Mâide Suresi 73. Ayette “Allah Üçün Üçüncüsüdür Diyenler Andolsun ki İnkâr Etmişlerdir; Oysa Tek Bir İlah’tan Başka İlah Yoktur” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Mâide Suresi 73. ayet, tevhidin sınırını son derece açık biçimde çizer: Allah’ın ilahlığı bölünmez, paylaşılamaz ve başka bir varlıkla ortaklaştırılamaz. Kur’an’ın itirazı Hz. Îsâ’ya sevgiye değil, ilahlığın çoğaltılmasına yöneliktir.”
Ersan Karavelioğlu
Mâide Suresi 73. ayet, bir önceki ayette ele alınan Hz. Îsâ’nın ilahlaştırılması meselesini bu kez “üç” kavramı üzerinden devam ettirir.
Mâide 72’de:
“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.”
şeklindeki anlayış eleştirilmişti.
Mâide 73’te ise:
“Allah üçün üçüncüsüdür.”
şeklinde ifade edilen teolojik anlayış reddedilir.
Ardından Kur’an kendi temel ilkesini tekrar ilan eder:
“Tek bir ilahtan başka hiçbir ilah yoktur.”
Bu nedenle Mâide 73, İslam ile ana akım Hristiyanlık arasındaki en önemli teolojik farklılıklardan biri olan Teslis ve tevhid meselesinin merkezinde yer alır.
“Allah Üçün Üçüncüsüdür” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet, Allah’ı üçlü bir ilah anlayışının parçası olarak gören inanç biçimini eleştirir.
Kur’an’ın bakışında Allah;
tek,
eşsiz,
ortaksız
ve bölünmezdir.
Dolayısıyla Allah’ın ilahlığının başka varlıklarla paylaşıldığını düşündüren her anlayış tevhidle bağdaşmaz.
Bu Ayet Hristiyan Teslis İnancını mı Eleştiriyor
Genel olarak evet.
Ayet, Hristiyanlık içindeki teslis anlayışıyla ilişkilendirilmiştir.
Ancak ana akım Hristiyan teolojisinin:
“Üç ayrı tanrı vardır.”
dediğini söylemek doğru olmaz.
Klasik Hristiyanlık, tek Tanrı içinde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh şeklinde üç “kişiden” söz eder.
Kur’an ise bu teolojik yapıyı da kendi mutlak tevhid anlayışıyla bağdaşmaz görür.
Hristiyanlar Gerçekten “Üç Tanrı”ya mı İnanır
Ana akım Hristiyan teolojisi kendisini üç tanrılı bir inanç olarak tanımlamaz.
“Tek Tanrı, üç kişi” formülünü kullanır.
Bu nedenle Hristiyan teolojisini anlamak için onu kendi ifadeleriyle doğru biçimde aktarmak gerekir.
Fakat İslam açısından sonuç yine değişmez:
Allah’ın zatı ve ilahlığı hiçbir şekilde çoğaltılamaz veya üçlü bir yapı içinde açıklanamaz.
Kur’an’ın Tevhid Anlayışı Nedir
Tevhid, Allah’ın mutlak tekliğidir.
Bu yalnızca:
“Bir tane Tanrı vardır.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
Allah’ın eşi yoktur.
Ortağı yoktur.
İlahî yetkisini paylaşan başka bir varlık yoktur.
Hiçbir peygamber, melek veya insan ilahlığın parçası değildir.
Bu nedenle tevhid, İslam’ın bütün inanç sisteminin temelidir.
“Tek Bir İlah’tan Başka İlah Yoktur” Neden Ayetin Merkezidir
Çünkü Kur’an tartışmayı karmaşık teolojik açıklamalardan tekrar en temel noktaya getirir:
İlah birdir.
Bu ifade bütün peygamberlerin mesajının özü olarak sunulur.
Hz. Mûsâ,
Hz. Îsâ
ve Hz. Muhammed
insanları aynı temel hakikate çağırmıştır:
Yalnızca Allah’a kulluk edin.
Mâide 72 ile 73 Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Mâide 72 daha çok:
Hz. Îsâ’nın Allah ile özdeşleştirilmesini
eleştirir.
Mâide 73 ise:
Allah’ın üçlü bir ilahî yapının parçası olarak düşünülmesini
reddeder.
Böylece iki ayet birbirini tamamlar.
Birincisi:
Îsâ Allah değildir.
İkincisi:
Allah da üçlü bir ilahlığın parçası değildir.
Kur’an Hz. Îsâ’yı Küçültüyor Mu
Hayır.
Kur’an Hz. Îsâ’yı büyük bir peygamber olarak yüceltir.
Ona;
Mesih,
Allah’ın elçisi,
Meryem’in oğlu
gibi özel unvanlar verir.
Mucizelerini anlatır.
Fakat bütün bu üstün özelliklerine rağmen onu ilah kategorisine çıkarmaz.
Kur’an açısından peygamberlik zaten son derece yüksek bir makamdır.
Allah’ın Birliği Neden Bu Kadar Israrla Vurgulanıyor
Çünkü İslam’da bütün ibadet düzeni tevhid üzerine kuruludur.
Namaz Allah’adır.
Dua Allah’adır.
Nihai kulluk Allah’adır.
Bağışlanma Allah’tan istenir.
Mutlak yardım Allah’tan beklenir.
Eğer ilahlık başka varlıklarla paylaşılırsa, Kur’an açısından kulluğun yönü de dağılmış olur.
“İlah” ile “Peygamber” Arasındaki Temel Fark Nedir
İlah yaratandır.
Peygamber yaratılmıştır.
İlah vahyin kaynağıdır.
Peygamber vahyin taşıyıcısıdır.
İlah kendisine kulluk edilendir.
Peygamber insanları Allah’a kulluğa çağırandır.
Bu ayrım İslam teolojisinin temel sınırlarından biridir.
Kutsal Ruh İslam’da Nasıl Anlaşılır
Kur’an’da Rûhu’l-Kudüs ifadesi geçer.
İslamî yorumlarda bu ifade çoğunlukla Cebrâil ile ilişkilendirilmiştir.
Dolayısıyla İslam açısından Kutsal Ruh, Tanrı’nın üçüncü bir kişisi olarak görülmez.
Bu da İslam ile Hristiyan teslis öğretisi arasındaki önemli teolojik farklardan biridir.

“Üç” Kavramı Neden Kur’an’da Eleştiriliyor
Kur’an için sorun sayının kendisi değildir.
Sorun, Allah’ın ilahlığının başka varlıklarla paylaşılmasıdır.
İlahîlik;
ikiye,
üçe
veya başka bir şekilde
bölünemez.
Allah sayı içinde bir unsur değildir.
O, mutlak ve eşsiz yaratıcıdır.

Bu Ayet Hristiyanlara Hakaret Etmek İçin Kullanılabilir Mi
Hayır.
Ayet teolojik bir iddiayı eleştirir.
Bir inancı yanlış görmek, o inanca sahip insanlara hakaret etmeyi meşru kılmaz.
Bir Müslüman:
“Teslis inancı İslam’ın tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.”
diyebilir.
Bu açık bir teolojik değerlendirmedir.
Ama Hristiyanların insanlık onurunu küçümsemek ayrı bir şeydir.
Teolojik anlaşmazlık ahlaki düşmanlık gerektirmez.

İnanç Eleştirisi ile Dini Nefret Arasında Nasıl Bir Sınır Vardır
İnanç eleştirisi fikirle ilgilenir.
Şöyle der:
“Bu görüşe şu nedenlerle katılmıyorum.”
Dini nefret ise insanı yalnızca kimliğinden dolayı aşağılamaya başlar.
Şöyle der:
“Bu gruba mensup herkes değersizdir.”
Kur’an’ın başka ayetlerde Ehl-i Kitap içinde farklı insanlar bulunduğunu söylemesi, böyle bir toplu mahkûmiyetin doğru olmadığını gösterir.

Ayetin Devamındaki Ağır Tehdit Ne Anlama Gelir
Ayetin devamında bu görüşten vazgeçmeyenlere ağır bir azap uyarısı yapılır.
Bu, Kur’an açısından tevhid meselesinin tali değil merkezî bir inanç ilkesi olduğunu gösterir.
Ancak belirli insanların ahiretteki nihai hükmünü tek tek vermek yine insanın görevi değildir.
Nihai hüküm;
bilgi,
niyet,
imkân
ve kişinin hakikatle karşılaşma biçimini
tam olarak bilen Allah’a aittir.

Bir İnsan Allah’a İnanıp Yine de Tevhidi Bozabilir Mi
Kur’an açısından evet.
Bir kişinin:
“Allah’a inanıyorum.”
demesi tek başına tevhidin tamamlandığı anlamına gelmez.
Eğer Allah’a ait ilahlık, ibadet veya mutlaklık başka bir varlıkla paylaşılırsa şirk problemi ortaya çıkar.
Bu nedenle tevhid yalnızca Allah’ın varlığını değil, benzersiz ve ortaksız oluşunu da kabul etmektir.

Tevhid Sadece Teolojik Bir Doktrin midir
Hayır.
Tevhidin hayat üzerinde de güçlü sonuçları vardır.
Eğer yalnızca Allah mutlak ise;
para mutlak değildir.
İktidar mutlak değildir.
Lider mutlak değildir.
Devlet mutlak değildir.
İnsanın kendi arzusu bile mutlak değildir.
Bu nedenle tevhid, insanın dünyadaki hiçbir gücü ilahlaştırmaması anlamına da gelir.

İnsan Günümüzde Farkında Olmadan Neleri İlahlaştırabilir
Modern insan puta secde etmiyor olabilir.
Ama başka şeyleri mutlaklaştırabilir:
para,
kariyer,
şöhret,
ideoloji,
bir lider,
bir ilişki
veya kendi egosu.
Eğer insan bunlardan biri uğruna;
adaleti,
vicdanı,
hakikati
ve Allah’a karşı sorumluluğunu
sürekli feda ediyorsa, hayatındaki “mutlak” merkezin ne olduğunu sorgulaması gerekir.

Mâide 72 ve 73 Birlikte Bize Ne Öğretiyor
Bu iki ayet İslam’ın Hz. Îsâ ve Allah hakkındaki inancını çok net biçimde özetler.
Hz. Îsâ:
Mesih’tir ama Allah değildir.
Allah:
tek ilahtır ve üçlü bir ilahî yapının parçası değildir.
Böylece Kur’an bir yandan Hz. Îsâ’ya büyük saygı gösterirken diğer yandan yaratılmış ile Yaratan arasındaki sınırı kesin biçimde korur.

Mâide Suresi 73. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
Mâide Suresi 73. ayetin merkezinde tek bir kelime vardır:
Bir.
Kur’an insanın Allah hakkında kurduğu bütün karmaşık sistemlerin ortasına bu temel cümleyi koyar:
“Tek bir ilahtan başka ilah yoktur.”
Bu cümle İslam’ın yalnızca teorik inanç özeti değildir.
İnsanın hayatını da yeniden düzenleyen bir ilkedir.
Eğer Allah gerçekten bir ve mutlaksa, hiçbir insan mutlak değildir.
Hiçbir lider mutlak değildir.
Hiçbir para gücü mutlak değildir.
Hiçbir topluluk mutlak değildir.
Hiçbir peygamber bile ilahlaştırılamaz.
Bu yüzden tevhid, yalnızca Hristiyan teslisi hakkında bir polemik olarak okunursa ayetin büyük kısmı kaçırılır.
Ayet aynı zamanda insana şu soruyu sorar:
Hayatında Allah’ın yanına neyi koyuyorsun?
İnsan dilinde:
“Allah birdir.”
deyebilir.
Ama hayatında;
paranın istediği her şeyi yapıyorsa,
gücün önünde bütün ilkelerini bırakıyorsa,
bir insanı sorgulanamaz hâle getiriyorsa,
kendi arzusunu hakikatin ölçüsü yapıyorsa,
tevhidin ahlaki anlamını yeniden düşünmesi gerekir.
Mâide 73 bu nedenle hem açık bir Hristiyan teolojisi eleştirisidir hem de her insana yönelen daha geniş bir çağrıdır:
Mutlak olanı çoğaltma.
Sevdiğin insanı sev.
Peygamberine saygı göster.
Bilgine değer ver.
Güçlü insanlarla çalış.
Ama hiçbir yaratılmışı Allah’a ait yere çıkarma.
Çünkü Kur’an’ın bütün bu tartışmaların sonunda söylediği cümle şaşırtıcı derecede sadedir:
“Tek bir ilahtan başka ilah yoktur.”
“Mâide Suresi 73. ayet, tevhidi yalnızca bir sayı meselesi olmaktan çıkarır ve insanın bütün hayatına yayar. Allah bir ise, hiçbir yaratılmış mutlaklaştırılamaz; peygamber sevilir, insanlara değer verilir, fakat kulluğun ve ilahlığın merkezi yalnızca Allah olarak kalır.”
Ersan Karavelioğlu