📖 Mâide Suresi 61. Ayette “Size Geldiklerinde ‘İman Ettik’ Derler; Oysa Küfürle Girmiş ve Yine Küfürle Çıkmışlardır. Allah Onların Gizlediklerini Çok

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,394
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 61. Ayette “Size Geldiklerinde ‘İman Ettik’ Derler; Oysa Küfürle Girmiş ve Yine Küfürle Çıkmışlardır. Allah Onların Gizlediklerini Çok İyi Bilir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 61. ayet, insanın diliyle söylediği şey ile kalbinde taşıdığı şey arasındaki mesafeye dikkat çeker. Bir topluluğun içine ‘İnandım’ diyerek girmek kolaydır; asıl mesele, insanın gerçekten neye inandığı ve o ortamdan nasıl çıktığıdır.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 61. ayet, önceki ayetlerde anlatılan alay, samimiyetsizlik, yanlış bağlılık ve ahlaki ikiyüzlülük temasını daha da derinleştirir.


Ayet belirli bazı kişilerin Hz. Muhammed’in yanına geldiklerinde:


“İman ettik.”


dediklerini bildirir.


Fakat ardından:


“Küfürle girdiler ve yine onunla çıktılar.”


ifadesi gelir.


Yani onların sözleri değişmiş gibi görünse de iç dünyalarında gerçek bir dönüşüm gerçekleşmemiştir.


Ayetin sonunda ise insanın başkalarından gizleyebildiği şeylerin Allah’tan gizlenemeyeceği vurgulanır:


“Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.”


Bu nedenle Mâide 61; samimiyet, görünüş, ikiyüzlülük, iç dünya, iman iddiası ve Allah’ın bilgisi bakımından son derece güçlü bir ayettir.


1️⃣ “Size Geldiklerinde ‘İman Ettik’ Derler” Ne Demektir ❓


Burada bazı kişilerin Hz. Muhammed’in yanına gelip:


“Biz iman ettik.”


dedikleri anlatılır.


Dış görünüşte olumlu bir ifade vardır.


Sanki mesajı kabul etmişlerdir.


Fakat ayetin devamı, bu sözün kalpte gerçek bir karşılık bulmadığını gösterir.


Demek ki Kur’an açısından iman yalnızca söylenen bir cümle değildir.


2️⃣ Bir İnsan “İman Ettim” Dediği Hâlde Gerçekten İnanmamış Olabilir Mi ❓


Evet.


İnsan farklı sebeplerle inandığını söyleyebilir:


çıkar için,


güven kazanmak için,


ortama uyum sağlamak için,


bilgi toplamak için


veya kendisini gizlemek için.


Bu nedenle söz tek başına insanın iç dünyasının kesin delili değildir.


Gerçek iman, zaman içinde davranış ve tutarlılıkla kendisini gösterir.


3️⃣ “Küfürle Girdiler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki ifade, onların Hz. Peygamber’in yanına gelmeden önceki iç tutumlarının değişmediğini belirtir.


Dışarıdan:


“İman ettik.”


demiş olabilirler.


Fakat kalplerindeki reddediş devam etmiştir.


Bu nedenle ayet onların fiziksel girişinden değil, manevi durumlarından söz eder.


4️⃣ “Yine Küfürle Çıktılar” Ne Demektir ❓


Bu ifade son derece çarpıcıdır.


İnsan hakikatin bulunduğu bir ortama girebilir.


Vahyi dinleyebilir.


Peygamberle konuşabilir.


Fakat bütün bunlardan sonra hiçbir şey değişmeden çıkabilir.


Bu, bize önemli bir gerçeği gösterir:


Hakikate fiziksel olarak yaklaşmak, hakikatin insana nüfuz ettiği anlamına gelmez.


5️⃣ İnsan Doğru Sözü Duyduğu Hâlde Neden Değişmez ❓


Çünkü sorun bazen bilgi eksikliği değildir.


İnsan doğruyu anlayabilir ama kabul etmek istemeyebilir.


Bunun sebepleri;


kibir,


çıkar,


alışkanlık,


kimlik kaygısı


veya sosyal baskı


olabilir.


Bu durumda yeni bilgi gelir ama eski niyet değişmez.


6️⃣ Ayet İmanın Kalple İlgili Olduğunu mu Gösteriyor ❓


Evet.


İslam’da iman yalnızca dil ile ifade edilen bir kimlik değildir.


Kalbin tasdiki önemlidir.


Dil:


“İnandım.”


derken kalp bilinçli biçimde reddediyorsa derin bir çelişki ortaya çıkar.


Bu yüzden Kur’an sık sık iç ile dışın uyumuna dikkat çeker.


7️⃣ İman Sadece Kalpte Olursa Yeterli midir ❓


İman kalpte başlar ama davranışa da yansır.


İnsan gerçekten inandığı bir değere göre yaşamaya çalışır.


Elbette herkes hata yapabilir.


Günah işlemek otomatik olarak imansızlık anlamına gelmez.


Fakat sürekli ve bilinçli şekilde kalbin aksini söylemek, samimiyet sorununu gündeme getirir.


8️⃣ Bu Ayet Nifak Kavramıyla İlişkili midir ❓


Davranış bakımından güçlü bir benzerlik vardır.


Nifak, dışarıdan iman görüntüsü verip içte reddediş taşımakla ilişkilidir.


Buradaki kişiler de:


“İman ettik.”


demekte fakat iç durumlarını değiştirmemektedir.


Ancak her ayeti otomatik biçimde aynı tarihsel gruba bağlamak yerine, burada anlatılan davranışın ikiyüzlü niteliğine dikkat etmek daha sağlıklıdır.


9️⃣ Allah İnsanların Gizlediklerini Nasıl Bilir ❓


İslam inancında Allah yalnızca dış davranışları değil;


niyetleri,


düşünceleri,


gizli hesapları


ve kalpte saklananları


da bilir.


İnsan başkasını kandırabilir.


Hatta uzun süre kendi çevresini de kandırabilir.


Fakat Kur’an’a göre Allah karşısında gizli alan yoktur.


🔟 “Allah Onların Gizlediklerini Çok İyi Bilir” Neden Ayetin Sonunda Yer Alır ❓


Çünkü ayetin tamamı görünüş ile gerçeklik arasındaki fark üzerinedir.


İnsanlara:


“İman ettik.”


denilebilir.


Çevre ikna edilebilir.


Fakat nihai bilgi Allah’a aittir.


Bu nedenle ayetin sonu adeta şöyle der:


İnsanları kandırabilirsin ama hakikati kandıramazsın.


1️⃣1️⃣ İnsan Kendi Kalbindeki Gerçeği Kendinden Bile Saklayabilir Mi ❓


Evet.


İnsan bazen kendi niyetini bile maskeleyebilir.


Çıkar için yaptığı bir şeyi:


“Ben sadece doğru olanı yapıyorum.”


diye yorumlayabilir.


Korkusunu:


“Tedbir.”


olarak adlandırabilir.


Kibrini:


“İlke.”


gibi gösterebilir.


Bu yüzden insanın kendisine karşı dürüst olması da büyük bir ahlaki görevdir.


1️⃣2️⃣ Dini Kimlik ile Gerçek İnanç Aynı Şey midir ❓


Her zaman değil.


Bir insan doğuştan bir dini topluluğa ait olabilir.


Dini kelimeleri kullanabilir.


İbadet ortamlarında bulunabilir.


Ama bütün bunlar tek başına içten bir iman garantisi değildir.


Mâide 61, kimliğin ötesinde kalbin gerçek tutumunu sorgular.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Bütün Ehl-i Kitap Mensuplarını mı Anlatıyor ❓


Hayır.


Bağlam belirli kişilerin davranışını anlatır.


Kur’an’ın başka yerlerinde Ehl-i Kitap içinde;


dürüst,


samimi,


ibadet eden


ve doğru davranan


insanlardan söz edilir.


Bu nedenle Mâide 61’i bütün Yahudilere veya bütün Hristiyanlara yaymak doğru değildir.


Eleştiri belirli davranışlara ve kişilere yöneliktir.


1️⃣4️⃣ İnsan İnanç Ortamına Sırf Bilgi Toplamak İçin Girebilir Mi ❓


Evet.


Tarih boyunca insanlar;


siyasi,


sosyal,


ekonomik


veya kişisel


amaçlarla dini topluluklara yaklaşmış olabilir.


Bir ortamda bulunmak, o ortama gerçekten ait olmak anlamına gelmez.


Mâide 61 bu ayrımı çok net biçimde gösterir:


Yakınlık ile bağlılık aynı şey değildir.


1️⃣5️⃣ Hakikati Dinlemek İnsan Üzerinde Her Zaman Etki Bırakır mı ❓


Her zaman görünür biçimde bırakmayabilir.


İnsan doğru bir söz duyup onu hemen kabul etmeyebilir.


Bazen yıllar sonra etkisi ortaya çıkabilir.


Fakat Mâide 61’de anlatılan kişiler için o anda böyle bir dönüşüm gerçekleşmediği özellikle vurgulanır.


Girdikleri hâl ile çıktıkları hâl aynıdır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Müminlere de Bir Uyarı Taşır mı ❓


Evet.


Ayet yalnızca başkalarını suçlamak için okunmamalıdır.


Mümin de kendisine şunu sorabilir:


Namaza girerken nasılım?


Çıkarken nasılım?


Kur’an okurken nasılım?


Okuduktan sonra değişiyor muyum?


Çünkü dini ortamın değeri, insanın orada bulunmasından çok oradan neyle çıktığıyla ölçülür.


1️⃣7️⃣ İnsan İbadetten Sonra Hiç Değişmiyorsa Bu Ne Anlama Gelebilir ❓


Bu tek başına hemen ağır bir hüküm vermeyi gerektirmez.


İnsanın dönüşümü zaman alabilir.


Ama kişi yıllarca ibadet edip;


adalet,


merhamet,


dürüstlük


ve vicdan


bakımından hiçbir ilerleme göstermiyorsa kendisini sorgulaması gerekir.


Çünkü ibadetin amacı yalnızca ritüeli tamamlamak değil, insanı dönüştürmektir.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Söylediğin şey ile olduğun şey arasındaki mesafeyi azalt.


İnsan kendisini iyi göstermeye çok enerji harcayabilir.


Fakat daha önemli soru şudur:


Gerçekte nasılım?


İnandığımı söylediğim şey gerçekten kararlarımı etkiliyor mu?


Yoksa yalnızca çevreme gösterdiğim bir kimlik mi?


Mâide 61 insanı dış görünüşten iç tutarlılığa çağırır.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 61. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 61. ayet insanın en hassas alanlarından birine dokunur:


Samimiyet.


Çünkü insanın söylediği sözlerle gerçekten inandığı şey her zaman aynı olmayabilir.


Bir kişi:


“İnanıyorum.”


diyebilir.


Ama kalbi reddedebilir.


Bir kişi:


“Ben dürüstüm.”


diyebilir.


Ama fırsat çıktığında hile yapabilir.


Bir kişi:


“Ben adaletliyim.”


diyebilir.


Ama kendi yakını söz konusu olduğunda ölçüyü değiştirebilir.


İşte ayetin büyük sorusu budur:


Senin sözün ile kalbin aynı yerde mi?


Bu kişiler Peygamber’in yanına gelir.


İman ettiklerini söyler.


Sonra çıkarlar.


Ama Kur’an çok çarpıcı biçimde:


“Küfürle girdiler, onunla çıktılar.”


der.


Yani fiziksel olarak hakikate yaklaşmışlardır ama içlerinde hiçbir dönüşüm olmamıştır.


Bu aslında ibadet hayatı için de çok güçlü bir ölçüdür.


Bir insan camiye girer.


Namaz kılar.


Kur’an dinler.


Dua eder.


Sonra çıkar.


Peki içerideki insan ile dışarı çıkan insan arasında ne değişmiştir?


Hiçbir şey değişmiyorsa sadece mekân değiştirmiş olabilir.


Çünkü dini tecrübenin asıl sorusu:


“Oraya girdin mi?”


değil,


“Oradan nasıl çıktın?”


sorusudur.


Ve ayetin son cümlesi bütün maskeleri indirir:


“Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.”


İnsan dünyada bir imaj oluşturabilir.


İnsanları ikna edebilir.


Kendisine saygın bir kimlik kurabilir.


Ama en sonunda insanın karşılaşacağı gerçek, başkalarının kendisi hakkında düşündüğü şey değil, gerçekte ne olduğu olacaktır.


“Mâide Suresi 61. ayet, insanın hakikatin bulunduğu yere girmesinin yetmediğini hatırlatır; önemli olan oradan nasıl çıktığıdır. İman dilde başlayan bir ifade olabilir ama gerçek değeri, kalpte ve davranışta bıraktığı dönüşümle ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt