Nâziât Suresi 33. Ayette “Sizin Ve Hayvanlarınızın Yararlanması İçin” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yeryüzündeki Nimetlerin İnsan İle Hayvanlar Arasında Paylaştırılması Ne Anlatır
“Nâziât Suresi’nin otuz üçüncü ayeti, önceki ayetlerde anlatılan suyun, otlakların, yeryüzünün ve dağların neden insana hatırlatıldığını açıklar: Bunlar yalnızca insan için değil, hayvanlar için de bir geçim ve yaşam düzenidir. Bu kısa ayet, insanın dünyadaki yerini merkezde ama yalnız olmayan bir varlık olarak düşünmeye çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
Nâziât Suresi 33. Ayet Ne Söyler
Nâziât Suresi’nin 33. ayetinde:
“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
şeklinde anlamlandırılır.
Bir önceki ayetlerde:
yeryüzü, su, otlaklar ve dağlar
anlatılmıştı.
- ayet bütün bunların insan ve hayvan hayatıyla bağlantısını kurar.
“Metâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen “metâ” kelimesi:
yararlanma, geçimlik, kullanım imkânı, belli bir süre faydalanılan şey
anlamlarını taşır.
Bu kelimede önemli bir ayrıntı vardır:
Dünya nimetleri insanın elinde sonsuz mülk gibi değil, belli bir süre yararlanılan imkânlar olarak düşünülebilir.
İnsan gelir.
Kullanır.
Sonra gider.
Nimetler ise başka nesillere kalır.
“Lekum” İfadesi Ne Anlatır
“Lekum”:
“sizin için”
demektir.
Yani önceki ayetlerde anlatılan:
su,
bitkiler,
toprak,
dağlar
insanın hayatıyla doğrudan ilişkilidir.
İnsan bu imkânlardan:
beslenmek, barınmak, üretmek ve hayatını sürdürmek
için yararlanır.
“Li-En‘âmikum” Ne Anlama Gelir
“En‘âm” kelimesi genellikle:
deve, sığır, koyun ve keçi gibi evcil büyükbaş ve küçükbaş hayvanları
ifade eder.
Dolayısıyla ayet:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
derken yalnızca insanın ihtiyaçlarını değil, hayvanların yaşamını da dikkate alır.
Bu son derece dikkat çekici bir vurgu taşır.
Neden İnsanlarla Birlikte Hayvanlardan Da Söz Ediliyor
Çünkü yeryüzündeki yaşam yalnızca insanlardan oluşmaz.
Hayvanlar da:
su içer, beslenir, çoğalır ve yaşam alanına ihtiyaç duyar.
İnsanların hayatı da tarih boyunca hayvanlarla güçlü biçimde bağlantılı olmuştur.
Hayvanlar:
beslenme,
ulaşım,
tarım,
giyim
ve farklı ekonomik faaliyetlerde insan hayatının parçası olmuştur.
Ayet İnsanı Evrenin Tek Sahibi Olarak Mı Gösteriyor
Hayır.
İnsan Kur’an’da özel sorumluluğa sahip bir varlık olarak anlatılsa da Dünya yalnızca onun ihtiyaçlarından ibaret değildir.
- ayet:
nimetlerin hayvanların da yararlanmasına sunulduğunu
açık biçimde hatırlatır.
Bu durum insanın:
“Dünyadaki her şey yalnızca benim istediğim gibi kullanılabilir.”
düşüncesini sorgulatabilir.
Hayvanların Da Nimetlerden Payı Olması Ne Anlatır
Bu, yaşamın paylaşılmış bir sistem olduğunu gösterir.
Bir nehir yalnızca insanların değildir.
O sudan:
kuşlar,
memeliler,
böcekler,
bitkiler
ve başka canlılar da yararlanabilir.
Bir otlak yalnızca ekonomik bir arazi değildir.
Aynı zamanda:
canlıların beslenme alanıdır.
Bu açıdan doğa çok katmanlı bir yaşam ağıdır.
İnsan İle Hayvanların Hayatı Birbirine Bağlı Mıdır
Evet.
Ekolojik açıdan çok güçlü biçimde bağlıdır.
Hayvanlar:
tohumların yayılmasına,
besin zincirlerinin sürmesine,
bazı bitkilerin çoğalmasına,
ekosistemlerin dengesine
katkıda bulunabilir.
İnsan da bu sistemlerin dışından değil:
içinden yaşar.
Bir türün yok olması bazen başka birçok canlıyı da etkileyebilir.
Ayet Hayvan Haklarıyla İlişkilendirilebilir Mi
Doğrudan modern hukuk diliyle “hayvan hakları” kavramını kullanmaz.
Fakat hayvanların da:
yararlanma ve yaşam düzeninin parçası
olarak anılması, onların değersiz nesneler olmadığını düşündürür.
İslâmî ahlâk geleneğinde de hayvanlara:
gereksiz eziyet edilmemesi, aç bırakılmaması ve kötü muamele yapılmaması
önemli bir sorumluluk olarak değerlendirilmiştir.
İnsan Hayvanlardan Yararlanabilir Mi
Kur’an’ın genel yaklaşımında bazı hayvanlardan:
beslenme,
taşıma,
giyim
ve başka meşru ihtiyaçlar için yararlanılabilir.
Fakat yararlanmak ile:
sınırsız sömürmek
aynı şey değildir.
Bir canlıdan faydalanmak, ona gereksiz acı vermeyi haklı çıkarmaz.
Bu nedenle faydalanmanın yanında:
sorumluluk
da bulunur.

“Metâ” Kelimesi Dünyanın Geçiciliğini De Hatırlatıyor Mu
Evet.
“Metâ” kelimesi Kur’an’da birçok bağlamda:
geçici dünya yararlanması
anlamını çağrıştırır.
İnsan Dünya’nın nimetlerinden yararlanır.
Ama sonsuza kadar burada kalmaz.
Bu nedenle:
sahip olduğum her şey benimle sonsuza kadar kalacak
düşüncesi bir yanılsamadır.
Dünya bir kullanım alanıdır.
Kalıcı ikamet yeri değildir.

Bu Ayet İsraf Hakkında Ne Düşündürür
Eğer kaynaklar yalnızca tek bir insanın değil:
diğer insanların, hayvanların ve gelecek nesillerin de yaşamını
destekliyorsa, israf daha büyük bir ahlâkî sorun hâline gelir.
Bir insan ihtiyacından çok daha fazlasını tükettiğinde yalnızca kendi malını kullanmış olmayabilir.
Ortak yaşam sistemleri üzerinde de baskı oluşturabilir.
Bu nedenle ayet paylaşım bilincini güçlendirebilir.

Su Kaynaklarını Kirletmek Hayvanları Da Etkiler Mi
Elbette.
Bir su kaynağı kirletildiğinde yalnızca insanlar zarar görmez.
O suyu kullanan:
balıklar,
kuşlar,
memeliler,
bitkiler
ve başka birçok canlı da etkilenebilir.
Bu nedenle çevre kirliliğinin ahlâkî boyutu yalnızca:
“İnsana zararı var mı?”
sorusuyla sınırlı değildir.
“Diğer canlılara ne oluyor?”
sorusu da önemlidir.

Otlakların Korunması Neden Önemlidir
Otlaklar birçok hayvan için temel beslenme alanıdır.
Aşırı kullanım,
erozyon,
yangın,
plansız yapılaşma
gibi faktörler bu alanları bozabilir.
Otlakların zarar görmesi:
hayvanların beslenmesini ve bütün ekolojik sistemi
etkileyebilir.
Nâziât’ın otlakları özellikle anması, insanın günlük olarak görmezden gelebileceği bu doğal kaynakların önemini düşündürür.

Ayet İnsan Merkezci Bir Dünya Görüşünü Sorgular Mı
Belirli ölçüde evet.
Çünkü ayet açıkça:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
der.
Yani yaratılışın nimetleri yalnızca:
“insanın kullanımı”
başlığı altında anlatılmaz.
Hayvanların da ihtiyaçları vardır.
Bu durum insanın kendisini:
tek hak sahibi
gibi görmemesi gerektiğini düşündürür.

Bu Ayetin Yeniden Dirilişle Bağlantısı Nedir
Nâziât Suresi’nin bu bölümü hâlâ diriliş tartışmasının parçasıdır.
İnsan:
“Biz çürüdükten sonra nasıl yeniden dirileceğiz?”
diye soruyordu.
Kur’an karşısına:
göğü,
geceyi,
gündüzü,
yeri,
suyu,
bitkileri,
dağları
çıkarır.
Sonunda da:
bütün bu düzenin sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için olduğunu
söyler.
Böylesine kapsamlı bir yaşam düzenini kuran kudretin yeniden yaratmaya da kadir olduğu vurgulanır.

Ayetin Şükürle İlişkisi Nedir
İnsan çoğu zaman nimetlerin yalnızca son hâlini görür.
Et tabağa gelir.
Süt bardağa gelir.
Sebze pazara gelir.
Su musluktan akar.
Fakat bunların arkasında:
toprak, yağmur, bitki, hayvan ve uzun doğal süreçler
vardır.
Şükür:
son ürünü tüketirken bütün bu düzeni fark edebilmek
anlamını da taşıyabilir.

30’dan 33. Ayete Kadar Nasıl Bir Bütünlük Vardır
- ayette:
yeryüzü yayılıp hazırlanır.
- ayette:
su ve otlaklar çıkarılır.
- ayette:
dağlar yerleştirilir.
- ayette:
bunların sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için olduğu
bildirilir.
Yani dört ayet birlikte adeta bir yaşam tablosu oluşturur:
Yer hazırlanır.
Su gelir.
Bitkiler yetişir.
Dağlar bulunur.
Canlılar bunlardan yararlanır.

Sonuç: Yeryüzündeki Nimetlerin İnsan Ve Hayvanlar İçin Olması Ne Anlatır
Nâziât Suresi 33. ayette:
“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”
buyrulur:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
Bu son derece kısa ayet çok büyük bir düşünce taşır.
Dünya yalnızca insanların yaşadığı bir mekân değildir.
Canlıların ortak yaşam alanıdır.
Su sadece insanın değildir.
Otlak yalnızca insanın ekonomik kaynağı değildir.
Dağlar yalnızca insanın manzarası değildir.
Bütün bu sistemin içinde:
hayvanların da bir yeri ve ihtiyacı vardır.
İnsan bu nimetlerden yararlanabilir.
Fakat yararlanmak:
sınırsız sahiplik
anlamına gelmez.
Çünkü insan bütün bunları hazır bulur ve sonunda hepsini geride bırakır.
Bu nedenle ayetin insanlığa yönelttiği en güçlü sorulardan biri şu olabilir:
Dünya bize kullanmamız için verildiyse, onu bizden sonra yaşayacak insanlara ve diğer canlılara hangi hâlde bırakacağız?
Belki gerçek sorumluluk da tam burada başlar.
Sahip olduğunu tüketmekte değil;
emanet aldığını koruyarak devredebilmekte.
“Dünya yalnızca bizim soframız değildir; başka canlıların da yuvasıdır. Suyu paylaşırız, toprağı paylaşırız, havayı paylaşırız. Nâziât’ın ‘sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için’ sözü, insana üstünlüğünden önce sorumluluğunu hatırlatır. Çünkü güçlü olmak, her şeyi tüketme hakkı değil; koruma yükümlülüğü de doğurur.”
Ersan Karavelioğlu