📖 Nahl Suresi 67. Ayette “Hurma ve Üzüm Meyvelerinden Sarhoş Edici İçecek ve Güzel Rızık Edinirsiniz; Bunda Aklını Kullananlar İçin Bir Ayet Vardır❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,671
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 67. Ayette “Hurma ve Üzüm Meyvelerinden Sarhoş Edici İçecek ve Güzel Rızık Edinirsiniz; Bunda Aklını Kullananlar İçin Bir Ayet Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 66. ayette hayvanların bedeninde oluşan süt, insanın üzerinde düşünmesi gereken bir nimet olarak gösterilmişti. 67. ayet bu kez hurma ve üzüme yönelir: ‘Hurma ağaçlarının ve üzümlerin meyvelerinden sarhoş edici içecek ve güzel rızık edinirsiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için bir ayet vardır.’ Ayet, aynı hammaddeden insanın farklı ürünler ortaya çıkarabildiğini gösterirken çok önemli bir ayrım da yapar: Sarhoş edici olan ile ‘güzel rızık’ aynı ifadeyle nitelendirilmez. Bu ayetin Kur’an’daki içki yasağının tamamlanmasından önceki döneme ait olması, onu sonraki açık hükümlerden bağımsız okuyup alkolü meşrulaştırma gerekçesi yapabileceğimiz anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 67. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

وَمِن ثَمَرَاتِ النَّخِيلِ وَالْأَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Okunuşu:

“Ve min semerâti’n-nahîli ve’l-a‘nâbi tettehizûne minhu sekeran ve rızkan hasenâ. İnne fî zâlike le âyeten li kavmin ya‘kilûn.”

Genel anlamı:

“Hurma ağaçlarının ve üzümlerin meyvelerinden sarhoş edici içecek ve güzel rızık edinirsiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için bir ayet vardır.”

Ayet insanın önüne çok tanıdık iki nimeti koyar: hurma ve üzüm. Aynı meyveden farklı ürünler üretilebilmektedir. İnsan bu ürünlerin bazılarını doğrudan yer, bazılarını kurutur, bazılarını işleyerek başka gıdalara dönüştürür, bazılarını ise fermantasyon yoluyla sarhoş edici içeceğe çevirebilir.

Kur’an burada yalnız meyveyi değil, insanın onu nasıl kullandığını da düşünme konusu hâline getirir.

2️⃣ Ayetteki “Seker” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “seker” kelimesi hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar bulunmaktadır. Kelime çoğunlukla sarhoşluk veren içecek anlamında değerlendirilmiş; bazı yorumlarda ise tatlı içecek, çeşitli meyve ürünleri veya farklı işlenmiş ürünler anlamına ilişkin açıklamalar da aktarılmıştır.

Yakın bağlamda kelimenin “rızkan hasenen”, yani “güzel rızık” ifadesinden ayrı zikredilmesi özellikle dikkat çekicidir.

Bu nedenle ayeti:

“Allah burada içkiyi güzel rızık diye övüyor.”

şeklinde okumak isabetli değildir.

Ayet iki ayrı kullanım biçimini yan yana getirir; bunlardan yalnız ikincisini açıkça “güzel rızık” diye niteler.

3️⃣ Bu Ayet İçkiyi Helal mi İlan Ediyor ❓​

Nahl Suresi 67. ayeti tek başına alıp:

“Kur’an içkiye izin veriyor.”

sonucuna gitmek doğru değildir.

Kur’an’daki bir mesele değerlendirilirken ilgili bütün ayetlerin ve vahyin gelişim sürecinin birlikte ele alınması gerekir.

İçki konusunda Kur’an’da tedricî bir eğitim süreci görülür. Daha sonraki ayetlerde sarhoş edici içkilerin zararları daha açık biçimde ele alınmış ve nihayet bunlardan uzak durulması emredilmiştir.

Dolayısıyla Nahl 67, sonraki hükümler yokmuş gibi okunamaz.

Kur’an’ın bir konudaki nihai yaklaşımı, ilgili bütün vahiy süreci dikkate alınarak anlaşılır.

4️⃣ İçki Yasağı Kur’an’da Neden Tedricî Olarak Geldi ❓​

İçki, İslam öncesi Arap toplumunda günlük hayatın ve sosyal kültürün önemli parçalarından biriydi. Böyle köklü bir alışkanlığın bir anda ortadan kaldırılması yerine Kur’an insanları aşamalı biçimde bilinçlendirmiştir.

Önce insanların kullandığı ürünler zikredilir.

Daha sonra içkinin hem bazı faydalarının hem de büyük zararının bulunduğu bildirilir.

Sarhoşken namaza yaklaşılmaması emredilir.

Son aşamada ise içki ve kumardan uzak durulması açık biçimde istenir.

Bu süreç, dinî eğitimin bazen insanı bir anda değil, bilinç oluşturarak dönüştürdüğünü gösteren önemli örneklerden biridir.

Ancak tedricîlik:

“Son hüküm gelmemiş gibi yaşayabiliriz.”

anlamına gelmez.

5️⃣ “Sarhoş Edici” ile “Güzel Rızık” Neden Ayrı Söylenmiştir ❓​

Ayetin dilindeki en dikkat çekici unsurlardan biri budur.

Hurma ve üzümden:

“Sekeran.”

ve:

“Rızkan hasenâ.”

elde edildiği söylenir.

Yani bir tarafta sarhoş edici ürün, diğer tarafta güzel rızık vardır.

Kur’an ikisine:

“İkisi de güzel rızıktır.”

dememektedir.

Bu ayrımın içki konusunda daha sonra gelecek uyarılarla uyumlu olduğu düşünülebilir.

Aynı meyve insanın elinde:

Besleyici gıda.

veya zararlı kullanım.

alanına dönüşebilir.

Nimetin varlığı kadar insanın nimeti neye dönüştürdüğü de önemlidir.

6️⃣ Hurma ve Üzümün Kendisi Haram mıdır ❓​

Hayır.

Hurma ve üzüm helal ve değerli gıdalardır.

İnsan:

Üzüm yiyebilir.

Hurma yiyebilir.

Kurutabilir.

Pekmez yapabilir.

Sirke yapabilir.

Meyve suyu hazırlayabilir.

Başka gıdalar üretebilir.

Bir hammaddeden sarhoş edici içecek yapılabiliyor olması, hammaddenin kendisini haram hâle getirmez.

Örneğin üzüm:

Şarap üretilebildiği için haram bir meyve olmaz.

Burada önemli olan ürünün kendisi ve kullanım biçimidir.

7️⃣ Fermantasyon Nedir ve Günah Bir Kimyasal Süreç midir ❓​

Fermantasyon doğal bir biyokimyasal süreçtir.

Mikroorganizmalar şekerleri çeşitli ürünlere dönüştürebilir. Bazı fermantasyon süreçlerinde:

Alkol.

asit.

gaz.

gibi maddeler ortaya çıkabilir.

Yoğurt.

peynir.

sirke.

ekmek.

gibi birçok gıdanın oluşumunda da farklı fermantasyon süreçlerinden yararlanılır.

Dolayısıyla:

“Fermantasyon haramdır.”

şeklinde bir genelleme doğru değildir.

Dinî değerlendirme, kimyasal sürecin adına değil ortaya çıkan ürünün niteliğine ve kullanımına göre yapılır.

Kimya ahlaki suç işlemez; ahlaki sorumluluk insanın ne ürettiği ve onu nasıl kullandığıyla ilgilidir.

8️⃣ Bir Gıdada Çok Az Doğal Alkol Bulunması Onu Otomatik Haram Yapar mı ❓​

Gıda kimyasında bazı doğal veya işlenmiş ürünlerde çok düşük düzeylerde alkol oluşabilir. Bu mesele fıkhî ayrıntıları olan bir konudur ve ürünün niteliği, miktarı, sarhoş edici özelliği ve üretim biçimi gibi unsurlar dikkate alınabilir.

Bu nedenle her kimyasal analizde “etanol” kelimesini gördüğümüzde:

“Bu kesin içkidir.”

sonucuna gitmek doğru değildir.

Sarhoş edici içki ile bazı gıdalarda doğal süreç sonucu ortaya çıkabilen çok düşük miktardaki kimyasal bileşenler teknik olarak aynı mesele değildir.

Dinî hüküm için kimya bilgisini ve fıkhî ölçüleri birlikte doğru anlamak gerekir.

9️⃣ Kur’an Neden İçkinin Varlığından Söz Ediyor ❓​

Kur’an bir şeyin toplumda üretildiğini veya kullanıldığını anlatınca onu otomatik olarak onaylamış olmaz.

Bir metin:

“İnsanlar bunu yapıyor.”

diyebilir.

Bu:

“Bunu yapmanız doğrudur.”

demek değildir.

Nahl 67 insanların hurma ve üzümden farklı ürünler yaptığını belirtir.

Ayet aynı zamanda bunları düşünme konusu hâline getirir.

Daha sonraki vahiy aşamalarında sarhoş edici içkiler hakkında açık ahlaki hüküm ortaya konur.

Tasvir ile onay aynı şey değildir.

🔟 İçkinin “Bazı Faydaları” Olması Onu Helal Yapar mı ❓​

Hayır.

Bir şeyin bazı yararlarının bulunması, onun toplam ahlaki veya sağlık değerlendirmesini otomatik olarak olumlu yapmaz.

Kur’an başka bir ayette içki ve kumarda insanlar için bazı faydalar bulunabileceğini, fakat günah ve zararlarının daha büyük olduğunu bildirir.

Ticari kazanç olabilir.

İnsan geçici rahatlama hissedebilir.

Sosyal ortamda kullanım görülebilir.

Fakat bunların varlığı zararları ortadan kaldırmaz.

Bu çok genel bir ahlak ilkesidir:

Bir şeyin fayda üretmesi, onun her şartta doğru olduğunu kanıtlamaz.

1️⃣1️⃣ Sarhoşluğun Temel Problemi Nedir ❓​

Sarhoşluk insanın:

Muhakemesini.

dürtü kontrolünü.

denge ve koordinasyonunu.

karar verme kapasitesini.

etkileyebilir.

Bu yalnız kişinin kendi bedeniyle ilgili değildir.

Sarhoş insan:

Araç kullanabilir.

kavga edebilir.

ailesine zarar verebilir.

tehlikeli karar verebilir.

başkasının hakkını ihlal edebilir.

Bu nedenle içki meselesi yalnız:

“Benim bedenim, benim kararım.”

boyutunda kalmayabilir.

İnsanın davranışı başkalarının güvenliğini etkilediğinde toplumsal sorumluluk ortaya çıkar.

1️⃣2️⃣ Alkol Kullanan Her İnsan Aynı Şekilde mi Değerlendirilmelidir ❓​

Hayır.

Bir davranışın dinî hükmü ayrı, insanın bütün kişiliğine verilen hüküm ayrıdır.

Bir insan alkol kullanıyor olabilir.

Bu tek davranıştan hareketle:

“Bu insanın hiçbir iyiliği yoktur.”

denemez.

İnsan:

Yardımsever olabilir.

dürüst olabilir.

ailesine bağlı olabilir.

ve aynı zamanda yanlış bir davranışı bulunabilir.

Bir günah insanın bütün insanlık değerini ortadan kaldırmaz.

Yanlış davranış eleştirilebilir; kişinin tamamını tek hatasına indirgemek başka bir şeydir.

1️⃣3️⃣ Alkol Bağımlılığı Yalnız “İradesizlik” midir ❓​

Hayır.

Bağımlılık biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan ciddi bir sağlık problemine dönüşebilir.

Kişinin ilk kullanımında iradi tercihler bulunabilir; fakat bağımlılık geliştikten sonra beynin ödül sisteminde ve davranış kontrolünde önemli değişiklikler oluşabilir.

Bu nedenle:

“İstemese içer miydi, bırakıp gitsin.”

demek çoğu zaman meseleyi gereğinden fazla basitleştirir.

Bağımlılık yaşayan insan:

Tıbbi.

psikolojik.

sosyal.

destek alabilir.

Dinî sorumluluk konuşulabilir; fakat tedavi ihtiyacını ahlak dersiyle değiştirmek doğru değildir.

1️⃣4️⃣ Alkol Bağımlılığı Olan Birine Nasıl Yaklaşılmalıdır ❓​

Hem sınır hem merhamet gerekir.

Kişinin:

İçkili araç kullanmasına.

şiddet uygulamasına.

ailenin parasını tüketmesine.

zarar vermesine.

“Bağımlı, yapacak bir şey yok” denemez.

Zarar sınırlandırılmalıdır.

Ancak aynı zamanda:

Aşağılamak.

hakaret etmek.

“Sen değersizsin.”

demek iyileşmeye katkı sağlamayabilir.

Daha doğru yaklaşım:

“Bu davranış ciddi zarar veriyor ve yardım almalısın.”

demektir.

İnsanı korumak ile davranışı onaylamak aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ İçki İçmiş Bir İnsan Otomatik Olarak Dinden Çıkar mı ❓​

Bir günah işlemek ile o davranışın hükmünü inkâr etmek aynı mesele değildir.

İslam geleneğinde büyük günahların değerlendirilmesi ayrıntılı bir itikadî ve fıkhî konudur. Bir kişinin içki kullanmış olması tek başına:

“Artık Müslüman değildir.”

diye kolayca hüküm verme yetkisi sağlamaz.

İnsan günah işler.

Pişman olabilir.

Tövbe edebilir.

Tekrar hata yapabilir.

Bu nedenle günah ile küfür kavramlarını gelişigüzel birbirine karıştırmamak gerekir.

Takfir çok ağır bir hükümdür.

1️⃣6️⃣ İçki İçen Birinin Tövbesi Kabul Olabilir mi ❓​

Samimi tövbe kapısı insan hayatta olduğu sürece geniştir.

Kişi:

Yanlışını kabul eder.

pişman olur.

bırakmaya çalışır.

gerekiyorsa profesyonel destek alır.

zarar verdiği insanların haklarını düzeltmeye çalışır.

Allah’ın rahmetinden ümit eder.

Bağımlılık varsa kişi birkaç kez bırakmayı deneyip tekrar başlayabilir. Bu durum mücadeleyi anlamsız yapmaz.

Düşmek, yeniden kalkma ihtimalini ortadan kaldırmaz.

İnsan:

“Ben artık düzelemem.”

diye ümitsizliğe kapılmamalıdır.

1️⃣7️⃣ Alkolün Tıbbî Kullanımı ile İçki Tüketimi Aynı Şey midir ❓​

Bu mesele kullanım biçimine göre değerlendirilmelidir.

Alkol çeşitli:

Dezenfeksiyon.

ilaç üretimi.

sanayi.

laboratuvar.

uygulamalarında kullanılabilir.

Bir maddenin kimyasal olarak alkol sınıfında bulunması, onun her kullanımını içki tüketimiyle aynı hâle getirmez.

Örneğin el dezenfektanı kullanmak:

Sarhoş edici içki içmek değildir.

Bu, çok önemli bir ayrımdır.

Bir maddenin hükmü yalnız kimyasal adına değil, kullanım biçimine, miktarına ve amacına göre de değerlendirilir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 66 ve 67. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 66’da hayvanlardan elde edilen süt anlatılmıştı.

Nahl 67’de hurma ve üzüm meyvelerinden elde edilen ürünler anlatılır.

Böylece Kur’an insanın sofrasındaki:

Hayvansal.

bitkisel.

nimetleri art arda düşündürür.

Ancak Nahl 67 yeni bir boyut ekler:

İnsan aynı nimeti farklı şekillerde kullanabilir.

Üzüm:

Besleyici gıda olabilir.

Pekmez olabilir.

Sirke olabilir.

Sarhoş edici içeceğe de dönüştürülebilir.

Demek ki nimet tek başına ahlaki sonucu belirlemez.

İnsanın seçimi de önemlidir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 68. ayette, Allah’ın bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları yapılarda yuvalar edinmesini vahyettiği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle arıya “vahiy” ifadesinin peygamber vahyiyle aynı şey olup olmadığı, hayvan içgüdüsü ve yaratılış programı, arıların davranışlarının bilimsel açıklaması, kraliçe arı ve koloni düzeni hakkında yanlış popüler bilgileri ayete zorla yüklememek ve arıyı küçücük bir canlı üzerinden yaratılışın düzenine işaret eden örnek olarak okumak üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 67. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 67. ayetin en dikkat çekici yönlerinden biri, aynı nimetin insan eliyle farklı sonuçlara dönüşebilmesidir.

Üzüm düşünelim.

Kendisi güzel bir gıdadır.

İnsan onu:

Taze yer.

kurutur.

pekmez yapar.

sirkeye dönüştürür.

meyve suyu yapar.

veya fermantasyonla sarhoş edici içecek üretebilir.

Meyvenin kendisi değişmez.

İnsan onun üzerinde işlem yapar.

Bu bize önemli bir ahlak ilkesi öğretir:

Nimetin kendisi ile nimetin kullanım biçimi aynı şey değildir.

Teknoloji için de böyledir.

Para için de.

Güç için de.

Bilgi için de.

Hepsi iyi amaçla kullanılabilir.

Kötü amaçla da.

Bu nedenle:

“Allah bunu yarattı, demek her kullanımı doğrudur.”

sonucu çıkmaz.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı insanın üretme kabiliyetidir.

Hurma ağacında hazır olarak:

Pekmez şişesi.

sirke.

kuru hurma paketi.

bulunmaz.

Üzüm bağında hazır olarak:

Meyve suyu kutusu.

kuru üzüm.

bulunmaz.

İnsan:

Bilgisi.

emeği.

deneyimi.

ile doğadaki hammaddeleri yeni ürünlere dönüştürür.

Bu kabiliyet de nimet olarak düşünülebilir.

Ancak insanın üretme gücü aynı zamanda sorumluluk getirir.

Yapabiliyor olmak, yapmak zorunda olduğumuz veya yaptığımız her şeyin iyi olduğu anlamına gelmez.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı “doğal olan iyidir” yanılgısından kaçınmaktır.

Alkol fermantasyonla doğal biçimde oluşabilir.

Ama:

“Doğal oluşuyor, demek zararsızdır.”

sonucu çıkmaz.

Doğada:

Zehirli bitkiler.

tehlikeli mantarlar.

hastalık yapan mikroorganizmalar.

da vardır.

“Doğal” kelimesi tek başına:

Sağlıklı.

ahlaki.

güvenli.

anlamına gelmez.

Aynı şekilde “yapay” olan her şey de otomatik olarak kötü değildir.

Bir şeyin nasıl oluştuğundan çok, ne yaptığı ve nasıl kullanıldığı önemlidir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı Kur’an’daki hükümlerin gelişim sürecini dikkate almaktır.

Bir insan Nahl 67’yi açıp:

“Bak, sekerden söz ediyor; demek içki serbest.”

diyebilir.

Ama daha sonraki ayetleri görmezden gelirse Kur’an’ı bütünlüğünden koparmış olur.

Dinî metni anlamada:

Önce.

sonra.

bağlam.

vahiy süreci.

önemlidir.

Tek bir cümleyi seçip önceden istediğimiz sonucu kanıtlamak için kullanırsak, metni anlamaktan çok metne kendi fikrimizi söyletmiş oluruz.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı tedricî değişimin insan psikolojisindeki önemidir.

İnsan köklü alışkanlığını her zaman bir günde değiştiremez.

Bu yalnız içki konusunda değil:

Sigara.

kumar.

zararlı beslenme.

öfke alışkanlığı.

başka bağımlılıklar.

için de düşünülebilir.

Bazı insanlar bir anda bırakabilir.

Bazıları aşamalı destek ister.

Buradan dinî hükmün kendisini değiştirmek sonucu çıkmaz; fakat insanın değişim sürecine nasıl yardım edeceğimiz konusunda önemli bir ders çıkarılabilir.

Yanlış davranışı onaylamadan da kişiye sabırla yardım edilebilir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı sarhoşlukla özgürlük kavramını birbirine karıştırmamaktır.

İnsan:

“Benim hayatım, istediğimi yaparım.”

diyebilir.

Kişisel özgürlük önemlidir.

Fakat kişi sarhoş olup araba kullanıyorsa artık mesele yalnız kendisi değildir.

Yoldaki:

Çocuk.

aile.

başka sürücü.

yaya.

risk altındadır.

Özgürlük başkasının can güvenliğini tehlikeye atma hakkı vermez.

Bireysel tercih, başkasının hakkının başladığı yerde ahlaki ve hukuki sınıra ulaşır.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı içki kullanan insanı şeytanlaştırmamak, fakat zararı da küçümsememektir.

İki aşırı yaklaşım vardır.

Birincisi:

“İçiyor, demek tamamen kötü insan.”

İkincisi:

“Herkes yapıyor, hiçbir sorun yok.”

Her ikisi de gerçeği basitleştirir.

Bir insanın değeri tek davranışına indirgenemez.

Ama zararlı davranış:

Normal.

zararsız.

diye de sunulmamalıdır.

İnsana merhamet ile davranışa eleştiri aynı anda mümkündür.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı bağımlılığı yalnız günah diliyle ele almamaktır.

Bağımlı insan:

Nasihat duyabilir.

Ama aynı zamanda tedaviye ihtiyaç duyabilir.

Beyin ve davranış sistemlerinde gelişmiş bağımlılık:

Tıbbi destek.

psikoterapi.

sosyal destek.

gerektirebilir.

Bir insanın:

“Tövbe et yeter.”

denilerek profesyonel yardımdan uzaklaştırılması doğru olmayabilir.

Tövbe edebilir.

Dua edebilir.

Ve aynı zamanda tedavi alabilir.

Allah’a yönelmek ile sağlık desteği almak birbirinin rakibi değildir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı alkol tüketimini toplumsal statü göstergesi hâline getirmemektir.

Bazı ortamlarda:

İçmek modernlik.

içmemek gerilik.

gibi sunulabilir.

Başka ortamlarda ise içen herkes insanlık bakımından aşağı görülebilir.

Her iki tutum da insanı basit etikete indirger.

Bir insan alkolsüz yaşamayı tercih edebilir ve bunun için kimseye açıklama yapmak zorunda değildir.

“Neden içmiyorsun?”

baskısı da gereksizdir.

İnsanın içmemeyi seçmesine saygı gösterilmelidir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı zararlı alışkanlıkları reklam ve sosyal baskıyla güzelleştirmemektir.

İçki bazen:

Başarı.

çekicilik.

özgürlük.

eğlence.

ile pazarlanabilir.

Bu, Nahl 63’te gördüğümüz “yanlışın veya zararın süslenmesi” kavramını da hatırlatır.

Bir ürünün reklamlarda güzel görünmesi, zararlarının ortadan kalktığını göstermez.

İnsan:

Pazarlama.

sosyal çevre.

grup baskısı.

etkisinde karar verebilir.

Aklını kullanmak, yalnız ürünü değil ürünün sana nasıl satıldığını da sorgulamaktır.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı “aklını kullanan toplum” ifadesidir.

Ayetin sonunda:

“Li kavmin ya‘kilûn.”

yani:

“Aklını kullanan bir toplum için.”

buyurulur.

Bu son derece önemlidir.

Kur’an burada insanı:

Körü körüne kabul etmeye.

değil,

akletmeye

çağırır.

Aynı meyveden farklı ürünler çıkıyor.

İnsan bunların:

Faydasını.

zararını.

sonucunu.

düşünmelidir.

Dinî sorumluluk yalnız:

“Bana söylendi, yaptım.”

düzeyinde değil, insanın aklını doğru kullanmasıyla da ilişkilidir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı aklın vahyin düşmanı olmadığını gösterir.

Ayet açıkça:

“Aklını kullananlar için işaret.”

diyor.

Demek ki düşünmek:

İmana tehdit değil.

İmanın yollarından biri olabilir.

Ama akıl da:

“Ben her şeyi tek başıma kesin çözerim.”

kibrine dönüşmemelidir.

İnsan aklı değerlidir.

Ama sınırlıdır.

Vahiy aklı iptal etmez; akıl da kendisini vahyin yerine koymak zorunda değildir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı bir ürünün ekonomik değerini ahlaki değerle karıştırmamaktır.

Alkol sektörü büyük ekonomik gelir sağlayabilir.

Vergi üretir.

istihdam oluşturabilir.

Bunlar ekonomik gerçeklerdir.

Ama:

“Para kazandırıyor, demek ahlaken iyidir.”

sonucu çıkmaz.

Aynı ilke başka sektörler için de geçerlidir.

Ekonomik fayda:

Tek başına ahlaki meşruiyet kanıtı değildir.

Kâr ile hayır aynı kelime değildir.

Bir faaliyet kazançlı olabilir ama aynı zamanda ciddi toplumsal zararlar doğurabilir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı aile içindeki alkol zararını küçümsememektir.

Alkol sorunu yalnız içen kişiyi etkileyebilir sanılır.

Oysa ağır kullanım:

Aile bütçesini.

eş ilişkisini.

çocukların güvenliğini.

iş hayatını.

etkileyebilir.

Şiddet riski artabilir.

Ancak burada da:

“Alkol kullanan herkes şiddet uygular.”

gibi genelleme doğru değildir.

Risk ile kesin sonuç aynı değildir.

Ahlaki ve bilimsel dilde genelleme yerine gerçek riskleri doğru ifade etmek gerekir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı tövbe eden insanı geçmişiyle sonsuza kadar damgalamamaktır.

Bir insan yıllarca alkol sorunu yaşadı.

Sonra bıraktı.

Hayatını değiştirdi.

Toplum sürekli:

“Sen zaten eskiden içkiciydin.”

derse kişinin dönüşünü değersizleştirebilir.

Dinî ahlak insanın değişebilme ihtimalini ciddiye alır.

Tövbe gerçekten dönüşse:

İnsana yeni başlangıç alanı açılmalıdır.

Elbette zarar gören kişilerin güveni hemen geri dönmek zorunda değildir.

Affedilme ümidi ile güvenin yeniden kurulma süreci aynı şey değildir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı çocuğa ve gence içkiyi yalnız korkutarak anlatmamaktır.

“İçersen Allah seni hemen cezalandırır.”

şeklindeki tek boyutlu eğitim etkili olmayabilir.

Daha sağlıklı yaklaşım:

Dinî hükmü.

sağlık etkilerini.

bağımlılık riskini.

karar verme üzerindeki etkisini.

toplumsal sonuçlarını.

birlikte açıklamaktır.

Genç insan:

Neden?

sorusunun cevabını da bilmelidir.

Ahlaki eğitim yalnız yasak ezberletmek değil, yasağın arkasındaki sorumluluğu anlamaya yardımcı olmaktır.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı dinî hüküm ile devlet politikası tartışmasını aynı şey sanmamaktır.

Bir davranış dinen haram olabilir.

Bunun modern hukukta:

Nasıl düzenleneceği.

hangi yaptırımın uygulanacağı.

hangi halk sağlığı politikasının etkili olacağı.

ayrı uzmanlık ve hukuk tartışmaları gerektirebilir.

Dinî hükümden doğrudan her ayrıntılı modern kamu politikasını çıkarmak doğru olmayabilir.

Ahlaki ilke ile teknik hukuk politikası arasında düşünme ve uzmanlık alanı vardır.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı sirke ile sarhoş edici içkiyi aynı şey sanmamaktır.

Üzüm veya başka bir ürün farklı fermantasyon aşamalarından geçebilir.

Kimyasal süreç değiştikçe ortaya çıkan ürün de değişir.

Sirke:

Sarhoş edici içkiyle aynı ürün değildir.

Dolayısıyla:

“İkisi de üzümden yapılıyor.”

demek dinî veya kimyasal açıdan aynı hükme sahip olduklarını göstermez.

Bu, ayetin ana düşüncesine de güzel örnektir:

Aynı kaynak farklı sonuçlara dönüşebilir.

Nahl 67’nin başka önemli mesajı nimetin şükürle akıl arasında ilişki kurmasıdır.

Ayetin sonunda:

“Aklını kullananlar için bir ayet vardır.”

deniliyor.

Demek ki nimet karşısında şükür yalnız duygusal:

“Ne güzel.”

demek değildir.

İnsan aynı zamanda:

Nasıl oluştu?

Nasıl kullanıyorum?

Zararı var mı?

Faydayı artırıp zararı nasıl azaltabilirim?

diye düşünmelidir.

Şükür, aklı devre dışı bırakmaz; bilinçli kullanım gerektirir.

Nahl Suresi 67. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Hurma ve üzüm meyvelerinden sarhoş edici içecek ve güzel rızık edinirsiniz; bunda aklını kullanan bir toplum için bir ayet vardır” ifadesi, aynı nimetin insan eliyle farklı ürünlere ve farklı sonuçlara dönüşebileceğini gösterir. Ayet sarhoş edici içeceği ‘güzel rızık’ diye övmez ve Kur’an’ın daha sonra gelen içki konusundaki açık hükümlerini ortadan kaldırmaz. Büyük mesaj şudur: Nimeti yalnız varlığıyla değil, nasıl kullandığınla değerlendir; doğal olanı otomatik güvenli, kazançlı olanı otomatik doğru sanma; bağımlı insanı aşağılamadan zararlı davranışın zararını ciddiye al ve vahyin bütününü bağlamından koparmadan oku. Çünkü Allah’ın verdiği hammaddenin insan eliyle neye dönüşeceği, insanın aklı, tercihi ve ahlaki sorumluluğuyla da ilgilidir.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 68. ayette, Allah’ın bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptığı yapılarda yuvalar edinmesini vahyettiği bildirilecek ve şöyle buyurulacaktır: “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine yuvalar edin.” Bu ayeti ele alırken özellikle arıya vahyin peygamber vahyiyle aynı anlamda olup olmadığı, “vahiy” kelimesinin ilham ve içgüdü anlam alanı, arıların yuva kurma davranışı, koloni düzeninin bilimsel açıklaması, arıların insan gibi dinî sorumluluğa sahip olmadığı, ‘Allah arıya vahyetti’ ifadesini arının insan gibi kelimeler duyduğu şeklinde antropomorfik okumamak ve hayvan davranışlarını bilimsel olarak araştırmanın ayetle çelişmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 67. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Allah’ın verdiği nimetleri neye dönüştürüyoruz? Aynı üzüm bir sofrada besin olurken başka yerde insanın aklını örten bir ürüne dönüşebiliyorsa, mesele yalnız hammaddede midir, yoksa insanın tercihinde de midir? Tek bir eski ayeti sonraki hükümleri görmezden gelerek kendi istediğimiz sonucu çıkarmak için mi kullanıyoruz? Zararlı alışkanlığı normalleştiriyor, bağımlı insanı ise değersizleştiriyor muyuz? Ve en önemlisi, ayet ‘aklını kullananlar için işaret vardır’ diyorsa, nimet karşısındaki gerçek şükür yalnız tüketmek değil; faydayı, zararı ve sonucunu akılla değerlendirerek doğru olanı seçmek değil midir?

“Nahl 67, ‘Hurma ve üzüm meyvelerinden sarhoş edici içecek ve güzel rızık edinirsiniz; bunda aklını kullananlar için bir ayet vardır’ buyurarak aynı nimetin insan eliyle farklı sonuçlara dönüşebileceğini gösterir. Ayet sarhoş edici içeceği ‘güzel rızık’ diye nitelemez ve daha sonra gelen içki yasağını ortadan kaldırmaz. Ayetin büyük dersi şudur: Doğal olanı otomatik iyi, kazançlı olanı otomatik doğru, yaygın olanı otomatik normal sanma; insanı tek hatasına indirgeme ama zararı da küçümseme. Çünkü nimet yalnız sahip olduğumuz şey değildir; onu neye dönüştürdüğümüz ve hangi sonuç için kullandığımız da ahlaki sorumluluğumuzun bir parçasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt