📖 Âl-i İmrân Suresi 45. Ayette “Ey Meryem! Allah Sana Kendisinden Bir Kelimeyi Müjdeliyor; Adı Meryem Oğlu Îsâ Mesih’tir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Âl-i İmrân Suresi 45. Ayette “Ey Meryem! Allah Sana Kendisinden Bir Kelimeyi Müjdeliyor; Adı Meryem Oğlu Îsâ Mesih’tir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,002
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 45. Ayette “Ey Meryem! Allah Sana Kendisinden Bir Kelimeyi Müjdeliyor; Adı Meryem Oğlu Îsâ Mesih’tir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Bazen bir müjde yalnızca bir çocuğun doğacağını haber vermez; o çocuğun insanlık tarihindeki yerini de açıklar. Âl-i İmrân 45, Meryem’e verilen müjdeyi sıradan bir doğum haberinden çıkarıp büyük bir peygamberlik anlatısının başlangıcına dönüştürür.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 45. ayetinde şöyle buyrulur:


“Hani melekler: ‘Ey Meryem! Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu Îsâ Mesih’tir. Dünyada da ahirette de itibarlı ve Allah’a yakın kılınanlardandır’ demişlerdi.”


Bu ayetle birlikte Meryem kıssasında yeni ve son derece önemli bir aşamaya geçilir.


Daha önce Meryem’in:


seçilmesi,


arınması,


ibadete çağrılması


anlatılmıştı.


Şimdi ise ona doğrudan:


Hz. Îsâ’nın doğumu


müjdelenmektedir.


Fakat dikkat çekici olan yalnızca doğum haberinin verilmesi değildir.


Çocuğun:


adı,


unvanı,


annesine nispeti,


dünyadaki konumu,


ahiretteki değeri


daha doğmadan açıklanır.


Bu yüzden Âl-i İmrân 45, İslam ile Hristiyanlık arasındaki en önemli teolojik kavramlardan bazılarını da içinde taşır.


1️⃣ “Melekler Meryem’e Müjde Verdi” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette yine meleklerin Meryem’e hitabı vardır.


Bu, Meryem’in hayatında olağanüstü bir dönüm noktasıdır.


Melekler ona:


bir çocuk doğuracağını


bildirirler.


Ancak bu müjde normal bir hamilelik haberi değildir.


Çünkü ilerleyen ayette Meryem:


“Bana hiçbir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?”


diye soracaktır.


Dolayısıyla burada yaklaşmakta olan olağanüstü doğumun ilk ilanı vardır.


2️⃣ “Allah Sana Müjdeliyor” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Müjdenin gerçek kaynağı melekler değil:


Allah’tır.


Melekler yalnızca mesajı iletir.


Bu ayrım Kur’an’ın tevhid anlayışı açısından önemlidir.


Meryem’in karşılaşacağı olay:


tesadüf,


bağımsız bir meleksel güç


veya bilinmeyen başka bir ilahî varlığın işi


olarak anlatılmaz.


Müjdenin kaynağı doğrudan Allah’tır.


3️⃣ “Kendisinden Bir Kelime” Ne Demektir ❓


Ayet:


“bi-kelimetin minh”


ifadesini kullanır.


Yani:


“Kendisinden bir kelime.”


Klasik İslam yorumunda bu ifade Hz. Îsâ’nın:


Allah’ın emriyle,


özellikle “Ol” buyruğuyla


olağanüstü biçimde yaratılmasıyla ilişkilendirilmiştir.


Buradaki “kelime” ifadesi son derece önemlidir.


Ancak onu İslam teolojisinin dışındaki anlamlarla otomatik biçimde eşitlemek doğru değildir.


4️⃣ Hz. Îsâ’nın “Allah’ın Kelimesi” Olması Onun Allah Olduğu Anlamına Gelir mi ❓


İslam’ın temel tevhid anlayışına göre hayır.


Kur’an Hz. Îsâ’yı:


Allah’ın kulu,


elçisi,


Mesih,


Allah’tan bir kelime


olarak anlatır.


Fakat onu Allah’ın kendisi olarak sunmaz.


İslam yorumunda “kelime” oluş:


Allah’ın yaratıcı emriyle dünyaya gelmesiyle


ilişkilendirilir.


Dolayısıyla:


“Allah’ın kelimesi” = “Allah’ın kendisi”


şeklinde bir eşitlik Kur’an’ın teolojik çerçevesine uymaz.


5️⃣ Hristiyanlıktaki “Logos” Kavramıyla Aynı Şey midir ❓


Tam olarak aynı değildir.


Hristiyan teolojisinde özellikle Yuhanna İncili’ndeki Logos kavramı, çok daha kapsamlı bir Kristoloji içinde değerlendirilir.


İslam’da ise Hz. Îsâ’nın:


Allah’ın kelimesi


olarak anılması onun ilahlaştırılması anlamına gelmez.


İki gelenek bazı benzer kelimeleri kullanabilir.


Fakat kelimelerin teolojik anlamları aynı olmak zorunda değildir.


Bu nedenle benzer terimlerden otomatik olarak aynı doktrini çıkarmamak gerekir.


6️⃣ “Onun Adı Mesih Îsâ’dır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayet çocuğun adını daha doğmadan bildirir:


“el-Mesîhu Îsâ…”


Yani:


“Mesih Îsâ.”


Burada iki önemli unsur vardır:


Îsâ onun ismidir.


Mesih ise özel bir unvandır.


Bu unvan Yahudi ve Hristiyan geleneklerinde de çok önemli bir yere sahiptir.


Kur’an ise Hz. Îsâ için açıkça Mesih unvanını kullanır.


7️⃣ “Mesih” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mesih” kelimesinin kökeni ve anlamı üzerine farklı açıklamalar yapılmıştır.


Genel olarak:


meshedilmiş,


özel olarak seçilmiş,


kutsanmış kişi


anlamlarıyla ilişkilendirilir.


Yahudi geleneğinde Mesih kavramı beklenen kurtarıcı figürle ilişkilidir.


Hristiyanlıkta ise Îsâ doğrudan Mesih olarak kabul edilir.


Kur’an da Hz. Îsâ’yı:


Mesih


diye adlandırır.


Ancak onun doğası ve ilahlığı konusunda Hristiyan teolojisinden farklı bir anlayış ortaya koyar.


8️⃣ Kur’an Hz. Îsâ’nın Mesih Olduğunu Kabul Ediyor mu ❓


Evet.


Kur’an Hz. Îsâ için açıkça:


“el-Mesîh”


unvanını kullanır.


Dolayısıyla İslam’da:


“Îsâ Mesih değildir.”


demek Kur’an’ın ifadesiyle uyuşmaz.


Fakat asıl tartışma:


Mesih olmanın ne anlama geldiğidir.


İslam’da Mesih olmak:


Allah’ın kendisi olmak


anlamına gelmez.


Îsâ:


Allah tarafından seçilmiş büyük bir peygamber ve Mesih’tir.


9️⃣ Neden “Meryem Oğlu Îsâ” Deniyor ❓


Bu ifade son derece önemlidir.


Kur’an Hz. Îsâ’yı sık sık:


“Îsâ ibn Meryem”


yani:


“Meryem oğlu Îsâ”


olarak anar.


Normal soy nispetinde kişi çoğunlukla babasına nispet edilir.


Fakat Hz. Îsâ’nın babasız doğumu nedeniyle annesine nispet edilmesi son derece anlamlıdır.


Bu ifade aynı zamanda Meryem’in hikâyedeki merkezi rolünü de korur.


🔟 “Meryem Oğlu” İfadesi Babasız Doğuma İşaret Ediyor mu ❓


Bağlam içinde güçlü biçimde evet.


Bir sonraki ayette Meryem:


“Bana hiçbir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?”


diyecektir.


Bu nedenle “Meryem oğlu” ifadesi Kur’an’daki olağanüstü doğum anlatısıyla doğrudan uyumludur.


Hz. Îsâ’nın insanî doğumu:


annesine bağlanır.


Fakat biyolojik bir baba zikredilmez.


1️⃣1️⃣ “Dünyada İtibarlı” Ne Demektir ❓


Ayet Hz. Îsâ için:


“vecîhen fi’d-dünyâ”


ifadesini kullanır.


Bu:


saygın,


itibarlı,


yüksek konumlu


anlamlarına gelir.


Hz. Îsâ’nın dünyadaki itibarı:


servet,


saray,


askerî güç


üzerinden kurulmaz.


Tam tersine onun itibarı:


peygamberliği,


ahlaki mesajı,


Allah’ın ayetlerini taşıması


ile ilgilidir.


Bu, Kur’an’ın büyüklük anlayışına önemli bir örnektir.


1️⃣2️⃣ Hz. Îsâ Dünyada Çok Büyük Zorluklar Yaşadıysa Nasıl “İtibarlı” Olabilir ❓


Çünkü itibarlı olmak ile rahat yaşamak aynı şey değildir.


Bir insan:


zulme uğrayabilir,


reddedilebilir,


hakarete uğrayabilir


ama yine de ahlaki ve manevi açıdan çok yüksek bir konumda olabilir.


Hz. Îsâ’nın değeri onu reddeden insanların tavrıyla belirlenmez.


Kur’an’ın perspektifinde gerçek itibar:


Allah katındaki konumla


ilgilidir.


1️⃣3️⃣ “Ahirette de İtibarlı” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yalnızca dünya hayatıyla yetinmez:


“fi’d-dünyâ ve’l-âhireh”


der.


Yani Hz. Îsâ’nın değeri:


dünya ile sınırlı değildir.


Ahirette de yüksek konuma sahip olacaktır.


Bu, onun Allah’ın seçkin kullarından biri olduğunu gösterir.


Kur’an açısından peygamberlerin gerçek değeri yalnızca tarihsel etkileriyle değil:


ahiret konumlarıyla da


değerlendirilir.


1️⃣4️⃣ “Allah’a Yakın Kılınanlardan” Ne Demektir ❓


Ayette:


“mine’l-mukarrabîn”


ifadesi vardır.


Bu:


Allah’a yakın kılınmış olanlardan


anlamına gelir.


Elbette burada fiziksel bir mesafe kastedilmez.


Allah’a yakınlık:


manevi yakınlık,


ilahî rıza,


özel makam


anlamındadır.


Hz. Îsâ’nın yüksek konumu böylece daha doğmadan bildirilir.


1️⃣5️⃣ Allah’a Yakınlık Her İnsan İçin Mümkün müdür ❓


Peygamberlerin konumu özel olsa da Kur’an’ın genel öğretisinde insan:


iman,


ibadet,


takvâ,


iyilik,


tövbe


ile Allah’a yönelir.


Dolayısıyla Allah’a yakınlık yalnızca fiziksel veya soyla aktarılan bir ayrıcalık değildir.


Ancak peygamberlerin sahip olduğu vahiy görevi elbette özel bir konumdur.


Hz. Îsâ da bu özel seçilmişler arasındadır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Hz. Îsâ’yı Sıradan Bir İnsan Olarak mı Görüyor ❓


Hayır.


Kur’an Hz. Îsâ’yı sıradan bir tarihsel kişi olarak anlatmaz.


O:


Mesih’tir.


Allah’tan bir kelimedir.


Peygamberdir.


Mucizelerle desteklenmiştir.


Dünyada ve ahirette itibarlıdır.


Allah’a yakın kılınanlardandır.


Dolayısıyla İslam:


Hz. Îsâ’yı küçültmez.


Fakat onu yüceltirken:


ilahlaştırmaz.


İslam’ın Îsâ anlayışındaki temel denge tam burada bulunur.


1️⃣7️⃣ Kur’an Hz. Îsâ Konusunda Hristiyanlıkla Nerede Yakınlaşır, Nerede Ayrılır ❓


Yakınlaşma noktaları oldukça önemlidir:


Hz. Îsâ’nın özel doğumu,


Mesih oluşu,


Meryem’in seçilmişliği,


Îsâ’nın mucizevi yönleri,


yüksek manevi konumu.


Fakat temel ayrılık:


Hz. Îsâ’nın ontolojik konumu


üzerindedir.


Ana akım Hristiyanlık Îsâ’yı ilahî kimlikle ilişkilendirirken İslam:


onu Allah’ın büyük peygamberi ve Mesih’i


olarak görür.


Bu nedenle aynı şahsiyete çok büyük saygı duyulurken teolojik yorum farklılaşır.


1️⃣8️⃣ 44. ve 45. Ayetler Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır ❓


  1. ayette:

“Bunlar gayb haberlerindendir.”


denmişti.


  1. ayette bu gayb haberinin en önemli bölümlerinden biri gelir:

Meryem’e Îsâ’nın müjdelenmesi.


Bu sıralama dikkat çekicidir.


Önce anlatının kaynağı açıklanır:


vahiy.


Sonra büyük müjde verilir:


Mesih Îsâ doğacaktır.


Böylece okuyucu, gelecek ayetlerde anlatılacak olağanüstü doğumun Kur’an açısından doğrudan vahiy bilgisi olduğunu hatırlar.


1️⃣9️⃣ Bir İnsanı Büyük Yapan Şey İnsanların Ona Verdiği Unvan mı, Allah’ın Ona Verdiği Görev mi ❓


Âl-i İmrân 45’in insanı ulaştırdığı en derin sorulardan biri budur.


Hz. Îsâ daha doğmadan:


Mesih,


Allah’tan bir kelime,


dünyada ve ahirette itibarlı,


Allah’a yakın


olarak tanıtılır.


Bütün bunlar dikkat çekici unvanlardır.


Fakat unvanların arkasındaki asıl değer:


taşıdığı görevdir.


Hz. Îsâ insanları:


Allah’a,


ahlaka,


hakikate,


merhamete


çağıracaktır.


Dolayısıyla Kur’an’ın gözünde büyüklük yalnızca:


adın ne kadar meşhur olduğu


değil;


hangi hakikate hizmet ettiğin


ile ilgilidir.


Bugün insan da unvan peşinde koşabilir:


doktor,


profesör,


başkan,


patron,


ünlü,


lider.


Fakat unvan insanın ahlakını garanti etmez.


Hz. Îsâ’nın büyüklüğü de yalnızca ona verilen “Mesih” unvanında değildir.


O unvanın gerektirdiği:


Allah’a kulluk ve peygamberlik görevini taşımasındadır.


Belki ayetin bize bıraktığı büyük soru şudur:


Biz insanların bize ne dediğiyle mi büyüklük arıyoruz, yoksa Allah’ın bize verdiği sorumluluğu ne kadar doğru taşıdığımızla mı?


“Hz. Îsâ’nın büyüklüğü yalnızca ‘Mesih’ diye anılmasında değil, o unvanın taşıdığı sorumluluğu Allah’a kulluk içinde taşımasındadır. Âl-i İmrân 45, insanın gerçek değerini unvanda değil, unvanın arkasındaki hakikatte arar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt