Nâziât Suresi 22. Ayette “Sonra Arkasını Dönüp Çalışmaya Koyuldu” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Firavun Hz. Mûsâ’ya Karşı Hangi Planları Kurmaya Başladı
“Nâziât Suresi’nin yirmi ikinci ayeti, Firavun’un gerçeği reddetmekle yetinmediğini gösterir. O, hakikatten yüz çevirdikten sonra onu etkisizleştirmek için harekete geçer. Böylece inkâr yalnızca düşüncede kalan bir tutum olmaktan çıkar; gücü, propagandayı ve insanları harekete geçiren örgütlü bir direnişe dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
Nâziât Suresi 22. Ayet Ne Söyler
Nâziât Suresi’nin 22. ayetinde:
“Sümme edbera yes‘â.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Sonra arkasını dönüp koşarak uzaklaştı.”
veya bağlama göre:
“Sonra yüz çevirip bütün gücüyle çalışmaya koyuldu.”
şeklinde anlamlandırılır.
Bir önceki ayette Firavun’un:
“Yalanladığı ve isyan ettiği”
bildirilmişti.
Şimdi ise onun reddedişinin davranışa dönüştüğü görülür.
“Edbera” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Edbera” kelimesi:
arkasını dönmek, yüz çevirmek, uzaklaşmak
anlamlarını taşır.
Burada yalnızca fiziksel olarak dönüp gitmekten söz edilmeyebilir.
Aynı zamanda:
hakikatten bilinçli biçimde yüz çevirmek
anlamı da güçlüdür.
Firavun mucizeyi görür.
Mesajı duyar.
Fakat ona yönelmek yerine:
sırtını döner.
“Yes‘â” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Yes‘â” kelimesi:
çalışmak, çabalamak, hızlı hareket etmek, bir amaç uğruna gayret göstermek
anlamlarını taşır.
Bu nedenle ayet Firavun’un pasif biçimde:
“İnanmıyorum.”
deyip kenara çekilmediğini düşündürür.
Tam tersine:
Hz. Mûsâ’nın çağrısına karşı mücadele etmek için harekete geçmiştir.
Firavun Neden Hemen Harekete Geçmiştir
Çünkü Hz. Mûsâ’nın mesajı Firavun açısından sıradan bir fikir değildir.
Bu mesaj onun:
otoritesini,
üstünlük iddiasını,
toplum üzerindeki hâkimiyetini
temelden sorgular.
Eğer insanlar Hz. Mûsâ’ya inanırsa Firavun’un kurduğu korku ve mutlak itaat sistemi sarsılabilir.
Bu nedenle Firavun meseleyi yalnızca dinî bir tartışma olarak değil:
iktidarına yönelik bir tehdit
olarak görür.
Firavun Hz. Mûsâ’ya Karşı Ne Yapmaya Başlamıştır
Nâziât Suresi ayrıntıları kısa geçer.
Fakat Kur’an’ın diğer Mûsâ kıssalarıyla birlikte düşünüldüğünde Firavun:
çevresindeki ileri gelenlerle görüşür,
Hz. Mûsâ’yı sihirbaz olarak göstermeye çalışır,
sihirbazları toplatır
ve halkın karşısında büyük bir karşılaşma düzenler.
Yani bireysel inkârını:
örgütlü bir karşı mücadeleye
dönüştürür.
Firavun Neden Sihirbazları Toplamıştır
Çünkü Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mucize halk üzerinde güçlü bir etki oluşturabilir.
Firavun bu etkiyi kırmak için olayı:
“Bu ilâhî bir mucize değil, güçlü bir sihirdir.”
şeklinde göstermeye çalışır.
Bunun için kendi döneminde olağanüstü gösterileriyle tanınan kişileri toplaması mantıklıdır.
Planı şudur:
Mûsâ’nın gösterdiğinin benzerini yaptırmak ve onun mesajını itibarsızlaştırmak.
Bu Bir Propaganda Mücadelesi Midir
Bir yönüyle evet.
Firavun yalnızca Hz. Mûsâ’nın iddiasına cevap vermeye çalışmaz.
Toplumun Hz. Mûsâ’yı nasıl algılayacağını da kontrol etmek ister.
Bu nedenle onu:
tehlikeli,
düzeni bozucu,
sihirbaz
gibi göstermek ister.
Bu yaklaşım güç sahiplerinin tarih boyunca kullandığı önemli yöntemlerden birini düşündürür:
Mesajla mücadele edilemiyorsa mesajı taşıyan kişiyi itibarsızlaştırmak.
Firavun Neden Gerçeği Araştırmak Yerine Onu Bastırmaya Çalıştı
Çünkü gerçek araştırıldığında kendi konumu tehlikeye girebilir.
Tarafsız biçimde:
“Mûsâ haklı olabilir mi?”
diye düşünmek yerine:
“Mûsâ’yı nasıl durdurabilirim?”
sorusunu sorar.
İşte burada hakikat arayışı ile güç savunması arasındaki fark ortaya çıkar.
Hakikat arayan kişi:
“Doğru olan nedir?”
diye sorar.
İktidarını korumaya odaklanan kişi ise:
“Ben nasıl kazanırım?”
diye sorar.
Firavun’un Arkasını Dönmesi Korktuğunu Mu Gösterir
Böyle bir psikolojik boyut düşünülebilir.
Çünkü gerçekten etkisiz gördüğü bir mesaj için böylesine büyük bir seferberlik yapmasına gerek olmazdı.
Hz. Mûsâ’nın:
sözü, mucizesi ve toplumsal etkisi
Firavun açısından ciddi bir tehdit oluşturmuş olmalıdır.
Bu nedenle dışarıdan çok güçlü görünmesine rağmen içeride:
kontrolünü kaybetme korkusu
yaşıyor olabilir.
Güçlü İnsanlar Neden Bazen En Çok Kontrolü Kaybetmekten Korkar
Çünkü iktidarın büyüklüğüyle birlikte kaybedilecek şeyler de büyür.
Firavun’un:
sarayı,
otoritesi,
itaat eden halkı,
kurduğu sistem
vardır.
Hz. Mûsâ’nın mesajını kabul etmesi bütün bunların yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
Bu nedenle Firavun’un direnişinde yalnızca kibir değil:
kaybetme korkusu
da bulunabilir.

“Arkasını Dönmek” Sembolik Olarak Ne Anlatır
İnsan fiziksel olarak bir şeye sırtını döndüğünde artık ona bakmaz.
Bu nedenle ifade sembolik olarak:
görmek istememek,
duymak istememek,
gerçekle yüzleşmekten kaçmak
anlamlarını düşündürür.
Firavun mucizeyi görmüştür.
Fakat gördüğünün üzerinde düşünmek yerine:
gözünü başka yöne çevirmeyi
seçmiştir.

İnsan Hakikatten Kaçarken Daha Fazla Çaba Harcayabilir Mi
Evet.
Bazen bir gerçeği kabul etmek:
tek bir cümleyle “Yanılmışım.”
demeyi gerektirir.
Fakat insan bunu söylememek için:
uzun savunmalar,
bahaneler,
suçlamalar,
propagandalar
üretebilir.
Firavun’un tavrı buna güçlü bir örnek oluşturur.
Gerçeği kabul etmek yerine onu bastırmak için çalışmaya başlar.

Firavun’un Mücadelesi Neden Sadece Hz. Mûsâ’ya Karşı Değildir
Çünkü Hz. Mûsâ kendisine ait kişisel bir ideolojiyi savunmamaktadır.
Onun mesajının merkezinde:
Allah’ın rabliği ve Firavun’un mutlak otorite olmadığı
gerçeği vardır.
Dolayısıyla Firavun Hz. Mûsâ’yı susturmaya çalışırken aslında onun getirdiği ilâhî çağrıya karşı mücadele etmektedir.
Bu yüzden kıssa iki kişinin kişisel kavgasından çok daha büyüktür.

Firavun’un İnsanları Toplaması Neden Önemlidir
Bir sonraki ayette Firavun’un:
insanları topladığı
anlatılacaktır.
Bu durum onun bireysel reddedişten toplumsal yönlendirmeye geçtiğini gösterir.
Artık sadece:
“Ben inanmıyorum.”
dememektedir.
Başkalarının da inanmamasını istemektedir.
Böylece kişisel inkâr:
toplumsal propagandaya
dönüşür.

Bir İnsan Neden Başkalarının Da Gerçeği Görmesini Engellemek İster
Çünkü başkalarının hakikati kabul etmesi onun çıkarlarını tehdit edebilir.
Firavun açısından insanların Hz. Mûsâ’ya inanması:
itaatin yön değiştirmesi
demektir.
İnsanlar artık Firavun’un mutlak otoritesini kabul etmeyebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca fikirlerin savaşı değildir.
İtaatin kime ait olacağı meselesidir.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet şu önemli ayrımı ortaya çıkarır:
Bir fikri yanlış bulmak başka, o fikrin duyulmasını engellemeye çalışmak başkadır.
İnsan bir görüşe katılmayabilir.
Fakat gücünü kullanarak:
başkalarının düşünmesini, dinlemesini ve karar vermesini engelliyorsa
mesele artık fikir tartışmasından çıkar.
Firavun’un “çalışması” tam olarak bu otoriter refleksi düşündürür.

Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler
Firavun kadar büyük siyasi güce sahip olmak gerekmez.
İnsan kendi hayatında da hoşuna gitmeyen gerçeklerden kaçabilir.
Bir doktorun uyarısı,
bir dostun eleştirisi,
vicdanın rahatsızlığı
karşısında insan:
gerçekle yüzleşmek yerine onu söyleyen kişiye kızabilir.
Bu nedenle ayetin bireysel mesajı da güçlüdür:
Hakikate sırtını dönmek hakikati ortadan kaldırmaz.

20, 21 Ve 22. Ayetler Birlikte Nasıl Bir Süreç Anlatır
- ayette:
Mucize gösterilir.
- ayette:
Firavun yalanlar ve isyan eder.
- ayette:
arkasını dönüp çalışmaya koyulur.
Bu üç aşama çok dikkat çekicidir:
Görmek.
Reddetmek.
Reddedişi savunmak için harekete geçmek.
İnsan bir yanlışı savunmaya başladığında bazen giderek ona daha fazla bağlanabilir.
Firavun’un düşüşü de böyle adım adım büyür.

Sonuç: Firavun Arkasını Dönüp Neden Çalışmaya Koyuldu
Nâziât Suresi 22. ayette:
“Sümme edbera yes‘â.”
buyrulur.
Firavun, Hz. Mûsâ’nın mucizesini gördükten ve mesajını reddettikten sonra hakikatten yüz çevirerek ona karşı mücadele etmek için harekete geçer.
Kur’an’ın diğer Mûsâ anlatılarıyla birlikte düşünüldüğünde bu mücadele:
sihirbazların toplanmasını,
halkın seferber edilmesini,
Hz. Mûsâ’nın sihirbaz olarak gösterilmeye çalışılmasını
ve Firavun’un iktidarını korumaya yönelik propaganda faaliyetlerini içerir.
Fakat ayetin belki de en derin mesajı şudur:
İnsan gerçeği reddettiğinde bazen orada durmaz; reddettiği gerçeği susturmak için de çalışmaya başlayabilir.
Bu aşamada sorun artık yalnızca bilgisizlik değildir.
İnsan kendi yanlışını koruyabilmek için yeni yanlışlar üretmeye başlar.
Ve Firavun’un kıssası bize şu soruyu bırakır:
Bir gerçeğin yanlış olduğunu gerçekten düşündüğümüz için mi onunla mücadele ediyoruz, yoksa doğru olabileceğini kabul etmek hayatımızda çok fazla şeyi değiştireceği için mi?
“Firavun gerçeğe sırtını döner ve hemen çalışmaya başlar. Çünkü bazı insanlar hakikat karşısında sessizce uzaklaşmaz; kendi kurdukları düzeni koruyabilmek için hakikati susturmaya çalışırlar. Fakat bir insanın gerçeğe sırtını dönmesi, gerçeği arkasında bıraktığı anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu