış
bir toplumdu.
Ayet:
onların eski durumunu:
özellikle hatırlatır:
güçsüz ve ezilen bir topluluk.
Neden Ayet Önce Onların Ezilmiş Olduğunu Hatırlatıyor
Çünkü:sonraki değişimin:
büyüklüğünü göstermek için.
Dün:
hakları ellerinden alınan insanlar,
bugün:
başka bir konuma:
geçmiştir.
Bu:
gücün:
sabit olmadığını
gösterir.
“Bereketlendirdiğimiz Yerin Doğularına ve Batılarına Mirasçı Kıldık” Ne Demektir
Bu ifade:İsrailoğullarının:
geniş bir alanda:
yerleşim,
imkân
ve hâkimiyet elde etmesini
anlatır.
“Doğular ve batılar” ifadesi:
genişlik ve yaygınlık:
anlamı taşır.
Yani:
yalnız küçük bir alan değil,
geniş bir coğrafi imkân
söz konusudur.
“Bereketlendirdiğimiz Yer” Neresi Olarak Anlaşılmıştır
Tefsirlerde bu ifade:genellikle:
Şam bölgesi,
Filistin
ve çevresindeki:
bereketli topraklarla
ilişkilendirilmiştir.
Ancak ayetin ana mesajı:
harita ayrıntısından çok:
Allah’ın ezilen topluma geniş imkân vermesi
üzerindedir.
“Mirasçı Kıldık” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:önceden başkalarının elinde olan:
imkânların,
toprakların,
yerleşimlerin
başka bir topluluğa:
geçmesini
anlatabilir.
Yani:
tarih boyunca:
iktidar ve mülkiyet:
el değiştirebilir.
Hiçbir insan:
“Bu sonsuza kadar yalnız benimdir.”
diyemez.
Bu Ayet Güç Değişimini İlahi Onay Olarak mı Gösterir
Bu kıssanın özel bağlamında:İsrailoğullarının kurtuluşu:
Allah’ın vaadinin gerçekleşmesi
olarak anlatılır.
Ama genel olarak:
bir topluluğun:
dünyada güç kazanması:
onun yaptığı her şeyin:
Allah tarafından:
ahlaken onaylandığı
anlamına gelmez.
Güç sahibi olmak, otomatik olarak haklı olmak değildir.
“Sabretmelerine Karşılık” İfadesi Neden Önemlidir
Çünkü kurtuluş:onların:
uzun süreli:
sabır ve dayanıklılığıyla
ilişkilendirilir.
Onlar:
çok ağır baskılara:
maruz kaldılar.
Ama:
tamamen dağılıp:
inançlarını:
kaybetmediler.
Bu nedenle:
sabır:
burada:
pasif bekleyiş değil, dayanıklılık
olarak görünür.
Sabır Her Zaman Sonunda Dünyada Böyle Bir Karşılık mı Getirir
Hayır.Bu:
belirli bir kıssada:
belirli bir ilahî vaadin:
gerçekleşmesidir.
Bundan:
“Sabreden herkes mutlaka dünyada toprak ve iktidar kazanır.”
şeklinde:
mekanik bir sonuç:
çıkarılamaz.
Sabır:
ahlaki değerdir.
Karşılığı:
dünya ve ahiret boyutunda:
farklı şekillerde olabilir.
“Rabbinin Güzel Sözü Tamamlandı” Ne Demektir
Bu ifade:Allah’ın:
İsrailoğullarına yönelik:
kurtuluş ve iyilik vaadinin:
gerçekleşmesini
anlatır.
Yani:
uzun süre:
gerçekleşmemiş gibi görünen bir vaat:
sonunda:
yerine ulaşır.
İnsan Neden Vaat Gecikince Umudunu Kaybedebilir
Çünkü insan:zamanı:
kendi ömrü ve acısıyla
ölçer.
Uzun süren:
bekleyiş,
zulüm,
belirsizlik
insanı:
“Hiçbir şey değişmeyecek.”
düşüncesine:
sürükleyebilir.
Ama bu kıssa:
bugünkü görüntünün:
nihai sonuç olmadığını:
hatırlatır.

Firavun’un Yaptıklarının Yıkılması Ne Anlama Gelir
Ayet:Firavun ve kavminin:
yaptıkları şeylerin
ve yükselttikleri yapıların:
yıkıldığını
bildirir.
Bu:
yalnız mimari bir yıkım değildir.
Aynı zamanda:
onların:
güç ve kalıcılık iddiasının çöküşünü
sembolize eder.

“Yükselttikleri Yapılar” Ne Olabilir
Ayet:ayrıntılı mimari liste vermez.
Tefsirlerde:
saraylar,
yüksek yapılar,
bağlar,
bahçeler
veya çeşitli inşa faaliyetleri:
üzerine yorumlar bulunur.
Ancak kesin ayrıntı vermek yerine:
ayet açıkça:
onların kurduğu ve yükselttiği düzenin ortadan kaldırıldığını
söyler.

Büyük Yapılar Gücün Kalıcılığını Garanti Eder mi
Hayır.İnsan:
büyük saraylar,
anıtlar,
şehirler,
duvarlar
inşa edebilir.
Ama:
mimari büyüklük:
ahlaki doğruluğun
veya:
siyasi kalıcılığın:
garantisi değildir.
Taş güçlü olabilir; düzen yine de çökebilir.

Firavun’un Çöküşü Sadece Askerî Bir Yenilgi midir
Hayır.Kıssada:
daha geniş bir çöküş vardır.
Firavun:
ahlaki olarak:
zalimdir.
Düşünsel olarak:
ayetleri reddeder.
Siyasi olarak:
insanları ezer.
Sonunda:
güç düzeni de:
çöker.
Yani:
çok katmanlı bir son
vardır.

Mazlumun Güç Kazanması Neden Yeni Bir İmtihandır
Çünkü:artık:
şikâyet ettiği şeyi:
kendisi yapma ihtimali ortaya çıkar.
Daha önce:
ezilen kişiydi.
Şimdi:
güç sahibidir.
Asıl soru:
şudur:
“Gücü nasıl kullanacak?”

Ezilmiş Olmak İnsanı Otomatik Olarak Adil Yapar mı
Hayır.Acı çekmiş olmak:
adaleti:
daha iyi anlamaya yardımcı olabilir.
Ama:
insan yine de:
güç kazanınca:
haksızlık yapabilir.
Bu nedenle:
mazlumluk:
ahlaki dokunulmazlık:
sağlamaz.
Adalet her konumda korunmalıdır.

Bu Ayet Güç ve Sorumluluk Arasında Nasıl Bir Bağ Kurar
Güç:yalnız nimet değildir.
Sorumluluktur.
İnsan:
güçsüzken:
“Keşke karar verme imkânım olsa.”
diyebilir.
Ama:
o imkân geldiğinde:
verdiği kararlar:
onu:
ahlaken:
daha fazla sorumlu hâle getirir.

A‘râf Suresi 136. ve 137. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
sonu anlatılır.
- ayette ise:
yeni bir imkâna kavuşması
anlatılır.
Yani:
bir tarafta:
zorbalığın çöküşü,
diğer tarafta:
mazlumun yükselişi
vardır.
Ama bu yükseliş:
yalnız zafer değildir.
Aynı zamanda:
yeni bir ahlaki sınavın başlangıcıdır.

Sonuç: A‘râf Suresi 137. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 137. ayet:gücün:
ne kadar hızlı el değiştirebileceğini:
çok çarpıcı biçimde gösterir.
Bir tarafta:
Firavun vardır.
Ordusu vardır.
Yönetimi vardır.
Yapıları vardır.
İmkânları vardır.
İnsanlar üzerinde:
büyük bir baskı gücü vardır.
Diğer tarafta:
hor görülen,
ezilen,
özgürlüğü kısıtlanmış:
İsrailoğulları vardır.
Dışarıdan bakıldığında:
bu iki tarafın:
kaderinin değişmesi:
çok zor görünür.
Ama kıssa:
tam tersini gösterir.
Firavun:
çöker.
Ezilen toplum:
yeni bir imkâna:
kavuşur.
Bu bize:
çok önemli bir gerçeği:
hatırlatır:
Bugünkü güç dağılımını sonsuz sanma.
İnsan:
bir makamı:
ömür boyu taşımaz.
Bir toplum:
sonsuz süre:
aynı yerde kalmaz.
Bir servet:
sonsuz değildir.
Bir imparatorluk:
sonsuz değildir.
Bir düzen:
sonsuz değildir.
Ayetin:
“Rabbinin güzel sözü tamamlandı.”
ifadesi:
sabırla beklenen şeyin:
gerçekleşebileceğini:
gösterir.
Ama:
ayet yalnız:
“Mazlum kazandı.”
demekle:
bitmez.
Çünkü:
mazlumun güç kazanması:
kıssanın:
ahlaki sorularını:
sona erdirmez.
Tam tersine:
yeni bir soru:
başlatır:
“Şimdi siz ne yapacaksınız?”
Bu:
çok derin bir sorudur.
Çünkü insan:
haksızlığa uğradığında:
adaleti:
çok güçlü biçimde:
savunabilir.
Ama:
güç kendisine geçtiğinde:
aynı adaleti:
başkası için de:
savunabilecek mi?
İşte:
ahlakın gerçek sınavlarından biri:
budur.
Bir zamanlar:
kapıdan çevrilen biri:
kapının sahibi olduğunda:
başkasını:
aynı şekilde:
çevirecek mi?
Bir zamanlar:
sözü dinlenmeyen kişi:
karar sahibi olduğunda:
başkalarının sözünü:
dinleyecek mi?
Bir zamanlar:
haksızlığa uğrayan biri:
güç kazandığında:
intikam mı arayacak,
adalet mi?
İşte ayet:
bu soruyu:
sessizce:
önümüze bırakır.
Firavun’un:
yaptığı büyük yapılar:
yıkılmıştır.
Bu da:
çok güçlü bir semboldür.
İnsan:
taştan:
yüksek yapılar kurabilir.
Ama:
ahlakını:
alçakta bırakırsa:
o yapılar:
onu:
kurtarmaz.
Çünkü:
medeniyet:
yalnız bina yüksekliğiyle:
ölçülmez.
Bir toplumun:
gerçek büyüklüğü:
gücünü ne kadar adil kullandığıyla
ölçülür.
Belki de A‘râf 137’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir gün bugün şikâyet ettiğimiz güce sahip olursak, aynı zulmü başka isimlerle tekrarlar mıyız; yoksa gerçekten daha adil bir düzen kurabilir miyiz?
Çünkü:
mazlum olmak:
insana:
haklılık kazandırabilir.
Ama:
güç kazanmak:
ona:
yeni bir sorumluluk yükler.
Ve insanın:
gerçek ahlakı:
bazen:
ezildiği günlerde değil,
artık ezilmediği günlerde
daha açık ortaya çıkar.
“Güç sana geçtiğinde geçmiş acılarını unutmamak önemlidir; fakat onları intikamın yakıtı yapmak değil, adaletin ölçüsü yapmak daha değerlidir. Mazlumken adalet isteyen insan, güçlü olduğunda da adil kalabiliyorsa gerçekten değişmiştir.”
Ersan Karavelioğlu