📖 Mâide Suresi 57. Ayette “Ey İman Edenler! Sizden Önce Kendilerine Kitap Verilenlerden Dininizi Alay ve Eğlence Konusu Edinenleri ve İnkârcıları Vel

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,394
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 57. Ayette “Ey İman Edenler! Sizden Önce Kendilerine Kitap Verilenlerden Dininizi Alay ve Eğlence Konusu Edinenleri ve İnkârcıları Veli Edinmeyin; Eğer Müminseniz Allah’a Karşı Gelmekten Sakının” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 57. ayet, farklı inançlarla bir arada yaşamayı değil, insanın en kutsal değerlerini sistemli biçimde aşağılayanlarla kurduğu bağlılığın niteliğini sorgular. Hoşgörü, insanın kendi inancının onurunu terk etmesi anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 57. ayet, önceki ayetlerde uzun biçimde işlenen velâyet, sadakat ve aidiyet konusunu yeni bir ölçüyle devam ettirir.


Bu kez ayette yalnızca farklı bir inanca sahip olmak eleştirilmez.


Özel olarak:


“Dininizi alay ve eğlence konusu edinenler”


ifadesi kullanılır.


Bu ayrım son derece önemlidir.


Bir insanın Müslüman olmaması başka şeydir.


Bir insanın Müslümanların inancını bilinçli biçimde küçümsemesi, kutsal değerleri aşağılaması ve dini sürekli alay konusu hâline getirmesi başka şeydir.


Ayetin uyarısı özellikle bu ikinci davranış etrafında şekillenir.


1️⃣ “Ey İman Edenler” Hitabı Neden Önemlidir ❓


Kur’an yine doğrudan iman edenlere seslenir.


Çünkü konu yalnızca dışarıdaki insanların davranışı değildir.


Asıl soru müminin kendi tavrıdır:


İnancına yönelik sistematik küçümseme karşısında nasıl bir ilişki kuracak?


Ayet mümine kendi;


onurunu,


inancını


ve ahlaki sınırlarını


koruma sorumluluğu yükler.


2️⃣ “Sizden Önce Kendilerine Kitap Verilenlerden” Kimler Kastedilir ❓


Bu ifade genel olarak önceki vahiy geleneklerine mensup Ehl-i Kitap topluluklarını ifade eder.


Fakat ayetin devamındaki niteleme çok önemlidir:


“Dininizi alay ve eğlence konusu edinenlerden…”


Dolayısıyla ayet bütün Ehl-i Kitap mensuplarını tek bir kategoriye koymaz.


Eleştiri, belirli bir davranışı gösteren kişilere yöneliktir.


3️⃣ Bu Ayet Bütün Yahudi ve Hristiyanları mı Kapsar ❓


Hayır.


Ayetin lafzı bile belirli bir grubu davranışıyla tanımlar:


Dini alay konusu yapanlar.


Kur’an başka ayetlerde Ehl-i Kitap içinde;


dürüst,


adil,


ibadet eden


ve doğru davranan


insanların bulunduğunu da belirtir.


Bu nedenle ayeti bütün Yahudilere veya bütün Hristiyanlara yönelik düşmanlık şeklinde genellemek doğru değildir.


4️⃣ “Dininizi Alay Konusu Edinenler” Ne Demektir ❓


Burada kişinin yalnızca İslam’a inanmaması değil, onu küçümseyici biçimde alaya alması söz konusudur.


İnsan:


“Ben buna inanmıyorum.”


diyebilir.


Bu bir inanç farklılığıdır.


Fakat:


“Senin kutsal değerlerin komik ve aşağılıktır.”


şeklinde sistematik aşağılama başka bir davranıştır.


Ayet bu ikinci tavrı ciddi bir sınır ihlali olarak değerlendirir.


5️⃣ “Eğlence Konusu Edinmek” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yalnızca eleştiri ile alay arasındaki farkı düşündürür.


Bir dini düşünce;


sorgulanabilir,


eleştirilebilir,


tartışılabilir.


Fakat sürekli küçümseme, aşağılama ve insanların kutsal değerlerini eğlence malzemesi hâline getirme farklı bir ahlaki tutumdur.


Özgür tartışma ile aşağılayıcı tahkir birbirine karıştırılmamalıdır.


6️⃣ Eleştiri ile Hakaret Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Eleştiri fikirle ilgilenir.


Örneğin:


“Bu dini görüşe şu sebeplerle katılmıyorum.”


denilebilir.


Hakaret ve alay ise çoğu zaman fikirden çok kişiyi ve kimliği küçültmeye yönelir.


“Buna inanan herkes aptaldır.”


gibi bir yaklaşım artık düşünsel tartışmadan uzaklaşır.


Mâide 57, insanların farklılıklarını konuşabilmelerinin yanında saygı sınırının da korunması gerektiğini düşündürür.


7️⃣ Ayette Neden Yeniden “Veli Edinmeyin” Deniliyor ❓


Çünkü önceki ayetlerde de “velâyet” meselesi işlenmişti.


Buradaki anlamı yalnızca:


“Arkadaş olmayın.”


şeklinde daraltmak doğru değildir.


Daha çok;


derin sadakat,


güven,


bağımlılık,


koruyucu ittifak


ve kişinin kendisini teslim ettiği yakınlık


gibi anlamlar düşünülebilir.


Bir insanın değerlerini sürekli aşağılayan kişiyi kendi temel sadakat merkezi hâline getirmesi ciddi bir çelişki oluşturabilir.


8️⃣ Müslüman Kendisiyle Alay Eden Biriyle Hiç Konuşmamalı mı ❓


Ayet böyle mutlak bir sosyal kopuş emri olarak anlaşılmamalıdır.


İnsan;


konuşabilir,


tartışabilir,


çalışabilir,


ticaret yapabilir


ve gerektiğinde iyilik de yapabilir.


Fakat sürekli aşağılanmayı normalleştirip bunu derin bir sadakat ve bağımlılık ilişkisine dönüştürmemelidir.


Sınır koymak nefret etmek demek değildir.


9️⃣ Bir İnsanın İnancına Saygı Duymak Onun İnancını Doğru Kabul Etmek midir ❓


Hayır.


İki insan birbirlerinin dini görüşlerini yanlış görebilir.


Bir Müslüman Hristiyan teolojisine katılmayabilir.


Bir Hristiyan da İslam’ın peygamberlik anlayışına katılmayabilir.


Fakat fikir ayrılığı:


hakaret etme zorunluluğu doğurmaz.


Saygı, her görüşü doğru kabul etmek değil; karşıdaki insanın insanlık onurunu korumaktır.


🔟 Müslümanlar da Başka Dinlerle Alay Etmemeli midir ❓


Kur’an’ın genel ahlakı açısından evet.


Kur’an başka bir yerde insanların Allah’tan başka çağırdıklarına hakaret edilmemesini söyler; aksi hâlde onların da bilgisizlikle Allah’a hakaret edebileceğine dikkat çeker.


Bu çok önemli bir karşılıklılık ilkesidir.


Mümin kendi kutsalına saygı isterken başkasının kutsalına bilinçsizce saldırmamalıdır.


Saygı tek yönlü bir hak değildir.


1️⃣1️⃣ Alay İnsan Üzerinde Neden Bu Kadar Güçlü Bir Etki Bırakır ❓


Çünkü alay yalnızca fikri hedeflemez.


İnsana:


“Senin değer verdiğin şey değersiz.”


mesajı verebilir.


Bu özellikle dini kimlik gibi insanın hayatının merkezinde bulunan konularda derin bir yaralanma oluşturabilir.


Bu nedenle toplumsal barış için yalnızca fiziksel şiddetten kaçınmak değil, onur kırıcı dilin sınırlarını bilmek de önemlidir.


1️⃣2️⃣ İnançla Alay Edildiğinde Mümin Nasıl Tepki Vermelidir ❓


Ayetin ruhu öfkeyle ölçüsüz saldırıya geçmeyi öğretmez.


Mümin;


sınır koyabilir,


itiraz edebilir,


ortamdan uzaklaşabilir,


fikrini açıkça söyleyebilir.


Ancak başkasının saygısızlığı, mümine de adaletsizlik yapma izni vermez.


İnsanın kendi onurunu koruması ile karşı tarafa zulmetmesi aynı şey değildir.


1️⃣3️⃣ Dini Mizah ile Dini Aşağılama Aynı Şey midir ❓


Her mizah otomatik olarak düşmanlık veya tahkir sayılmaz.


Mizahın;


bağlamı,


amacı,


tonu


ve kimi hedef aldığı


önemlidir.


İnsan bazen kendi kültürü veya dini pratiği hakkında zararsız mizah yapabilir.


Fakat belirli bir topluluğu aşağılamak, insanları küçük düşürmek ve kutsallarını sistemli biçimde değersizleştirmek farklı bir düzeydedir.


Ayetin odak noktası aşağılayıcı tavırdır.


1️⃣4️⃣ Ayet İnanç Özgürlüğüne Karşı mıdır ❓


Hayır.


Bir insanın İslam’a inanmaması ile İslam’la alay etmesi aynı şey değildir.


Kur’an’ın bu ayetteki eleştirisi, farklı inancın varlığından çok belirli bir saygısız davranış biçimidir.


İnsan inanabilir veya inanmayabilir.


Fakat toplumsal birlikte yaşam açısından karşılıklı onurun korunması ayrı bir ahlaki meseledir.


1️⃣5️⃣ “Eğer Müminseniz Allah’tan Sakının” Neden Ayetin Sonunda Geliyor ❓


Çünkü müminin davranışı da sınırlandırılmaktadır.


Takva yalnızca karşı tarafı eleştirmek değildir.


Mümin kendi tepkisini de Allah’ın ölçülerine göre kontrol etmelidir.


Yani:


Onlar alay etti diye sen haksızlaşma.


Kendi bağlılığını koru.


Ama adalet sınırını da koru.


Takva tam da bu çift yönlü özdenetimi sağlar.


1️⃣6️⃣ İnsan Kabul Görmek İçin İnancını Küçümseyebilir Mi ❓


Evet.


Bazen kişi bulunduğu çevrede kabul edilmek için kendi inancıyla alay edenlere katılabilir.


Kendisi de:


“Ben zaten bunları ciddiye almıyorum.”


gibi davranarak uyum sağlamaya çalışabilir.


Mâide 57 böyle bir durumu da düşündürür.


İnsan başkalarının kabulünü kazanırken kendi değerlerine saygısını kaybetmemelidir.


1️⃣7️⃣ Mâide 51 ile 57 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Mâide 51’den itibaren temel mesele sadakattir.


Mâide 52’de korku,


53’te sahte bağlılık,


54’te Allah’ın sevdiği topluluk,


55 ve 56’da doğru velâyet,


57’de ise inancı aşağılayanlarla kurulacak bağlılığın sınırı


anlatılır.


Böylece Kur’an velâyeti yalnızca kimlik meselesi değil, değerler ve davranışlar meselesi hâline getirir.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Hoşgörü ile kendini değersizleştirmeyi birbirine karıştırma.


Farklı fikirlerle yaşayabilirsin.


Senden farklı inanan insanlarla dostça konuşabilirsin.


Onlarla çalışabilirsin.


Onlara iyilik yapabilirsin.


Fakat bir ilişki sürekli olarak senin inancını, değerlerini ve kişiliğini aşağılıyorsa orada sağlıklı bir sınır koymak gerekir.


Saygı karşılıklı olmalıdır.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 57. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 57. ayet bize çok hassas bir denge öğretir:


Farklı olana saygı göster, fakat kendi değerlerinin aşağılanmasını normalleştirme.


İnsanların aynı dine inanması gerekmez.


Aynı Tanrı anlayışına sahip olmaları gerekmez.


Aynı kutsal kitabı kabul etmeleri gerekmez.


Fakat birlikte yaşayacaklarsa birbirlerinin insanlık onurunu korumaları gerekir.


Bir insanın:


“Senin inancına katılmıyorum.”


demesiyle,


“Senin inancın ve sen alay edilmeyi hak ediyorsunuz.”


demesi aynı şey değildir.


Mâide 57 bu farkın altını çizer.


Ve aynı zamanda mümine de sorumluluk yükler:


Karşı taraf seni küçümsediğinde sen de onun insanlığını küçümseme.


Sınır koy.


İnancını savun.


Kendini aşağılatma.


Ama öfkenin seni adaletsizliğe sürüklemesine de izin verme.


Çünkü güçlü kimlik, sürekli başkalarına saldıran kimlik değildir.


Kendisinden utanmadan, başkasını aşağılamadan yaşayabilen kimliktir.


Belki de ayetin bugüne bıraktığı en güçlü ölçü şudur:


Saygı görmek istiyorsan saygı göster; fakat kabul görmek uğruna kendi kutsalını küçümsemek zorunda da değilsin.


“Mâide Suresi 57. ayet, hoşgörünün kimliksizleşmek olmadığını öğretir. Farklı inançlarla barış içinde yaşamak mümkündür; fakat insan kendisini kabul ettirmek uğruna inancının aşağılanmasını normalleştirdiğinde hoşgörü değil, kendi değerlerinden vazgeçiş başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt