📖 Nahl Suresi 71. Ayette “Allah Rızıkta Kiminizi Kiminizden Üstün Kıldı; Fazla Verilenler Rızıklarını Ellerinin Altındakilere Verip Onlarla Eşit Olmuyorlar. Allah’ın Nimetini mi İnkâr Ediyorlar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,756
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 71. Ayette “Allah Rızıkta Kiminizi Kiminizden Üstün Kıldı; Fazla Verilenler Rızıklarını Ellerinin Altındakilere Verip Onlarla Eşit Olmuyorlar. Allah’ın Nimetini mi İnkâr Ediyorlar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 70. ayette insanın gençliğinin, bilgisinin ve gücünün kalıcı olmadığı; kişinin bildikten sonra unutabilecek kadar ileri yaşa ulaşabileceği hatırlatılmıştı. 71. ayet bu kez insanın maddi imkânlarına yönelir: ‘Allah rızık bakımından kiminizi kiminizden farklı kılmıştır. Kendilerine daha fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip onlarla bu konuda eşit olmuyorlar. Öyleyse Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?’ Ayetin amacı zengini Allah katında üstün ilan etmek veya yoksulluğu değişmez bir kader düzeni hâline getirmek değildir. Yakın bağlamdaki temel amaç, kendi hizmetkârını kendisine mutlak ortak kabul etmeyen insanın, Allah’ın yarattığı varlıkları nasıl Allah’a ortak sayabildiği çelişkisini göstermektir. Rızık farklılığı gerçek olabilir; fakat servet ahlaki üstünlük belgesi, yoksulluk da ilahî değersizlik damgası değildir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 71. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

وَاللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِي الرِّزْقِ ۚ فَمَا الَّذِينَ فُضِّلُوا بِرَادِّي رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَاءٌ ۚ أَفَبِنِعْمَةِ اللَّهِ يَجْحَدُونَ

Okunuşu:

“Vallâhu faddale ba‘dakum alâ ba‘din fi’r-rızk. Fe me’llezîne fuddilû bi-râddî rızkihim alâ mâ meleket eymânuhum fe hum fîhi sevâ’. E fe bi-ni‘metillâhi yechadûn.”

Genel anlamı:

“Allah rızık bakımından kiminizi kiminizden farklı imkânlara sahip kılmıştır. Kendilerine daha fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip onlarla bu konuda eşit olmuyorlar. Öyleyse Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?”

Ayet ilk bakışta ekonomik farklılıklardan söz ediyor gibi görünse de yakın bağlamındaki temel konu tevhiddir. İnsan kendi toplumunda kendisine bağımlı durumda bulunan birini malının ve otoritesinin mutlak ortağı saymıyorsa, Allah’ın yarattığı ve O’na bağımlı olan varlıkları nasıl Allah’a ortak kabul etmektedir?

Kur’an böylece insanın kendi sosyal mantığını ona karşı kullanarak şirk anlayışındaki tutarsızlığı görünür hâle getirir.

2️⃣ “Allah Kiminizi Kiminizden Rızıkta Üstün Kıldı” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki “faddale” ifadesi rızık bakımından insanların aynı imkânlara sahip olmadığını bildirir.

Gerçekten de insanlar:

Aynı ailede doğmaz.

aynı mirasa sahip olmaz.

aynı sağlık şartlarıyla yaşamaz.

aynı eğitim fırsatını elde etmez.

aynı yeteneğe sahip değildir.

aynı ekonomik çevrede büyümez.

aynı fırsatlarla karşılaşmaz.

Bir kişi çok büyük servete sahip olabilirken başka biri günlük geçimini güçlükle sağlayabilir.

Ayet bu farklılığın varlığını belirtir; ancak bundan:

“Zengin Allah katında daha üstün insandır.”

sonucu çıkarılmaz.

Çünkü ayetteki üstünlük rızık miktarıyla sınırlıdır, insanlık değerinin mutlak sıralaması değildir.

3️⃣ Zengin Olmak Allah Katında Daha Değerli Olmak mı Demektir ❓​

Hayır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir insan:

Çok zengin olabilir ama zalim olabilir.

Az malı olabilir ama son derece dürüst olabilir.

Bir milyarder:

Allah tarafından bütün davranışları onaylanmış değildir.

Yoksul insan da:

“Allah beni sevmiyor.”

sonucuna varmamalıdır.

Kur’an’ın başka birçok ayetindeki genel çizgi de servetin tek başına ilahî rıza ölçüsü olmadığını gösterir.

Rızık miktarı ile Allah katındaki ahlaki değer aynı ölçü değildir.

Servet:

Nimet olabilir.

imtihan olabilir.

sorumluluk olabilir.

Ama otomatik üstünlük belgesi değildir.

4️⃣ Yoksulluk Allah’ın Bir İnsanı Değersiz Gördüğünü mü Gösterir ❓​

Hayır.

Bir insan:

İşini kaybedebilir.

ekonomik kriz yaşayabilir.

hastalık nedeniyle çalışamayabilir.

ailesinden miras kalmamış olabilir.

ekonomik olarak dezavantajlı bir çevrede doğmuş olabilir.

Bunlardan:

“Demek Allah onu değersiz görüyor.”

sonucu çıkarılmaz.

Yoksulluk bazen insanın kontrolü dışındaki büyük toplumsal ve ekonomik şartların sonucudur.

Aynı şekilde zenginlik de her zaman yalnız kişinin:

Çalışkanlığı.

zekâsı.

ahlakı.

ile açıklanamaz.

Başlangıç şartları, fırsatlar ve toplumsal yapılar da önemlidir.

Bu nedenle zengin insanın:

“Ben zenginim çünkü diğerlerinden daha üstünüm.”

demesi hem ekonomik gerçekliği hem de ayetin tevazu çağrısını kaçırabilir.

5️⃣ İnsan Emeğinin Rızıkta Hiç Rolü Yok mudur ❓​

Elbette vardır.

İnsan:

Çalışır.

eğitim alır.

yatırım yapar.

risk alır.

üretir.

ticaret yapar.

Bu faaliyetlerin gerçek ekonomik sonuçları vardır.

“Rızkı Allah veriyor.”

demek:

“Çalışmanın hiçbir etkisi yoktur.”

demek değildir.

Nasıl yağmurun meteorolojik sebebi ile Allah’a nispet edilmesi birbirine rakip değilse, insan emeği ile rızkın Allah’a nispet edilmesi de zorunlu olarak rakip değildir.

İnsan emeği sebep düzeninin gerçek parçasıdır.

Fakat insan aynı zamanda emeğinin sonuç verebilmesi için kontrol etmediği birçok şarta muhtaçtır.

Sağlık.

barış.

hukuk düzeni.

müşteri.

toplum.

doğal kaynaklar.

başka insanların emeği.

hepsi ekonomik hayatın parçalarıdır.

Emek gerçektir; fakat insan mutlak ve tek başına rızık yaratıcısı değildir.

6️⃣ “Ben Her Şeyi Kendi Emeğimle Kazandım” Demek Yanlış mıdır ❓​

İnsan gerçekten yıllarca çalışmış olabilir ve kazancının önemli bölümü emeğinin sonucu olabilir.

Bu yüzden:

“Ben çalışarak kazandım.”

demesi kendi başına yanlış değildir.

Sorun şu noktada başlayabilir:

“Bütün şartları ben oluşturdum, kimseye hiçbir borcum yok, bütün başarım sadece benden kaynaklanıyor.”

İnsan:

Doğduğu ülkeyi.

genlerini.

ilk ailesini.

karşılaştığı insanları.

ekonomik dönemi.

kontrol etmedi.

Başarıda kişinin emeği kadar kontrolü dışındaki şartlar da etkili olabilir.

Şükür insanın emeğini yok saymaz.

Emeği mutlaklaştırmasını engeller.

7️⃣ Rızık Yalnız Para mıdır ❓​

Hayır.

Rızık kelimesi bağlama göre maddi geçim imkânlarını kapsar; fakat İslamî dilde daha geniş biçimde Allah’ın insana sunduğu yararlar ve imkânlar için de kullanılabilir.

Para önemli bir rızıktır.

Ama insanın:

Sağlığı.

bilgisi.

zamanı.

ailesi.

yetenekleri.

yaşadığı güvenli ortam.

da nimet olarak düşünülebilir.

Ancak bu geniş kullanımı aşırıya taşıyıp:

“Başına gelen her şey rızıktır.”

gibi anlamsızlaştırıcı bir dil kurmaya gerek yoktur.

Nahl 71’in doğrudan bağlamında özellikle maddi imkân farklılığı ve mülkiyet ilişkisi öne çıkar.

8️⃣ “Ellerinin Altındakiler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “mâ meleket eymânuhum” ifadesi, tarihsel bağlamda kölelik kurumuyla ilişkili bir kategoridir.

Kur’an’ın indiği çağda kölelik:

Arabistan’da.

Roma ve Bizans dünyasında.

Pers toplumunda.

başka birçok bölgede.

mevcut olan yerleşik bir toplumsal kurumdu.

Ayet bu tarihsel gerçekliğin içinden insanlara hitap eder.

Burada önemli nokta şudur:

Tarihsel bir kurumun ayette zikredilmesi, o kurumun insanlığın bütün dönemlerinde kurulması gereken ideal ve değişmez sistem olduğu anlamına gelmez.

Bugün insan ticareti ve köleleştirme, insan onuruna ve çağdaş hukuk düzenine açıkça aykırı ağır ihlallerdir.

Nahl 71’i modern köleliği yeniden meşrulaştırmak için kullanmak doğru değildir.

9️⃣ Kur’an Köleliği Neden Bir Anda Kaldırmadı ❓​

Bu konu geniş tarihsel ve fıkhî tartışmalar içerir.

Kur’an, köleliğin var olduğu bir toplumda inmiştir ve bu yapıyla ilgili:

Azat etmeyi teşvik eden.

bazı kefaretlerde özgürleştirmeyi öne çıkaran.

kölelere iyi muameleyi gerekli gören.

düzenlemeler getirmiştir.

Tarihsel dönüşümün neden tek bir emirle gerçekleşmediğine ilişkin farklı yorumlar yapılmıştır.

Ancak bugün bu ayetten:

“Kölelik yeniden kurulmalıdır.”

sonucu çıkarmak doğru değildir.

Modern insan hakları düzeninde insanın:

Satılması.

mülk gibi devredilmesi.

zorla çalıştırılması.

kabul edilemez.

Tarihsel metni anlamak ile tarihsel kurumu yeniden üretmek aynı şey değildir.

🔟 Ayet Köle ile Efendinin Eşit Olmamasını mı Savunuyor ❓​

Ayetin temel amacı ekonomik sınıf teorisi oluşturmak değildir.

Kur’an burada dönemin insanının kendi kabul ettiği sosyal düzen üzerinden teolojik bir kıyas kurmaktadır.

Mantık kabaca şöyledir:

Siz kendi elinizin altındaki kişiyi malınızın mutlak ve eşit ortağı hâline getirmiyorsunuz.

O hâlde Allah’ın yaratılmış kullarını nasıl Allah’ın ilahlıkta eşit ortakları sayıyorsunuz?

Dolayısıyla ayetin hedefi:

“İnsanlar ekonomik olarak asla eşit olmamalıdır.”

demek değildir.

Ana hedef şirkin mantıksal tutarsızlığını göstermektir.

Bu ayrım yapılmazsa ayet ekonomik eşitsizliğin sonsuza kadar kutsanması gibi yanlış bir sonuca taşınabilir.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Ekonomik Eşitsizliği Allah’ın Değişmez Düzeni İlan Ediyor mu ❓​

Hayır.

İnsanlar arasında rızık farklılıklarının varlığı anlatılmaktadır; fakat:

“Her mevcut servet dağılımı Allah’ın özel olarak onayladığı adil dağılımdır.”

denmemektedir.

Bir toplumdaki zenginlik farkının bir kısmı:

Emek.

yetenek.

risk.

tasarruf.

miras.

gibi sebeplerden kaynaklanabilir.

Başka bir kısmı:

Yolsuzluk.

tekelleşme.

sömürü.

ayrımcılık.

haksız miras düzeni.

hukuksuzluk.

nedeniyle oluşabilir.

Bunların hepsini:

“Allah böyle paylaştırmış, sorgulama.”

diyerek kutsallaştırmak doğru değildir.

İlâhî rızık inancı, insan eliyle üretilen adaletsizliğe dokunulmazlık sağlamaz.

1️⃣2️⃣ Fakire “Allah Seni Böyle Yaratmış, Hâline Razı Ol” Demek Doğru mudur ❓​

Bu söz insanın gerçek sorunlarını görmezden gelmek için kullanılabilir.

Bir çalışan:

Hakkı olan ücretini alamıyor.

Bir aile:

Yolsuzluk nedeniyle mağdur.

Bir insan:

Ayrımcılık yüzünden işe alınmıyor.

Böyle bir durumda:

“Rızkına razı ol.”

demek haksızlığın üstünü örtebilir.

Rıza:

Zulme teslim olmak değildir.

İnsan:

Hakkını arayabilir.

daha iyi iş arayabilir.

eğitim alabilir.

sendikal veya hukuki haklarını kullanabilir.

adalet talep edebilir.

Kader ve rızık dili, haksızlığı susturma aracı olmamalıdır.

1️⃣3️⃣ Zengin İnsan Malını Tamamen Dağıtmak Zorunda mıdır ❓​

Hayır.

İslam özel mülkiyeti bütünüyle ortadan kaldırmaz.

İnsan:

Ev sahibi olabilir.

iş kurabilir.

birikim yapabilir.

ailesinin geleceğini planlayabilir.

yatırım yapabilir.

Mal sahibi olmak kendi başına günah değildir.

Ancak mülkiyet:

“Mal benim, istediğim her şeyi yaparım.”

şeklinde sınırsız bir ahlaki yetki de değildir.

Borç.

sözleşme.

zekât gibi dinî yükümlülükler.

işçi hakkı.

miras.

haksızlık yapmama.

gibi sorumluluklar vardır.

Özel mülkiyet gerçek olabilir; fakat mutlak ilahlık seviyesinde değildir.

1️⃣4️⃣ Zekât ve Sadaka Bu Ayetin Mesajıyla Nasıl İlişkilendirilebilir ❓​

Ayet doğrudan zekât oranlarını açıklayan bir ayet değildir.

Ancak rızık farklılığı ve nimet bilinci, insanı paylaşma sorumluluğu üzerinde düşünmeye yöneltebilir.

Zekât belirli şartları bulunan dinî bir yükümlülüktür.

Sadaka ise daha geniş gönüllü yardım alanını kapsayabilir.

Fakat paylaşmanın anlamı yalnız para vermek değildir.

İnsan:

İstihdam oluşturabilir.

adil ücret ödeyebilir.

borçlusuna kolaylık sağlayabilir.

eğitime destek olabilir.

İhtiyaç sahibinin onurunu koruyabilir.

Yardım, fakiri aşağılayan bir üstünlük gösterisine dönüşmemelidir.

1️⃣5️⃣ Bir İşveren “Rızkınızı Ben Veriyorum” Diyebilir mi ❓​

Gündelik dilde işveren:

“Maaşınızı ben ödüyorum.”

diyebilir; bu teknik olarak şirketin ücret ödeme ilişkisini anlatır.

Fakat bunu:

“Sizin hayatınız tamamen bana bağlı, bu yüzden her dediğime boyun eğmek zorundasınız.”

şeklinde mutlak otoriteye çevirmek yanlıştır.

Çalışan:

Emeğini verir.

İşveren ücret öder.

Bu karşılıklı bir hukuki ve ekonomik ilişkidir.

Maaş:

Lütuf değil, yapılan işin karşılığı olabilir.

Dinî dil kullanarak çalışanı:

“Rızkına nankörlük etme, hakkını isteme.”

diye susturmak doğru değildir.

Allah’ın rızık vermesi, işverenin işçi hakkını ortadan kaldırmaz.

1️⃣6️⃣ Çalışanın Hakkını Vermek Şükürle Nasıl İlişkilidir ❓​

Bir iş sahibi:

Şirket kurdu.

kazanç elde etti.

insan çalıştırıyor.

Allah’a şükrediyor.

Ama çalışanlarının:

Maaşını geciktiriyor.

fazla mesaisini ödemiyor.

sigorta hakkını ihlal ediyor.

Bu durumda şükür yalnız sözde kalabilir.

Nimetin şükrü:

Nimeti adaletli kullanmakla da ilgilidir.

Bir işverenin kazancı:

Kendi girişimciliği.

sermayesi.

riski.

kadar çalışanların emeğine de bağlı olabilir.

Bu nedenle:

“Ben patronum, bütün değer yalnız benden doğdu.”

düşüncesi ekonomik gerçekliği de eksik okuyabilir.

1️⃣7️⃣ Servet Farkı Varsa İnsanlar İnsanlık Değerinde de Farklı mıdır ❓​

Hayır.

Bir kişinin banka hesabında yüz milyonlar bulunabilir.

Başka kişinin çok az parası olabilir.

Bu iki insan ekonomik imkân açısından eşit değildir.

Ama bundan:

“Zengin insan daha fazla insan.”

sonucu çıkmaz.

Mahkemede.

insan onurunda.

temel haklarda.

can güvenliğinde.

insanların servetine göre ayrı değer sistemi kurulamaz.

Para:

Bir ekonomik kapasite ölçüsüdür.

İnsanlık değeri ölçüsü değildir.

Bu ayrım yapılmadığında toplum zengine aşırı saygı, yoksula ise gereksiz küçümseme gösterebilir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 70 ve 71. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 70 insana:

Bilgin ve gücün kalıcı değil.

demişti.

Nahl 71 şimdi:

Malın ve rızkın da mutlak biçimde senden kaynaklanmıyor.

mesajını getirir.

Bir insan:

Gençliğine.

bilgisine.

servetine.

güvenebilir.

Kur’an art arda bunların hepsinin sınırlı olduğunu hatırlatır.

Böylece insanın:

“Ben her şeyin sahibiyim ve her şeyi yalnız kendim yaptım.”

kibri sarsılır.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 72. ayette, Allah’ın insanlara kendi türlerinden eşler verdiği, eşlerden çocuklar ve torunlar meydana getirdiği ve insanları güzel rızıklarla beslediği bildirilecek; ardından insanların batıla inanıp Allah’ın nimetini inkâr etmeleri sorgulanacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle evlilik ve aile nimetinin herkes için zorunlu hayat biçimi olmaması, çocuksuzluğun ilahî ceza sayılmaması, eşin insanın mülkü olmaması, çocukların ebeveynin eşyası gibi görülmemesi, ‘torunlar’ ifadesinin anlamı ve aile sevgisinin Allah’a ortak koşmaya dönüşmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 71. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 71. ayet, insanın servet karşısındaki en büyük yanılgılarından birine dokunur:

Sahip olduğumuz ekonomik imkânın bizi insan olarak üstün yaptığını sanmak.

Bir insanın çok parası olabilir.

Bu onun:

Çalışkan.

başarılı.

iyi yatırımcı.

olduğunu gösterebilir.

Ama bunların hiçbiri otomatik olarak:

Daha merhametli.

daha dürüst.

Allah katında daha üstün.

olduğunu göstermez.

Aynı şekilde yoksul olmak:

Tembellik.

ahlaksızlık.

Allah’ın gazabı.

anlamına gelmez.

İnsanların ekonomik hikâyeleri çok farklıdır.

Servet, karakterin tek ölçüsü değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı insanın başlangıç şartlarını unutmamasıdır.

İki çocuk dünyaya geliyor.

Biri:

Varlıklı bir ailede.

iyi okullara erişimle.

maddi güvence içinde.

doğuyor.

Diğeri:

Yoksulluk.

savaş.

eğitim eksikliği.

içinde doğuyor.

Yıllar sonra birincisi daha fazla servet sahibi olduğunda:

“Ben diğerinden yüz kat daha çalışkanım.”

diye sonuç çıkarması her zaman doğru olmayabilir.

Elbette kendi emeği vardır.

Ama başlangıç koşullarının da etkisi vardır.

Bu gerçeği kabul etmek insanın başarısını küçültmez.

Başarının içinde şansı, fırsatı ve başkalarının katkısını da görmesini sağlar.

Nahl 71’in başka önemli mesajı yoksulluğu romantikleştirmemektir.

Nasıl zenginlik otomatik üstünlük değilse yoksulluk da otomatik takva değildir.

Bir fakir:

İyi veya kötü olabilir.

Bir zengin:

İyi veya kötü olabilir.

Ahlak banka hesabından okunmaz.

Yoksulluğu:

“Ne güzel, fakirlik insanı mutlaka Allah’a yaklaştırır.”

diye romantikleştirmek gerçek insanların yaşadığı:

Açlık.

barınma sorunu.

eğitim eksikliği.

sağlık sorunları.

gibi zorlukları küçümseyebilir.

Yoksula yardım etmek yerine yoksulluğu kutsamak kolay bir kaçış olabilir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı zenginliği suç gibi görmemektir.

Bir insan helal yoldan:

Çalışmış.

şirket kurmuş.

yatırım yapmış.

servet kazanmış.

olabilir.

Bundan dolayı utanmak zorunda değildir.

Sorulması gereken asıl sorular şunlardır:

Nasıl kazandı?

Hakkı yedi mi?

Vergi ve hukuki yükümlülüklerini yerine getiriyor mu?

Çalışanın hakkını veriyor mu?

Malını ne için kullanıyor?

Sorun servetin varlığı değil, servetin kaynağı ve kullanımındaki ahlaktır.

Nahl 71’in başka önemli mesajı rızık farklılığını sömürünün kutsal gerekçesine çevirmemektir.

Bir toplumda çok küçük bir grup aşırı servet sahibi.

Büyük çoğunluk temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.

Bunu yalnız:

“Allah kimine çok, kimine az vermiş.”

diyerek tartışmayı kapatmak doğru değildir.

Şu sorular da sorulmalıdır:

Hukuk adil mi?

Fırsatlara erişim nasıl?

Yolsuzluk var mı?

Tekelleşme var mı?

Emek karşılığını alıyor mu?

Çünkü insan eliyle üretilen ekonomik düzen de sorgulanabilir.

Allah’a iman, insan kurumlarını eleştirilemez yapmaz.

Nahl 71’in başka önemli mesajı ekonomik eşitlik ile insan eşitliğini birbirinden ayırmaktır.

İnsanların gelirlerinin birebir aynı olması şart değildir.

Bir doktor ile yeni başlayan bir çalışanın geliri farklı olabilir.

Bir girişimci risk alıp daha fazla kazanabilir.

Bu ekonomik farklılık kendi başına insan onurunun farklı olduğu anlamına gelmez.

Dolayısıyla:

Ekonomik farklılık olabilir; fakat insanlık değeri satın alınamaz.

Zengin insan daha iyi sağlık hizmeti satın alabilir; bu ekonomik gerçekliktir. Ama yoksul insanın canının daha az değerli olduğunu söylemek ahlaki olarak başka bir iddiadır.

Bu ayrım güçlü biçimde korunmalıdır.

Nahl 71’in başka önemli mesajı mülkiyet hakkını sorumlulukla birlikte düşünmektir.

İnsan:

“Bu benim param.”

diyebilir.

Doğrudur.

Ama bu para:

Dolandırıcılıkla.

hırsızlıkla.

işçi hakkı yiyerek.

elde edildiyse mülkiyet iddiası ahlaki problemi çözmez.

Meşru mülkiyet bile:

Borç.

emanet.

sözleşme.

hak.

gibi sınırlar taşır.

İnsan kendi evinde yaşar.

Ama:

“Benim evim, burada istediğim kişiye istediğim şiddeti uygularım.”

diyemez.

Mülkiyet hakkı, insan hakkını yok eden mutlak egemenlik değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı yardımı üstünlük gösterisine çevirmemektir.

Zengin bir insan yoksula yardım ediyor.

Sonra:

Fotoğrafını çekiyor.

onu aşağılayıcı biçimde anlatıyor.

sürekli yaptığı iyiliği yüzüne vuruyor.

Bu yardım maddi ihtiyacı çözebilir ama insan onurunu yaralayabilir.

İyilik:

“Ben yukarıdayım, sen aşağıdasın.”

mesajına dönüşmemelidir.

İhtiyaç sahibinin:

Mahremiyeti.

onuru.

seçim hakkı.

korunmalıdır.

Vermek, alan insanı küçültme hakkı vermez.

Nahl 71’in başka önemli mesajı çalışamayan insanı tembel sanmamaktır.

Bazı insanlar gerçekten çalışmak istemeyebilir.

Bu mümkündür.

Ama başka biri:

Engelli olabilir.

hasta olabilir.

çocuk bakım yükü taşıyabilir.

iş bulamıyor olabilir.

bölgesinde ekonomik fırsat olmayabilir.

Bu nedenle her yoksula:

“Çalışsaydın sen de zengin olurdun.”

demek gerçekliği basitleştirir.

Ekonomik sonuç yalnız kişisel karakterin ürünü değildir.

Kişisel sorumluluk ile yapısal koşulları birlikte görmek daha adildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı işveren ile çalışan arasında ilahlık ilişkisi kurmamaktır.

İşveren:

İş verir.

Çalışan:

Emek verir.

Her ikisinin de birbirine ihtiyacı olabilir.

İşveren:

“Ben olmazsam aç kalırsınız.”

diyerek çalışan üzerinde sınırsız otorite iddia etmemelidir.

Çalışan da işverenin bütün malını kendisine ait sanamaz.

İki tarafı:

Sözleşme.

hukuk.

ahlak.

birbirine bağlar.

Ekonomik güç, insan üzerinde mutlak sahiplik hakkı değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı tarihsel kölelik dilini bugün çalışanlara uygulamamaktır.

Bir patron:

“Çalışan benim adamımdır, ne dersem yapar.”

diyemez.

Çalışan:

Köle değildir.

Mesai saatleri.

ücret.

izin.

iş güvenliği.

kişisel onur.

gibi hakları vardır.

İnsanların ekonomik bağımlılığını sömürüp:

“Başka yerde iş bulamazsın.”

diye her koşulu dayatmak ahlaki problem oluşturabilir.

Maaş ödemek, insan satın almak değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı kölelik bağlamını modern insan ticaretine bahane yapmamaktır.

Bugün bir insanı:

Satmak.

zorla çalıştırmak.

pasaportuna el koymak.

borçlandırarak kaçmasını engellemek.

seks ticaretine zorlamak.

modern köleliğin biçimleri arasında değerlendirilebilir.

Bir kimse:

“Kur’an’da mâ meleket eymânukum geçiyor, o hâlde bugün de insan sahibi olabiliriz.”

diye bu uygulamaları meşrulaştıramaz.

Tarihsel bağlamı yok sayan böyle bir okuma insan onurunu ağır biçimde ihlal eder.

Kur’an’ın tarihsel bir toplumu düzenlemesini, modern insan kaçakçılığına ruhsat çevirmek kabul edilemez.

Nahl 71’in başka önemli mesajı Allah’ın rızkını paylaşmanın mutlaka herkesi aynı servete getirmek anlamına gelmediğidir.

Paylaşmak:

Her insanın banka hesabını tamamen eşitlemek zorunda değildir.

Bir insan:

Zekât verir.

sadaka verir.

adil ücret öder.

sosyal sorumluluk üstlenir.

ve yine zengin olarak kalabilir.

İslamî mülkiyet anlayışında kişinin mal sahibi olması mümkündür.

Ancak malın varlığı kişiye:

“Toplumdaki hiç kimsenin hakkıyla ilgilenmek zorunda değilim.”

dedirtemez.

Paylaşma ile mülkiyet birbirinin zorunlu düşmanı değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı başkasının rızkını kıskanırken kendi sorumluluğumuzu unutmamaktır.

İnsan sürekli:

“Onun neden bu kadar parası var?”

diye düşünebilir.

Bazen gerçekten adaletsiz bir sistem vardır ve eleştiri gereklidir.

Bazen ise mesele yalnız hasettir.

İkisini ayırmak gerekir.

Birinin başarısında haksızlık yoksa onun iyi durumda olmasından nefret etmek insana fayda sağlamaz.

Daha yararlı sorular:

Ben ne geliştirebilirim?

Hangi imkânı kullanabilirim?

Haksızlık varsa nasıl adil biçimde mücadele edebilirim?

olabilir.

Adalet talebi ile haset aynı şey değildir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı Allah’ın nimetini inkâr etmenin yalnız sözle olmadığını düşündürmesidir.

Ayetin sonunda:

“Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?”

denir.

İnsan:

“Allah’ın nimetlerini kabul ediyorum.”

diyebilir.

Ama nimet ona:

Kibir.

başkasını aşağılama.

Allah’a ortak koşma.

getiriyorsa nimetin anlamını kaybetmiş olabilir.

Şükür:

“Elhamdülillah.”

demekten ibaret değildir.

Şükür aynı zamanda nimeti:

Adaletli.

ölçülü.

sorumlu.

kullanmaktır.

Nimet bizi Allah’a yaklaştırması gerekirken egomuzu büyütüyorsa, nimetle kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmek gerekir.

Nahl 71’in başka önemli mesajı ayetin asıl tevhid argümanını ekonomik tartışmalar arasında kaybetmemektir.

Bu son derece önemlidir.

Ayet yalnız:

Zenginlik.

fakirlik.

çalışan.

mülkiyet.

hakkında değildir.

Asıl vurgu şudur:

İnsan kendi sahip olduğu şeyleri başkasına bütünüyle devredip onu kendisiyle mutlak ortak hâle getirmiyorsa, neden Allah’ın yarattığı varlıkları Allah’ın ilahî otoritesinde ortaklar hâline getiriyor?

Yaratılmış:

Allah’tan bağımsız ilah değildir.

Melek.

peygamber.

veli.

put.

başka herhangi bir varlık.

Allah’ın ilahlığında bağımsız ortak olamaz.

Ekonomik örnek, tevhid hakikatini anlatan bir kıyastır.

Nahl 71’in başka önemli mesajı peygamberleri veya velileri Allah’ın ortağı hâline getirmemektir.

Bir peygamber çok değerlidir.

Bir veli salih olabilir.

Bir âlim büyük bilgi sahibi olabilir.

Ama hiçbiri:

Allah’tan bağımsız.

mutlak gayb bilgisine sahip.

kaderin bağımsız yöneticisi.

ilahî ortak.

değildir.

İnsanlara duyulan sevgi ile ilahlık birbirine karıştırılmamalıdır.

Saygı, deifleştirme değildir; sevgi de ilahlaştırma olmamalıdır.

Nahl Suresi 71. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah rızıkta kiminizi kiminizden farklı imkânlara sahip kılmıştır. Kendilerine fazla verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere verip onlarla eşit olmuyorlar. Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?” ifadesi, ilk olarak Allah’a ortak koşmanın tutarsızlığını ortaya koyan tevhidî bir kıyas kurar. Aynı zamanda insana servetinin mutlak olmadığını düşündürür. Ayet zenginliği ilahî üstünlük belgesi, yoksulluğu değersizlik, mevcut ekonomik eşitsizliği de dokunulmaz ilahî düzen hâline getirmez. Büyük mesaj şudur: Emeğini küçümseme ama başarını mutlaklaştırma; malını koru ama mülkiyeti ilahlık seviyesine çıkarma; zenginliği kibir, yoksulluğu utanç sayma; tarihsel kölelik bağlamını modern insan sömürüsüne ruhsat yapma ve ekonomik gücü başkalarının onurunu çiğneme hakkı sanma. Çünkü rızık miktarı insanlar arasında değişebilir, fakat hiçbir yaratılmış Allah’ın ilahlığında O’na eşit ortak değildir ve hiçbir insanın serveti onun insanlık bakımından diğerlerinden daha değerli olduğunu kanıtlamaz.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 72. ayette, Allah’ın insanlara kendi türlerinden eşler verdiği, eşlerinden çocuklar ve torunlar meydana getirdiği ve onları güzel rızıklarla beslediği bildirilecek; ardından “Şimdi onlar batıla inanıp Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?” diye sorulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle eşin insanın mülkü olmaması, evliliğin nimet olmasının herkesin mutlaka evlenmesi gerektiği anlamına gelmemesi, bekârlığın eksiklik sayılmaması, çocuk sahibi olamamanın ilahî ceza veya değersizlik olmaması, çocuk ve torunların anne-babanın malı gibi görülmemesi, aile sevgisi ile Allah’a kulluğun birbirine karıştırılmaması ve aile içinde sevgi kadar hak ve sorumluluğun da bulunması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 71. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Sahip olduğumuz serveti gerçekten yalnız kendi eserimiz mi sanıyoruz? Başlangıç şartlarımızı, sağlığımızı, eğitim fırsatımızı, çalışanların ve toplumun katkısını unutuyor muyuz? Zengin insanı otomatik başarılı ve üstün, yoksulu otomatik tembel mi görüyoruz? “Rızkı Allah verir” diyerek işçinin hakkının yenmesini veya toplumsal adaletsizliği mi örtüyoruz? Tarihsel kölelik ifadelerini modern insan sömürüsüne bahane mi yapıyoruz? Ve en önemlisi, Allah’ın nimetini kabul ettiğimizi söylerken servet bizi daha şükreden ve adil biri yerine daha kibirli ve başkalarını küçümseyen biri yapıyorsa, nimetin gerçek anlamını ne kadar kavramış olabiliriz?

“Nahl 71, ‘Allah rızıkta kiminizi kiminizden farklı kıldı… Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?’ buyurarak hem insanın ekonomik gücünün sınırlılığını hem de Allah’a ortak koşmanın tutarsızlığını gösterir. Servet Allah katında otomatik üstünlük, yoksulluk değersizlik, mevcut eşitsizlik de ilahî onay belgesi değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Emeğini gör ama şartlarını unutma; malına sahip ol ama malını ilahlaştırma; çalışanı köle, fakiri tembel, zengini otomatik erdemli sayma ve ‘Allah böyle dağıtmış’ diyerek insan eliyle üretilen haksızlığı kutsallaştırma. Çünkü rızık farklı olabilir, fakat insan onuru para miktarıyla ölçülmez ve hiçbir yaratılmış Allah’ın ilahlığında O’na ortak değildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt