Nahl Suresi 70. Ayette “Allah Sizi Yarattı, Sonra Canınızı Alır; Kiminiz Bildikten Sonra Hiçbir Şey Bilmez Hâle Geleceği Ömrün En Düşkün Çağına Ulaştırılır” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi 69. ayette küçücük bir arının yaratılışındaki düzen ve balda bulunan şifa insanın tefekkürüne sunulmuştu. 70. ayet bu kez insanın bizzat kendi hayatına, doğumdan ölüme uzanan büyük değişimine dikkat çeker: ‘Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır. İçinizden kimi de bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle geleceği ömrün en düşkün çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.’ Ayet yaşlılığı küçümsemek için değil, insanın gençliğine, hafızasına ve gücüne mutlak biçimde sahip olmadığını hatırlatmak için gelir. Zihinsel veya bedensel gücün azalması insanlık değerinin azalması değildir; demans, Alzheimer veya unutkanlık da iman zayıflığının ya da ilahî cezanın otomatik göstergesi sayılamaz.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 70. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّاكُمْ ۚ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰ أَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْئًا ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
Okunuşu:
“Vallâhu halakakum summe yeteveffâkum ve minkum men yuraddu ilâ erzeli’l-umuri li key lâ ya‘leme ba‘de ilmin şey’â. İnnallâhe alîmun kadîr.”
Genel anlamı:
“Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır. İçinizden kimi de bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle geleceği ömrün en düşkün çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.”
Ayet insanın hayatındaki büyük dönüşümü birkaç cümle içinde özetler. İnsan dünyaya gelir, büyür, bilgi ve güç kazanır; sonra ölümle karşılaşır. Bazıları ise ölümden önce uzun bir yaşlılık dönemine ulaşır ve gençlikte sahip olduğu fiziksel ya da zihinsel yeteneklerin bir kısmını kaybedebilir.
Kur’an burada insanın değersizleşmesini değil, insan gücünün geçiciliğini anlatır.
“Allah Sizi Yarattı” İfadesi Neyi Hatırlatıyor
Ayetin başlangıcı insanın kendi varlığının mutlak sahibi olmadığı gerçeğine dikkat çeker.İnsan:
Kendisini dünyaya getirmedi.
doğacağı aileyi seçmedi.
genetik yapısını belirlemedi.
hangi çağda dünyaya geleceğine karar vermedi.
Hayat başladıktan sonra insan birçok seçim yapabilir, çalışabilir ve karakterini geliştirebilir; fakat hayatın temel başlangıç şartları onun iradesi dışında verilmiştir.
Bu düşünce insan emeğini küçültmez. Tam tersine insanın kendi başarısını mutlaklaştırmasını engeller.
Bir kişi çok bilgili olabilir; ama öğrenebilme kapasitesini kendisi yoktan yaratmadı. Çok güçlü olabilir; ama bedeninin temel yapısını kendisi kurmadı.
Tevhid açısından insan değerli fakat yaratılmış, güçlü fakat sınırlıdır.
“Sonra Canınızı Alır” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen “yeteveffâkum” ifadesi insanın hayatının Allah’ın bilgisi ve hükümranlığı altında sona ermesini anlatır.Ölüm, Kur’an’ın dünya tasavvurunda hayatın anlamsız biçimde yok olması değil, dünya hayatının sona ermesi ve ahiret sürecine geçiştir.
Ancak:
“Allah canı alıyor.”
demek ölümün tıbbi ve biyolojik sebeplerini reddetmek değildir.
İnsan:
Kalp hastalığı.
kanser.
enfeksiyon.
travma.
yaşlanmaya bağlı organ yetmezliği.
gibi tıbbi nedenlerle ölebilir.
Bu nedenleri araştırmak, ölümün biyolojik mekanizmasını anlamak ve hayat kurtarmaya çalışmak Allah’ın hükümranlığına karşı gelmek değildir.
Teolojik nihai nispet ile tıbbi sebep birbirinin rakibi değildir.
Ecel İnancı Tedaviyi Gereksiz mi Kılar
Hayır.İnsan kendi ecelinin ne zaman olduğunu bilmez.
Bu nedenle:
Hastalandığında doktora gider.
ilaç kullanır.
ameliyat olur.
erken teşhis yaptırır.
güvenlik önlemi alır.
“Nasıl olsa ölüm zamanım belli.”
diyerek tedaviyi terk etmek doğru bir tevekkül anlayışı değildir.
Bir ilacın kişinin hayatının devamına vesile olması da yaratılış düzeninin parçasıdır. Doktorun müdahalesi, ameliyat veya yoğun bakım ecelle savaşan Allah karşıtı güçler değildir.
İnsan gaybı bilmediği için kendisine düşen görevi yapar.
Tevekkül, tedbiri bıraktıktan sonra sonucu Allah’a yüklemek değildir.
“Ömrün En Düşkün Çağı” Ne Anlama Gelir
Ayette “erzeli’l-umur” ifadesi kullanılır. Tefsirlerde bu ifade ileri yaşta insanın bedensel ve zihinsel yeteneklerinin ciddi biçimde zayıflayabildiği dönem şeklinde açıklanmıştır.Buradaki “erzel” kelimesini:
“Yaşlı insan değersizdir.”
anlamında okumak büyük hata olur.
Ayet kişinin insanlık değerini değil, bedensel ve zihinsel kapasitesinin gerileyebildiği bir hayat dönemini anlatır.
İnsan:
Yürümekte zorlanabilir.
işitmesi azalabilir.
görmesi zayıflayabilir.
hafızası bozulabilir.
başkalarının yardımına ihtiyaç duyabilir.
Ama bunların hiçbiri onun insanlık onurunu azaltmaz.
Bu Ayet Bütün Yaşlı İnsanların Zihinsel Olarak Gerileyeceğini mi Söylüyor
Hayır.Ayet açıkça:
“İçinizden kimi…”
der.
Yani herkes için aynı süreç anlatılmıyor.
Bazı insanlar ileri yaşlara kadar:
Güçlü hafızaya.
yüksek zihinsel kapasiteye.
aktif sosyal hayata.
sahip olabilir.
Başka bir kişi daha erken yaşlarda ciddi zihinsel gerileme yaşayabilir.
Yaşlanma son derece bireysel bir süreçtir.
Genetik yapı, sağlık durumu, yaşam koşulları ve hastalıklar bu süreci etkileyebilir.
Kur’an bütün yaşlıları tek tipe indirgemez.
“Bildikten Sonra Hiçbir Şey Bilmez Hâle Gelmek” Ne Demektir
Bu ifade insanın bir zamanlar sahip olduğu bilgilerin bir kısmını ileri yaşta kaybedebilmesine dikkat çeker.Bir insan gençliğinde:
Mesleğini çok iyi bilir.
onlarca insanı tanır.
aile tarihini hatırlar.
kendi işlerini tek başına yürütür.
Sonra zihinsel gerileme ortaya çıktığında:
İsimleri unutabilir.
yerleri karıştırabilir.
yakınlarını tanımakta zorlanabilir.
günlük işlerini yapamayabilir.
Ayet bu dramatik dönüşümü insanın dikkatine sunar.
Bir zamanlar bilgi sahibi olmak, o bilginin sonsuza kadar bizim mülkümüz olduğu anlamına gelmez.
Ayet Alzheimer veya Demansı mı Anlatıyor
Ayet modern tıbbın Alzheimer hastalığı veya demans tanılarını teknik olarak tarif etmez. Bunlar bugün tıbben daha ayrıntılı biçimde tanımlanan hastalık ve sendromlardır.Ancak ayette anlatılan ileri yaşta bilgi ve hafıza kapasitesinin azalması, bugün demans tablolarında gördüğümüz bazı belirtileri düşündürebilir.
Bu bağlantıyı kurarken:
“Kur’an Alzheimer’ın bütün biyolojisini önceden anlattı.”
gibi zorlama bir bilimsel mucize iddiasına gitmek gerekmez.
Daha sağlıklı yaklaşım şudur:
Kur’an insanın ileri yaşta zihinsel kapasitesini kaybedebileceği gözlemlenebilir gerçeğine dikkat çekmektedir; modern tıp ise bunun farklı nedenlerini ve türlerini araştırmaktadır.
Demans veya Alzheimer İlâhî Ceza mıdır
Böyle bir hüküm veremeyiz.Demans:
Nörodejeneratif hastalıklar.
damarsal sorunlar.
çeşitli nörolojik süreçler.
gibi tıbbi nedenlerle ortaya çıkabilir.
Bir insan Alzheimer oldu diye:
“Allah onu günahları nedeniyle böyle yaptı.”
demek için elimizde vahye dayalı bir bilgi yoktur.
Çok iyi insanlar da demans olabilir.
İnsan hayatı boyunca ibadet etmiş olabilir ve yine hafıza kaybı yaşayabilir.
Hastalık, insanın ahlaki değerinin ölçüm cihazı değildir.
Bu tür ağır durumlarda yapılması gereken suçlamak değil, bakım, tedavi ve destek sağlamaktır.
Hafıza Kaybı İman Zayıflığı mıdır
Hayır.Bir insan demans nedeniyle:
Namaz vakitlerini unutabilir.
ayetleri hatırlamayabilir.
yakınlarını tanımayabilir.
Allah hakkında daha önce bildiği şeyleri ifade etmekte zorlanabilir.
Bunlar hastalığın sonucu olabilir.
Hafızanın bozulması imanın ahlaki kusuru değildir.
İnsan beyninin hastalanması, kalbin kötü olduğu anlamına gelmez.
Nasıl göz hastalığı:
“İman eksikliği.”
değilse nörolojik hastalık da aynı şekilde değerlendirilmelidir.
Dinî dil, hastanın yükünü artırmak için değil ona merhamet göstermek için kullanılmalıdır.

Zihinsel Kapasitesi Ciddi Biçimde Azalan İnsan Dinî Olarak Aynı Sorumluluğu Taşır mı
İslam hukukunda sorumluluk, insanın akıl ve idrak kapasitesiyle yakından ilişkilidir.Bir kişi yaptığı şeyi anlamayacak derecede ciddi zihinsel kayıp yaşıyorsa, sağlıklı ve tam idrak sahibi bir insanla aynı şekilde değerlendirilmesi adil olmaz.
Bu genel ilke önemlidir:
Sorumluluk kapasiteyle bağlantılıdır.
Bir kişi ileri demans nedeniyle ne yaptığını bilmiyorsa onun:
Unutması.
yanlış söylemesi.
ibadet düzenini sürdürememesi.
bilinçli bir isyan gibi değerlendirilmemelidir.
Belirli fıkhî ayrıntılar kişinin durumuna göre uzman değerlendirmesi gerektirebilir; fakat temel ahlaki yön açıktır:
Allah insanı kapasitesinin ötesinde bilinçli sorumlu gibi değerlendiren zalim bir hâkim değildir.

Yaşlı İnsan Çocuk Gibi mi Olur
Bazı yaşlı insanlar günlük işlerde çok fazla yardıma ihtiyaç duyabilir. Fakat:“Yaşlandı, çocuk oldu.”
ifadesini dikkatli kullanmak gerekir.
Yaşlı insan:
Uzun bir hayat yaşamıştır.
tecrübeleri vardır.
ilişkileri vardır.
kişisel onuru vardır.
Demansı olsa bile yetişkin bir insandır.
Bakım verirken onunla:
Bebek gibi konuşmak.
küçümsemek.
yanında yokmuş gibi hakkında konuşmak.
doğru değildir.
Yardıma ihtiyaç duymak insanın yetişkin onurunu silmez.

Yaşlılık İnsanın Değerini Azaltır mı
Hayır.Modern toplumlar bazen insan değerini:
Üretkenlik.
kazanç.
hız.
fiziksel güç.
üzerinden ölçebilir.
Bu durumda yaşlı insan:
“Artık işe yaramıyor.”
diye görülebilir.
Bu çok tehlikeli bir bakıştır.
İnsanın değeri yalnız ekonomiye ne kadar katkı sağladığıyla ölçülmez.
Bir insan çalışamayabilir.
hafızası zayıflayabilir.
yatağa bağımlı olabilir.
Ama yine de insandır ve onuru vardır.
Nahl 70’in önemli ahlaki sonuçlarından biri, insanın gücünün geçici olduğunu görerek başkasının güçsüzlüğünü küçümsememesidir.

Yaşlı Bir İnsanın Aynı Soruyu Defalarca Sormasına Nasıl Yaklaşılmalıdır
Demans yaşayan kişi birkaç dakika önce verdiğiniz cevabı unutabilir ve aynı soruyu tekrar sorabilir.Bakım veren kişi:
Yorulabilir.
sinirlenebilir.
çaresiz hissedebilir.
Bu duygular insanidir.
Fakat hastaya:
“Kaç kere söyledim, anlamıyor musun?”
diye bağırmak çoğu zaman sorunu çözmez; çünkü kişi gerçekten hatırlayamıyor olabilir.
Burada sabır:
Hastalığın gerçekliğini anlamak.
uygun iletişim yöntemi geliştirmek.
bakım veren kişinin de destek alması.
ile birlikte düşünülmelidir.
Merhamet, bakım veren insanın tükenmesini görmezden gelmek değildir.

Yaşlı Bakımı Yalnız Çocukların Sorumluluğu mudur
Anne-babaya iyilik ve bakım büyük ahlaki değere sahiptir. Ancak ağır yaşlılık bakımını yalnız tek bir kişinin omzuna yüklemek her zaman gerçekçi olmayabilir.İleri demans yaşayan biri:
Yirmi dört saat gözetim.
ilaç takibi.
kişisel bakım.
güvenlik önlemleri.
tıbbi destek.
gerektirebilir.
Bu durumda:
Aile.
sağlık sistemi.
profesyonel bakım hizmetleri.
sosyal destek.
birlikte rol oynayabilir.
Profesyonel bakım desteği almak:
“Anne-babamı terk ettim.”
anlamına gelmek zorunda değildir.
İyi bakım bazen yardımı kabul etmeyi de gerektirir.

Huzurevine veya Profesyonel Bakıma Başvurmak Vicdansızlık mıdır
Her durumda böyle bir hüküm verilemez.Bazı aileler evde çok iyi bakım sağlayabilir.
Başka bir durumda hastanın:
Sürekli tıbbi gözetim.
düşme riskine karşı güvenlik.
demans bakımı.
özel hemşirelik.
ihtiyacı olabilir.
Bazen profesyonel bakım merkezi kişinin daha güvenli olması için uygun seçenek olabilir.
Önemli olan:
Kişiyi terk etmek değil.
bakım kalitesini takip etmek.
ilişkiyi sürdürmek.
onurunu korumaktır.
Bakımın yeri değil, bakımın niteliği ve insanın terk edilip edilmediği önemlidir.

Yaşlanmaktan Korkmak İman Zayıflığı mıdır
Hayır.İnsan:
Hafızasını kaybetmekten.
başkasına bağımlı olmaktan.
hastalanmaktan.
ölümden.
korkabilir.
Bu son derece insani bir duygudur.
İman bütün doğal korkuları yok etmek zorunda değildir.
Önemli olan korkunun:
Hayatı felç etmemesi.
sürekli takıntıya dönüşmemesi.
insanı umutsuzlaştırmamasıdır.
Kişi yaşlanma konusunda yoğun kaygı yaşıyorsa psikolojik destek alması da mümkündür.
Allah’a güvenmek, insanın hiçbir korku hissetmeyeceği anlamına gelmez.

“Allah Alîm’dir, Kadîr’dir” İfadesi Ayetin Sonunda Neden Yer Alır
Ayet:“İnnallâhe Alîmun Kadîr.”
yani:
“Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.”
diye biter.
Bu iki isim ayetin mesajını tamamlar.
Alîm, Allah’ın insanın hayatının bütün evrelerini, bildiğini ve unuttuğunu kuşatan bilgisini ifade eder.
Kadîr ise insanın yaratılması, yaşamının sürmesi, güç kazanması ve sonunda güç kaybetmesi üzerinde Allah’ın mutlak kudretini hatırlatır.
İnsan bir zamanlar hiçbir şey bilmiyordu.
Sonra öğrendi.
Sonra bazı bilgileri kaybedebilir.
Ama Allah’ın bilgisi böyle değişmez.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 71. ayette, Allah’ın rızık konusunda insanların bir kısmını diğerlerinden farklı imkânlara sahip kıldığı ve daha fazla imkân verilenlerin ellerindekini bütünüyle kendi mutlak mülkleri gibi görmeleri üzerinden bir tevhid eleştirisi yapılacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle rızık farklılıklarının yoksulluğu veya ekonomik eşitsizliği otomatik olarak ilahî onay hâline getirmemesi, zenginliğin üstünlük belgesi olmaması, insan emeğinin gerçekliği, mülkiyet hakkı ile sosyal sorumluluk arasındaki denge, ayetin kölelik bağlamını tarihsel olarak doğru değerlendirmek ve ekonomik adaletsizliği “Allah böyle istemiş” diyerek kutsallaştırmamak üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 70. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 70. ayet insanın hayatındaki en büyük yanılgılardan birini sarsar:Sahip olduğumuz güçlerin sonsuza kadar bizimle kalacağını sanmak.
Genç insan hızlı yürür.
Hafızası güçlüdür.
Geceleri az uyusa bile toparlanabilir.
Yeni şeyleri kolay öğrenebilir.
Ve bunların tamamı o kadar doğal görünür ki insan:
“Ben zaten böyleyim.”
diye düşünür.
Yıllar geçer.
Beden değişir.
Hafıza değişebilir.
İnsan bir zamanlar yardım ettiği insanlardan yardım almaya başlayabilir.
Ayet bu dönüşümü insanı aşağılamak için değil, kibri kırmak için gösterir.
Bugün güçlüysen:
Güçsüzü küçümseme.
Bugün hafızan iyiyse:
Unutana öfkelenme.
Bugün bağımsızsan:
Yardıma ihtiyaç duyanı değersiz görme.
Çünkü insan hayatı tek bir hâlde kalmaz.
Bugünkü gücümüz kalıcı kimliğimiz değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı bilginin bile emanet niteliği taşımasıdır.
Bir profesör hayatı boyunca binlerce kitap okuyabilir.
Bir doktor çok büyük tıbbi bilgi biriktirebilir.
Bir iş insanı onlarca şirket yönetebilir.
Sonra ağır demans gelişebilir.
Bir zamanlar herkesin danıştığı insan, kendi evinin yolunu hatırlamakta zorlanabilir.
Bu manzara insan bilgisini değersizleştirmez.
Tam tersine bilginin ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.
Ama aynı zamanda:
“Ben biliyorum, demek mutlak üstünüm.”
kibrini kırar.
İnsanın bilgisi:
Edinilir.
unutulabilir.
değişebilir.
Allah’ın Alîm oluşu ise böyle bir sınırlılığa tabi değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı demansı kişinin gerçek karakteriyle tamamen özdeşleştirmemektir.
Demans yaşayan bir insan:
Daha önce hiç söylemeyeceği sözler söyleyebilir.
öfke patlamaları yaşayabilir.
şüpheci davranabilir.
yakınlarını suçlayabilir.
Bazen kişilik değişiklikleri görülebilir.
Aile:
“Babamız artık bizi sevmiyor.”
diye düşünebilir.
Oysa bazı davranışlar hastalığın beynin işleyişini değiştirmesinden kaynaklanabilir.
Bu nedenle hastalıkla insanın önceki bilinçli karakterini ayırmak önemlidir.
Hastalık sırasında söylenen her söz, sağlıklı iradeyle verilmiş ahlaki karar değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı yaşlı insanın mahremiyetini korumaktır.
Bir insan yaşlandı diye:
Bedenine.
parasına.
telefonuna.
özel eşyalarına.
istediğimiz gibi müdahale etme hakkımız doğmaz.
Elbette ciddi zihinsel yetersizlik varsa güvenlik ve hukuki koruma için bazı düzenlemeler gerekebilir.
Fakat amaç:
İnsanı tamamen yok saymak değil.
kapasitesi ölçüsünde karar süreçlerine katmak.
olmalıdır.
Koruma, insanın onurunu iptal etmek değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı yaşlı insanın malını kolay hedef görmemektir.
Zihinsel kapasitesi azalan kişi:
Dolandırılabilir.
imza attırılarak kandırılabilir.
mal varlığı kötüye kullanılabilir.
yakınları tarafından ekonomik istismara uğrayabilir.
Bu çok ciddi bir ahlaki problemdir.
Bir insan:
“Nasıl olsa artık anlamıyor.”
diyerek onun malını kendisininmiş gibi kullanamaz.
Zihinsel kapasitenin azalması mülkiyet hakkını otomatik olarak başkasına geçirmez.
Güçsüz insanın hakkını korumak, ahlakın gerçek sınavlarından biridir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı bakım verenlerin de insan olduğunu unutmamaktır.
İleri demans bakımı son derece yorucu olabilir.
Bakım veren kişi:
Uyuyamayabilir.
sürekli kaygı yaşayabilir.
sosyal hayatını kaybedebilir.
öfke ve suçluluk arasında sıkışabilir.
Ona sadece:
“Sabret, sevabı büyük.”
demek yetmeyebilir.
Gerçek destek:
Dinlenme imkânı.
başka aile üyelerinin yardımı.
profesyonel bakım.
psikolojik destek.
sağlamak olabilir.
Merhamet yalnız hastaya değil, hastaya bakan kişiye de gösterilmelidir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı yaşlıların söz hakkını tamamen ellerinden almamaktır.
Bir insan seksen yaşında olabilir ama zihinsel olarak son derece sağlıklı olabilir.
Sırf yaşı nedeniyle:
“Sen anlamazsın.”
demek yaş ayrımcılığıdır.
Ayet bazı insanların ileri yaşta zihinsel kapasitesinin azalabileceğini söyler.
Her yaşlı insanın kapasitesinin azaldığını söylemez.
Bu nedenle kararlar:
Takvim yaşına.
değil,
kişinin gerçek kapasitesine.
göre değerlendirilmelidir.
Yaşlı insan:
Deneyim sahibi olabilir.
ailenin hafızasını taşıyabilir.
hâlâ öğrenebilir.
üretebilir.
Yaşlılık tek başına zihinsel yetersizlik değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı gençliği kibir değil şükür sebebi yapmaktır.
İnsan gençken:
“Ben niye yaşlılar gibi yavaş olayım?”
diyebilir.
Ama gençlik onun kişisel başarısı değildir.
Zamanla kendisi de yaşlanabilir.
Bu farkındalık:
Yaşlı insanın yavaşlığını.
işitme sorununu.
hareket güçlüğünü.
daha sabırlı karşılamaya yardımcı olabilir.
Bir market kuyruğunda yaşlı biri yavaş hareket ediyor.
Sinirlenmeden önce:
“Bir gün ben de yardıma ihtiyaç duyabilirim.”
diye düşünmek insanın davranışını değiştirebilir.
Tefekkür bazen günlük hayatta daha nazik olmaktır.
Nahl 70’in başka önemli mesajı yaşlılığı yalnız çöküş olarak görmemektir.
Ayet ağır gerilemenin mümkün olduğunu söyler.
Ama yaşlılık bütünüyle:
Hastalık.
unutkanlık.
çaresizlik.
demek değildir.
Birçok insan ileri yaşlarda:
Bilgeliğini paylaşır.
ailesine rehberlik eder.
yeni şeyler öğrenir.
sanat üretir.
topluma katkıda bulunur.
Dolayısıyla ayetin belirli bir yaşlılık durumunu anlatmasını:
“Yaşlılık bütünüyle kötü bir dönemdir.”
şeklinde genelleştirmemek gerekir.
İleri yaşın zorlukları gerçek olabilir; değeri ve güzellikleri de gerçek olabilir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı beyin hastalıklarını ahlaki etiketlerle açıklamamaktır.
Bir insan hafıza kaybı yaşıyor.
Hemen:
“Çok günah işlediği için böyle oldu.”
diyemeyiz.
Bir kişi depresyonda.
“İmanı zayıf.”
diyemeyiz.
Bir kişi Parkinson hastası.
“Allah ona ders veriyor.”
diyemeyiz.
Bu tür hükümler hem tıbbi gerçekliği çarpıtabilir hem hastanın acısını artırabilir.
Hastalık konusunda:
Teşhis.
tedavi.
bakım.
önceliklidir.
Allah adına bilmediğimiz sebebi kesinleştirmemek gerekir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı hafıza kaybı yaşayan insanla tartışarak gerçeği zorla kabul ettirmeye çalışmamaktır.
Demans yaşayan kişi:
“Benim annem birazdan gelecek.”
diyebilir; annesi onlarca yıl önce ölmüş olabilir.
Her seferinde:
“Annen öldü, kaç kere söyledik!”
diyerek onu tekrar tekrar yas şokuna sokmak her durumda en doğru yaklaşım olmayabilir.
Bakım yöntemleri kişinin durumuna göre uzmanlar tarafından belirlenebilir.
Buradaki genel ders şudur:
Hastanın zihinsel dünyasını anlamadan yalnız mantık tartışmasıyla yaklaşmak yetersiz kalabilir.
Merhamet bazen haklı çıkmaktan daha önemlidir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı ölümü hayat düşmanlığına çevirmemektir.
Ayet:
“Sonra canınızı alır.”
der.
Bu gerçek insanı:
“Nasıl olsa öleceğim, hiçbir şeyin anlamı yok.”
noktasına götürmek zorunda değildir.
Tam tersine ölümün varlığı:
Zamanı değerli.
ilişkileri önemli.
adaleti acil.
hâle getirebilir.
Sonsuz dünya hayatına sahip olmadığımız için:
Özürleri.
sevgiyi.
iyiliği.
sürekli ertelememek gerekir.
Geçicilik, hayatın anlamsızlığı değil; değerinin sebeplerinden biri olabilir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı insanın bedeni üzerinde mutlak hakimiyet sahibi olmadığını fark etmesidir.
İnsan spor yapar.
sağlıklı beslenir.
kontrollerini yaptırır.
Bunlar çok değerlidir.
Ama bütün hastalıkları engelleyemez.
Yaşlanmayı tamamen durduramaz.
Ölümü iptal edemez.
Bu gerçek:
“Tedbirin faydası yok.”
demek değildir.
Daha doğru sonuç:
Tedbir al ama sonucu mutlak kontrol ettiğini sanma.
İnsan sorumludur; fakat mutlak egemen değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı tıp bilimindeki yaşlanma araştırmalarını Allah’a meydan okuma gibi görmemektir.
İnsanlar:
Demansı önlemeye.
yaşlılıkta yaşam kalitesini artırmaya.
hastalıkları tedavi etmeye.
çalışabilir.
Bu:
“Allah’ın yaşlanma düzenini bozuyoruz.”
anlamına gelmez.
Tıp insan acısını azaltmaya çalışır.
Bunun kendisi değerli bir insan faaliyetidir.
Bir gün demansın bazı türleri çok daha iyi tedavi edilebilirse bu ayeti geçersiz kılmaz.
Ayet:
“İnsanların mutlaka şu hastalığı geçirmesi gerekir.”
dememektedir.
Kur’an insanın faniliğini anlatır; tıp ise bu fanilik içinde yaşam kalitesini korumaya çalışır.
Nahl 70’in başka önemli mesajı insanın bilgiyle kibirlenmemesidir.
Bugün çok şey biliyoruz.
Beyin görüntüleme.
genetik.
uzay.
yapay zekâ.
tıp.
konusunda büyük ilerlemeler var.
Bu ilerlemeler kıymetlidir.
Ama insan hâlâ:
Unutabiliyor.
hastalanabiliyor.
ölebiliyor.
Bilginin artması insanın değerini yükseltebilir; fakat onu ilah yapmaz.
Bilmek ile mutlak bilmek aynı şey değildir.
Ayetin sonunda Allah’ın Alîm olarak anılması tam da bu sınıra dikkat çeker.
Nahl 70’in başka önemli mesajı gücün geçici olduğunu bilen insanın gücü daha adaletli kullanmasıdır.
Bugün patron olabilirsin.
Yarın bakıma muhtaç olabilirsin.
Bugün gençsin.
Yarın yaşlı olabilirsin.
Bugün başkasının yardım talebini değerlendiriyorsun.
Yarın sen yardım isteyebilirsin.
Bu farkındalık insanı:
Daha merhametli.
daha mütevazı.
daha adil.
yapabilir.
Başkasının güçsüzlüğüne davranışımız, kendi gücümüzün gerçek ahlaki sınavıdır.
Nahl 70’in başka önemli mesajı insanı yalnız zihinsel kapasitesiyle değerli saymamaktır.
Bir insan çok zeki diye:
Daha fazla insan değildir.
Demanslı diye:
Daha az insan değildir.
Bilişsel yetenek toplumda bazı görevler için önemlidir; fakat insanlık onuru yalnız IQ, hafıza veya üretkenliğe bağlanamaz.
Bu ilke:
Yaşlılar.
zihinsel engelli insanlar.
beyin hasarı yaşayanlar.
için son derece önemlidir.
İnsan onuru, performans puanı değildir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı ailelerin yaşlılık planlamasını ihmal etmemesidir.
İnsan yaşlanmayı konuşmak istemeyebilir.
Fakat erken dönemde:
Sağlık tercihleri.
mali düzen.
bakım planı.
güvenilir kişiler.
hukuki işlemler.
konuşulabilir.
Bu ölüm çağırmak değildir.
Tam tersine ileride belirsizliği ve aile içi çatışmayı azaltabilir.
Faniliği kabul etmek, hayatı planlamaktan vazgeçmek değil; daha gerçekçi plan yapmak olabilir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı hafıza kaybı yaşayan insanın geçmişteki iyiliklerini yok saymamaktır.
Bir anne çocuklarını yıllarca büyüttü.
Sonra demans oldu.
Çocuklarını tanıyamıyor.
Bu:
Yıllarca verdiği emeği.
sevgiyi.
hayat hikâyesini.
yok etmez.
Bir baba hayatı boyunca ailesine baktı.
Yaşlılığında yardıma muhtaç kaldı.
Bu onun geçmiş değerini silmez.
İnsanın son dönemdeki güçsüzlüğü, bütün hayatının özeti değildir.
Bu bakış ailede vefa duygusunu güçlendirebilir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı yaşlı insanların ölüm arzusunu hemen ahlaki suçlama konusu yapmamaktır.
Ağır hastalık ve uzun süreli acı yaşayan kişi:
“Artık çok yoruldum.”
diyebilir.
Böyle bir söz ciddi biçimde dinlenmelidir.
Kişinin:
Depresyonu.
ağrısı.
yalnızlığı.
tedavi edilebilir sorunları.
değerlendirilmelidir.
Onu yalnız:
“Böyle söylemek günah.”
diye susturmak yaşadığı acıyı görünmez hâle getirebilir.
İnsanın sözünün arkasındaki acıyı anlamak, hüküm vermekten önce gelmelidir.
Nahl 70’in başka önemli mesajı Allah’ın bilgisinin insan hafızasından farklı oluşudur.
İnsan öğrenir.
unutur.
yeniden öğrenir.
yanlış hatırlar.
Allah’ın bilgisi böyle değildir.
Ayetin sonunda:
“Allah Alîm’dir.”
denmesi insanın değişken bilgisinin karşısına ilahî bilginin kuşatıcılığını koyar.
Bu, özellikle unutkanlık yaşayan insan için umut verici de olabilir:
Sen kendini unutacak hâle gelsen bile Allah seni unutmaz.
İnsan kendi hayat hikâyesini hatırlayamayabilir.
Ama Allah onun:
Geçmişini.
niyetini.
emeğini.
bildiğini ifade eder.
Nahl 70’in başka önemli mesajı Allah’ın Kadîr oluşunun insanın acziyle birlikte düşünülmesidir.
İnsan bebekken güçsüzdür.
Sonra güçlenir.
Daha sonra tekrar güçten düşebilir.
Allah ise bu değişime tabi değildir.
Bu karşılaştırma insanı ezmek için değil, onun haddini göstermektir.
İnsan:
“Benim gücüm var.”
diyebilir.
Bu doğrudur.
Ama:
“Gücüm tamamen benden ve kalıcıdır.”
diyemez.
Ayet insanın geçici kudretinin karşısına Allah’ın Kadîr oluşunu koyar.
Nahl Suresi 70. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır; içinizden kimini de bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle geleceği ömrün en düşkün dönemine kadar yaşatır. Şüphesiz Allah Alîm’dir, Kadîr’dir” ifadesi, insanın yaratılıştan ölüme kadar geçirdiği değişimi ve sahip olduğu güç ile bilginin geçiciliğini hatırlatır. Ayet yaşlılığı aşağılamaz, demansı ceza ilan etmez ve hastanın insanlık değerini azaltmaz. Büyük mesaj şudur: Gençliğine, hafızana ve gücüne kibirlenme; yaşlıyı, unutkanı ve bakıma muhtaç insanı küçümseme. Hastalığı iman zayıflığı sayma, bakım verenleri de yalnız bırakma ve ecel inancını tedaviyi bırakmanın bahanesi yapma. Çünkü insanın bilgisi azalabilir, gücü tükenebilir ve hafızası kaybolabilir; fakat insanlık onuru kaybolmaz ve Allah’ın bilgisi insanın unuttuğu hiçbir şeyi unutmaz.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 71. ayette, Allah’ın rızık konusunda insanların bir kısmına diğerlerinden daha fazla imkân verdiği bildirilecek ve sahip oldukları üstünlüğü ellerinin altındakilerle paylaşmayan insanlar üzerinden güçlü bir tevhid karşılaştırması yapılacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle zenginliğin Allah’ın özel sevgisinin kanıtı olmaması, yoksulluğun ilahî değersizlik anlamına gelmemesi, rızık farklılıklarını ekonomik adaletsizliği kutsallaştırmak için kullanmamak, insan emeğinin gerçekliği, özel mülkiyet ile paylaşma sorumluluğu, tarihsel kölelik bağlamı ve ‘Allah böyle paylaştırmış’ diyerek sömürü veya sınıf eşitsizliğini dokunulmazlaştırmamak üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 70. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bugün sahip olduğumuz hafıza, sağlık ve güç sonsuza kadar bizimmiş gibi mi yaşıyoruz? Yaşlı biri yavaş hareket ettiğinde sabırsızlanıyor muyuz? Demans yaşayan insanı “artık hiçbir şey anlamıyor” diyerek onun yanında hakkında istediğimiz gibi mi konuşuyoruz? Hafıza kaybını iman zayıflığı veya geçmiş günahların cezası mı sanıyoruz? Bakım yükünü tek bir aile üyesinin omzuna bırakıp ona yalnız “sabret” mi diyoruz? Ve en önemlisi, bir gün bizim de yardım almaya ihtiyaç duyabileceğimizi biliyorsak, bugün güçsüz olana davranışımız kendi insanlığımızın en gerçek sınavlarından biri değil midir?
“Nahl 70, ‘Allah sizi yarattı, sonra canınızı alır; içinizden kimi de bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle geleceği ömrün en düşkün dönemine kadar yaşatılır’ buyurarak insanın gücünün ve bilgisinin kalıcı olmadığını hatırlatır. Yaşlılık insanın değerini azaltmaz; demans ve Alzheimer iman zayıflığı veya ilahî ceza değildir, zihinsel kapasitenin azalması da insanlık onurunun azalması anlamına gelmez. Ayetin büyük dersi şudur: Bugünkü sağlığına ve hafızana kibirlenme, unutana merhamet göster, hastayı suçlama, bakım verenin yükünü de gör ve tedbiri ecel inancına kurban etme. Çünkü insan bildiğini unutabilir, gücünü kaybedebilir ve başkasının yardımına muhtaç olabilir; fakat Allah Alîm’dir, Kadîr’dir ve insanın değeri yalnız hatırlayabildiği şeylerin miktarıyla ölçülmez.”
Ersan Karavelioğlu