📖 Mâide Suresi 50. Ayette “Yoksa Cahiliye Hükmünü mü Arıyorlar? Kesin Olarak İnanan Bir Toplum İçin Hükmü Allah’tan Daha Güzel Kim Olabilir?” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,379
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 50. Ayette “Yoksa Cahiliye Hükmünü mü Arıyorlar? Kesin Olarak İnanan Bir Toplum İçin Hükmü Allah’tan Daha Güzel Kim Olabilir?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 50. ayet, insanın önündeki asıl seçimin yalnızca iki hukuk sistemi arasında olmadığını gösterir; daha derinde bir tercih vardır: Hükmü ilkeye göre mi arıyoruz, yoksa çıkarımıza uygun olduğu için mi bir hükmü tercih ediyoruz?”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 50. ayet, önceki ayetlerde defalarca tekrarlanan bir temayı zirveye taşır:


Hakikati bilmek fakat işine gelmediğinde başka hüküm aramak.


Mâide 48 ve 49’da Hz. Muhammed’e:


“Allah’ın indirdiğiyle hükmet.”


ve


“Onların arzularına uyma.”


denilmişti.


Mâide 50’de ise çok sert bir soru gelir:


“Yoksa cahiliye hükmünü mü arıyorlar?”


Ardından ikinci soru sorulur:


“Kesin olarak inanan bir toplum için hükmü Allah’tan daha güzel kim olabilir?”


Bu ayet, adalet, vahiy, insan arzusu, keyfîlik, otorite ve hakikate teslimiyet açısından son derece güçlü bir anlam taşır.


1️⃣ “Cahiliye Hükmü” Ne Demektir ❓


“Cahiliye” yalnızca insanların okuma yazma bilmemesi anlamına gelmez.


Kur’an’daki kullanımında daha çok:


vahyin ve adaletin ölçülerinden uzak,


kabile çıkarına, güce, öfkeye ve keyfîliğe dayanan



bir zihniyeti anlatabilir.


Bu nedenle “cahiliye hükmü”, yalnızca eski Arabistan’a ait tarihsel bir mahkeme biçimi değil, adaletin yerine çıkarın geçtiği hüküm anlayışını da düşündürür.


2️⃣ Cahiliye Neden “Bilgisizlik”ten Daha Fazlasıdır ❓


Bir insan çok bilgili olabilir ama adaletsiz davranabilir.


Bir toplum teknik olarak gelişmiş olabilir ama güçlüleri kayırabilir.


Bu nedenle Kur’an’daki cahiliye kavramını yalnızca:


“eğitimsizlik”


diye anlamak yetersiz kalır.


Buradaki mesele daha çok ahlaki ve zihinsel bir yönsüzlüktür.


3️⃣ Cahiliye Hükmünün Temel Özelliği Nedir ❓


En önemli özelliklerinden biri çifte standart olabilir.


Güçlü biri suç işlediğinde farklı davranılır.


Zayıf biri aynı suçu işlediğinde daha ağır karşılık görür.


Kendi kabilesinden biri korunur.


Başkasından biri aynı durumda cezalandırılır.


İşte adaletin kişiye göre değiştiği yerde “cahiliye” zihniyeti ortaya çıkar.


4️⃣ İnsan Neden Allah’ın Hükmü Yerine Başka Bir Hüküm Aramak İster ❓


Çünkü kendi çıkarına daha uygun olabilir.


Allah’ın hükmü:


“Haksız kazancı bırak.”


diyebilir.


İnsan ise:


“Bana bunu meşru gösterecek başka bir yol var mı?”


diye arayabilir.


Sorun başka bir görüşü araştırmak değil, daha önce karar verilmiş bir arzuyu meşrulaştıracak hükmü aramaktır.


5️⃣ Ayette Neden Soru Şeklinde Konuşuluyor ❓


“Cahiliye hükmünü mü istiyorlar?”


sorusu düşündürücü ve sarsıcıdır.


İnsanları doğrudan kendi tercihleriyle yüzleştirir.


Adeta şöyle sorar:


“Elinizde ilahî rehberlik varken gerçekten keyfî ve çıkarcı hükme mi dönmek istiyorsunuz?”


Bu tür sorular Kur’an’da insanı düşünmeye zorlayan güçlü bir anlatım biçimidir.


6️⃣ “Allah’tan Daha Güzel Hüküm Veren Kim Olabilir?” Ne Demektir ❓


Bu ifade İslam’ın teolojik bakışını açıkça ortaya koyar.


Allah;


insanı yaratandır,


insanın gizlisini bilendir,


çıkar ilişkilerinden bağımsızdır


ve mutlak bilgi sahibidir.


Bu nedenle Kur’an açısından nihai adalet ölçüsünün kaynağı Allah’tır.


Ayetin “daha güzel” ifadesi yalnızca estetik değil, adalet, hikmet ve doğruluk bakımından üstünlük anlamı taşır.


7️⃣ Allah’ın Hükmünün Güzel Olması Ne Anlama Gelir ❓


“Güzel hüküm” yalnızca hoşumuza giden hüküm değildir.


Bazen adalet insanın hoşuna gitmeyebilir.


Kendi aleyhine karar çıkabilir.


Bir ayrıcalığını kaybedebilir.


Bu nedenle güzel olan:


“Benim istediğim.”


değil,


“hak ve adalete uygun olan”


hükümdür.


8️⃣ İnsan Kendi Çıkarına Olan Hükmü Daha Adil Sanabilir Mi ❓


Evet.


İnsan kendisine karşı tarafsız olmakta zorlanabilir.


Bir miras meselesinde kendi payını büyük görmek isteyebilir.


Bir tartışmada yalnızca kendisinin haklı olduğuna inanabilir.


Bir suçlamada yakınına ayrıcalık tanıyabilir.


Bu nedenle adalet için kişisel arzudan bağımsız ölçü gerekir.


9️⃣ Cahiliye Hükmü Sadece Eski Arabistan’a mı Aittir ❓


Hayır.


Ayet tarihsel bir bağlam içinde inse de kavramın ahlaki anlamı daha geniş düşünülebilir.


Bugün de bir yerde;


hukuk parayla değişiyorsa,


güçlüye farklı,


zayıfa farklı davranılıyorsa,


akrabalık gerçeğin önüne geçiyorsa,


adalet yerine çıkar hükmediyorsa,


orada benzer bir cahiliye zihniyeti görülebilir.


🔟 Modern Bir Toplum Teknolojik Olarak İleri Ama Ahlaken Cahili Olabilir Mi ❓


Bu ayetin mantığı içinde evet, böyle bir çelişki düşünülebilir.


Bir toplum;


gökdelenler,


yapay zekâ,


ileri tıp,


yüksek teknoloji


üretebilir.


Ama eğer adalet sistemi keyfîleşmişse, insan onuru değersizleşmişse ve güç hukuk yerine geçmişse teknik gelişmişlik tek başına ahlaki olgunluk anlamına gelmez.


Medeniyet yalnızca teknoloji değildir.


1️⃣1️⃣ Hükümde Akraba Kayırmak Neden Cahiliye Zihniyetine Yakındır ❓


Çünkü adaletin ölçüsünü kişiye göre değiştirir.


Kendi yakını suç işlediğinde:


“Bir defadan bir şey olmaz.”


deyip başkasına aynı davranış için ağır ceza istemek çifte standarttır.


Kur’an’ın adalet anlayışı kişiye göre eğilip bükülmemelidir.


Yakınlık hakkı değiştirmez.


1️⃣2️⃣ Çoğunluğun İstediği Şey Her Zaman Adil midir ❓


Hayır.


Toplumun çoğunluğu bir şeyi isteyebilir.


Fakat çoğunluğun istemesi onu otomatik olarak ahlaken doğru yapmaz.


Tarih boyunca kalabalıklar;


haksızlıkları desteklemiş,


azınlıkları dışlamış


ve yanlış kararları normalleştirmiştir.


Bu nedenle ayetin mantığında hakikat ile popülerlik aynı şey değildir.


1️⃣3️⃣ “Kesin Olarak İnanan Bir Toplum İçin” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayet son cümlede:


“yakîn sahibi bir toplum”


vurgusu yapar.


Yani Allah’ın hükmünün üstünlüğünü gerçekten kavramak, yalnızca dilde iman değil derin güven ve kesin inanç gerektirir.


İnsan Allah’ın hikmetine güvenmiyorsa hükmü yalnızca çıkarına uyduğu zaman kabul etmeye yatkın olabilir.


1️⃣4️⃣ Yakîn Nedir ❓


Yakîn, güçlü ve sağlam kesinlik anlamına gelir.


Şüpheden tamamen arınmış bir güven duygusunu ifade eder.


Dini bağlamda insanın Allah’a ve ilahî hakikate kalpten güvenmesiyle ilişkilidir.


Bu nedenle Mâide 50’nin sonu yalnızca hukukla değil, imanın derinliğiyle ilgilidir.


1️⃣5️⃣ Allah’ın Hükmüne Güvenmek Akıl Kullanmayı Bırakmak mıdır ❓


Hayır.


İslam geleneğinde hukuk ve yorum büyük ölçüde;


metni anlamak,


bağlamı değerlendirmek,


delilleri karşılaştırmak


ve akıl yürütmek


üzerinden gelişmiştir.


Allah’ın hükmüne güvenmek, aklı terk etmek değil; aklı hakikati anlamak için kullanmak anlamına gelir.


Keyfîlik ile içtihat aynı şey değildir.


1️⃣6️⃣ İnsan Dini Hükmü Kendi Çıkarına Göre Yorumlarsa Ne Olur ❓


O zaman din rehber olmaktan çıkıp araç hâline gelebilir.


İnsan önce ne istediğine karar verir.


Sonra metinden onu destekleyecek cümleyi arar.


Bu durumda artık:


İnsan vahye uymuyor, vahyi kendisine uydurmaya çalışıyor olabilir.


Mâide 50’nin eleştirdiği zihniyetin merkezinde de bu tehlike vardır.


1️⃣7️⃣ Mâide 48, 49 ve 50 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Bu üç ayet güçlü bir bütün oluşturur.


Mâide 48:


Kur’an’ı hak ile indirilen, önceki vahiyleri doğrulayan ve ölçü olan kitap olarak tanıtır.


Mâide 49:


İnsanların arzularının hükmü değiştirmesine karşı uyarır.


Mâide 50:


Bu ilahî ölçü bırakıldığında cahiliye hükmünün aranıp aranmadığını sorar.


Böylece konu adım adım:


vahiy → adalet → taviz → keyfîlik


çizgisinde ilerler.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Adaleti yalnızca sana yaradığı zaman sevme.


Bir hukuk düzenini ancak kendi lehine karar verdiğinde destekliyorsan aslında hukuku değil, çıkarını destekliyor olabilirsin.


Gerçek adalet bağlılığı:


kendi aleyhine olduğunda da,


yakının zarar gördüğünde de,


sevmediğin kişi haklı çıktığında da


aynı ölçüyü savunabilmektir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 50. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 50. ayet çok kısa olmasına rağmen insanın adaletle ilişkisini kökten sorgular:


“Cahiliye hükmünü mü arıyorlar?”


Bu soru yalnızca geçmişteki bir topluma yöneltilmiş değildir.


Her çağda insan kendisine sorabilir:


Karar verirken ölçüm nedir?


Akrabalık mı?


Para mı?


Güç mü?


Korku mu?


Toplum baskısı mı?


Öfke mi?


Yoksa hak ve adalet mi?


Çünkü cahiliye bazen çölün ortasında kurulmuş eski bir kabile düzeni değildir.


Bazen modern bir ofiste,


bir mahkemede,


bir şirkette,


bir aile içinde


ve hatta insanın kendi zihninde ortaya çıkabilir.


Bir yakınımızı kayırdığımızda...


Sevmediğimiz bir insanın hakkını görmezden geldiğimizde...


Güçlü olanı haklı saydığımızda...


Kendi çıkarımıza uygun fetva veya karar bulana kadar kapı kapı dolaştığımızda...


Aynı zihniyet yeniden doğabilir.


Bu nedenle Mâide 50’nin asıl karşıtlığı sadece:


“Eski hukuk mu, yeni hukuk mu?”


değildir.


Daha derindeki karşıtlık şudur:


İlke mi hükmedecek, arzu mu?


Kur’an’ın cevabı açıktır:


İnanan insan için hakikatin ölçüsü, kişinin keyfi değildir.


Ve ayetin son sorusu bu yüzden çok güçlüdür:


“Kesin olarak inanan bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?”


“Mâide Suresi 50. ayet, cahiliyeyi yalnızca geçmişte bırakılmış bir dönem olarak değil, adaletin yerine çıkarın geçtiği her an yeniden ortaya çıkabilecek bir zihniyet olarak düşünmeye çağırır. Gerçek ölçü, hükmün kimin lehine olduğuna değil, ne kadar hak ve adalet taşıdığına bakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt