📖 Müddessir Suresi 24. Ayette “Bu, Ancak Başkalarından Aktarılan Bir Büyüdür” Sözü Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,925
2,724,945
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 24. Ayette “Bu, Ancak Başkalarından Aktarılan Bir Büyüdür” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikate cevap veremeyen insan bazen onu anlamaya çalışmak yerine üzerine korkutucu bir etiket yapıştırır. Fakat bir söze ‘büyü’ demek, onun içindeki gerçeği ortadan kaldırmaz; yalnızca insanın o gerçekle yüzleşmekten kaçtığını gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin yirmi dördüncü ayetinde şöyle buyrulur:


“Bu, ancak başkalarından aktarılan bir büyüdür, dedi.”


Ayetin Arapçası:


فَقَالَ إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ


Okunuşu:


“Fe kâle in hâzâ illâ sihrun yu’ser.”


Önceki ayetlerde söz konusu kişinin Kur’an hakkında düşündüğü, ölçüp biçtiği, baktığı, yüzünü ekşittiği, ardından arkasını dönerek büyüklük tasladığı anlatılmıştı. Bu ayette ise bütün bu zihinsel ve duygusal sürecin sonunda söylediği söz açıklanmaktadır.


Klasik tefsirlerde bu kişinin Velîd bin Muğîre olduğu belirtilir. Kur’an’ın güçlü ve etkileyici anlatımını fark ettiği hâlde onu kabul etmek istememiş, insanları vahiyden uzaklaştırmak amacıyla Kur’an’ı başkalarından öğrenilmiş bir büyü olarak nitelendirmiştir.


1️⃣ “Bu, Ancak Bir Büyüdür” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Söz konusu kişi, Kur’an’ın insanları derinden etkilemesini gerçek bir vahiy oluşuyla değil, büyüyle açıklamaya çalışmıştır.


Ona göre Kur’an:


İnsanların düşüncelerini etkileyen, aileleri ve toplumları birbirinden ayıran sihirli bir söz


olarak gösterilmeliydi.


Bu suçlama Kur’an’ın içeriğine verilmiş düşünsel bir cevap değildir.


İnsanların Kur’an’ı dinlemeden ondan korkmasını sağlayacak psikolojik bir etikettir.


2️⃣ Ayette Geçen “Sihr” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki “sihr” kelimesi:


Büyü, sihir, insanın algısını etkileyen gizli yöntem ve gerçeği olduğundan farklı gösteren uygulama


anlamlarına gelir.


Velîd bin Muğîre, Kur’an’ın insanlar üzerindeki güçlü etkisini açıklamak için büyü suçlamasını kullanmıştır.


Ancak bir sözün insanları etkilemesi, onun büyü olduğu anlamına gelmez.


Hakikat, şiir, güzel bir öğüt veya güçlü bir düşünce de insanın hayatını derinden değiştirebilir.


3️⃣ “Yu’ser” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “yu’ser” kelimesi:


Aktarılan, başkalarından nakledilen, geçmişten öğrenilen ve rivayet yoluyla alınan


anlamlarını taşır.


Söz konusu kişi, Kur’an’ın Allah tarafından indirilen özgün bir vahiy olmadığını; eski insanlardan öğrenilerek aktarılmış bir büyü olduğunu ileri sürmüştür.


Bu suçlamayla Hz. Muhammed’in vahiy aldığını reddetmek ve Kur’an’ın kaynağı hakkında şüphe oluşturmak istemiştir.


4️⃣ Kur’an Neden “Aktarılan Büyü” Olarak Suçlanmıştır ❓


Kur’an Mekke toplumunun alıştığı inançları ve güç ilişkilerini sorguluyordu.


İnsanları:


Putları terk etmeye, Allah’ın birliğini kabul etmeye, ahirete inanmaya, adaletli olmaya ve güçsüzlerin hakkını korumaya


çağırıyordu.


Bu mesajı doğrudan çürütmek kolay değildi.


Bu nedenle Kur’an’ın içeriğini tartışmak yerine kaynağını itibarsızlaştıracak bir suçlama üretilmiştir.


5️⃣ Kur’an’ın İnsanları Etkilemesi Büyü Olduğunu Gösterir mi ❓


Bir sözün insanı etkilemesi onun büyü olduğu anlamına gelmez.


İnsan doğru bir söz duyduğunda:


Düşünebilir, pişman olabilir, davranışlarını değiştirebilir ve hayatına yeni bir yön verebilir.


Kur’an’ın etkisi de insanın aklına, vicdanına ve ahlaki sorumluluğuna seslenmesinden kaynaklanır.


Büyü insanın iradesini gizli yollarla etkilemekle ilişkilendirilirken Kur’an insanı açıkça düşünmeye, sorgulamaya ve bilinçli karar vermeye çağırır.


6️⃣ Velîd Bin Muğîre Kur’an’dan Etkilenmiş miydi ❓


Klasik rivayetlerde Velîd bin Muğîre’nin Kur’an’ı dinlediğinde onun sıradan bir insan sözüne benzemediğini fark ettiği aktarılır.


Kur’an’ın:


Üslubunu, anlam gücünü ve insan üzerindeki etkisini


inkâr etmekte zorlanmıştır.


Fakat bu gerçeği kabul etmek, onun Mekke toplumundaki güçlü konumunu tehlikeye atabilirdi.


Bu nedenle etkilendiğini dürüstçe açıklamak yerine, etkiyi büyü olarak adlandırmayı seçmiştir.


7️⃣ İnsan Etkilendiği Bir Gerçeği Neden Reddeder ❓


İnsan bir sözün doğruluğunu veya gücünü fark ettiği hâlde onu kabul etmek istemeyebilir.


Çünkü kabul etmek:


Kendi yanlışını itiraf etmesini, hayatını değiştirmesini, çevresinin tepkisini göze almasını veya çıkarlarından vazgeçmesini


gerektirebilir.


Bu bedeller ağır geldiğinde kişi gerçeği küçültmeye veya başka bir isimle tanımlamaya çalışabilir.


Böylece sorun delilde değil, insanın değişmek istemeyen benliğinde ortaya çıkar.


8️⃣ Bir Düşünceyi Etiketlemek Neden Etkili Bir Yöntemdir ❓


Etiketler insanların uzun uzun düşünmeden karar vermesine neden olabilir.


Bir düşünceye:


“Büyü, sapkınlık, delilik, tehlike veya düşmanlık”


adı verildiğinde bazı insanlar onun içeriğini incelemeden uzaklaşabilir.


Böylece gerçek bir tartışmanın yerini korku ve önyargı alır.


Velîd bin Muğîre’nin kullandığı büyü suçlaması da Kur’an’ın delillerine cevap vermekten çok, onu dinleyecek insanları önceden etkilemeyi amaçlıyordu.


9️⃣ Hakikate Karşı Propaganda Nasıl Oluşturulur ❓


Propaganda çoğu zaman gerçeğin bütününü incelemek yerine insanların duygularını yönlendirmeye çalışır.


Bunun için:


Korku, öfke, toplumsal baskı, tekrar ve itibarlı kişilerin etkisi


kullanılabilir.


Kur’an’a “büyü” denilmesi, toplumun bilinmeyene karşı korkusunu harekete geçiren bir suçlamaydı.


İnsanların:


“Acaba Kur’an ne söylüyor?”


diye düşünmesi yerine:


“Bu tehlikeli olabilir.”


diye uzaklaşması hedefleniyordu.


🔟 Kur’an İnsanları Birbirinden Ayırdığı İçin mi Büyü Denilmiştir ❓


Kur’an’a inanan bazı insanlar atalarının inançlarından ve putperest uygulamalardan uzaklaşmıştı.


Bu durum aileler ve kabileler içinde anlaşmazlıklar oluşturabiliyordu.


Mekke’nin ileri gelenleri bu değişimi Kur’an’ın büyüleyici ve ayırıcı etkisi olarak göstermeye çalışmış olabilir.


Fakat gerçekte ayrılığın sebebi Kur’an’ın insanları birbirine düşürmesi değil:


Hakikat ile çıkar düzeninin karşı karşıya gelmesiydi.


Adaleti savunan söz, haksızlıktan çıkar sağlayanları rahatsız edebilir.


1️⃣1️⃣ Hakikat Toplumda Neden Ayrışma Oluşturabilir ❓


Bir toplumda yanlış davranışlar uzun süre normal kabul edilmiş olabilir.


Birisi çıkıp:


“Bu haksızlıktır, bu sömürüdür ve bu davranış değişmelidir.”


dediğinde insanlar farklı tavırlar gösterebilir.


Bazıları gerçeği kabul ederken bazıları alışkanlıklarını ve çıkarlarını savunabilir.


Bu nedenle hakikat bazen toplumdaki gizli çatışmaları görünür hâle getirir.


Ayrılığı yaratan her zaman hakikat değildir; insanların hakikat karşısındaki farklı tercihleridir.


1️⃣2️⃣ Kur’an Başka İnsanlardan Öğrenilmiş Olabilir miydi ❓


Mekkeli inkârcılar Kur’an’ın kaynağını açıklamak için farklı iddialar ortaya atmışlardır.


Bazen Hz. Muhammed’in Kur’an’ı başka insanlardan öğrendiğini, bazen şiir veya kehanet olduğunu ileri sürmüşlerdir.


Ancak bu suçlamalar arasında bir tutarlılık bulunmamaktadır.


Kur’an’ı:


Şair sözü, kâhin sözü, büyü ve başkasından öğrenilmiş anlatı


olarak aynı anda tanımlamaya çalışmak, suçlamaların sağlam bir delile dayanmadığını gösterir.


1️⃣3️⃣ Bir İddianın Sürekli Değişmesi Ne Gösterir ❓


Bir düşünceye karşı getirilen suçlamalar sürekli değişiyorsa, bu durum güçlü bir açıklamanın bulunamadığını gösterebilir.


Bir gün:


“Şiirdir.”


başka bir gün:


“Kehanettir.”


sonra:


“Büyüdür.”


denilmesi, karşı tarafın içeriği çürütemediği için farklı etiketler denediğini düşündürür.


Hakikat arayan kişi iddiasını açık delillere dayandırır.


Algı yönetmek isteyen kişi ise hangi etiketin daha etkili olduğunu hesaplar.


1️⃣4️⃣ İnsanlar Neden Araştırmadan Suçlamalara İnanır ❓


İnsanlar çoğu zaman güvendikleri kişilerin görüşlerini tekrar eder.


Toplumun önde gelen bir ismi bir düşünceye kötü bir isim verdiğinde birçok kişi:


Kendi araştırmasını yapmadan ve karşı tarafı dinlemeden


bu görüşü kabul edebilir.


Bu davranış zihinsel rahatlık sağlar; çünkü insanın uzun uzun düşünmesine gerek kalmaz.


Ancak ahlaki sorumluluk, kişinin önemli bir konuda yalnızca kalabalığı takip etmemesini gerektirir.


1️⃣5️⃣ Kur’an’ın Kaynağı Hakkında Hüküm Vermek İçin Ne Yapılmalıdır ❓


Bir metnin kaynağı hakkında hüküm vermeden önce onun:


İçeriği, dili, mesajı, tarihsel ortamı ve ortaya koyduğu bütünlük


incelenmelidir.


Yalnızca karşıtlarının kullandığı etiketleri tekrar etmek gerçek bir değerlendirme değildir.


İnsan Kur’an’a inanabilir veya inanmayabilir; fakat kararını mümkün olduğunca bilgiye, araştırmaya ve dürüst düşünceye dayandırmalıdır.


Önyargı, hakikat arayışının yerine geçmemelidir.


1️⃣6️⃣ Günümüzde “Büyü” Yerine Hangi Etiketler Kullanılır ❓


Günümüzde bir düşünceyi itibarsızlaştırmak için doğrudan büyü sözü kullanılmayabilir.


Bunun yerine:


“Cahilce, tehlikeli, gerici, düşmanca, akıl dışı veya sapkın”


gibi etiketler kullanılabilir.


Bu kelimeler bazen doğru eleştirileri ifade edebilir.


Fakat delil sunmadan yalnızca insanları susturmak veya tartışmayı engellemek için kullanıldığında Velîd bin Muğîre’nin yöntemine benzer bir algı yönetimine dönüşebilir.


1️⃣7️⃣ Sosyal Medyada Etiketleme Nasıl Kullanılır ❓


Sosyal medyada bir insan veya düşünce hakkında kısa sürede olumsuz bir algı oluşturulabilir.


Bir söz bağlamından koparılabilir, kişiye küçültücü bir isim verilebilir ve aynı suçlama binlerce kez tekrar edilebilir.


Bu durumda insanlar:


Asıl konuşmayı okumadan, delilleri görmeden ve diğer tarafı dinlemeden


hüküm verebilir.


Ayet modern insana, gördüğü her etiketi gerçek kabul etmemesini ve paylaşmadan önce bilgiyi araştırmasını öğretir.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin en derin anlamı, hakikate cevap veremeyen insanın onu isim değiştirerek etkisizleştirmeye çalışmasıdır.


Söz konusu kişi Kur’an’ın etkisini inkâr edememiştir.


Fakat bu etkinin kaynağını:


Vahiy ve hakikat yerine büyü ve başkasından aktarılmış söz


olarak açıklamıştır.


Böylece gördüğü gerçeği kabul etmek yerine ona sahte bir isim vermiştir.


Fakat bir gerçeğe yanlış isim vermek onun mahiyetini değiştirmez.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Hakikate Etiket Yapıştırmak Onu Ortadan Kaldırmaz​


Müddessir Suresi’nin yirmi dördüncü ayeti, Kur’an’ın etkisini fark ettiği hâlde onu kabul etmek istemeyen kişinin sözünü aktarır:


“Bu, ancak başkalarından aktarılan bir büyüdür.”


Bu iddia, samimi bir araştırmanın sonucu değildir.


Önceki ayetlerde kişinin:


Düşündüğü, ölçüp biçtiği, yüzünü ekşittiği, arkasını döndüğü ve büyüklük tasladığı


anlatılmıştır.


Sonunda Kur’an’ı büyü olarak adlandırması, onun önceden tasarlanmış propaganda sözüdür.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


Bir düşünceyi gerçekten incelemeden etiketliyor muyum?


Başkalarının suçlamalarını araştırmadan tekrar ediyor muyum?


Hoşuma gitmeyen bir gerçeğe cevap vermek yerine onu küçümsüyor muyum?


Bir sözün insanları etkilemesini otomatik olarak aldatma mı sayıyorum?


Hakikati kabul edersem hayatımda neyi değiştirmek zorunda kalmaktan korkuyorum?



Gerçek düşünce, karşısındaki sözü etiketlemekle yetinmez.


Onu dinler, delillerini değerlendirir ve kendi görüşünün yanlış olabileceğini kabul eder.


Hakikatten korkan kişi ona kötü bir isim verebilir; fakat hakikatin özü, insanların ona verdiği isimlerle değişmez.


“Bir düşünceyi dinlemeden ona kötü bir isim vermek, gerçeği yenmek değil, onunla yüzleşmekten kaçmaktır. Hakikat etiketlerden etkilenmez; fakat önyargıya teslim olan insan, onu görme imkânını kendi elleriyle kaybedebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt