Nâziât Suresi 38. Ayette “Dünya Hayatını Tercih Etmişse” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Dünyayı Sevmekle Dünyayı Ahirete Tercih Etmek Arasında Ne Fark Vardır
“Nâziât Suresi’nin otuz sekizinci ayeti dünyayı sevmeyi değil, dünyayı nihai ölçü hâline getirmeyi sorgular. İnsan çalışabilir, kazanabilir, sevebilir ve hayatın güzelliklerinden yararlanabilir. Tehlike, geçici olanı kalıcı olana tercih ettiği ve bütün değerlerini yalnızca bugünkü çıkarına göre belirlediği anda başlar.”
Ersan Karavelioğlu
Nâziât Suresi 38. Ayet Ne Söyler
Nâziât Suresi’nin 38. ayetinde:
“Ve âsera’l-hayâte’d-dünyâ.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Ve dünya hayatını tercih etmişse…”
şeklinde anlamlandırılır.
Bir önceki ayette:
“Kim azgınlık etmişse…”
denilmişti.
- ayette ise bu tuğyanın önemli sebeplerinden biri açıklanır:
Dünya hayatını üstün tutmak.
“Âsera” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “âsera” kelimesi:
tercih etmek, üstün tutmak, bir şeyi başka bir şeyin önüne geçirmek
anlamlarını taşır.
Buradaki önemli nokta şudur:
Ayet yalnızca:
“Dünyayı sevdi.”
demiyor.
“Dünya hayatını tercih etti.”
diyor.
Yani ortada bir değer sıralaması vardır.
İnsan geçici olanı:
daha üstün ve daha önemli
hâle getirmektedir.
“Hayâte’d-Dünyâ” Ne Anlama Gelir
“Dünya hayatı” insanın:
doğduğu,
yaşadığı,
çalıştığı,
sevdiği,
üzüldüğü,
üretip tükettiği
bu geçici hayatı ifade eder.
“Dünya” kelimesinin anlam alanında:
yakın olan ve aşağıda bulunan
gibi çağrışımlar vardır.
Buradaki ana fikir:
şu anda elimizin altında bulunan geçici hayat
ile gelecekteki ahiret hayatının karşılaştırılmasıdır.
Dünyayı Sevmek Günah Mıdır
Hayır.
Kur’an’ın genel yaklaşımında dünyanın nimetlerinden yararlanmak başlı başına kötü değildir.
İnsan:
güzel yemek yiyebilir,
ev sahibi olabilir,
ailesini sevebilir,
çalışabilir,
seyahat edebilir,
mal kazanabilir.
Sorun:
dünya nimetlerini sevmek değil, onlar uğruna bütün ahlâkî ve uhrevî ölçüleri terk etmektir.
Dünyayı Sevmekle Dünyayı Tercih Etmek Arasında Ne Fark Vardır
Aradaki fark çok önemlidir.
Dünyayı sevmek:
hayatın güzelliklerinden yararlanmak
olabilir.
Dünyayı ahirete tercih etmek ise:
çıkar çatıştığında dünyanın tarafını seçmek
anlamına gelir.
Örneğin insan:
para kazanabilir.
Bu normaldir.
Ama daha fazla para için:
haksızlık yapıyorsa,
işte o noktada para ahlâkın önüne geçmiş olabilir.
Dünya Nasıl Ahiretin Önüne Geçer
Bu çoğu zaman büyük bir açıklamayla olmaz.
İnsan:
“Ben ahireti reddediyorum.”
demek zorunda değildir.
Davranışlarıyla da dünyayı öne alabilir.
Örneğin:
çıkar için yalan söylüyorsa,
makam için haksızlık yapıyorsa,
haz uğruna sorumluluğunu terk ediyorsa,
servet için başkasının hakkını çiğniyorsa,
fiilen:
dünyanın kazancını daha önemli
görüyor olabilir.
Dünya Hayatının En Büyük Çekiciliği Nedir
Dünya:
yakındır ve görünürdür.
Para bugün elimize geçer.
Haz bugün hissedilir.
Makam bugün güç verir.
Övgü bugün duyulur.
Ahiret ise insan açısından:
gelecekte olan ve gayb kapsamında bulunan
bir gerçekliktir.
İnsan psikolojisi yakın ödülü uzak sonuçtan daha değerli görmeye yatkın olabilir.
Ayet tam da bu eğilimi sorgular.
İnsan Neden Geçici Olanı Kalıcı Olana Tercih Eder
Çünkü insan çoğu zaman:
şimdiki anın baskısı altında
karar verir.
Bugünkü kazanç çok büyük,
gelecekteki sonuç çok uzak
görünebilir.
Ayrıca insan:
“Daha sonra düzeltirim.”
diye düşünebilir.
Böylece kısa vadeli tercihlerin toplamı zamanla bütün hayatın yönünü belirler.
Para Dünyayı Tercih Etmenin Sembolü Müdür
Her zaman değil.
Para:
bir araçtır.
İyi amaçlar için de kullanılabilir.
Aile geçindirmek,
yardım etmek,
üretmek,
insanlara iş sağlamak
para sayesinde mümkün olabilir.
Sorun paranın kendisi değil:
paranın insanın nihai değer ölçüsü hâline gelmesidir.
Para uğruna her şey yapılabiliyorsa araç:
amaç hâline gelmiştir.
Makam Ve Güç De Dünya Hayatının Tercih Edilmesine Yol Açabilir Mi
Evet.
İnsan makamını korumak için:
gerçeği gizleyebilir,
eleştiriyi susturabilir,
başkalarının hakkını çiğneyebilir.
Bu durumda makam artık sadece görev değil:
kişinin kimliğinin merkezi
hâline gelmiştir.
Firavun bunun uç örneğidir.
İktidarı kaybetmemek için hakikati reddetmiş ve sonunda kendisini:
“en yüce rab”
ilan edecek kadar ileri gitmiştir.

Hazların Peşinden Gitmek Dünyayı Tercih Etmek Midir
Her haz kötü değildir.
Yemek,
dinlenmek,
sevgi,
güzellik,
eğlence
insan hayatının doğal parçaları olabilir.
Fakat insan:
haz uğruna doğru ile yanlışı önemsememeye
başlarsa problem ortaya çıkar.
Ayetin eleştirdiği şey:
dünyada mutlu olmak değil, mutluluk uğruna her şeyi feda etmektir.

Ahireti Tercih Etmek Dünyadan Vazgeçmek Anlamına Mı Gelir
Hayır.
Ahireti tercih etmek:
dünya hayatını değersizleştirmek
değildir.
Tam tersine dünyayı:
sorumluluk alanı
olarak görmektir.
İnsan çalışır.
Üretir.
Ailesine bakar.
Sever.
Bilim yapar.
Sanat üretir.
Ama bütün bunları:
ahlâkî sınırların içinde
gerçekleştirmeye çalışır.

Dünya Bir Amaç Mı Yoksa Araç Mıdır
Nâziât’ın bakışına göre dünya:
nihai amaç değil, geçici bir imtihan ve yaşam alanıdır.
Bu nedenle dünyadaki imkânlar:
para,
zaman,
sağlık,
bilgi,
güç
insanın ne yaptığına göre anlam kazanır.
Aynı servet:
bir insanın elinde zulüm aracı,
başka bir insanın elinde iyilik aracı
olabilir.
Sorun sahip olmak değil:
sahip olunanın insanı neye dönüştürdüğüdür.

Dünya Sevgisinin Tehlikeli Hâle Geldiği Nasıl Anlaşılır
İnsan kendisine bazı sorular sorabilir:
Para kaybetmemek için yalan söyler miyim?
Makamımı korumak için haksızlığı savunur muyum?
Çıkarım zarar görecek diye doğruyu gizler miyim?
Bir başkasının hakkı ile kendi kazancım çatıştığında hangisini seçerim?
Bu sorular dünya sevgisinin:
normal bir bağlılık mı, yoksa ahlâkın önüne geçmiş bir tutku mu
olduğunu gösterebilir.

Dünya Hayatı Neden Aldatıcı Olabilir
Çünkü geçici olan bazen kalıcıymış gibi hissedilir.
Genç insan:
gençliğinin biteceğini düşünmeyebilir.
Sağlıklı insan:
hastalığı uzak görebilir.
Zengin insan:
servetini sürekli sanabilir.
Güçlü insan:
iktidarını kaybetmeyeceğini düşünebilir.
Fakat dünya hayatının temel özelliklerinden biri:
değişmesidir.
Bugün sahip olunan yarın kaybedilebilir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan zihni anlık ödüle güçlü biçimde çekilebilir.
Bir şey hemen mutluluk veriyorsa gelecekteki bedeli küçümsenebilir.
Bu yalnızca dinî meselelerde değil günlük hayatta da görülür.
İnsan:
bugünkü rahatlık uğruna sağlığını,
bugünkü kazanç uğruna itibarını,
bugünkü öfke uğruna ilişkisini
kaybedebilir.
Nâziât 38 bu davranışın en büyük ölçekli hâlini eleştirir:
geçici hayat uğruna kalıcı sonucu unutmak.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet şu büyük soruyu ortaya çıkarır:
İnsan hayatında gerçekten neyi en değerli görüyor?
Bir kişinin değerleri yalnızca sözlerinden anlaşılmaz.
Asıl değer sıralaması:
iki şey çatıştığında yaptığı tercihte
ortaya çıkar.
İnsan:
“Adalet önemlidir.”
diyebilir.
Ama çıkarıyla adalet karşı karşıya geldiğinde çıkarını seçiyorsa gerçek önceliği ortaya çıkmış olur.
Bu yüzden “âsera” kelimesi son derece güçlüdür:
İnsanı sözlerine değil tercihlerine bakmaya çağırır.

37. Ve 38. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Kim azgınlık etmişse…”
denilir.
- ayette:
“Ve dünya hayatını tercih etmişse…”
buyrulur.
İki özellik birbirini tamamlar:
Sınırı aşmak
ve
geçici dünyayı nihai değer hâline getirmek.
İnsan dünyadaki çıkarını mutlaklaştırdıkça:
ahlâkî sınırları aşması kolaylaşabilir.
Bu nedenle tuğyan ile dünya tutkusu arasında güçlü bir ilişki kurulur.

Sonuç: Dünyayı Sevmekle Dünyayı Ahirete Tercih Etmek Arasındaki Büyük Fark Nedir
Nâziât Suresi 38. ayette:
“Ve âsera’l-hayâte’d-dünyâ.”
buyrulur:
“Ve dünya hayatını tercih etmişse…”
Buradaki eleştiri:
yaşamayı sevmeye,
para kazanmaya,
güzel şeylerden yararlanmaya
yönelik değildir.
Asıl problem:
dünya ile daha büyük bir ahlâkî sorumluluk karşı karşıya geldiğinde dünyayı tercih etmektir.
İnsan dünyaya sahip olabilir.
Ama dünya:
insana sahip olmamalıdır.
Para cebinde bulunabilir.
Ama:
vicdanının sahibi olmamalıdır.
Makamı olabilir.
Ama makam uğruna:
adaleti terk etmemelidir.
Hayatın güzelliklerini sevebilir.
Ama geçici güzellikler için:
kalıcı değerlerini satmamalıdır.
Belki Nâziât 38’in insana yönelttiği en zor soru şudur:
“Neyi seviyorsun?”
değil,
“Sevdiğin şey ile doğru olan karşı karşıya geldiğinde hangisini seçiyorsun?”
Çünkü insanın gerçek değerleri en çok:
kaybetme ihtimali ortaya çıktığında
belli olur.
“Dünyayı sevmek başka, dünyanın seni yönetmesine izin vermek başkadır. İnsan servete sahip olabilir; fakat servet onun vicdanına sahip olmamalıdır. Makamı olabilir; fakat makam uğruna hakikati satmamalıdır. Nâziât’ın uyarısı dünyadan kaçmak değil, geçici olanı sonsuzmuş gibi yaşamamaktır.”
Ersan Karavelioğlu