A‘râf Suresi 135. Ayette “Ulaşacakları Bir Süreye Kadar Azabı Üzerlerinden Kaldırınca Bir de Bakarsın ki Sözlerinden Dönüyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsanın sözü sıkıntı anında değil, rahatlık geri geldiğinde sınanır. Çünkü korku geçince unutulan vaat, kalbin değil şartların değiştiğini gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 134. ayetinde Firavun toplumu Hz. Musa’ya:
“Eğer bu azabı bizden kaldırırsan sana kesinlikle iman edecek ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz.”
demişti.
- ayette ise bu sözün ne kadar kalıcı olduğu ortaya çıkar:
Yani:
sıkıntı varken:
söz veriyorlar.
Sıkıntı kalkınca:
verdikleri sözü:
bozuyorlar.
Bu ayet insanın:
korku anındaki geçici değişimiyle,
gerçek ve kalıcı dönüşüm arasındaki:
çok önemli farkı gösterir.
Çünkü:
zor zamanda verilen söz değil, rahat zamanda korunan söz karakteri gösterir.
“Azabı Üzerlerinden Kaldırınca” Ne Demektir
Önceki ayette:onlar Hz. Musa’dan:
dua istemişti.
Azap kaldırılırsa:
iman edeceklerini
ve İsrailoğullarını:
serbest bırakacaklarını
söylemişlerdi.
- ayette:
geçici olarak kaldırıldığı
bildirilir.
Yani:
istedikleri şey:
gerçekleşmiştir.
“Bir Süreye Kadar” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet:azabın:
belirlenmiş bir zamana kadar:
kaldırıldığını
söyler.
Bu:
onlara:
yeniden düşünme,
sözlerini tutma
ve:
tutumlarını değiştirme
fırsatı verilmesi anlamına gelir.
Yani rahatlık:
yalnız nimet değil,
yeni bir sorumluluk alanıdır.
Neden Azap Hemen Tamamen Bitmiyor
Ayetin bağlamında:uyarı süreci:
devam etmektedir.
Sıkıntı kaldırılır,
onlara fırsat verilir,
sonra:
davranışları:
ortaya çıkar.
Bu bize:
Allah’ın uyarısının:
yalnız cezalandırma değil,
dönüş için fırsat verme
boyutu da taşıyabileceğini gösterir.
“Bir de Bakarsın ki Sözlerinden Dönüyorlardı” Ne Demektir
Onlar:verdikleri sözü:
tutmuyorlar.
Daha önce:
“İman edeceğiz.”
demişlerdi.
“İsrailoğullarını göndereceğiz.”
demişlerdi.
Ama:
tehlike geçince:
eski tutumlarına:
geri dönüyorlar.
Yani:
kriz anındaki söz, kalıcı ahlaka dönüşmüyor.
İnsan Neden Sıkıntı Geçince Verdiği Sözü Unutur
Çünkü:korkunun şiddeti:
azalır.
Acı:
uzaklaşır.
İnsan:
kendini yeniden:
güvende hissetmeye başlar.
Ve:
daha önce çok ciddi görünen sözler:
önemsizleşebilir.
Bu:
insanın unutkanlığının:
ahlaki bir boyutudur.
Krizde Samimi Görünmek Gerçek Samimiyet midir
Her zaman değil.İnsan:
gerçekten korkmuş
ve samimi şekilde:
söz vermiş olabilir.
Ama samimiyet:
yalnız o anki duyguyla:
ölçülmez.
Asıl ölçü:
şartlar normale döndüğünde de aynı sözü koruyabilmektir.
Sözünü Tutmak Neden Ahlaki Bir Değerdir
Çünkü söz:insanın:
güvenilirliğini gösterir.
Bir insan:
sadece işine geldiğinde:
sözünü tutuyorsa:
ona güvenmek:
zorlaşır.
Ahlak:
çıkar değişince:
değişmemelidir.
Bu Ayetteki Sorun Sadece Dini Bir Sözden Dönmek midir
Hayır.İki söz vardır:
Hz. Musa’ya:
iman edeceklerini söylüyorlar.
Ayrıca:
İsrailoğullarını:
serbest bırakacaklarını
vaat ediyorlar.
Yani:
hem inanç,
hem:
toplumsal ve ahlaki yükümlülük
ihlal ediliyor.
İnsan Sıkıntıdan Kurtulmak İçin Sahte Söz Verebilir mi
Evet.Bazen kişi:
gerçekten değişmek istemez.
Sadece:
o anki sıkıntıdan:
kurtulmak ister.
Bu durumda söz:
bir:
kaçış aracına
dönüşür.
Ancak ayet:
onların iç niyetlerini ayrıntılı biçimde açıklamak yerine:
sonraki davranışlarını:
gösterir.
Ve davranış:
sözlerinin:
kalıcı olmadığını ortaya koyar.
Sözün Samimiyetini Nasıl Anlarız
Çoğu zaman:zamanla.
Bir insan:
“Değiştim.”
diyebilir.
Ama:
değişim:
davranışta:
devam ediyor mu?
Bir kişi:
“Bir daha yapmayacağım.”
diyebilir.
Ama fırsat geldiğinde:
aynı şeyi:
tekrar ediyor mu?
Bu yüzden:
süreklilik, samimiyetin önemli göstergelerinden biridir.

Rahatlık İnsanı Neden Eski Hâline Döndürebilir
Çünkü:kriz:
insanı:
geçici olarak:
alışkanlıklarından koparır.
Ama alışkanlığın kökü:
değişmemişse:
şartlar normale dönünce:
eski davranış:
geri gelebilir.
Gerçek değişim:
yalnız çevreyi değil,
insanın iç düzenini de değiştirmelidir.

Tövbe ile Geçici Pişmanlık Arasındaki Fark Nedir
Geçici pişmanlık:acı duyulduğu sürece:
devam edebilir.
Tövbe ise:
yanlıştan:
bilinçli biçimde:
dönmeyi
ve:
mümkün olduğunca:
o dönüşü sürdürmeyi gerektirir.
Yani:
pişmanlık duygu, tövbe yön değişikliğidir.

İnsan Aynı Hatayı Tekrar Yaparsa Önceki Pişmanlığı Değersiz mi Olur
Mutlaka değil.İnsan:
zayıflayabilir,
tekrar hata yapabilir.
Ama burada:
önemli olan:
hatanın normalleştirilmemesi
ve:
sözün sürekli:
çıkar için kullanılmamasıdır.
Firavun toplumunda ise:
tekrarlayan bir:
söz verip bozma örüntüsü
görülür.

Tekrarlanan Söz İhlali Karakteri Nasıl Etkiler
İnsan:her bozduğu sözle:
kendi vicdanını:
biraz daha:
duyarsızlaştırabilir.
Başlangıçta:
rahatsız eden davranış:
zamanla:
normalleşebilir.
Bu yüzden:
küçük ihlaller bile:
alışkanlığa dönüşmeden:
düzeltilmelidir.

Bu Ayet İnsan İlişkilerine Nasıl Uygulanabilir
Bir insan:kavga sırasında:
“Bir daha böyle yapmayacağım.”
diyebilir.
İlişki düzelince:
aynı davranışa:
geri dönebilir.
Bir çalışan:
uyarı alınca:
“Düzeleceğim.”
diyebilir.
Kontrol azalınca:
eski alışkanlığına:
dönebilir.
Bu ayet:
sözün değil, sürdürülen davranışın belirleyici olduğunu
hatırlatır.

Allah’ın Bir Sıkıntıyı Kaldırması İnsan İçin Yeni Bir Sınav mıdır
Evet.İnsan bazen:
sıkıntının:
imtihan olduğunu düşünür.
Ama rahatlık da:
imtihandır.
Sıkıntı:
“Dayanacak mısın?”
diye sorar.
Rahatlık ise:
“Unutacak mısın?”
diye sorabilir.

Nimet Sonrası Şükür Neden Önemlidir
Çünkü insan:tehlike geçince:
kendini:
yeniden yeterli
sanabilir.
Şükür:
insana:
“Bu rahatlık da kalıcı ve mutlak olarak benim değil.”
bilinci kazandırır.
Bu:
kibri ve unutkanlığı:
azaltabilir.

A‘râf Suresi 134. ve 135. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Azabı kaldırırsan iman edeceğiz ve İsrailoğullarını göndereceğiz.”
demişlerdi.
- ayette:
sözlerinden döndükleri
anlatılır.
Yani:
bir ayette:
kriz anındaki vaat,
sonraki ayette:
rahatlık anındaki gerçek davranış
gösterilir.
Bu iki ayet birlikte:
samimiyetin zamanla sınandığını
öğretir.

Sonuç: A‘râf Suresi 135. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 135. ayet:insanın:
sıkıntı ve rahatlık arasındaki:
ahlaki değişimini:
çok güçlü biçimde anlatır.
Firavun toplumu:
sıkıntıdayken:
Hz. Musa’ya:
“Bizim için dua et.”
der.
Ardından:
çok güçlü sözler verir:
“Sana iman edeceğiz.”
“İsrailoğullarını serbest bırakacağız.”
Sonra:
istedikleri gerçekleşir.
Azap:
kaldırılır.
İşte:
asıl sınav:
orada başlar.
Çünkü:
artık korku yoktur.
Baskı azalmıştır.
Rahatlık:
geri gelmiştir.
Ve ayet:
“Bir de bakarsın ki sözlerinden dönüyorlardı.”
der.
Bu:
çok güçlü bir insanlık dersidir.
Bir insanın:
zor zamanda söyledikleri:
önemlidir.
Ama:
rahat zamanda yaptıkları:
çoğu zaman:
daha fazla şey anlatır.
Hastanedeyken:
hayatın değerini:
çok iyi anlarsın.
İyileşince:
yine kendini:
yorabilirsin.
Borç içindeyken:
israfın kötülüğünü:
anlarsın.
Para gelince:
aynı alışkanlıklara:
dönebilirsin.
Birini:
kaybetme noktasına geldiğinde:
ona ne kadar değer verdiğini:
fark edersin.
İlişki düzelince:
yeniden:
ihmal edebilirsin.
Yani:
insanın en büyük problemlerinden biri:
acıdan ders çıkarmak değil, o dersi rahatlıkta hatırlamaktır.
Ayetin:
çok önemli bir başka mesajı da:
rahatlığın:
her zaman ödül olmadığıdır.
Bazen:
rahatlık:
ikinci bir sınavdır.
Sıkıntıda:
sabır ölçülür.
Rahatlıkta:
sadakat.
Sıkıntıda:
dua ölçülür.
Rahatlıkta:
şükür.
Sıkıntıda:
verdiğin söz ölçülür.
Rahatlıkta:
o sözü tutup tutmadığın.
Bu yüzden:
insanın kendisine:
şunu sorması gerekir:
“Zor zamanda verdiğim hangi sözü, işler düzeldiğinde unuttum?”
Belki:
Allah’a verilmiş bir söz.
Belki:
kendine.
Belki:
ailene.
Belki:
bir dosta.
Belki:
hayata.
İnsan:
bazen:
“Bir daha asla.”
der.
Sonra:
tekrar yapar.
Ama ayet:
bize:
yalnız suçluluk vermek için değil,
uyanıklık kazandırmak için:
bir ayna tutar.
Çünkü:
sözünü bozduğunu fark etmek:
yeniden:
sözünün insanı olmanın:
başlangıcı olabilir.
Belki de A‘râf 135’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Başımız sıkıştığında söylediğimiz şeyleri, başımız rahatladığında da savunabiliyor muyuz?
Çünkü:
zor günde:
verilen vaat:
niyeti gösterebilir.
Ama:
rahat günde tutulan söz karakteri gösterir.
“Darda verdiğin söz seni anlatmaya başlar; fakat rahatlıkta tuttuğun söz kim olduğunu gösterir. İnsan sıkıntı geçince verdiği sözü unutmuyorsa, değişen yalnız şartları değil, gerçekten kendisidir.”
Ersan Karavelioğlu