📖 A‘râf Suresi 109. Ayette “Firavun Kavminden İleri Gelenler ‘Şüphesiz Bu, Çok Bilgili Bir Sihirbazdır’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 6 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    6

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,971
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 109. Ayette “Firavun Kavminden İleri Gelenler ‘Şüphesiz Bu, Çok Bilgili Bir Sihirbazdır’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen gerçeği çürütemediğinde onu yeniden adlandırır. Hakikate ‘hile’, delile ‘aldatma’ demek, gerçeği değiştirmez; yalnızca insanın onunla yüzleşmesini erteler.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 107. ve 108. ayetlerinde Hz. Musa’nın Firavun’un istediği delilleri gösterdiği anlatılmıştı:

Asası:

apaçık büyük bir yılana dönüşmüş,

eli ise:

bakanlara bembeyaz görünmüştü.

  1. ayette artık Firavun’un çevresindeki ileri gelenlerin ilk yorumu gelir:
“Firavun kavminden ileri gelenler dediler ki: ‘Şüphesiz bu, çok bilgili bir sihirbazdır.’”

Bu ayet son derece dikkat çekicidir.

Çünkü onlar:

gördükleri şeyi:

inkâr etmiyorlar.

Ortada:

olağanüstü bir durum olduğunu

kabul ediyorlar.

Fakat Hz. Musa’nın getirdiği işaretleri:

peygamberlik delili

olarak değil,

sihir

olarak isimlendiriyorlar.

Yani problem:

artık:

“Bir şey oldu mu, olmadı mı?”

meselesi değildir.

Asıl mesele:

“Olan şeyi nasıl yorumlayacağız?”

sorusudur.

1️⃣ “Firavun Kavminden İleri Gelenler” Kimlerdir ❓​

Burada sözü geçenler:

Firavun’un çevresindeki:

etkili,

nüfuzlu,

yönetimde söz sahibi

kişilerdir.

Kur’an’da bunlar çoğu zaman:

mele’

kelimesiyle ifade edilir.

Yani:

sıradan halktan ziyade:

güç merkezine yakın seçkinler

söz konusudur.

2️⃣ İleri Gelenler Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü bir iktidar:

yalnız tek kişiyle ayakta kalmaz.

Çevresinde:

onu destekleyen,

kararlarını meşrulaştıran,

topluma açıklayan,

çıkar sağlayan

insanlar bulunabilir.

Bu yüzden Kur’an:

yalnız Firavun’un tavrını değil,

onun çevresindekilerin tavrını da

anlatır.

3️⃣ “Şüphesiz Bu Bir Sihirbazdır” Demeleri Ne Anlama Gelir ❓​

Onlar:

Hz. Musa’nın gösterdiği olağanüstü işaretleri:

sihir

olarak yorumlarlar.

Yani:

peygamberlik delili ihtimalini:

reddedip,

kendilerine daha uygun gelen:

başka bir açıklamaya

yönelirler.

Bu:

gerçeği açıklamaktan çok:

gerçeği etkisizleştirme çabası

olabilir.

4️⃣ Neden Hz. Musa’ya “Sihirbaz” Diyorlar ❓​

Çünkü gördükleri olay:

alışılmışın dışındadır.

Ama bunu:

Allah’tan gelen bir mucize olarak

kabul etmek istemezler.

Bu durumda:

daha önce bildikleri bir kategoriye:

yerleştirirler:

sihir.

Böylece:

mucizenin:

peygamberlik anlamını

ortadan kaldırmaya çalışırlar.

5️⃣ Bir Şeye İsim Vermek Onun Gerçekliğini Değiştirir mi ❓​

Hayır.

Bir olaya:

farklı bir isim vermek:

olayın kendisini

değiştirmez.

Ama insanın:

ona karşı tavrını

değiştirebilir.

Bu yüzden isimlendirme:

çok güçlü bir araçtır.

Bir gerçeğe:

yanlış isim vermek:

insanın onu:

yanlış değerlendirmesine

yol açabilir.

6️⃣ İnsan Anlamadığı Bir Şeyi Bildiği Bir Kategoriye Sokmak İster mi ❓​

Evet.

İnsan zihni:

bilmediği şeyi:

bildiği kalıplarla

açıklamaya çalışır.

Bu normal bir süreçtir.

Ama problem:

yeni bir gerçeklik karşısında:

eski kategoriyi zorla uygulamak

olabilir.

Firavun’un ileri gelenleri:

Hz. Musa’nın mucizesini:

bildikleri:

“sihir”

kategorisine sokarlar.

7️⃣ “Çok Bilgili Bir Sihirbaz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Arapça ifadede:

“sâhirun alîm”

geçer.

Bu:

işinde çok bilgili,

usta,

maharetli bir sihirbaz

anlamına gelir.

Yani onlar:

Hz. Musa’nın gösterdiği şeyi:

basit bir numara

olarak bile görmezler.

Onu:

son derece güçlü bir sihir sanırlar.

8️⃣ Bu İfade Aslında Mucizenin Etkisini Kabul Ettiklerini mi Gösterir ❓​

Bir anlamda:

evet.

Çünkü:

“Bu hiçbir şey değil.”

demiyorlar.

“Bu çok bilgili bir sihirbaz.”

diyorlar.

Yani gördüklerinin:

son derece etkileyici olduğunu

kabul ediyorlar.

Ama:

kaynağı konusunda:

farklı bir açıklama

üretiyorlar.

9️⃣ İnsan Delili Çürütemediğinde Kişiye Etiket Yapıştırabilir mi ❓​

Evet.

Bu çok eski bir tartışma yöntemidir.

Bir insan:

söylenen söze cevap veremediğinde:

kişiyi:

yalancı,

cahil,

tehlikeli,

deli,

sihirbaz

gibi etiketlerle:

itibarsızlaştırmaya çalışabilir.

Böylece:

mesaj yerine mesajı getiren kişi

tartışılır.

🔟 Kişiye Saldırmak Delile Cevap Vermek midir ❓​

Hayır.

Bir kişinin:

karakteri,

geçmişi,

statüsü

tartışılabilir.

Ama bu:

sunduğu delili:

otomatik olarak çürütmez.

Eğer bir iddia yanlışsa:

iddianın kendisine cevap vermek

gerekir.

Kişiyi küçümsemek:

kanıt değildir.

1️⃣1️⃣ Firavun’un Çevresi Neden Hz. Musa’yı Tehdit Olarak Görüyor ❓​

Çünkü Hz. Musa’nın mesajı:

yalnız:

mucize göstermek

değildir.

O:

Firavun’un:

mutlak otorite iddiasını

reddeder.

İsrailoğullarının:

serbest bırakılmasını

ister.

Bu nedenle:

Hz. Musa’nın kabul edilmesi:

mevcut düzenin:

sorgulanması

anlamına gelir.

1️⃣2️⃣ Güçlü Gruplar Neden Değişimden Korkabilir ❓​

Çünkü mevcut düzen:

onlara:

statü,

para,

itibar,

ayrıcalık

sağlıyor olabilir.

Bu durumda:

doğru olan değişim bile:

onlara:

kayıp

gibi görünebilir.

Bu yüzden insan bazen:

adalete değil, alıştığı düzene

sadık kalabilir.

1️⃣3️⃣ Bir Gerçeği “Tehlike” Olarak Sunmak Ne Sağlar ❓​

Toplumda:

korku üretir.

İnsanlar:

meseleyi sakin biçimde değerlendirmek yerine:

savunmaya geçebilir.

Bir kişi:

“Bu tehlikelidir.”

diye sunulduğunda:

söylediğinin doğru olup olmadığı:

ikinci plana düşebilir.

Bu yüzden korku:

düşünmenin önüne geçebilir.

1️⃣4️⃣ Hz. Musa’nın Mucizesi ile Sihir Arasında Nasıl Bir Ayrım Yapılacaktır ❓​

Kıssanın devamında:

Firavun’un sihirbazları

toplanacaktır.

Onlar da:

kendi hünerlerini

göstereceklerdir.

Sonra Hz. Musa’nın mucizesiyle:

aralarındaki fark:

daha açık biçimde

ortaya çıkacaktır.

Yani Kur’an:

bu iddiayı:

ilerleyen olaylarla sınayacaktır.

1️⃣5️⃣ Sihirbazlar Neden Bu Kıssada Önemli Bir Rol Oynar ❓​

Çünkü onlar:

sihir konusunda:

uzman kabul edilen kişilerdir.

Dolayısıyla:

Hz. Musa’nın yaptığı şeyin:

bildikleri sihirden farklı olup olmadığını:

en iyi değerlendirebilecek kişiler:

onlar olabilir.

Bu yüzden kıssada:

uzmanların tanıklığı

önemli hâle gelir.

1️⃣6️⃣ İnsan Bir Konuyu Bilmediğinde Uzman Görüşüne Başvurmalı mıdır ❓​

Genel olarak:

evet.

Bir konuda:

bilgimiz yetersizse:

o alanda uzmanlaşmış insanların:

görüşlerine bakmak:

akıllıca olabilir.

Ama uzmanların da:

çıkar,

baskı,

önyargı

etkisine açık olabileceği unutulmamalıdır.

Bu nedenle:

uzmanlık önemli, fakat sorgulanamazlık değildir.

1️⃣7️⃣ Etiketleme Günlük Hayatta Nasıl Görülür ❓​

İnsan bazen:

karşısındakinin fikrini anlamak yerine:

ona bir etiket yapıştırır.

Sonra:

etiketi tartışır.

Örneğin:

“Sen zaten şöylesin.”

diyerek:

asıl meseleye cevap vermekten

kaçabilir.

Bu yöntem:

iletişimi:

zorlaştırır.

Çünkü insan:

fikri değil,

kişiyi mahkûm etmeye

başlar.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 107, 108 ve 109. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
asa:

büyük bir yılana dönüşmüştü.

  1. ayette:
Hz. Musa’nın eli:

bembeyaz görünmüştü.

  1. ayette ise:
Firavun’un ileri gelenleri:

bu işaretleri:

peygamberlik delili olarak kabul etmek yerine:

“Bu çok bilgili bir sihirbazdır.”

derler.

Yani:

delil görülür.

Ama delilin:

anlamı yeniden tanımlanır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 109. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 109. ayet:

insanın hakikat karşısındaki:

çok önemli bir savunma biçimini

gösterir:

yeniden isimlendirme.

Hz. Musa:

delil göstermiştir.

Asa:

büyük bir yılana dönüşmüştür.

Eli:

olağanüstü biçimde beyazlaşmıştır.

Firavun’un ileri gelenleri:

gördüklerini:

yok sayamazlar.

Ama şöyle derler:

“Bu çok bilgili bir sihirbazdır.”

Dikkat edilirse:

gerçekleşen olay:

değişmemiştir.

Değişen şey:

ona verilen isimdir.

Bu insan hayatında:

çok sık görülebilir.

Bazen:

bir insan bize:

rahatsız edici bir doğru söyler.

Biz:

söylediğine cevap vermek yerine:

“Sen zaten bana karşısın.”

deriz.

Birisi:

bir hatamızı gösterir.

“Beni kıskanıyor.”

deriz.

Biri:

kanıt sunar.

“Bunun arkasında başka amaç var.”

deriz.

Bunların hepsi bazen doğru olabilir.

Ama bazen de:

asıl gerçekle yüzleşmemek için:

üretilmiş savunmalar

olabilir.

Bu nedenle ayetin bize öğrettiği önemli bir düşünme ilkesi vardır:

Bir mesajı değerlendirirken:

önce şu soruyu sormalıyız:

“Bu söyleyen kim?”

değil.

Önce:

“Söylediği doğru mu?”

sorusunu sormalıyız.

Çünkü kötü bir insan:

bazen doğru bir şey söyleyebilir.

Sevmediğimiz biri:

haklı olabilir.

Bize karşı olan biri:

bir konuda doğru tespit yapabilir.

Hakikat:

söyleyen kişinin:

bizde oluşturduğu duygudan

bağımsızdır.

Ayet ayrıca:

güç sahiplerinin çevresindeki insanların:

sorumluluğunu da hatırlatır.

Firavun’un ileri gelenleri:

onun yanında:

yalnız sessiz kalmıyor.

Aktif biçimde:

Hz. Musa’yı:

“sihirbaz”

olarak tanımlıyorlar.

Yani güç:

bazen çevresindeki insanlarla:

kendi anlatısını üretir.

Bir iddia:

defalarca tekrarlandığında:

toplum onu:

gerçek sanmaya başlayabilir.

Ama tekrar:

kanıt değildir.

Kalabalık:

kanıt değildir.

Güç:

kanıt değildir.

Etiket:

kanıt değildir.

Asıl soru:

her zaman:

“Gerçek nedir?”

olmalıdır.

Belki de A‘râf 109’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir gerçeğe cevap veremediğimizde onu gerçekten değerlendiriyor muyuz, yoksa rahatsızlığımızı azaltmak için ona başka bir isim mi veriyoruz?

Çünkü insan:

hakikatin adını değiştirebilir.

Ama:

hakikatin kendisini değiştiremez.


“Bir gerçeğe istediğin etiketi yapıştırabilirsin; fakat isim değişince gerçek değişmez. Hakikatten kaçmanın en kolay yollarından biri onu yeniden adlandırmaktır. En zor fakat en dürüst yol ise olduğu gibi görmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt