📖 Müddessir Suresi 18. Ayette “Çünkü O, Düşündü Ve Ölçüp Biçti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,918
2,724,945
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 18. Ayette “Çünkü O, Düşündü Ve Ölçüp Biçti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Düşünmek insanı hakikate ulaştırabileceği gibi, gerçeği nasıl gizleyeceğini hesaplayan bir araca da dönüşebilir. Aklın değeri yalnızca ne kadar güçlü olduğunda değil, hangi amaç için kullanıldığında ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin on sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:


“Çünkü o, düşündü ve ölçüp biçti.”


Ayetin Arapçası:


إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ


Okunuşu:


“İnnehû fekkere ve kadder.”


Bu ayette, kendisine geniş servet, çocuklar ve büyük toplumsal imkânlar verildiği hâlde Allah’ın ayetlerine karşı inatla direnen kişinin zihinsel süreci anlatılmaktadır.


Klasik tefsirlerde bu kişinin Velîd bin Muğîre olduğu belirtilir. Rivayetlere göre Kur’an’ın etkileyici ve insan sözüne benzemeyen anlatımını fark etmiş; fakat hakikati kabul etmek yerine, Kur’an’ı insanların gözünde değersizleştirecek bir suçlama bulmak için düşünmüş ve hesap yapmıştır.


1️⃣ “Çünkü O, Düşündü” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen düşünme, hakikati samimiyetle anlama çabası değildir.


Söz konusu kişi Kur’an’ı dinlemiş, onun hakkında düşünmüş; fakat düşüncesini:


Gerçeğe ulaşmak için değil, gerçeği nasıl etkisizleştireceğini belirlemek için


kullanmıştır.


Dolayısıyla ayet düşünmenin kendisini eleştirmez.


Eleştirilen şey, insanın aklını hakikati araştırmak yerine çıkarlarını koruyacak bir yalan üretmek için kullanmasıdır.


2️⃣ Ayette Geçen “Fekkere” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Fekkere” kelimesi; düşünmek, zihnini bir konu üzerinde çalıştırmak, değerlendirmek ve sonuç çıkarmaya uğraşmak anlamlarına gelir.


İnsan düşünme yeteneği sayesinde:


Doğruyu yanlıştan ayırabilir, olayların sebeplerini araştırabilir ve davranışlarının sonuçlarını öngörebilir.


Ancak aynı yetenek kötü amaçlarla da kullanılabilir.


İnsan bir haksızlığı nasıl engelleyeceğini düşünebileceği gibi, yaptığı haksızlığı nasıl gizleyeceğini de düşünebilir.


Bu nedenle düşüncenin değeri, yalnızca zekâya değil, niyete de bağlıdır.


3️⃣ “Ölçüp Biçti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki “kadder” kelimesi; ölçmek, değerlendirmek, planlamak, belirlemek ve bir sonuca ulaşmak için hesap yapmak anlamlarını taşır.


Söz konusu kişi, Kur’an hakkında insanları etkileyebilecek bir suçlama belirlemek için çeşitli ihtimalleri değerlendirmiştir.


Muhtemelen kendi kendisine:


“Kur’an’a şiir mi demeliyim, kehanet mi demeliyim, yoksa büyü mü demeliyim?”


şeklinde hesaplar yapmıştır.


Onun ölçüp biçmesi hakikati anlamak için değil, en etkili iftirayı seçmek içindir.


4️⃣ Düşünmek Neden Bu Ayette Olumsuz Anlatılmıştır ❓


Kur’an birçok yerde insanı düşünmeye, aklını kullanmaya ve yaratılış üzerinde tefekkür etmeye çağırır.


Bu nedenle ayet düşünmeyi kötülemez.


Burada olumsuz olan:


Düşüncenin amacı ve yönüdür.


Bir doktor hastasını iyileştirmek için düşünürken bir suçlu zarar vermenin en etkili yolunu düşünebilir.


Her ikisi de aklını kullanmaktadır; fakat niyetleri ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.


Aklın kullanılması tek başına ahlaki iyilik anlamına gelmez.


5️⃣ Velîd Bin Muğîre Ne Hakkında Düşünmüştür ❓


Klasik anlatımlara göre Velîd bin Muğîre, Kur’an’ı dinlediğinde onun güçlü ve etkileyici bir söz olduğunu fark etmiştir.


Fakat Mekke’nin ileri gelenleri, onun Kur’an’dan etkilendiğini görerek kendisinden halkı Hz. Muhammed’den uzaklaştıracak bir tanımlama yapmasını istemiştir.


Velîd, Kur’an’a hangi suçlamanın daha inandırıcı olacağını düşünmüştür.


Sonunda onu:


İnsanları birbirinden ayıran etkileyici bir büyü


olarak nitelendirmeye yönelmiştir.


Böylece fark ettiği hakikati açıklamak yerine, onu toplumdan gizlemeye çalışmıştır.


6️⃣ Kur’an’a Neden Şiir Denilmemiştir ❓


Mekke toplumu şiiri çok iyi biliyordu. Şairler toplumda önemli bir konuma sahipti.


Kur’an’ın anlatım biçimi ise bilinen şiir kalıplarına tam olarak benzemiyordu.


Velîd bin Muğîre’nin de Kur’an’ın şiir olmadığını anlayabilecek bir dil bilgisine ve kültürel birikime sahip olduğu aktarılır.


Bu nedenle Kur’an’a doğrudan şiir demek insanlar üzerinde yeterince inandırıcı olmayabilirdi.


Hakikate karşı çıkan kişi, gerçeği araştırmak yerine hangi suçlamanın halkı daha fazla etkileyebileceğini hesaplamıştır.


7️⃣ Kur’an’a Neden Kehanet Denilmemiştir ❓


Dönemin Arap toplumunda kâhinlerin kullandığı belirli söz kalıpları ve anlatım biçimleri bulunuyordu.


Kur’an’ın dili ve içeriği bunlardan farklıydı.


Kâhinler genellikle gizli bilgiler verdiklerini iddia eder, kısa ve kapalı ifadeler kullanırlardı.


Kur’an ise:


İnanç, ahlak, adalet, insanın yaratılışı, geçmiş toplumlar ve ahiret


hakkında bütünlüklü bir mesaj sunuyordu.


Velîd, Kur’an’a kehanet demenin de kolayca sorgulanabileceğini fark etmiş olmalıdır.


8️⃣ Neden “Büyü” Suçlaması Seçilmiştir ❓


Kur’an insanları derinden etkiliyor, bazı kişilerin inançlarını ve hayatlarını değiştiriyordu.


Kur’an’a inananlar, atalarının putperest inançlarından uzaklaşıyor ve toplumdaki haksız düzeni sorgulamaya başlıyordu.


Bu değişim aileler ve kabileler içinde fikir ayrılıkları oluşturabiliyordu.


Bu nedenle Kur’an’ın etkisini açıklamak için:


“İnsanları birbirinden ayıran bir büyüdür.”


suçlaması seçilmiş olabilir.


Böylece insanlar Kur’an’ı dinlemeden önce korkutulmak ve ondan uzak tutulmak istenmiştir.


9️⃣ Hakikati Bilmek İle Kabul Etmek Aynı Şey midir ❓


İnsan bir şeyin doğru olduğunu zihinsel olarak fark edebilir; fakat onu hayatında kabul etmek istemeyebilir.


Çünkü kabul etmek:


Alışkanlıklarını değiştirmesini, yanlışlarını itiraf etmesini veya çıkarlarından vazgeçmesini


gerektirebilir.


Velîd bin Muğîre’nin durumu, bilmek ile teslim olmak arasındaki farkı gösterir.


Kur’an’ın sıradan bir söz olmadığını fark etmiş; fakat bu farkındalığı iman ve dürüstlüğe dönüştürmemiştir.


Hakikat yalnızca akılla tanınmaz; insanın kibri ve çıkarlarıyla da sınanır.


🔟 İnsan Gerçeği Neden Çarpıtır ❓


İnsan gerçeğin kendi çıkarlarına zarar vereceğini düşündüğünde onu olduğu gibi açıklamak istemeyebilir.


Bunun yerine:


Bazı ayrıntıları gizleyebilir, bazılarını abartabilir, kelimeleri değiştirebilir veya insanları yanlış yönlendirecek bir yorum üretebilir.


Gerçeği çarpıtmanın arkasında çoğu zaman korku vardır.


İnsan makamını, gelirini, çevresini veya itibarını kaybetmekten korkabilir.


Bu korku, zihinsel yeteneklerini hakikati açıklamak yerine hakikati örtmek için kullanmasına yol açabilir.


1️⃣1️⃣ Zekâ İnsanları Ahlaklı Yapar mı ❓


Zekâ insanın karmaşık problemleri çözmesini ve ileriye dönük hesaplar yapmasını sağlayabilir.


Ancak zekâ tek başına ahlak üretmez.


Çok zeki bir kişi:


İnsanlara fayda sağlayan buluşlar yapabileceği gibi daha etkili sömürü, manipülasyon ve aldatma yöntemleri de geliştirebilir.


Ahlaktan kopmuş zekâ, insanın kötülük yapma gücünü artırabilir.


Bu nedenle aklın yanında vicdan, merhamet, dürüstlük ve sorumluluk da bulunmalıdır.


1️⃣2️⃣ Plan Yapmak Yanlış mıdır ❓


Plan yapmak hayatın doğal ve gerekli bir parçasıdır.


İnsan işini, eğitimini, ailesini ve geleceğini planlayabilir.


Kur’an’ın eleştirdiği şey plan yapmak değil:


Planın kötülük, iftira, haksızlık ve insanları hakikatten uzaklaştırma amacı taşımasıdır.


Bir insan yoksullara yardım etmek için plan yapabilir; başka biri onların haklarını nasıl ele geçireceğini planlayabilir.


Eylemin ahlaki niteliğini belirleyen, planlama yeteneği değil, planlanan amaçtır.


1️⃣3️⃣ Propaganda Bu Ayetle Nasıl İlişkilendirilebilir ❓


Propaganda, insanların düşüncelerini belirli bir yönde etkilemek amacıyla bilgilerin seçilmesi, çarpıtılması veya duyguların yönlendirilmesidir.


Velîd bin Muğîre’nin Kur’an’a hangi ismi vereceğini düşünüp hesaplaması, bir tür algı yönetimi olarak değerlendirilebilir.


Amaç Kur’an’ın içeriğini dürüstçe tartışmak değil:


İnsanların onu dinlemeden reddetmesini sağlayacak etkili bir etiket oluşturmaktır.


Hakikati tartışmak yerine karşı tarafa küçültücü bir isim vermek, düşünce mücadelesini propaganda mücadelesine dönüştürür.


1️⃣4️⃣ İnsanlar Neden Etiketlerden Etkilenir ❓


İnsan zihni karmaşık konuları anlamak için zaman ve emek harcamak yerine kolay açıklamalara yönelebilir.


Bir düşünceye:


“Büyü, delilik, sapkınlık, tehlike veya düşmanlık”


etiketi yapıştırıldığında bazı insanlar içeriği incelemeden karar verebilir.


Etiketler düşünmenin yerini aldığında toplum kolayca yönlendirilebilir.


Ayet, insanın duyduğu bir suçlamayı hemen kabul etmek yerine delilleri araştırması gerektiğini düşündürür.


Bir kişiye veya düşünceye verilen isim, onun gerçek mahiyetini mutlaka göstermez.


1️⃣5️⃣ Kötü Niyetli Düşünce İnsanın Yüzüne Yansır mı ❓


Bu ayeti takip eden ayetlerde söz konusu kişinin yüzünü astığı ve kaşlarını çattığı anlatılır.


Bu sıralama anlamlıdır.


İnsan uzun süre:


Öfke, kıskançlık, korku ve kötü niyet


taşıdığında bunlar beden diline yansıyabilir.


Zihinde kurulan kötü planlar yüz ifadesini, konuşma biçimini ve insanlarla ilişkiyi etkileyebilir.


İç dünya bütünüyle gizli kalmaz; zamanla insanın dış görünüşünde ve davranışlarında iz bırakır.


1️⃣6️⃣ Düşüncenin Ahlaki Sorumluluğu Var mıdır ❓


İnsanın aklından istemeden geçen her düşünce aynı derecede sorumluluk doğurmaz.


Bazen insanın zihnine kötü veya rahatsız edici düşünceler gelebilir.


Asıl sorumluluk, kişinin bu düşünceleri bilinçli biçimde:


Beslemesi, plan hâline getirmesi ve davranışa dönüştürmesiyle


ilişkilidir.


Ayetteki kişi yalnızca aklından geçici bir fikir geçirmemiştir.


İnsanları hakikatten uzaklaştıracak bir suçlamayı dikkatle düşünüp ölçmüş ve bunu bilinçli bir plana dönüştürmüştür.


1️⃣7️⃣ Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler ❓


Günümüzde reklam, siyaset, sosyal medya ve dijital iletişim aracılığıyla insanların algıları kolayca yönlendirilebilir.


Bir olayın yalnızca belirli bölümleri gösterilebilir, görüntüler bağlamından koparılabilir ve yanlış bilgiler sürekli tekrar edilerek doğruymuş gibi sunulabilir.


Ayet günümüz insanına şu uyarıyı yapar:


Aklını insanları aldatmak için değil, gerçeği ortaya çıkarmak için kullan.


Aynı zamanda duyduğu her iddiaya inanmadan önce kaynağını, bağlamını ve amacını araştırmasını öğütler.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin en derin anlamı, düşünme yeteneğinin insanı otomatik olarak hakikate ulaştırmadığını göstermesidir.


İnsan aklını:


Gerçeği bulmak, gerçeği çarpıtmak veya gerçeği gizlemek için


kullanabilir.


Bu nedenle akıl, niyetten bağımsız değildir.


Hakikat arayan kişi:


“Gerçek nedir?”


diye sorar.


Çıkarını koruyan kişi ise:


“İnsanları kendi istediğim sonuca nasıl ikna edebilirim?”


diye hesap yapar.


İki insan da düşünür; fakat düşüncelerinin yönü onları tamamen farklı sonuçlara götürür.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Aklın Değeri Hangi Amaç İçin Kullanıldığıyla Belirlenir​


Müddessir Suresi’nin on sekizinci ayeti, Allah’ın ayetlerine karşı inat eden kişinin düşünerek bir plan kurduğunu bildirir.


O, Kur’an’ın hakikatini samimiyetle araştırmak yerine:


Onu hangi sözle suçlayacağını, insanları nasıl etkileyeceğini ve kendi toplumsal konumunu nasıl koruyacağını


hesaplamıştır.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


Bir konuda gerçeği mi arıyorum, yoksa önceden verdiğim kararı mı savunuyorum?


Zekâmı insanlara fayda sağlamak için mi, onları yönlendirmek için mi kullanıyorum?


Çıkarlarıma zarar veren bilgileri bilinçli biçimde gizliyor muyum?


Bir insanı veya düşünceyi içeriğini incelemeden etiketliyor muyum?


Düşüncelerimin merkezinde hakikat mi, yoksa kendi benliğim mi bulunuyor?



Düşünmek insanın en büyük yeteneklerinden biridir.


Fakat düşünce vicdandan ve dürüstlükten ayrıldığında, insanın gerçeği daha iyi görmesini değil, yalanı daha ustaca kurmasını sağlayabilir.


Gerçek akıl yalnızca hesap yapan değil; yaptığı hesabın ahlaki sonucunu da sorgulayan akıldır.


“Aklını kullanmak yalnızca güçlü düşünceler üretmek değildir; düşüncenin kime hizmet ettiğini de sorgulamaktır. İnsan gerçeği bulmak için düşündüğünde bilgeleşir, gerçeği gizlemek için düşündüğünde ise zekâsını kendi vicdanına karşı kullanır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt