📖 Mâide Suresi 63. Ayette “Din Adamları ve Âlimler Onları Günah Söz Söylemekten ve Haram Yemekten Neden Men Etmiyorlar? Yaptıkları Ne Kötüdür” İfades

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,394
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 63. Ayette “Din Adamları ve Âlimler Onları Günah Söz Söylemekten ve Haram Yemekten Neden Men Etmiyorlar? Yaptıkları Ne Kötüdür” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 63. ayet, yalnızca kötülüğü yapanları değil, onu görüp engelleme imkânı olduğu hâlde sessiz kalan bilgi ve din sahiplerini de sorgular. Çünkü bazı toplumlarda çöküşü büyüten şey yalnızca kötülüğün varlığı değil, doğruyu söylemesi gerekenlerin susmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 63. ayet, bir önceki ayetin çok önemli bir devamıdır.


Mâide 62’de bazı insanların:


günahta, düşmanlıkta ve haram kazançta yarıştıkları


anlatılmıştı.


Mâide 63 ise bakışı bu davranışları yapanlardan, onları gören din adamlarına ve bilginlere çevirir.


Ayet adeta şöyle sorar:


“Peki onları bilenler neden uyarmıyor?”


Bu son derece önemli bir değişimdir.


Çünkü Kur’an artık yalnızca yanlış yapan bireyin sorumluluğunu değil, bilginin ve dini otoritenin sorumluluğunu da gündeme getirir.


Bir toplumda kötülük yayılıyorsa yalnızca:


“Kim yaptı?”


sorusu yeterli olmayabilir.


Bazen şu soru da gerekir:


“Bunu gören ve konuşabilecek durumda olanlar neden sustu?”


1️⃣ “Din Adamları ve Âlimler” Kimlerdir ❓


Ayette iki önemli ifade yer alır:


Rabbâniyyûn


ve


Ahbâr.


Bunlar genel olarak dini bilgiye sahip, topluma rehberlik eden ve kutsal metinleri bilen kişiler için kullanılan kavramlardır.


Yani toplumda sıradan insandan daha fazla bilgiye ve ahlaki etkiye sahip olan kesimler söz konusudur.


Bu nedenle sorumlulukları da daha ağırdır.


2️⃣ “Rabbâniyyûn” Ne Anlama Gelir ❓


“Rabbânî” kelimesi Allah’a bağlılık, dini bilgi ve eğitimle ilişkilendirilmiştir.


Sadece bilgi sahibi olmak değil, bilgiyi;


ahlaka,


eğitime,


rehberliğe


ve toplumsal sorumluluğa


dönüştürmek fikrini taşır.


Gerçek rabbânîlik, çok şey bilmekten önce bildiğinin sorumluluğunu taşımaktır.


3️⃣ “Ahbâr” Kimlerdir ❓


“Ahbâr” kelimesi genel olarak dini bilginler ve kutsal metin konusunda uzman kişiler için kullanılmıştır.


Bunlar toplumun:


“Bu doğru mudur?”


“Bu helal midir?”


“Bu adil midir?”


diye başvurduğu kişiler olabilir.


Dolayısıyla yanlış karşısında onların susması sıradan bir sessizlik değildir.


Çünkü toplum onlardan yön beklemektedir.


4️⃣ Neden Âlimlerin Sorumluluğu Daha Ağırdır ❓


Çünkü bilmeyen ile bilen aynı durumda değildir.


Bir insan yanlışın yanlış olduğunu hiç öğrenmemiş olabilir.


Ama doğruyu bilen, delilini bilen ve başkalarına öğretecek konumda bulunan kişi farklı bir sorumluluk taşır.


Bilgi arttıkça sorumluluk da büyür.


Bu nedenle ilim yalnızca bir ayrıcalık değil, aynı zamanda ahlaki bir yükümlülüktür.


5️⃣ “Günah Söz Söylemekten Neden Men Etmiyorlar?” Ne Demektir ❓


Buradaki “günah söz”;


yalan,


iftira,


hakikati çarpıtma,


haksız itham


ve insanları günaha yönelten sözler


gibi geniş bir alanı kapsayabilir.


Ayet bize sözün de ahlakın konusu olduğunu hatırlatır.


Çünkü bazen toplumu bozan şey yalnızca yapılan fiiller değil, sürekli üretilen yanlış sözlerdir.


6️⃣ Söz Gerçekten Toplumu Bozabilir Mi ❓


Evet.


Bir yalan tekrar tekrar söylendiğinde insanlar ona inanabilir.


Bir iftira birçok kişinin hayatını etkileyebilir.


Nefret dili toplulukları birbirine düşman edebilir.


Yanlış bilgi insanları yanlış kararlara sürükleyebilir.


Bu nedenle dil yalnızca iletişim aracı değildir.


Toplumsal gerçekliği şekillendiren bir güçtür.


7️⃣ “Haram Yemekten Sakındırmamak” Ne Anlama Gelir ❓


Bir önceki ayette geçen suht, yani haram kazanç burada tekrar gündeme gelir.


Bu;


rüşvet,


haksız gelir,


yolsuzluk,


başkasının hakkını yemek


ve çeşitli gayrimeşru kazanç biçimleriyle


ilişkilendirilebilir.


Ayetin sorusu şudur:


Toplumda bunlar yaygınken dini ve ahlaki otoriteler neden susuyor?


8️⃣ Haram Kazanç Karşısında Sessiz Kalmak Neden Bu Kadar Ciddidir ❓


Çünkü ekonomik ahlaksızlık zamanla bütün sistemi bozabilir.


Eğer;


rüşvet normalleşirse,


hak para ile satın alınırsa,


güçlüler ayrıcalık elde ederse,


dürüst insan cezalandırılıp hile yapan ödüllendirilirse,


toplumun adalet duygusu çökmeye başlar.


Böyle bir ortamda sessizlik, yanlışın büyümesine yardımcı olabilir.


9️⃣ Din Adamı veya Âlim Neden Susabilir ❓


Bunun birçok sebebi olabilir:


korku,


makam kaygısı,


maddi çıkar,


güç sahipleriyle yakınlık,


toplumun tepkisinden çekinme


veya rahatını bozmama isteği.


Fakat Mâide 63 tam da bu nedenle serttir.


Bilginin değeri, yalnızca güvenli konularda konuşmakla değil, gerektiğinde zor hakikati söyleyebilmekle ölçülür.


🔟 Sessizlik Her Zaman Suça Ortak Olmak mıdır ❓


Her durumda aynı hüküm verilemez.


Bir insanın gücü yetmeyebilir.


Konuşması daha büyük zarar doğurabilir.


Bilgisi yetersiz olabilir.


Şartlar farklı olabilir.


Fakat kişi açık bir yanlışı biliyor, etkili biçimde müdahale edebiliyor ve yalnızca çıkarı için susuyorsa burada ciddi bir ahlaki sorumluluk ortaya çıkar.


Ayet özellikle bu sorumlu sessizliği sorgular.


1️⃣1️⃣ “Emr-i Bi’l-Ma‘rûf ve Nehy-i Ani’l-Münker” ile Bu Ayet Arasında Bağ Var mıdır ❓


Evet.


İslam ahlakındaki temel ilkelerden biri:


iyiliği teşvik etmek ve kötülükten sakındırmaktır.


Mâide 63 bu ilkenin özellikle bilgi ve otorite sahibi kişiler üzerindeki ağırlığını gösterir.


Ancak kötülüğü engellemek;


hakaret etmek,


zorbalık yapmak


veya yetkisiz biçimde ceza vermek


anlamına gelmez.


Amaç ıslah ve adalettir.


1️⃣2️⃣ Âlim Sadece Dini Ritüelleri mi Anlatmalıdır ❓


Ayetin mantığı buna izin vermez.


Din yalnızca;


namaz,


oruç


ve kişisel ibadetlerden


ibaret değildir.


Haram kazanç,


rüşvet,


adalet,


yalan


ve toplumsal kötülükler


de dini ahlakın konusudur.


Bir din anlayışı ibadetleri anlatıp haksızlığı hiç konuşmuyorsa önemli bir alanı eksik bırakabilir.


1️⃣3️⃣ Dini Bilgi Güç Sahiplerini Eleştirme Sorumluluğu Doğurur Mu ❓


Eğer açık bir haksızlık varsa, bilgi sahibinin bunu doğru ve adil biçimde ifade etmesi gerekebilir.


Fakat burada ölçü önemlidir.


Eleştiri;


kanıta,


adalete,


doğru bilgiye


ve iyi niyete


dayanmalıdır.


Ama sırf güçlü biri yaptığı için yanlışı doğru göstermek, bilginin ahlaki amacına ters düşer.


1️⃣4️⃣ Âlimlerin Güç Sahiplerine Yakınlığı Her Zaman Yanlış mıdır ❓


Hayır.


Bilginler yöneticilere danışmanlık yapabilir.


Toplumsal sorunların çözümüne katkı sunabilir.


Doğru politikaları destekleyebilir.


Sorun yakınlığın kendisi değil, yakınlık sebebiyle hakikatin değişmeye başlamasıdır.


Eğer güç sahibine göre helal-haram, doğru-yanlış değişiyorsa burada ciddi bir problem oluşur.


1️⃣5️⃣ Ayet Sadece Yahudi Din Adamlarını mı Eleştiriyor ❓


Tarihsel bağlamda önceki ayetlerle birlikte belirli Ehl-i Kitap çevreleri söz konusudur.


Fakat ayetin ahlaki ilkesi çok daha geniştir.


Bir Müslüman âlim de aynı hatayı yapabilir.


Bir Hristiyan din adamı da.


Bir Yahudi haham da.


Bir akademisyen de.


Bir gazeteci de.


Bilgisi ve etkisi olan herkes için şu soru geçerlidir:


“Yanlışı görüp neden sustun?”


1️⃣6️⃣ Bilgi Sahibi Olmak Neden Ahlaki Cesaret Gerektirir ❓


Çünkü hakikat her zaman kazanç sağlamaz.


Bazen hakikati söylemek;


dost kaybettirir,


makamı tehlikeye sokar,


geliri azaltır,


eleştiri getirir.


Bu nedenle gerçek ilim sadece zihinsel kapasite değil, ahlaki cesaret de gerektirir.


Bilgi olup cesaret olmadığında hakikat toplumda etkisiz kalabilir.


1️⃣7️⃣ Mâide 62 ve 63 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Mâide 62:


Kötülüğü yapanları anlatır.


Günah işlerler.


Düşmanlıkta yarışırlar.


Haram kazanç tüketirler.


Mâide 63 ise:


Onları durdurması gerekenlere döner.


Böylece Kur’an toplumsal kötülüğün iki tarafını gösterir:


Kötülüğü yapanlar


ve


onu görüp susanlar.


Bu çok güçlü bir toplumsal sorumluluk anlayışıdır.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Bilmek, sorumluluktan kaçma hakkı vermez; tam tersine sorumluluğu artırır.


Bir doktor yanlış bir uygulamayı biliyorsa...


Bir öğretmen öğrencisine yapılan haksızlığı görüyorsa...


Bir din adamı haram kazancı biliyorsa...


Bir yönetici yolsuzluğu fark ediyorsa...


Bir uzman gerçeğin çarpıtıldığını görüyorsa...


“Ben karışmam.”


demek her zaman ahlaken nötr olmayabilir.


Bazı durumlarda sessizlik de bir tercihtir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 63. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 63. ayet çok çarpıcı bir yön değişikliği yapar.


Bir önceki ayette kötülüğü yapan insanlar vardı.


Şimdi Kur’an onlardan gözünü çevirip:


“Peki bilenler nerede?”


diye sorar.


Belki de bu soru bütün çağların en rahatsız edici sorularından biridir.


Çünkü bir toplum yalnızca kötü insanların kötülükleriyle bozulmaz.


Bazen iyi insanların susmasıyla da bozulur.


Rüşvet alan vardır.


Ama onu bilen ve susan da vardır.


Yalan söyleyen vardır.


Ama gerçeği bilen ve düzeltmeyen de vardır.


Haksızlık yapan vardır.


Ama makamını kaybetmemek için başını çeviren de vardır.


İşte Mâide 63 yalnızca failin değil, seyircinin ahlakını da sorgular.


Daha da önemlisi, ayetin eleştirisinin hedefinde bilgi sahibi insanlar vardır.


Çünkü bilen kişinin sessizliği daha ağır olabilir.


Bir toplum âlimlerine yalnızca:


“Bize güzel sözler söyleyin.”


diye ihtiyaç duymaz.


Bazen:


“Bize duymak istemediğimiz gerçeği söyleyin.”


diye ihtiyaç duyar.


Gerçek bilginin değeri de burada ortaya çıkar.


Herkesin alkışladığı doğruyu söylemek kolaydır.


Ama çıkar ağlarını rahatsız eden doğruyu söylemek daha zordur.


Bu yüzden Mâide 63’ün bugüne bıraktığı en güçlü sorulardan biri şudur:


Kötülük yapılırken sadece ‘Kim yaptı?’ diye mi soracağız, yoksa ‘Bunu bilenler neden sustu?’ diye de soracak mıyız?


Çünkü bazen bir toplumun ahlaki çöküşü kötülüğün sesinin yükselmesinden önce, hakikatin sesinin kısılmasıyla başlar.


“Mâide Suresi 63. ayet, bilginin insanı yalnızca ayrıcalıklı değil, sorumlu da yaptığını öğretir. Kötülüğü yapanın günahı vardır; fakat onu görüp konuşabilecek durumda olduğu hâlde çıkarı uğruna susan kişinin de kendi sessizliğiyle yüzleşmesi gerekir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt