📖 Yûnus Suresi 70. Ayette “Dünyada Bir Süre Yararlanırlar; Sonra Dönüşleri Bizedir, Ardından İnkârları Sebebiyle Onlara Şiddetli Azabı Tattırırız” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Yûnus Suresi 70. Ayette “Dünyada Bir Süre Yararlanırlar; Sonra Dönüşleri Bizedir, Ardından İnkârları Sebebiyle Onlara Şiddetli Azabı Tattırırız”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,113
2,736,259
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 70. Ayette “Dünyada Bir Süre Yararlanırlar; Sonra Dönüşleri Bizedir, Ardından İnkârları Sebebiyle Onlara Şiddetli Azabı Tattırırız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Dünyada rahat yaşamak, insanın yaptığı her şeyin Allah tarafından onaylandığı anlamına gelmez. Geçici imkân ile nihai başarı aynı şey değildir. Kur’an insanı bugünkü rahatlığına değil, sonunda Allah’ın huzuruna hangi hayatla döneceğine bakmaya çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 70. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Dünyada bir süre yararlanırlar. Sonra dönüşleri Bizedir. Ardından inkâr etmekte oldukları şeyler sebebiyle onlara şiddetli azabı tattırırız.”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Metâun fi’d-dünyâ, sümme ileynâ merciuhum, sümme nuzîkuhumu’l-azâbe’ş-şedîde bimâ kânû yekfurûn.”

Bir önceki ayette:

Allah’a karşı yalan uyduranların gerçek kurtuluşa ulaşamayacağı

bildirilmişti.

Yûnus 70 şimdi önemli bir soruya cevap verir:

“Peki bu insanlar dünyada rahat yaşıyor, servet ve güç kazanıyorsa ne olacak?”

Cevap:

Dünyevî yararlanma geçicidir; nihai dönüş ve hesap Allah’adır.

2️⃣ “Dünyada Bir Süre Yararlanırlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“metâun fi’d-dünyâ”

denilir.

“Metâ”:

geçici yararlanma,

faydalanma,

bir süre kullanılan dünya nimeti

anlamlarını taşır.

İnsan:

para kazanabilir.

Güç sahibi olabilir.

Sağlıklı yaşayabilir.

Uzun ömür sürebilir.

Dünyevî zevklerden yararlanabilir.

Kur’an bunların varlığını inkâr etmez.

Fakat şu sınırı koyar:

Bunların hiçbiri sonsuz değildir.

3️⃣ Dünya Nimetlerinden Yararlanmak Kötü müdür ❓​

Hayır.

Ayet:

“Dünyada yararlanmak kötüdür.”

demiyor.

Kur’an’ın genel öğretisinde:

helal rızık,

aile,

sağlık,

ticaret,

güzel nimetler

insan için değerli olabilir.

Sorun:

dünyayı kullanmak değil,

dünyayı nihai amaç hâline getirmektir.

İnsan:

nimetten yararlanabilir

ve aynı zamanda:

Allah’a şükredebilir.

Dünya nimeti ≠ manevî bozulma.

4️⃣ “Metâ” Kelimesi Neden Geçiciliği Hatırlatır ❓​

Çünkü “metâ” kalıcı sahipliği değil, bir süre kullanılan imkânı çağrıştırır.

İnsan bugün:

bir eve sahip olabilir.

Yarın:

başka biri orada yaşayabilir.

Bir makamı olabilir.

Sonra:

yerine başkası geçebilir.

Bir serveti olabilir.

Öldüğünde:

mirasçılara kalabilir.

Bu yüzden Kur’an insanın sahip olduğu şeylere:

“Sonsuza kadar benim.”

gözüyle bakmasını kırar.

Dünya:

gerçek ama geçicidir.

5️⃣ Dünyanın Geçici Olması Onu Değersiz mi Yapar ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Geçici olan:

değersiz olmak zorunda değildir.

Bir çocuğun çocukluğu geçicidir.

Ama çok değerlidir.

Bir yaz tatili geçicidir.

Ama anlamlı olabilir.

İnsan ömrü sınırlıdır.

Ama bu onu anlamsız yapmaz.

Aynı şekilde dünya hayatı da:

geçici olabilir

ama:

sorumluluğun, iyiliğin, tövbenin ve seçimin gerçekleştiği yer olduğu için son derece değerlidir.

Geçicilik ≠ değersizlik.


6️⃣ Kötü Bir İnsan Dünyada Neden Rahat Yaşayabilir ❓​

Çünkü dünya hayatı:

her davranışın karşılığının anında verildiği mekanik bir ceza sistemi değildir.

Bir zalim:

çok zengin olabilir.

Uzun yaşayabilir.

İşi büyüyebilir.

İnsanlar onu alkışlayabilir.

Bu durum:

Allah’ın ondan razı olduğunun kesin kanıtı değildir.

Aynı şekilde iyi bir insanın sıkıntı yaşaması da:

Allah’ın onu sevmediğinin

kanıtı değildir.

Kur’an dünyayı:

anında ödül-ceza makinesi

olarak sunmaz.

7️⃣ Dünyevî Başarı Allah’ın Onayı Anlamına Gelir mi ❓​

Hayır.

Bu ayetin en önemli mesajlarından biri budur.

İnsan:

“Ben zenginim, demek Allah benden razı.”

diyemez.

Başka biri de:

“İşim kötü gidiyor, demek Allah beni sevmiyor.”

diyemez.

Dünyevî başarı ve sıkıntı:

tek başına ilahî hükmü göstermez.

Servet ≠ otomatik rıza.

Fakirlik ≠ otomatik gazap.


Nihai değerlendirme:

insanın:

imanı,

ahlakı,

niyeti,

eylemleri

üzerinden Allah tarafından yapılır.

8️⃣ “Sonra Dönüşleri Bizedir” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“sümme ileynâ merciuhum”

denilir.

Yani:

“Sonra dönüşleri Bizedir.”

Bu ifade:

ölümden sonra diriliş,

hesap,

Allah’ın hükmüyle karşılaşma

anlamına gelir.

Buradaki dönüş:

Allah’ın belirli bir mekânda bulunması ve insanların fiziksel olarak O’nun bulunduğu yere seyahat etmesi

demek değildir.

Allah’a dönüş ≠ mekânsal yolculuk.

Anlam:

nihai hesabın Allah’a ait olmasıdır.

9️⃣ Allah’a Dönüş Herkes İçin midir ❓​

Evet.

Zengin de,

fakir de,

güçlü de,

zayıf da,

mümin de,

inkâr eden de

ölüm ve hesap gerçeğinden bağımsız değildir.

Dünyada insanlar arasında:

servet,

statü,

güç

farkları olabilir.

Ama Allah’a dönüş konusunda:

hiç kimse ayrıcalıklı kaçış yoluna sahip değildir.

Bu, ilahî adaletin en güçlü eşitleyici ilkelerinden biridir.

🔟 “Şiddetli Azabı Tattırırız” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“nuzîkuhumu’l-azâbe’ş-şedîd”

denilir.

Yani:

“Onlara şiddetli azabı tattırırız.”

“Tattırmak” ifadesi:

cezanın bizzat yaşanması

anlamında güçlü bir anlatımdır.

Bu, insanlara:

acı çektirmeyi sevmek

gibi insanî bir sadizm üzerinden anlaşılmamalıdır.

Kur’an’ın önceki ayetlerde defalarca vurguladığı ilke:

Allah’ın kimseye zulmetmediğidir.

Buradaki azap:

ilahî adalet bağlamındadır.

1️⃣1️⃣ “İnkâr Etmeleri Sebebiyle” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“bimâ kânû yekfurûn”

diye sona erer.

Yani:

“İnkâr etmekte olmaları sebebiyle...”

“Küfür” burada:

hakikati reddetmek,

örtmek,

Allah’a karşı inkârda bulunmak

anlamındadır.

Ancak bunu:

“Bir insan bir günah işledi, artık bu ayetin ağır azabı ona kesin uygulanır.”

şeklinde okumamak gerekir.

Ayetin bağlamı:

Allah hakkında yalan uyduran,

tevhidi reddeden

ve inkârında ısrar eden tavırdır.

Günah ≠ otomatik küfür.

1️⃣2️⃣ Her İnançsız İnsan Hakkında Bu Ayeti Kullanarak Kesin Cehennem Hükmü Verebilir miyiz ❓​

Hayır.

Kur’an genel ilkeleri bildirir.

Fakat belirli bir yaşayan insanın:

hangi bilgiye ulaştığını,

onu nasıl anladığını,

hangi şartlarda bulunduğunu,

son nefesinde ne olduğunu

biz tam olarak bilemeyiz.

Bu nedenle:

“Falanca kişi kesin şu azaptadır.”

gibi bireysel ahiret hükümleri dağıtmak bize düşmez.

Allah:

kişinin bütün şartlarını

eksiksiz bilir.

Genel ilke ≠ belirli kişi hakkında sınırsız hüküm yetkisi.

1️⃣3️⃣ Sincere Şüphe veya Soru Sormak “Küfürde Israr” Sayılır mı ❓​

Hayır.

Bir insan:

“Ben henüz ikna olmadım.”

diyebilir.

Soru sorabilir.

Araştırabilir.

Bazı meseleleri anlamakta zorlanabilir.

Bu ile:

hakikati küçümseyerek,

bile bile yalanlayarak,

alay ederek reddetmek

aynı değildir.

Kur’an’ın eleştirdiği tavrı bütün:

şüphe,

araştırma,

soru

durumlarına yaymak doğru olmaz.

Samimi soru ≠ meydan okuyucu inkâr.

1️⃣4️⃣ Bir İnsan Sonradan İman Eder veya Tövbe Ederse Ne Olur ❓​

Hayatta olduğu ve gerçek dönüş imkânı açık olduğu sürece:

tövbe,

iman,

değişim

imkânı vardır.

Yûnus 70:

“Bir kez inkâr ettin, artık dönüşün imkânsız.”

dememektedir.

İnsan:

düşüncesini değiştirebilir.

Hakikati fark edebilir.

Allah’a yönelebilir.

Önceki yanlışlarını düzeltebilir.

Bu nedenle yaşayan bir insana:

“Senin için artık çok geç.”

demek doğru değildir.

Kur’an’ın uyarısı:

dönüş kapısı açıkken dönüşü ertelememektir.

1️⃣5️⃣ Dünyada Verilen Mühlet Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan:

yanlışını hemen terk etmeyebilir.

Allah ona:

zaman,

rızık,

imkân

verebilir.

Bu süre:

yanlışın onaylandığı

anlamına gelmez.

Mühlet:

tövbe için,

düşünmek için,

hakkı geri vermek için,

yanlış bilgiyi düzeltmek için

bir fırsat olabilir.

Bu yüzden:

“Allah beni hemen cezalandırmadı, demek yaptığım doğru.”

mantığı yanlıştır.

Mühlet ≠ rıza.

1️⃣6️⃣ Dünyadaki Felaketler Bu Ayetteki “Şiddetli Azap” Olarak İlan Edilebilir mi ❓​

Vahiy olmadan böyle kesin hüküm verilmemelidir.

Bir:

deprem,

sel,

yangın,

salgın,

kaza

olduğunda:

“Yûnus 70’teki azap budur; şu insanların inkârı yüzünden geldi.”

demek doğru değildir.

Bu ayet bağlamında güçlü biçimde:

nihai ilahî hesap ve azap

öne çıkar.

Doğal afetlerin:

fiziksel,

jeolojik,

meteorolojik,

biyolojik

nedenleri vardır.

Bunları açıklamak:

Allah’ı inkâr etmek

değildir.

Doğal afet ≠ otomatik özel ilahî ceza.

1️⃣7️⃣ Dünya Zevklerinden Yararlanmak İnsanı Ahiretten Uzaklaştırır mı ❓​

Zorunlu olarak hayır.

İnsan:

güzel yemek yiyebilir.

Seyahat edebilir.

Ev sahibi olabilir.

Sanatla uğraşabilir.

Ailesiyle mutlu olabilir.

Bunların hiçbiri başlı başına ahiretten uzaklaşmak değildir.

Sorun:

nimetleri:

Allah’ı unutmanın aracı

hâline getirmektir.

Dünya nimeti:

şükür üretirse

iyiliğe dönüşebilir.

Kibir ve gaflet üretirse:

insanı yanlış bir yöne götürebilir.

Nimetin kendisinden çok, insanın onunla kurduğu ilişki önemlidir.

1️⃣8️⃣ Yûnus 68, 69 ve 70 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûnus 68:

Allah’a çocuk isnadını reddetti

ve:

“Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?”

diye sordu.

Yûnus 69:

Allah’a karşı yalan uyduranların felâha ulaşamayacağını

bildirdi.

Yûnus 70 ise:

bu insanların dünyada bir süre yararlanabileceklerini,

ama bunun nihai başarı olmadığını

açıklıyor:

Dünyada geçici yararlanma.

Sonra Allah’a dönüş.

Sonra hesap.


Böylece çok önemli bir ayrım ortaya çıkar:

Dünyevî rahatlık ≠ gerçek kurtuluş.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 70. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 70. ayet insanın en sık düştüğü yanılsamalardan birini kırar:

“İşi yolundaysa demek ki doğru yoldadır.”

Hayatta gerçekten böyle bir denklem yoktur.

Bir insan:

çok zengin olabilir.

Çok güçlü olabilir.

İnsanlar tarafından sevilebilir.

Şirketleri büyüyebilir.

Çocukları başarılı olabilir.

Uzun ve rahat bir hayat yaşayabilir.

Ama bunların hiçbiri tek başına:

“Allah onun yaptığı her şeyi onaylıyor.”

anlamına gelmez.

Kur’an buna:

“metâun fi’d-dünyâ”

der.

Yani:

dünyada bir süre yararlanma.

Bu ifade küçümsemek için değil:

yerini göstermek için kullanılır.

Dünya nimeti gerçektir.

Ama:

nihai değildir.

Bir insan milyarlarca servet kazanabilir.

Ama ölüm geldiğinde:

serveti onunla birlikte mezara girmez.

Bir insan çok yüksek makama ulaşabilir.

Ama makam:

ondan sonra başkasına geçer.

Bir insan milyonlarca kişi tarafından tanınabilir.

Ama birkaç nesil sonra adı unutulabilir.

Kur’an insanı işte bu yüzden:

geçici olanı sonsuz sanmamaya

çağırır.

Fakat bundan:

“Dünya boş, hiçbir şey yapmayalım.”

sonucu çıkarılamaz.

Tam tersine:

dünya kısa olduğu için:

daha değerlidir.

Çünkü burada:

iyilik yapabiliyorsun.

Tövbe edebiliyorsun.

Hakkı geri verebiliyorsun.

Aileni sevebiliyorsun.

Üretebiliyorsun.

Bilgi öğrenebiliyorsun.

İnsanlara fayda sağlayabiliyorsun.

Kısacası:

ahirette karşılaşacağın hayatın ahlaki temelini burada oluşturuyorsun.

Dünya bir bekleme salonu değildir.

Sorumluluk alanıdır.

Ayetin ikinci büyük cümlesi:

“Sonra dönüşleri Bizedir.”

İnsan bütün dünya boyunca:

Allah’tan bağımsızmış

gibi yaşayabilir.

“Kim bana hesap soracak?”

diyebilir.

Parası sayesinde bazı mahkemelerden kaçabilir.

Gücü sayesinde insanları susturabilir.

Yanlışını gizleyebilir.

Ama Kur’an:

“Sonunda dönüşünüz Allah’adır.”

der.

Bu düşünce özellikle güçlü insanlar için çok önemli bir sınırdır.

Hiçbir:

servet,

devlet,

ordu,

şirket,

teknoloji

insanı Allah’ın nihai hükmünden bağımsız hâle getirmez.

Ama bu ayet sadece güçlüleri korkutmak için değildir.

Mazlum için de bir umut taşır.

Dünyada seni ezen kişi:

hiç ceza almamış olabilir.

Senin hakkını yemiş ve rahat yaşamış olabilir.

Bu durumda:

“Demek ki yaptığı yanına kaldı.”

diye düşünebilirsin.

Kur’an'ın cevabı:

Dünya son mahkeme değildir.

Bu çok güçlü bir adalet inancıdır.

Fakat yine:

“Nasıl olsa ahirette hesap var.”

diyerek dünyadaki hukuku terk etmiyoruz.

Dünyada:

adalet ararız.

Mahkemeye gideriz.

Delil toplarız.

Hakkımızı savunuruz.

Zalime engel olmaya çalışırız.

Ahiret inancı:

dünyevî adaleti gereksizleştirmez.

Tam tersine:

Allah adilse,

mümin de mümkün olduğunca adaletli düzen kurmakla sorumludur.

Yûnus 70’in:

“inkâr etmeleri sebebiyle”

ifadesi de cezanın keyfî olmadığını gösterir.

Allah:

nedensiz bir şekilde insanlara azap etmiyor.

Ayette sonuç ile:

insanın tavrı

arasında bağ vardır.

Bu, Yûnus Suresi boyunca defalarca gördüğümüz:

ilahî adalet + insan sorumluluğu

dengesidir.

İnsan:

seçim yapar.

Allah:

o seçimi bilir.

Ama Allah’ın önceden bilmesi:

insanı zorlamaz.

İnsan yaptığı şeyin:

sorumluluğunu taşır.

Bu yüzden kader:

“Ne yapayım, Allah böyle yazmış.”

diyerek inkâr veya zulüm için mazeret hâline getirilemez.

Ayetin günümüz için bir başka önemli mesajı:

başarı teolojisine karşıdır.

Bazen insanlara şöyle bir din anlayışı sunulabilir:

“Allah seni seviyorsa zengin olursun.”

“İşlerin iyi gidiyorsa doğru yoldasın.”

“Hastalandıysan veya fakirsen bir sorun var.”


Kur’an'ın genel anlatısı bu kadar basit değildir.

Hz. Peygamber:

sıkıntı yaşadı.

Peygamberler:

eziyet gördü.

Salih insanlar:

yoksulluk,

hastalık,

kayıp

yaşayabilir.

Aynı zamanda zalimler:

dünyada büyük servetler biriktirebilir.

Bu yüzden:

dünya hayatındaki sonuç, Allah katındaki sonucun birebir fotoğrafı değildir.

İnsan başarıyı:

yalnız servetle

ölçmemelidir.

Bir insan:

çok az parası olabilir

ama:

dürüst,

merhametli,

adil,

Allah’a bağlı

yaşamış olabilir.

Kur’an açısından bu insanın başarısı:

banka hesabının gösterdiğinden

çok daha büyük olabilir.

Başka biri:

çok büyük servete sahip olabilir.

Ama:

insanları sömürmüş,

haklarını yemiş,

Allah adına yalan konuşmuş

olabilir.

Onun dünyevî başarısı ise:

“metâ”

olabilir.

Yani:

bir süre kullanılan imkân.

İşte ayet bize:

görünen ile nihai olanı ayırmayı

öğretir.

Bu aynı zamanda başkalarını kıskanmamızı da azaltabilir.

İnsan:

“Bak, şu adam haksızlık yapıyor ama hayatı mükemmel.”

diyebilir.

Sonra:

“Demek ki dürüst olmanın anlamı yok.”

sonucuna ulaşabilir.

Yûnus 70 buna karşı:

dünya tablosunun tamamlanmış hesap olmadığını

hatırlatır.

Bir filmin:

ilk 20 dakikasını izleyip

sonunu biliyormuş gibi davranmak

nasıl yanlışsa,

bir insanın bugünkü servetine bakarak:

nihai akıbetini

bildiğimizi sanmak da yanlıştır.

Aynı şekilde yoksul veya sıkıntıdaki insan hakkında da:

“Kesin Allah tarafından cezalandırılıyor.”

denilemez.

Bu ayet o tür mağdur suçlamasına izin vermez.

Bir insanın:

hastalığı,

fakirliği,

kaybı,

doğal afet yaşaması

onun günahına verilmiş özel cezanın kesin kanıtı değildir.

Allah’ın geçmiş bazı toplumlar hakkındaki özel azap bildirimlerini:

bugünkü her felakete

keyfî biçimde uygulayamayız.

Çünkü özel ilahî hüküm:

vahiy gerektirir.

Yûnus 70 bu nedenle bizi iki büyük hatadan korur:

Birincisi:

“Rahat yaşıyorsa Allah ondan razıdır.”

İkincisi:

“Sıkıntı çekiyorsa Allah ona kızmıştır.”

İkisi de aşırı basitleştirmedir.

İnsanın Allah katındaki değeri:

çok daha derin ve çok daha adil bir değerlendirmeye bağlıdır.

Ayet ayrıca insanın kendi hayatına bakışını da değiştirebilir.

Bugün sahip olduğun:

ev,

para,

araba,

makam,

sağlık

çok değerli olabilir.

Onların tadını çıkar.

Şükret.

Ama bir gün gideceğini unutma.

Bu unutmayış hayatı karartmamalıdır.

Tam tersine:

nimetin kıymetini artırmalıdır.

Sevdiğin insan yanındaysa:

kıymetini bil.

Sağlığın varsa:

koru.

Paran varsa:

doğru kullan.

Vaktin varsa:

boşa tüketme.

Çünkü metâ:

geçicidir.

Geçiciliği bilmek:

nimetten vazgeçmek değil,

nimeti daha bilinçli kullanmaktır.

Bu nedenle Yûnus 70’in mesajı karamsarlık değil:

ölçüdür.

Dünyayı sev.

Ama:

ona tapma.

Mal kazan.

Ama:

mal için ahlakını satma.

Başarılı ol.

Ama:

başarıyı Allah’ın kesin onayı sanma.

Sıkıntı yaşa.

Ama:

kendini otomatik olarak Allah’ın reddettiği biri sayma.

Çünkü dünya:

nihai hüküm yeri değildir.

Nihai dönüş:

Allah’adır.

Belki Yûnus Suresi 70. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızdaki rahatlığı, parayı ve başarıyı Allah’ın bize verdiği geçici bir imkân olarak mı kullanıyoruz, yoksa bunları nihai başarı ve ilahî onay sanıp aldanıyor muyuz; bir gün dönüşün Allah’a olacağını gerçekten biliyorsak, bugün elimizdeki geçici nimetlerle nasıl bir kalıcı hesap hazırlıyoruz?

“Dünyanın nimetinden yararlan ama geçiciyi sonsuz sanma. Rahatlık Allah’ın kesin onayı, sıkıntı da O’nun kesin reddi değildir. Malını, gücünü ve vaktini adaletle kullan; çünkü dünya bir süreliğine verilen imkândır, nihai dönüş ve gerçek hesap ise Allah’adır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt