Müddessir Suresi 27. Ayette “Sekar’ın Ne Olduğunu Sen Nereden Bileceksin” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bilmediği bir gerçeği küçümseyebilir; fakat kavrayamadığı şeyin önemsiz olduğunu sanması büyük bir yanılgıdır. Sekar’ın mahiyetinin insan idrakini aşması, onun korkunçluğunu azaltmaz; aksine dünyanın ölçüleriyle tam olarak anlatılamayacak kadar ağır olduğunu gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
Müddessir Suresi’nin yirmi yedinci ayetinde şöyle buyrulur:
“Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?”
Ayetin Arapçası:
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ
Okunuşu:
“Ve mâ edrâke mâ sekar.”
Bir önceki ayette Kur’an’ı bilinçli biçimde küçümseyen ve onu insan sözü olarak nitelendiren kişinin Sekar’a sokulacağı bildirilmişti. Bu ayette ise Sekar’ın insan zihninin sıradan bilgi ve deneyimleriyle tam olarak kavranamayacak kadar ağır bir gerçek olduğu vurgulanmaktadır.
“Sekar’ın Ne Olduğunu Sen Nereden Bileceksin” Ne Anlama Gelir
Bu ifade, Sekar’ın gerçek mahiyetinin insanın dünyadaki bilgi ve tecrübelerinin ötesinde olduğunu anlatır.
İnsan dünyadaki ateşi, sıcaklığı, acıyı ve yanmayı bilir. Fakat ahiret hayatının şartları dünya hayatıyla tamamen aynı değildir.
Bu nedenle ayet:
“Sekar’ı bildiğin sıradan ateşlerle karşılaştırma; onun gerçek ağırlığını kendi başına bütünüyle kavrayamazsın.”
mesajını verir.
“Mâ Edrâke” İfadesi Ne Anlama Gelir
Kur’an’da geçen “mâ edrâke” ifadesi:
“Sana ne bildirdi, sen onun ne olduğunu nereden bileceksin?”
anlamlarına gelir.
Bu anlatım, hakkında konuşulan şeyin büyüklüğünü ve insan idrakini aşan yönünü vurgular.
İfade dinleyicinin dikkatini güçlü biçimde toplar.
Ardından gelen açıklamanın son derece önemli olduğu bildirilir.
Sekar Nedir
Sekar, Kur’an’da cehennem için kullanılan isimlerden biridir.
Kelime:
Şiddetle yakan, kavuran, tüketen ve yakıcılığı son derece ağır olan ateş
anlamlarıyla ilişkilendirilir.
Sekar yalnızca fiziksel bir mekân adı olarak değil, bilinçli inkârın, kibrin, zulmün ve hakikati çarpıtmanın karşılığını anlatan güçlü bir sembol olarak da düşünülmelidir.
Sekar’ın Tam Mahiyeti Neden Bilinemez
İnsan bilgisi büyük ölçüde dünya hayatındaki deneyimlerine dayanır.
İnsan:
Gördüğü, duyduğu, dokunduğu ve zihninde benzetebildiği şeyleri
daha kolay kavrar.
Ahiret ise insanın henüz doğrudan tecrübe etmediği farklı bir varoluş aşamasıdır.
Bu nedenle cennet ve cehennem hakkında verilen bilgiler gerçeği anlatır; fakat onların bütün ayrıntılarını insan zihninin kuşatması mümkün olmayabilir.
Ayet Neden Doğrudan Açıklama Yerine Soru Soruyor
Soru biçimi insanın dikkatini artırır.
“Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?”
ifadesi okuyucuyu durmaya, düşünmeye ve anlatılacak gerçeği ciddiye almaya çağırır.
Doğrudan:
“Sekar çok ağırdır.”
denilmesi yerine soru sorulması, bilinmeyen gerçeğin büyüklüğünü daha etkileyici biçimde hissettirir.
Bu Soru Hz. Muhammed’e mi Yöneltilmiştir
Ayetin doğrudan hitabı Hz. Muhammed’e yöneltilmiş görünür.
Ancak Kur’an’daki bu tür hitaplar onun aracılığıyla bütün insanlara ulaşır.
Mesaj şudur:
Peygamber bile Allah’ın bildirmesi olmadan Sekar’ın gerçek mahiyetini bütünüyle bilemezse sıradan insan kendi tahminleriyle onu küçümsememelidir.
Ahiret bilgisi vahye dayanır.
Allah Peygamberine Bilmediğini mi Hatırlatmaktadır
Evet, ayet insan bilgisinin sınırlarını hatırlatır.
Peygamber vahiy almaktadır; fakat gaybı kendi başına bilen bağımsız bir varlık değildir.
Allah’ın bildirdiğini bilir.
Bu durum peygamberin değerini azaltmaz.
Aksine onun:
İlahi mesajı kendi bilgisinden üretmediğini ve vahye bağlı bir elçi olduğunu
gösterir.
Sekar Neden Dünya Ateşiyle Karşılaştırılamaz
Dünya ateşi insan bedenini yakabilir; ancak belirli şartlara, zamana ve fizik kurallarına bağlıdır.
Sekar ise ahiret hayatına ait bir azap olarak anlatılır.
Onun:
Şiddeti, devamlılığı, insan üzerindeki etkisi ve mahiyeti
dünyadaki ateşin sınırlarıyla değerlendirilmemelidir.
Kur’an dünya ateşini insanın anlayabileceği bir benzetme olarak kullanır; fakat Sekar’ın bundan çok daha ağır olduğunu hissettirir.
Sekar Yalnızca Fiziksel Bir Azap mıdır
Kur’an’ın cehennem anlatımlarında fiziksel acıların yanında manevi azap da bulunur.
İnsan orada:
Gerçeği reddettiğini, kendisine sunulan fırsatları kaybettiğini ve artık dünyaya dönemeyeceğini
fark eder.
Bu pişmanlık, utanç ve kayıp duygusu da ağır bir azap oluşturur.
Sekar’ın ne olduğunu tam olarak bilmemek, onun yalnızca fiziksel ateşten ibaret olmayabileceğini de düşündürür.
İnsan Bilmediği Bir Şeyi Neden Küçümser
İnsan bazen kavrayamadığı şeyin gerçek olmadığını düşünebilir.
“Ben anlayamıyorsam yoktur.”
şeklinde bir tavır geliştirebilir.
Oysa insanın bilgisi sınırlıdır.
Evren, bilinç, ölüm ve zaman hakkında bile hâlâ cevaplanmamış birçok soru vardır.
Bir şeyin insan tarafından bütünüyle anlaşılamaması, onun var olmadığı anlamına gelmez.

Gayba İman Körü Körüne İnanmak mıdır
Gayba iman, delilsiz biçimde her iddiayı kabul etmek anlamına gelmez.
İslam inancında gayb bilgisi, güvenilir kabul edilen vahye dayanır.
İnsan vahyin kaynağını ve doğruluğunu değerlendirir; ardından doğrudan gözlemleyemediği ahiret gerçeklerini bu bilgiye dayanarak kabul eder.
Bu yönüyle gayba iman:
Aklı terk etmek değil, aklın ve insan deneyiminin sınırlarını kabul etmektir.

Cehennemin Mahiyetini Merak Etmek Yanlış mıdır
İnsanın Sekar’ın nasıl bir yer olduğunu merak etmesi doğaldır.
Kur’an da onun bazı özelliklerini sonraki ayetlerde açıklamaktadır.
Fakat merak:
Hayal ürünü ayrıntılar üretmeye, kesin olmayan bilgileri kesinmiş gibi anlatmaya veya konunun ahlaki mesajını unutmaya
dönüşmemelidir.
Asıl soru yalnızca Sekar’ın nasıl olduğu değil, insanı Sekar’a götüren davranışların neler olduğudur.

Ayet İnsanın Bilgi Konusundaki Kibrini Nasıl Eleştirir
İnsan bilimsel, teknolojik ve düşünsel bakımdan büyük ilerlemeler sağlayabilir.
Fakat bu başarılar ona her şeyi bildiğini söyleme hakkı vermez.
Bilgi arttıkça bilinmeyenlerin büyüklüğü de daha açık görülür.
Ayet insana:
“Bilmediğin gerçekler karşısında kibirlenme ve kendi zihnini varlığın mutlak ölçüsü hâline getirme.”
mesajını verir.

Korkutucu Bir Gerçeğin Ayrıntılarının Bilinmemesi Etkisini Azaltır mı
Bir tehlikenin bütün ayrıntılarını bilmemek, onun önemsiz olduğu anlamına gelmez.
İnsan zehirli bir maddenin bütün kimyasal özelliklerini bilmeden de ondan uzak durması gerektiğini anlayabilir.
Benzer şekilde Sekar’ın bütün mahiyeti bilinmese bile:
Allah’ın onu ağır bir azap olarak tanıtması, insanın uyarıyı ciddiye alması için yeterlidir.
Bilginin eksikliği sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Sekar Uyarısı İnsanın Davranışlarını Nasıl Etkilemelidir
Sekar’a inanmak yalnızca gelecekteki bir ceza hakkında bilgi sahibi olmak değildir.
Bu inanç insanı:
Yalandan, kibirden, zulümden, kul hakkından, hakikati çarpıtmaktan ve insanları bilinçli biçimde yanıltmaktan
uzaklaştırmalıdır.
Cehennem inancı ahlaki davranış üretmiyorsa insan onun mesajını hayatına taşımamış demektir.

İnsan Yalnızca Korkuyla mı İyilik Yapmalıdır
İnsan yalnızca cezadan korktuğu için değil:
Allah sevgisi, vicdan, merhamet, adalet ve iyiliğin kendi değeri
nedeniyle de doğru davranmalıdır.
Ancak korku insanın yanlış davranışları karşısında durmasını sağlayan önemli duygulardan biridir.
Ümit ve korku birlikte dengelenmelidir.
Yalnızca korku umutsuzluğa, yalnızca sınırsız güven ise sorumsuzluğa yol açabilir.

Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler
Modern insan birçok bilgiye saniyeler içinde ulaşabilmektedir.
Bu durum bazen insanda her şeyi bildiği yanılgısı oluşturabilir.
Oysa bilgiye ulaşmak ile bilgiyi anlamak aynı şey değildir.
Ayet günümüz insanına:
“Teknolojik gücünü ve bilgi birikimini mutlaklaştırma; ölüm, ahiret ve varoluş karşısındaki sınırlılığını unutma.”
mesajını verir.

Ayetin En Derin Anlamı Nedir
Ayetin en derin anlamı, insanın bilmediği ahiret gerçeği karşısında tevazu göstermesi gerektiğidir.
Sekar insanın günlük deneyimlerine sığdırabileceği sıradan bir ateş değildir.
Onun büyüklüğü:
İnsan zihnini aşan, ancak Allah’ın bildirmesiyle hakkında bilgi edinilebilen ağır bir gerçek
olarak anlatılır.
İnsan Sekar’ın bütün ayrıntılarını öğrenmeden önce, onu gerektiren davranışlardan uzaklaşmaya çalışmalıdır.

Sonuç: Sekar İnsan İdrakini Aşan Ağır Bir Gerçektir
Müddessir Suresi’nin yirmi yedinci ayeti şu güçlü soruyu yöneltir:
“Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?”
Bu soru Sekar’ın gerçek mahiyetinin, yakıcılığının ve ağırlığının insanın dünya tecrübeleriyle bütünüyle kavranamayacağını gösterir.
Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:
Bilmediğim gerçekleri hemen reddediyor muyum?
Kendi aklımı varlığın tek ölçüsü hâline mi getiriyorum?
Ahiret uyarısını davranışlarımı değiştirecek kadar ciddiye alıyor muyum?
Sekar’ın nasıl olduğunu merak ederken beni ona götürebilecek davranışları unutuyor muyum?
Bilgim arttıkça daha mütevazı mı, yoksa daha kibirli mi oluyorum?
İnsan Sekar’ın bütün ayrıntılarını dünyada öğrenemeyebilir.
Fakat hangi davranışların insanı ona yaklaştırdığını öğrenebilir ve hayatının yönünü değiştirebilir.
Kur’an’ın amacı yalnızca bilinmeyen bir âlemi tarif etmek değil, insan henüz seçim yapabiliyorken vicdanını uyandırmaktır.
“Sekar’ın tam olarak ne olduğunu bilmemek, ondan sakınma sorumluluğunu azaltmaz. İnsan bazen ateşin bütün özelliklerini öğrenmeden elini geri çeker; ahiret uyarısı karşısında da meraktan önce vicdanını harekete geçirmelidir.”
Ersan Karavelioğlu
Son düzenleme: