📖 Abese Suresi 2. Ayette “Yanına Görme Engelli Biri Geldi Diye” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Abdullah b. Ümmü Mektûm’un Bu Olaydaki Önemi Nedir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,172
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Abese Suresi 2. Ayette “Yanına Görme Engelli Biri Geldi Diye” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Abdullah b. Ümmü Mektûm’un Bu Olaydaki Önemi Nedir ❓


“Abese Suresi’nin ikinci ayeti, toplumun çoğu zaman görmezden geldiği bir insanı vahyin merkezine yerleştirir: Görme engelli Abdullah b. Ümmü Mektûm. Onun dünyadaki toplumsal gücü sınırlı olabilir; fakat hakikati öğrenme isteği o kadar değerlidir ki Peygamber’in dikkati onun üzerinden yeniden yönlendirilir. Bazen insanların görmediği kişiyi vahiy görünür hâle getirir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Abese Suresi 2. Ayet Ne Söyler ❓


Abese Suresi’nin 2. ayetinde:


“En câehü’l-a‘mâ.”


buyrulur.


Bu ifade:


“Yanına görme engelli biri geldi diye.”


veya:


“Kendisine âmâ biri geldiği için.”


şeklinde anlamlandırılır.


İlk ayette:


“Yüzünü ekşitti ve döndü.”


denilmişti.


İkinci ayet şimdi bu davranışın gerçekleştiği durumu açıklar:


Hz. Peygamber’in yanına görme engelli bir insan gelmiştir.


2️⃣ Ayetteki “A‘mâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“A‘mâ” kelimesi:


görmeyen, görme engelli


anlamına gelir.


Burada kişinin fiziksel durumunun özellikle belirtilmesi önemlidir.


Çünkü görme engelli olan bu kişinin, Hz. Peygamber’in o anda kimlerle konuştuğunu ve yüzündeki değişikliği görme imkânı yoktur.


Buna rağmen vahiy:


olayı kayda geçirir ve onun hakkını savunan bir uyarı getirir.


3️⃣ Bu Görme Engelli Kişi Kimdir ❓


Klasik İslâmî rivayetlerde bu kişinin:


Abdullah b. Ümmü Mektûm


olduğu kabul edilir.


O, erken dönem Müslümanlardan ve Hz. Peygamber’in sahabilerindendir.


Görme engelli olmasına rağmen:


dini öğrenmeye istekli, ibadet hayatına bağlı ve toplum içerisinde sorumluluk üstlenen


bir kişi olarak tanınmıştır.


Abese Suresi’ndeki olay onun İslâm tarihinde çok özel bir yere sahip olmasına neden olmuştur.


4️⃣ Abdullah b. Ümmü Mektûm Neden Hz. Peygamber’in Yanına Gelmişti ❓


Rivayetlerin genel anlatımına göre amacı:


dinini öğrenmek ve kendisine öğüt verilmesini istemekti.


Yani siyasi güç istemiyordu.


Para istemiyordu.


Toplumsal ayrıcalık istemiyordu.


Aradığı şey:


bilgi ve manevî rehberlikti.


Bu durum surenin ilerleyen ayetlerinde özellikle önem kazanacaktır.


Çünkü vahiy onun:


arınma ihtimaline


dikkat çekecektir.


5️⃣ Hz. Peygamber O Sırada Ne Yapıyordu ❓


Klasik anlatıya göre Hz. Peygamber Mekke’nin nüfuzlu isimlerinden bazılarıyla konuşuyor ve onları İslâm’a davet ediyordu.


Onların Müslüman olmalarının:


toplum üzerinde büyük etki oluşturabileceğini


düşünmüş olması son derece anlaşılabilir.


Tam bu sırada Abdullah b. Ümmü Mektûm gelip soru sormaya başlamıştır.


Hz. Peygamber’in dikkati ise konuştuğu etkili kişilerdedir.


6️⃣ Abdullah b. Ümmü Mektûm Neden Konuşmayı Bölmüş Olabilir ❓


Görme engelli olması burada önemli bir ayrıntıdır.


Karşısındaki ortamı görmediği için:


Hz. Peygamber’in önemli kişilerle konuşmakta olduğunu fark etmemiş


olabilir.


Dolayısıyla onun müdahalesini:


bilerek yapılan bir saygısızlık


şeklinde görmek doğru olmaz.


O sadece:


öğrenmek isteyen ve Peygamber’e ulaşmış bir insandır.


7️⃣ Hz. Peygamber Neden Ondan Yüz Çevirmiştir ❓


Klasik açıklamalarda bunun temelinde kişisel nefret değil:


davet stratejisi


görülür.


Hz. Peygamber muhtemelen:


“Bu nüfuzlu kişiler İslâm’ı kabul ederse çok daha fazla insan etkilenebilir.”


diye düşünmüştür.


Abdullah b. Ümmü Mektûm ise zaten Müslümandır.


Dolayısıyla o anda önceliğin diğer kişilere verilmesi stratejik açıdan anlaşılabilir görünmüş olabilir.


Fakat vahiy daha yüksek bir ahlâkî ölçü getirir.


8️⃣ Vahiy Neden Bu Önceliklendirmeyi Düzeltiyor ❓


Çünkü insanların değeri:


toplumsal etkileriyle


ölçülmemelidir.


Bir insan zengin veya güçlü olabilir fakat hakikate tamamen kapalı olabilir.


Başka biri toplumda güçsüz görülebilir fakat:


samimiyetle öğrenmeye hazırdır.


Kur’an burada adeta şöyle bir ölçü koyar:


Samimi arayış, sosyal statüden daha değerlidir.


9️⃣ Abdullah b. Ümmü Mektûm’un Görme Engelli Olması Onun Değerini Azaltıyor Muydu ❓


Kesinlikle hayır.


Tam tersine ayetin dikkat çekici taraflarından biri budur.


Toplumlar bazen engelli insanları:


eksik, bağımlı veya ikinci planda


görebilir.


Fakat Kur’an’ın bu sahnesinde görme engelli bir insanın ihtiyacı:


Mekke’nin güçlü kişilerinden oluşan bir grubun ilgisinden daha önemli hâle gelir.


Bu çok güçlü bir insan onuru mesajıdır.


🔟 Bu Ayet Engelli Bireyler Hakkında Hangi Büyük İlkeyi Öğretir ❓


Engel:


insanın değerini belirlemez.


Bir insan:


görmeyebilir,


duymayabilir,


yürümekte zorlanabilir


veya başka bir fiziksel sınırlılığa sahip olabilir.


Fakat bunların hiçbiri onun:


insanlık değerini, öğrenme hakkını veya toplumsal saygınlığını


azaltmaz.


Abese 2 bu açıdan son derece güçlü bir eşitlik mesajı taşır.


1️⃣1️⃣ Abdullah b. Ümmü Mektûm Daha Sonra Nasıl Bir Konuma Gelmiştir ❓


İslâmî rivayetlerde Hz. Peygamber’in bu olaydan sonra Abdullah b. Ümmü Mektûm’a özel bir yakınlık ve değer gösterdiği aktarılır.


Onun:


müezzinlik yaptığı


ve Hz. Peygamber Medine’den ayrıldığında bazı zamanlarda:


şehirde vekil bırakıldığı


rivayet edilir.


Bu ayrıntılar, görme engelinin onun toplumsal sorumluluk üstlenmesine engel olmadığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.


1️⃣2️⃣ Bir Görme Engelli Kişinin Yönetim Sorumluluğu Üstlenmesi Neden Önemlidir ❓


Çünkü bu durum engellilik hakkındaki çok eski bir önyargıyı kırar:


“Engelli insan yalnızca yardım alan kişidir.”


Oysa engelli birey:


öğretebilir,


yönetebilir,


sorumluluk alabilir,


topluma katkıda bulunabilir.


İnsanları sadece yapamadıkları şeylerle tanımlamak:


yapabilecekleri şeyleri görünmez hâle getirebilir.


Abdullah b. Ümmü Mektûm bunun tarihsel örneklerinden biridir.


1️⃣3️⃣ Ayette Neden İsmi Değil “Görme Engelli” Oluşu Söyleniyor ❓


Ayet kişinin adını vermez.


Onu:


“el-a‘mâ”


yani görme engelli kişi olarak tanımlar.


Bunun bağlam açısından önemli bir işlevi vardır.


Çünkü olayın ahlâkî boyutunu güçlendirir:


Toplumun kolayca geri plana itebileceği bir insan, tam da sahip olduğu bu fiziksel özellik belirtilerek vahyin ilgisinin merkezine alınır.


Fakat ayetin amacı onu yalnızca engeliyle tanımlamak değil, sonraki ayetlerde onun manevî arayışını öne çıkarmaktır.


1️⃣4️⃣ Kur’an Neden Güçlü Kişiler Yerine Bu İnsanı Öne Çıkarıyor ❓


Çünkü vahyin ölçüsüyle dünyevî güç ölçüsü aynı değildir.


Toplum şöyle düşünebilir:


“Bu kişi zengindir, önemlidir.”


Kur’an ise sorabilir:


“Hakikati gerçekten hangisi istiyor?”


Bir insanın milyonlarca insana etkisi olabilir.


Ama doğruyu hiç istemiyorsa bu nüfuz manevî değer anlamına gelmez.


Başka biri toplumun gözünde sıradan olabilir ama hakikate açık olabilir.


İşte Abese Suresi bu değer sıralamasını değiştirir.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Eğitim Hakkında Ne Öğretir ❓


Bilgi isteyen insanın:


zenginliğine, makamına veya fiziksel durumuna göre


geri plana atılmaması gerektiğini düşündürür.


Bir öğretmenin önünde iki öğrenci varsa:


biri çok güçlü bir aileden,


diğeri yoksul veya engelli olabilir.


Eğitim hakkı açısından:


birinin insanlık değeri diğerinden daha düşük değildir.


Abese’nin mesajı bu nedenle modern eğitim etiğine kadar uzanabilecek evrensel bir yön taşır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayetin Günümüz Toplumuna En Büyük Mesajı Nedir ❓


Bugün de görünürlük çoğu zaman statüyle bağlantılıdır.


Ünlüler daha çok dinlenir.


Zenginlerin sözleri daha çok yayılır.


Güçlü kişiler daha hızlı kapılar açabilir.


Engelli,


yoksul


veya sosyal olarak görünmez insanların ihtiyaçları ise kolayca geri plana düşebilir.


Abese 2 insanın önüne çok rahatsız edici ama önemli bir soru koyar:


Biz kimi gerçekten görüyoruz?


1️⃣7️⃣ Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir ❓


İnsan beyni sosyal statüye karşı oldukça duyarlıdır.


Güçlü bir kişi geldiğinde davranışımız değişebilir.


Daha dikkatli konuşabiliriz.


Daha fazla zaman ayırabiliriz.


Fakat bize hiçbir çıkar sağlamayacak bir kişi geldiğinde:


aynı ilgiyi göstermeyebiliriz.


Abese Suresi bu bilinçsiz ayrımı fark ettirir.


Gerçek ahlâk:


karşımızdaki kişinin bize ne verebileceğinden bağımsız davranabilmektir.


1️⃣8️⃣ 1. Ve 2. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓


  1. ayette:

“Yüzünü ekşitti ve döndü.”


denilir.


  1. ayette:

“Yanına görme engelli biri geldi diye.”


buyrulur.


İki ayet birlikte olayın ilk sahnesini tamamlar.


Fakat henüz en önemli soru cevaplanmamıştır:


Bu görme engelli insan neden bu kadar önemliydi?


Bir sonraki ayette cevap başlamaktadır:


“Ne bilirsin, belki o arınacaktı.”


Yani mesele onun görme engeli değildir.


Asıl mesele:


kalbinin hakikate açık olma ihtimalidir.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Abdullah b. Ümmü Mektûm’un Bu Olaydaki Büyük Önemi Nedir ❓


Abese Suresi 2. ayette:


“En câehü’l-a‘mâ.”


buyrulur:


“Yanına görme engelli biri geldi diye.”


Klasik yorumlara göre bu kişi:


Abdullah b. Ümmü Mektûm’dur.


Toplumun ölçülerine göre bakıldığında o anda Mekke’nin güçlü yöneticileri kadar etkili görünmeyebilir.


Fakat Kur’an’ın ölçüsü farklıdır.


O:


öğrenmek istemektedir.


Samimidir.


Hakikate açıktır.


Ve tam da bu nedenle vahiy onun ihtiyacını önemser.


Bu olay insanlık açısından son derece büyük bir mesaj taşır:


Bir insanın toplumsal gücü az olabilir ama değeri az değildir.


Bir insan göremeyebilir ama hakikati güçlü insanlardan daha iyi görebilir.



Belki Abese Suresi’nin en çarpıcı ironilerinden biri tam olarak budur:


Fiziksel olarak görmeyen kişi, manevî olarak görmeye çalışmaktadır.


Gözleri açık olan güçlü kişiler ise hakikate kapalı olabilir.


Bu nedenle asıl körlük sorusu giderek değişir:


Gözün görmemesi mi daha büyük eksikliktir, yoksa insanın hakikat karşısında kalbini kapatması mı?


Abdullah b. Ümmü Mektûm’un hikâyesi bize bir başka şeyi daha öğretir:


Bir toplumun gerçek uygarlık düzeyi yalnızca güçlü insanlara sunduğu imkânlarla değil:


güçsüz ve engelli bireylerin onurunu ne kadar koruduğuyla da ölçülebilir.


“Abdullah b. Ümmü Mektûm göremiyordu; fakat hakikati görmek istiyordu. Onu çevreleyen güçlü insanlar görebiliyordu; fakat hakikate aynı açıklığı göstermeyebilirlerdi. Abese Suresi insanın değerini gözünün gördüğüyle değil, kalbinin neyi aradığıyla ölçen olağanüstü bir ders bırakır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt