📖 Nahl Suresi 10. Ayette “Gökten Sizin İçin Su İndiren O’dur; Ondan İçersiniz, Hayvanlarınızı Otlattığınız Bitkiler de Onunla Yetişir” İfadesi | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Nahl Suresi 10. Ayette “Gökten Sizin İçin Su İndiren O’dur; Ondan İçersiniz, Hayvanlarınızı Otlattığınız Bitkiler de Onunla Yetişir” İfadesi

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,579
2,736,296
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 10. Ayette “Gökten Sizin İçin Su İndiren O’dur; Ondan İçersiniz, Hayvanlarınızı Otlattığınız Bitkiler de Onunla Yetişir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 9. ayette doğru yolu göstermenin Allah’a ait olduğu bildirilmişti. 10. ayette ise insanın hayatını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan başka bir nimet hatırlatılır: ‘Gökten sizin için su indiren O’dur; ondan içersiniz, hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla yetişir.’ Ayet yağmurun yalnız insanın susuzluğunu gideren bir olay olmadığını; insanı, hayvanı, toprağı ve bitkiyi birbirine bağlayan büyük bir hayat zinciri oluşturduğunu gösterir. Yağmurun meteorolojik süreçlerle açıklanması Allah’ın yaratmasını reddetmek anlamına gelmez; bulutların nasıl oluştuğunu öğrenmek başka, bütün bu düzenin nihai kaynağı ve anlamı hakkında konuşmak başkadır. Kur’an burada suyu sıradanlaştırmamamızı, hayatın ne kadar büyük ölçüde tek bir nimete bağlı olduğunu fark etmemizi ister.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 10. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

هُوَ الَّذِي أَنزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ

Okunuşu:

“Huve’l-lezî enzele mine’s-semâi mâen lekum minhû şarâbun ve minhû şecerun fîhi tusîmûn.”

Genel anlamı:

“Gökten sizin için su indiren O’dur. Ondan içersiniz; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla yetişir.”

şeklindedir.

Ayet çok sade bir görüntüden söz eder:

Yağmur yağar.

İnsan içer.

Bitki büyür.

Hayvan otlar.

Fakat bu basit gibi görünen zincir aslında hayatın temel sistemlerinden biridir. Su olmadan insan da, hayvan da, tarım da, büyük ölçüde medeniyet de devam edemez.

2️⃣ “Gökten Su İndiren O’dur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Enzele mine’s-semâi mâen.”

yani:

“Gökten su indirdi.”

buyurulur.

İlk bakışta burada doğrudan yağmur anlatılır.

Bulutlardan yeryüzüne su iner.

Toprak canlanır.

İnsanlar ve hayvanlar bu sudan yararlanır.

Kur’an’ın amacı burada meteorolojinin bütün teknik ayrıntılarını anlatmak değildir. Ayet insanın çok iyi bildiği bir olayı göstererek:

“Bu nimet üzerinde düşün.”

der.

İnsan bazen en büyük nimetleri en çok gördüğü için fark etmez.

3️⃣ Yağmurun Bilimsel Açıklaması Allah’ı Dışlar mı ❓​

Hayır.

Bugün yağmurun oluşumunda:

Buharlaşma.

Yoğunlaşma.

Bulut oluşumu.

Atmosferik hareketler.

Sıcaklık farklılıkları.

gibi süreçleri bilimsel olarak inceleyebiliyoruz.

Bunları bilmek:

“Demek yağmuru Allah indirmiyor.”

sonucunu zorunlu kılmaz.

Bir mümin için doğal süreçler, Allah’ın yarattığı düzenin işleyiş biçimleri olabilir.

Bilim:

“Yağmur nasıl oluşuyor?”

sorusunu araştırır.

Vahiy ise bunun yanında:

“Bu hayat veren düzenin nihai kaynağı nedir ve insan bu nimete karşı nasıl davranmalıdır?”

sorusunu düşündürür.

Mekanizmayı açıklamak, nihai yaratıcı sorusunu otomatik olarak çözmez.

4️⃣ “Semâ” Kelimesi Burada Ne Anlama Gelir ❓​

“Semâ” kelimesi bağlama göre gök, yukarı taraf veya gökyüzü anlam alanında kullanılabilir.

Nahl 10’da bağlam yağmur olduğu için:

Gökyüzünden gelen su

anlamı açıktır.

Buradan:

Atmosferin belirli tabakalarını.

Uzay fiziğini.

modern meteorolojinin tüm katmanlarını.

ayet içinde teknik olarak aramak gerekmez.

Kur’an’ın dili ilk muhatabın anlayabileceği kadar açık, farklı çağların insanının üzerinde düşünebileceği kadar da geniştir.

5️⃣ “Ondan İçersiniz” İfadesi Neden Özellikle Söyleniyor ❓​

Çünkü su insan hayatının temelidir.

İnsan:

Günlerce yemek yemeden yaşayabilir.

Ama susuzluk çok daha kısa sürede ciddi tehlike oluşturabilir.

Su:

Kan dolaşımı.

Hücre fonksiyonları.

Sindirim.

Vücut ısısının düzenlenmesi.

gibi sayısız biyolojik süreç için gereklidir.

Kur’an bu ayrıntıları teknik biçimde açıklamaz; fakat insanın en temel deneyimini hatırlatır:

Susarsın ve su içersin.

Bu kadar sıradan görünen şey aslında devasa bir nimettir.

6️⃣ İçilebilir Su Gerçekten Bu Kadar Büyük Bir Nimet midir ❓​

Evet.

Dünyada çok büyük miktarda su vardır.

Ama bunun tamamı insanın doğrudan içebileceği tatlı su değildir.

Deniz suyu tuzludur.

Bazı sular kirlenmiştir.

Bazı su kaynakları ulaşılması güçtür.

Dolayısıyla:

Musluğu açmak.

Temiz suya ulaşmak.

Bir bardak su doldurmak.

çoğu insan için günlük sıradanlık hâline gelmiş olsa da medeniyet açısından büyük bir imkândır.

İnsan bazen nimeti ancak kesildiğinde fark eder.

Su kesildiğinde birkaç saat içinde hayatın ne kadar zorlaştığını görürüz.

7️⃣ Ayette “Şecer” Neden Geçiyor ❓​

Ayette:

“Ve minhû şecerun.”

buyurulur.

Buradaki ifade bağlamda hayvanların otladığı bitki örtüsünü anlatır.

Yani yağmur yalnız doğrudan insanın içeceği suyu sağlamaz.

Toprakta:

Ot.

Bitki.

Ağaç.

mera.

oluşmasına da vesile olur.

Bu da hayvanların beslenmesini sağlar.

Dolayısıyla su tek bir noktaya değil bütün bir ekolojik zincire etki eder.

8️⃣ “Fîhi Tusîmûn” Ne Demektir ❓​

“Tusîmûn”, hayvanları otlatmak, merada yaymak anlamına gelir.

Yani ayet:

Yağmur yağar.

Bitki çıkar.

Hayvan orada otlar.

diyor.

Bu son derece basit gibi görünür.

Ama aslında:

İnsan.

Hayvan.

Bitki.

Su.

Toprak.

arasında büyük bir karşılıklı bağımlılık vardır.

Bir zincirdeki ciddi bozulma diğerlerini de etkileyebilir.

Kur’an insanı kendisini doğadan tamamen kopuk sanmaktan uzaklaştırır.

9️⃣ İnsan Doğadan Bağımsız Yaşayabilir mi ❓​

Tam anlamıyla hayır.

Modern şehir insanı doğadan uzaklaşmış gibi hissedebilir.

Yemek marketten geliyor.

Su musluktan.

Süt kutuda.

Sebze rafta.

Ama bunların arkasında:

Toprak.

Su.

Güneş.

Tarım.

hayvancılık.

ve büyük bir üretim zinciri vardır.

Şehirde yaşayan insan doğadan kopmuş değildir.

Sadece doğayla arasına daha fazla sistem girmiştir.

Nahl 10 bu bağı yeniden görünür hâle getirir.

🔟 Su Yalnız İnsan İçin midir ❓​

Hayır.

Ayet insanın içtiği sudan söz eder ama aynı suyun bitki ve hayvan hayatını da desteklediğini gösterir.

Su:

İnsan için.

Hayvan için.

Bitki için.

ekosistem için.

gereklidir.

Bu nedenle insan suyu kullanırken:

“Bu yalnız bana ait.”

gibi davranmamalıdır.

Suyun ortak hayat kaynağı oluşu, insanın kullanımında sorumluluk gerektirir.

1️⃣1️⃣ Su İsrafı Neden Ciddi Bir Sorundur ❓​

Çünkü su hayatın temel kaynağıdır.

Bir insan:

Musluğu gereksiz yere açık bırakabilir.

Temiz suyu düşünmeden harcayabilir.

Tarımda verimsiz sulama yapabilir.

Sanayide suyu kirletebilir.

Bunların etkisi yalnız bireysel fatura değildir.

Su kaynakları sınırlı olabilir.

Kuraklık yaşanabilir.

Yeraltı suları azalabilir.

Bu nedenle:

“Su ucuz, istediğim kadar harcarım.”

mantığı eksik kalır.

Bir nimetin fiyatının düşük olması, değerinin düşük olduğu anlamına gelmez.

1️⃣2️⃣ Abdest Alırken Bile Su İsrafından Kaçınmak Gerekir mi ❓​

Genel İslam ahlakı açısından evet.

Bir şey ibadet için kullanılıyor diye ölçüsüzlük otomatik olarak doğru olmaz.

Abdest:

İbadettir.

Su:

Nimettir.

İnsan gereğinden fazla su akıtıyorsa:

“Nasıl olsa ibadet yapıyorum.”

diyerek israfı önemsizleştirmemelidir.

Bu çok güçlü bir ilkedir:

İyi amaç, kötü kullanım biçimini otomatik olarak doğru hâle getirmez.

Ölçü ibadette de önemlidir.

1️⃣3️⃣ Kuraklık Her Zaman İlâhî Ceza mıdır ❓​

Hayır.

Kur’an bazı belirli tarihsel topluluklar hakkında vahiy yoluyla özel cezalar bildirir.

Ama bugün meydana gelen her kuraklık için:

“Bu şehir günahkâr olduğu için Allah cezalandırdı.”

demek doğru değildir.

Kuraklığın:

İklimsel.

Meteorolojik.

Ekolojik.

insan kaynaklı.

farklı sebepleri olabilir.

Aşırı su tüketimi.

Yanlış tarım politikaları.

Ormansızlaşma.

iklim değişimleri.

etki edebilir.

Doğal ve insani sebepleri araştırmak Allah’a imanla çelişmez.

1️⃣4️⃣ Dua Yağmur İçin Yapılabilir mi ❓​

Evet.

İnsan yağmur için dua edebilir.

Bu, İslam geleneğinde bilinen bir uygulamadır.

Ama dua:

Bilimsel ve pratik tedbirleri terk etmek anlamına gelmez.

Kuraklık varsa:

Su yönetimi yapılır.

Barajlar planlanır.

Sulama sistemleri iyileştirilir.

Kaçaklar azaltılır.

uygun tarım teknikleri kullanılır.

Ve dua edilir.

Dua ile tedbir birbirinin rakibi değildir.

1️⃣5️⃣ Yağmur Çok Yağarsa Bu da Nimet midir ❓​

Yağmur hayat için nimettir.

Ama her miktarı ve her şartı insan için aynı sonucu doğurmaz.

Aşırı yağış:

Sel.

Toprak kayması.

Taşkın.

zarar oluşturabilir.

Bu bize önemli bir şey öğretir:

Bir nimetin değeri çoğu zaman ölçü ve dengeyle ilişkilidir.

Su yoksa kuraklık.

Aşırı ve kontrolsüz olduğunda taşkın.

Hayat çoğu zaman dengeli ölçülere bağlıdır.

Bu nedenle:

“Yağmur nimettir, demek her aşırı yağış mutlaka yalnız olumlu sonuç verir.”

denemez.

1️⃣6️⃣ Suya Şükretmek Sadece “Elhamdülillah” Demek midir ❓​

Hayır.

Dil ile şükür değerlidir.

Ama şükür davranışa da dönüşebilir.

Suya şükretmek:

İsraf etmemek.

Kirletmemek.

Kaynağı korumak.

Başkalarının su hakkını gözetmek.

olabilir.

Bir insan:

“Allah’a şükür suyumuz var.”

deyip sonra temiz suyu gereksiz biçimde harcıyorsa söz ile davranış arasında kopukluk oluşur.

Gerçek şükür nimeti doğru kullanmayı da içerir.

1️⃣7️⃣ Su Üzerinden İnsanlar Arasında Adalet Meselesi Var mıdır ❓​

Evet.

Su yalnız bireysel tüketim meselesi değildir.

Tarım.

Sanayi.

Şehirleşme.

enerji.

gibi alanlarda büyük miktarda su kullanılır.

Bir bölgede güçlü kişiler veya kurumlar suyun çoğunu kontrol ederken başka insanlar temiz suya ulaşamıyorsa bu bir adalet meselesine dönüşebilir.

Su:

Hayati ihtiyaçtır.

Bu nedenle yönetimi yalnız ekonomik kazanç açısından değil, insan onuru ve kamu yararı açısından da düşünülmelidir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 9 ve 10. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 9:

Doğru yolu Allah’ın gösterdiğini

anlatmıştı.

Nahl 10 ise:

Gökten su indirenin Allah olduğunu

bildirir.

Biri insanın:

Manevî hayatını.

Diğeri:

Biyolojik ve dünyevî hayatını

besleyen bir nimet gibi düşünülebilir.

Hidayet ruhu yönlendirir.

Su bedeni ve yeryüzündeki hayatı besler.

Bu, iki ayetin doğrudan eşitlenmesi değildir; fakat güzel bir tefekkürdür:

İnsan hem yol göstermeye hem suya muhtaçtır.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 11. ayette, yağmurun etkisi daha da genişletilecek ve “Allah onunla sizin için ekin, zeytin, hurma, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için bir ayet vardır” buyurulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle tarımın suya bağımlılığı, zeytin, hurma ve üzümün tarihsel önemi, ‘her türlü ürün’ ifadesinin çeşitlilik anlamı, bitkilerin büyümesinin bilimsel süreçleriyle Allah’ın yaratmasının çelişmemesi, tarımsal üretimde insan emeğinin gerçek değeri ve nimetten delile geçerken tefekkürün önemi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 10. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 10. ayet insanın her gün gördüğü ama en kolay unuttuğu nimetlerden birini gösterir:

Su.

Bir bardak su.

İnsan bunu birkaç saniyede içer.

Ama o suyun arkasındaki büyük sistemi düşündüğümüzde mesele değişir.

Su:

Buharlaşıyor.

Atmosfere yükseliyor.

Bulut oluşuyor.

Yağış gerçekleşiyor.

Toprağa iniyor.

Bir kısmı yeraltına süzülüyor.

Bir kısmı akarsulara karışıyor.

Bitki onu kullanıyor.

Hayvan onu içiyor.

İnsan onu kullanıyor.

Bu döngü insan hayatının merkezindedir.

Kur’an bu mekanizmanın teknik dersini vermiyor.

Ama insana:

“Bütün bunların içinden her gün yararlanıyorsun; fark ediyor musun?”

diye soruyor.

Bu soru şükür bilincinin merkezidir.

İnsan çoğu nimeti var olduğu sürece değil, yok olduğunda fark eder.

Elektrik kesilir.

Elektriğin değeri görünür.

İnternet gider.

Bağlantının değeri anlaşılır.

Su kesilir.

Hayat birkaç saat içinde zorlaşır.

Tuvalet.

Temizlik.

Yemek.

İçme.

her şey etkilenir.

Demek ki hayatımızı gerçekten büyük yapan şeyler bazen pahalı eşyalar değil, her gün sessizce çalışan temel sistemlerdir.

Nahl 10 insanın değer ölçüsünü bu açıdan da yeniden düzenler.

Bir litre temiz su bazen lüks bir eşyadan çok daha değerlidir.

Ama su kolay erişilebilir olduğu için değeri gözümüzde küçülebilir.

Bu bize ekonomik fiyat ile gerçek değer arasındaki farkı yeniden gösterir.

Bir şey ucuz olabilir.

Ama hayati olabilir.

Bir şey çok pahalı olabilir.

Ama onsuz yaşayabilirsin.

Fiyat ile hayat değeri aynı şey değildir.

Nahl 10’un başka büyük mesajı insanın doğaya bağımlılığıdır.

Modern insan gökdelen yapıyor.

Uzaya araç gönderiyor.

Yapay zekâ geliştiriyor.

Ama hâlâ suya ihtiyacı var.

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin:

İnsan susuyor.

Bitki su istiyor.

Hayvan su istiyor.

Bu insanın sınırını hatırlatır.

İnsan olağanüstü teknolojiler üretebilir.

Ama biyolojik olarak hâlâ yaratılışın temel ihtiyaçlarına bağlıdır.

Bu onu küçültmez.

Dengeler.

Gücünü hatırla ama bağımlılığını da unutma.

İnsan bu dengeyi kaybettiğinde doğayı tamamen kontrol edebileceğini sanabilir.

Sonra:

Su kaynaklarını kirletir.

Yeraltı sularını aşırı çeker.

Nehirleri plansız kullanır.

Toprağı verimsizleştirir.

Bir süre sonra kendi hayatı zarar görür.

Bu nedenle çevreyi korumak yalnız:

“Doğayı seviyoruz.”

meselesi değildir.

Aynı zamanda:

İnsanlığın kendi geleceğini koruma meselesidir.

Nahl 10’un su-bitki-hayvan zinciri bunu açıkça düşündürür.

Bir su kaynağı kirleniyor.

Sadece insanın içme suyu zarar görmüyor.

Bitki etkileniyor.

Hayvan etkileniyor.

Tarım etkileniyor.

Gıda fiyatları etkileniyor.

Ekonomi etkileniyor.

Demek ki ekosistem:

Birbirinden kopuk parçalar değil.

Bu yüzden insanın çevreye yaptığı zarar bir süre sonra kendisine dönebilir.

Ancak bunu mekanik bir:

“Karma yasası.”

gibi anlamamak gerekir.

Bu çoğu zaman doğal sebep-sonuç ilişkisidir.

Suyu kirletirsen temiz su azalır.

Toprağı bozarsan verim düşer.

Bunlar Allah’ın yarattığı düzen içinde görülebilen sonuçlardır.

Nahl 10’un başka büyük mesajı insan ve hayvanın aynı su zincirine bağlanmasıdır.

Ayet:

“Siz içersiniz.”

diyor.

Sonra:

“Hayvanların otladığı bitkiler onunla yetişir.”

diyor.

Yani insan tek başına merkeze konup diğer bütün hayat unutulmuyor.

İnsan yararlanıyor.

Ama hayvan da yararlanıyor.

Bitki de.

Bu, nimetlerin bazen ortak olduğunu gösterir.

Bir nehir yalnız bir kişinin değildir.

Bir yağmur yalnız bir tarlaya yağmaz.

Doğal kaynakların çoğu çok geniş hayat sistemlerini etkiler.

Bu nedenle insanın:

“Benim gücüm var, istediğim kadar alırım.”

mantığı sürdürülebilir olmayabilir.

Güç:

Sorumluluk doğurur.

Nahl 10 ayrıca insanın tarımla ilişkisini anlamamız açısından çok önemlidir.

Yağmur yok.

Tarım zorlaşıyor.

Çiftçi ne kadar çalışırsa çalışsın su olmadan verim sınırlı olabilir.

Bu, insan emeğini küçültmez.

Tam tersine iki gerçeği birleştirir:

Doğal nimet + insan emeği.

Çiftçi:

Tarlayı sürer.

Tohum eker.

Gübreler.

Bakım yapar.

Ama:

Yağmur.

Su.

güneş.

toprak.

gibi pek çok unsur onun doğrudan üretimi değildir.

Bu nedenle hasat:

İnsan emeğinin gerçek sonucu.

Ve aynı zamanda doğal imkânların sonucudur.

Şükür:

“Ben hiç çalışmadım, Allah verdi.”

demek değildir.

Çalıştıysan emeğini kabul et.

Ama:

“Bütün şartları ben yarattım.”

da deme.

Bu denge insanı hem tembellikten hem kibirden korur.

Ayetin başka bir önemli mesajı kuraklık dönemlerinde suçlayıcı din dilinden kaçınmaktır.

Bir bölgede yağmur azaldı.

İnsanlar hemen:

“Allah bu insanlara kızdı.”

diyebilir.

Ama biz Allah’ın özel hükmünü bilmiyoruz.

Kuraklığın:

İklimsel döngüleri.

İnsan kaynaklı çevresel sorunları.

Su yönetimi problemleri.

olabilir.

Bunları araştırmak gerekir.

Vahiy açıkça belirli bir toplumu cezalandırdığını söylemiyorsa modern bir afete:

“Kesin ceza.”

etiketi koymak doğru değildir.

Bu özellikle mağdurlar için çok önemlidir.

İnsan zaten:

Ürünü kaybetmiş.

Borçlanmış.

Suyu azalmış.

Sen bir de:

“Allah sizi cezalandırıyor.”

diyorsun.

Bu hem bilgi açısından iddialı hem merhamet açısından problemli olabilir.

Doğru yaklaşım:

Yardım et.

Sebebi araştır.

Tedbir geliştir.

Dua et.

Ama Allah adına bilmediğin hükmü verme.

Nahl 10’un başka bir boyutu suyun temizliğidir.

Su var.

Ama kirli.

Bu durumda nimetten tam yararlanılamaz.

Bu nedenle su kaynaklarını:

Kimyasal atıklarla.

çöple.

kanalizasyonla.

zararlı maddelerle.

kirletmek yalnız çevre meselesi değil, büyük bir insan hakkı meselesi olabilir.

Bir fabrika kısa vadede para kazanıyor.

Ama nehre zehir bırakıyor.

Aşağıdaki köylerin suyu bozuluyor.

Burada:

Ekonomik kazanç mı daha büyük, insan ve çevre hakkı mı?

sorusu ortaya çıkar.

İslam ahlakında kazanç, başkasına zarar verme hakkı üretmez.

Helal bir sektör bile zararlı uygulamayla ahlaki problem oluşturabilir.

Nahl 10 bu açıdan modern çevre politikası yazmaz; fakat suyu Allah’ın ortak hayat nimeti olarak görmemizi sağlayarak güçlü bir ahlaki temel sunar.

Ayetin başka önemli mesajı suyun siyasal güç hâline gelebilmesidir.

Tarih boyunca su kaynakları toplumların yerleşimini belirledi.

Nehir kenarlarında şehirler kuruldu.

Tarım suya göre şekillendi.

Bugün de su:

Ekonomik.

stratejik.

siyasi.

değere sahiptir.

Bu nedenle suyun yönetimi adalet gerektirir.

Bir grup bütün suyu alıyor.

Diğer çiftçi susuz kalıyor.

Bir şehir aşırı tüketiyor.

Kırsal bölge kuruyor.

Bu tür durumlar yalnız teknik değil ahlaki meselelerdir.

Nimetin paylaşımı:

Güçlünün sınırsız hakkı olmamalıdır.

Bu, özellikle kuraklık arttığında daha önemli hâle gelir.

Nahl 10 aynı zamanda bireysel davranışımızı da sorgular.

Diş fırçalarken musluk açık.

Duş gereksiz uzun.

Bahçe yanlış saatte aşırı sulanıyor.

Araç yıkarken temiz su kontrolsüz akıyor.

Tek kişinin tüketimi küçük görünebilir.

Ama milyonlarca insan aynı şeyi yaptığında büyük etki oluşur.

Burada insan:

“Benim kullandığım birkaç litre ne olacak?”

diyebilir.

Bu düşünce birçok ortak kaynak probleminde görülür.

Herkes:

“Benim payım küçük.”

der.

Toplamda büyük zarar oluşur.

Bu nedenle ahlak yalnız büyük kararlar değil küçük alışkanlıklar meselesidir.

Bir bardak suyu bitirmek.

Musluğu kapatmak.

Kaçağı tamir ettirmek.

küçük görünebilir.

Ama nimete saygı kültürü böyle oluşur.

Nahl 10’un başka bir güçlü mesajı yağmurun eşit görünmesine rağmen etkisinin farklı olmasıdır.

Aynı yağmur:

Verimli toprağa düşer.

Ürün çıkar.

Kayalık yere düşer.

Farklı sonuç verir.

Kirlenmiş toprağa düşer.

Başka sonuç verir.

Bu bize insan hayatı açısından güzel bir tefekkür sunabilir.

Aynı bilgi iki insana gelir.

Biri değerlendirir.

Biri önemsemez.

Aynı fırsat iki kişiye gelir.

Biri iyi kullanır.

Biri kaybeder.

Bu doğrudan ayetin tefsiri değildir; fakat güzel bir ahlaki benzetmedir:

Nimet tek başına yetmez; onu değerlendirecek zemin de önemlidir.

İnsan kendi kalbini ve zihnini de verimli toprak gibi hazırlamaya çalışmalıdır.

Nahl 10’un su mesajı aynı zamanda hayatın kırılganlığını gösterir.

Büyük şehir.

Milyonlarca insan.

Elektronik sistem.

Dev ekonomi.

Ama su kesilirse kısa sürede ciddi kriz çıkar.

Bu insanın kendine yeterlilik iddiasını sınırlar.

Medeniyet ne kadar büyürse büyüsün birkaç temel şeye bağlıdır:

Su.

Gıda.

Enerji.

güvenlik.

Bu gerçek insanı daha mütevazı yapmalıdır.

Bazen teknoloji bizi doğadan tamamen bağımsızlaştırmış gibi hissettirir.

Oysa aslında teknoloji çoğu zaman doğal kaynaklara olan bağımlılığımızı daha karmaşık sistemler üzerinden yönetir.

Bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmaz.

Nahl 10 bu nedenle modern insana da doğrudan konuşur:

Suyu unutma.

Hayatı taşıyan şeyi sıradanlaştırma.

Ayetin bir başka önemli boyutu şükrün korkuyla değil farkındalıkla başlamasıdır.

İnsan suyu ancak kuraklık korkusuyla korumamalı.

Suyu güzel olduğu için de korumalı.

Hayat verdiği için.

Başka canlıların hakkı olduğu için.

Gelecek nesiller için.

Şükür:

“Kaybedersem korkarım.”

seviyesinden:

“Bu nimetin değerini biliyorum.”

seviyesine yükselirse daha kalıcı olur.

İnsan nimet varken şükretmeli.

Yok olduktan sonra yalnız özlemek daha acıdır.

Nahl Suresi 10. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Gökten su indiren O’dur” ifadesini yağmurun bilimsel sebeplerini reddetmek şeklinde anlama; meteoroloji yaratılış düzeninin nasıl işlediğini açıklar. Aynı şekilde her kuraklığı doğrudan ilahî ceza ilan etme ve suyu yalnız insanların sınırsız mülkü gibi görme. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Su, insanı, hayvanı, bitkiyi ve toprağı birbirine bağlayan temel bir hayat nimetidir. Allah’ın verdiği bu nimeti iç, kullan ve üret; fakat kirletme, israf etme ve başkasının hakkını yok sayma. Gerçek şükür, bir bardak suyun bile ne kadar büyük bir hayat zincirinin parçası olduğunu fark ederek yaşamaktır.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 11. ayette, bu suyun toprakta meydana getirdiği ürünler ayrıntılandırılacak ve şöyle buyurulacaktır: “Allah onunla sizin için ekin, zeytin, hurma, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için bir ayet vardır.” Bu ayeti ele alırken özellikle ekinlerin insan beslenmesindeki önemi, zeytin ve zeytinyağının tarihsel değeri, hurma ve üzümün ilk muhatapların hayatındaki yeri, tek suyla farklı bitkilerin yetişmesi, tarımda insan emeği ile Allah’ın yaratmasının birlikte düşünülmesi, bilimsel bitki gelişimini mucize iddialarına zorlamamak ve ayetin sonunda özellikle “düşünen toplum” denilmesinin anlamı üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 10. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Musluktan su aktığı için onun değerini unuttuk mu? Yağmurun nasıl oluştuğunu öğrendiğimizde yaratılış üzerinde düşünmeyi gereksiz mi sayıyoruz? Su ucuz diye sınırsız mı sanıyoruz? Bir kuraklık yaşandığında bilimsel sebepleri araştırmak yerine insanları hemen günahkârlıkla mı suçluyoruz? Temiz suyu kirleten ekonomik faaliyetleri yalnız kazanç üzerinden mi değerlendiriyoruz? Ve en önemlisi, her gün elimizde tuttuğumuz bir bardak suyun bile insanı, toprağı, hayvanı ve bütün bir hayat zincirini birbirine bağlayan büyük bir nimet olduğunu ne kadar fark ediyoruz?

“Nahl 10, ‘Gökten sizin için su indiren O’dur; ondan içersiniz, hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla yetişir’ buyurarak suyun yalnız insanın susuzluğunu gidermediğini, bütün bir hayat düzenini beslediğini hatırlatır. Yağmurun bilimsel süreçlerini öğrenmek Allah’ın yaratmasını reddetmek değildir; suyu nimet görmek de onu sınırsızca harcama hakkı vermez. Ayetin büyük dersi şudur: Bir bardak suyu sıradan görme. İçtiğin su aynı zamanda toprağı, bitkiyi ve hayvanı yaşatır. Şükür yalnız ‘Elhamdülillah’ demek değil, hayat veren nimeti israf etmeden, kirletmeden ve başkasının hakkını gözeterek kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt