📖 Nâziât Suresi 40. Ayette “Kim Rabbinin Huzurunda Durmaktan Korkmuş Ve Nefsini Kötü Arzulardan Alıkoymuşsa” Buyrulması Ne Anlama Gelir

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,160
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nâziât Suresi 40. Ayette “Kim Rabbinin Huzurunda Durmaktan Korkmuş Ve Nefsini Kötü Arzulardan Alıkoymuşsa” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Nefsini Nasıl Kontrol Edebilir ❓


“Nâziât Suresi’nin kırkıncı ayeti, insanın gerçek mücadelesini dışarıdaki düşmanlardan önce kendi içinde gösterir. Rabbinin huzurunda hesap vereceğini bilen kişi, her arzusunu yerine getirmeyi özgürlük saymaz. Çünkü insanın büyüklüğü istediği her şeyi yapabilmesinde değil, yanlış olduğunu bildiği şeyi yapabilecek gücü varken kendisini durdurabilmesinde ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Nâziât Suresi 40. Ayet Ne Söyler ❓


Nâziât Suresi’nin 40. ayetinde:


“Ve emmâ men hâfe mekâme rabbihî ve nehe’n-nefse ani’l-hevâ.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“Kim Rabbinin huzurunda durmaktan korkmuş ve nefsini kötü arzulardan alıkoymuşsa…”


şeklinde anlamlandırılır.


Önceki ayetlerde:


tuğyan eden ve dünya hayatını tercih eden insan


anlatılmıştı.


Şimdi bunun tam karşısındaki insan tipi ortaya konulur.


2️⃣ “Hâfe” Kelimesi Burada Nasıl Bir Korkuyu Anlatır ❓


“Hâfe”:


korkmak, çekinmek, sakınmak


anlamlarını taşır.


Fakat burada anlatılan korkuyu yalnızca panik veya dehşet şeklinde anlamamak gerekir.


Bu korku:


hesap verme bilinciyle birleşmiş bir sorumluluk duygusudur.


İnsan:


“Yaptıklarımın bir karşılığı var.”


diye düşünür.


Ve bu düşünce davranışlarını değiştirir.


3️⃣ “Mekâme Rabbihî” Ne Anlama Gelir ❓


“Mekâme rabbihî” ifadesi farklı şekillerde açıklanabilir.


Genel anlamıyla:


Rabbin huzurunda durma, O’nun karşısında hesap verme veya O’nun makamının büyüklüğünü idrak etme


düşüncelerini taşır.


Yani insan kendisini:


hesap vermeyen mutlak bir varlık


olarak görmez.


Bir gün bütün seçimlerinin değerlendirileceğini bilir.


4️⃣ Rabbin Huzurunda Durmaktan Korkmak Allah’tan Kaçmak Mıdır ❓


Hayır.


Buradaki korku insanı Allah’tan uzaklaştırmak zorunda değildir.


Aksine:


yanlıştan uzaklaştırıp Allah’a yöneltebilir.


Çocukça bir dehşet değil:


saygı, sorumluluk ve hesap bilinci


öne çıkar.


Bu nedenle korku ile sevgi birbirinin mutlaka karşıtı değildir.


İnsan sevdiği birinin güvenini kaybetmekten de korkabilir.


5️⃣ “Nefs” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nefs” kelimesi Kur’an’da bağlama göre farklı anlamlara gelebilir.


Bazen:


kişinin kendisi,


bazen:


benlik,


bazen de insanın:


arzulara yönelen iç tarafı


anlamında kullanılır.


Nâziât 40’ta özellikle:


arzular tarafından sürüklenebilen insan benliği


öne çıkmaktadır.


6️⃣ “Hevâ” Ne Anlama Gelir ❓


“Hevâ” kelimesi:


arzu, istek, eğilim, kişinin hoşuna giden şeyi istemesi


anlamlarını taşır.


Fakat Kur’an’daki olumsuz bağlamlarda “hevâ” çoğu zaman:


akıl, ahlâk ve hakikatin önüne geçen kontrolsüz arzu


anlamına yaklaşır.


Dolayısıyla sorun:


insanın isteklerinin olması


değildir.


Sorun:


isteklerin insanı yönetmesidir.


7️⃣ Her Arzu Kötü Müdür ❓


Hayır.


İnsan:


yemek ister,


dinlenmek ister,


sevilmek ister,


başarılı olmak ister,


güzel şeylerden hoşlanır.


Bunlar insan doğasının parçalarıdır.


Ayet:


arzuları tamamen yok etmeyi


istemiyor.


Asıl mesele:


yanlış yere götüren arzuları kontrol etmektir.


Bu nedenle ayette:


“nefsi yok etti”


değil,


“nefsi hevâdan alıkoydu”


denilir.


8️⃣ Nefsi Kontrol Etmek İle Nefsi Bastırmak Aynı Şey Midir ❓


Hayır.


Sağlıklı özdenetim:


isteği fark etmek, değerlendirmek ve gerektiğinde ona hayır diyebilmek


anlamına gelir.


Bastırma ise bazen kişinin arzusunu hiç yokmuş gibi inkâr etmesi olabilir.


Ayetin mesajı daha dengelidir:


Arzunun varlığını kabul et ama onun kölesi olma.


İnsanın olgunluğu arzusuz olmasında değil:


arzularını yönetebilmesindedir.


9️⃣ İnsan Nefsine Neden “Hayır” Demekte Zorlanır ❓


Çünkü arzular çoğu zaman:


hemen haz


vadeder.


Nefs:


“Şimdi istiyorum.”


der.


Ahlâk ise bazen:


“Sonucunu düşün.”


der.


Bu iki ses arasında çatışma oluşabilir.


Örneğin:


öfke hemen bağırmak ister.


Açgözlülük daha fazlasını ister.


Kıskançlık karşıdakinin kaybetmesini isteyebilir.


Özdenetim ise insanın bu ilk dürtüyü sorgulayabilmesidir.


🔟 Nefsi Kontrol Etmek Özgürlüğü Azaltır Mı ❓


İlk bakışta öyle görünebilir.


Çünkü insan:


“Özgürsem istediğimi yaparım.”


diye düşünebilir.


Fakat daha derin bakıldığında bunun tersi de mümkündür.


Eğer insan:


öfkesini durduramıyorsa,


bağımlılığını bırakamıyorsa,


arzusuna karşı koyamıyorsa,


gerçekten özgür müdür?


Belki gerçek özgürlük:


her istediğini yapmak değil, gerektiğinde istemediğin doğru şeyi yapabilmektir.


1️⃣1️⃣ Hesap Bilinci Nefsi Nasıl Kontrol Eder ❓


İnsan davranışın yalnızca bugünkü sonucunu düşünürse kısa vadeli haz ağır basabilir.


Fakat:


“Bunun hesabı var.”


bilinci geleceği bugünkü kararın içine taşır.


Örneğin kişi:


“Kimse görmüyor.”


diyebilir.


Ama hesap bilinci:


“Görülmemesi, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”


der.


Bu nedenle ahiret inancı güçlü bir iç denetim mekanizması oluşturabilir.


1️⃣2️⃣ Nefsi Kontrol Etmenin İlk Adımı Nedir ❓


İlk adım:


kendi arzusunu fark etmektir.


İnsan bazen neden öfkelendiğini,


neden kıskandığını,


neden daha fazlasını istediğini


kendisine bile itiraf etmek istemez.


Oysa kontrol edebilmek için önce:


neyin bizi yönettiğini


görmek gerekir.


Kendini tanımayan insan nefsini yönetmekte zorlanabilir.


1️⃣3️⃣ İkinci Adım Düşünmek Midir ❓


Evet.


Arzu ile davranış arasına kısa bir düşünme mesafesi koymak son derece önemlidir.


İnsan kendisine sorabilir:


“Bunu neden istiyorum?”


“Sonucu ne olacak?”


“Bir saat sonra hâlâ doğru bulacak mıyım?”


“Bir başkasına zarar verecek mi?”



Bu birkaç saniyelik sorgulama bile dürtüsel davranışı değiştirebilir.


1️⃣4️⃣ Nefsi Kontrol Etmek İçin Alışkanlıklar Önemli Midir ❓


Çok önemlidir.


İnsan her seferinde sıfırdan karar vermez.


Tekrarladığı davranışlar zamanla:


alışkanlığa


dönüşür.


Örneğin öfkelendiğinde sürekli susup düşünmeye alışan kişi zamanla bunu daha kolay yapabilir.


Aynı şekilde her arzusunu hemen yerine getiren insanın:


kendine sınır koyması


giderek zorlaşabilir.


Karakter, çoğu zaman tekrar edilen küçük seçimlerle oluşur.


1️⃣5️⃣ Oruç Nefis Kontrolü Açısından Nasıl Anlaşılabilir ❓


İslâmî gelenekte oruç bunun güçlü örneklerinden biridir.


İnsan önünde:


helâl olan yiyecek ve su


bulunduğu hâlde belirli süre bunlardan uzak durur.


Bu eğitim insana:


“İstediğim bir şeyi sırf istiyorum diye hemen yapmak zorunda değilim.”


bilinci kazandırabilir.


Dolayısıyla oruç yalnızca aç kalmak değil:


irade eğitimi


olarak da düşünülebilir.


1️⃣6️⃣ Nefsi Kontrol Edememenin Sonucu Nedir ❓


Arzu başlangıçta insana hizmet ederken zamanla insan arzuya hizmet etmeye başlayabilir.


Daha fazla para ister.


Daha fazla güç ister.


Daha fazla haz ister.


Ama:


“Ne kadar yeter?”


sorusunun cevabı kaybolur.


Kontrolsüz nefis doydukça sakinleşmek yerine bazen:


daha fazlasını istemeyi öğrenir.


Bu nedenle sınırsız tatmin mutlaka huzur getirmez.


1️⃣7️⃣ Ayetin Psikolojik Ve Felsefi Mesajı Nedir ❓


Ayet insanın içinde iki farklı yöneliş bulunduğunu düşündürür:


Bir taraf:


“İstiyorum.”


der.


Diğer taraf:


“Doğru mu?”


diye sorar.


İnsanı ahlâkî bir varlık yapan şeylerden biri tam olarak budur.


Eğer insan yalnızca dürtülerinin peşinden gitseydi:


ahlâkî tercih


çok daha sınırlı anlam taşırdı.


Nâziât 40 insanın iradesini:


arzuyu değerlendirebilme ve gerektiğinde reddedebilme gücü


olarak öne çıkarır.


1️⃣8️⃣ 37’den 40. Ayete Kadar İki İnsan Tipi Nasıl Karşılaştırılır ❓


İlk insan:


tuğyan eder.


Dünya hayatını tercih eder.



Onun varacağı yer:


cehennemdir.


İkinci insan ise:


Rabbinin huzurunda durmaktan korkar.


Nefsini hevâdan alıkoyar.



Bu karşılaştırma son derece açıktır.


Bir tarafta:


sınırsız arzu.


Diğer tarafta:


sorumlu özdenetim.


Bir tarafta:


“Ben ne istersem yaparım.”


Diğer tarafta:


“Yapabilirim ama doğru değilse yapmam.”


1️⃣9️⃣ Sonuç: İnsan Nefsini Nasıl Kontrol Edebilir ❓


Nâziât Suresi 40. ayette:


“Ve emmâ men hâfe mekâme rabbihî ve nehe’n-nefse ani’l-hevâ.”


buyrulur:


“Kim Rabbinin huzurunda durmaktan korkmuş ve nefsini kötü arzulardan alıkoymuşsa…”


Bu ayet insanın en büyük mücadelelerinden birini ortaya koyar:


Kendi kendisini yönetebilmek.


Nefsi kontrol etmek:


arzuları yok etmek,


hayattan kaçmak,


bütün zevkleri reddetmek


değildir.


Asıl mesele:


arzuların insanın efendisi olmasına izin vermemektir.


İnsan öfkelendiğinde bağırabilecek güçte olup susabiliyorsa,


haksız kazanç fırsatı varken reddedebiliyorsa,


kimsenin görmediği yerde de doğruyu seçebiliyorsa,


hemen haz veren bir şeyi daha büyük bir değer uğruna terk edebiliyorsa:


nefsini yönetmeye başlamıştır.


Belki gerçek güç tam da burada ortaya çıkar.


Başkalarını yenmek bazen kolay olabilir.


Ama insanın:


kendi öfkesini, kibrini, açgözlülüğünü ve kontrolsüz arzularını yenmesi


çok daha büyük bir mücadeledir.


Ve Nâziât 40’ın insana bıraktığı en güçlü soru belki şudur:


Ben arzularımı mı yönetiyorum, yoksa arzularım mı beni yönetiyor?


“İnsan istediği her şeyi yapabildiğinde güçlü değildir; yanlış olduğunu bildiği bir şeyi yapabilecek imkâna sahip olduğu hâlde kendisini durdurabildiğinde güçlüdür. Nefsini yönetmek hayatın güzelliklerini reddetmek değil, hiçbir güzelliğin insanın iradesini esir almasına izin vermemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt