📖 Mâide Suresi 72. Ayette “Allah, Meryem Oğlu Mesih’tir Diyenler Andolsun ki İnkâr Etmişlerdir; Oysa Mesih ‘Ey İsrailoğulları! Benim de Rabbim

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,402
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 72. Ayette “Allah, Meryem Oğlu Mesih’tir Diyenler Andolsun ki İnkâr Etmişlerdir; Oysa Mesih ‘Ey İsrailoğulları! Benim de Rabbim, Sizin de Rabbiniz Olan Allah’a Kulluk Edin’ Demişti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 72. ayet, Hz. Îsâ’ya duyulan sevgi ile ona ilahlık nispet etmeyi birbirinden ayırır. Kur’an’ın bakışında Îsâ yüce bir peygamber ve Mesih’tir; fakat kulluk edilen değil, kendisi de Allah’a kulluk eden bir elçidir.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 72. ayet, Kur’an ile Hristiyan teolojisi arasındaki en temel ayrımlardan birini son derece açık biçimde ortaya koyar:


Hz. Îsâ’nın kimliği.


Kur’an Hz. Îsâ’yı küçümsemez.


Tam tersine onu;


Mesih,


Meryem’in oğlu,


Allah’ın elçisi



ve olağanüstü mucizelerle desteklenen büyük bir peygamber


olarak anlatır.


Fakat Kur’an açısından bütün bu üstün vasıflar, Hz. Îsâ’yı Allah yapmaz.


Ayet bu nedenle:


“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.”


şeklindeki ilahlaştırmayı açıkça reddeder ve Hz. Îsâ’ya atfedilen temel çağrıyı hatırlatır:


“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”


Ayetin devamında ise şirk meselesi son derece ağır biçimde ele alınır.


1️⃣ “Allah Meryem Oğlu Mesih’tir Diyenler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an burada Hz. Îsâ’ya ilahlık nispet eden bir inanç anlayışını eleştirir.


İslam açısından Allah;


yaratılmamış,


doğmamış,


ölümsüz,


eşsiz


ve hiçbir yaratılmış varlıkla özdeş olmayan


tek ilahtır.


Hz. Îsâ ise ne kadar yüce olursa olsun yaratılmış bir peygamberdir.


Bu nedenle Kur’an’a göre Allah ile Îsâ’nın özdeşleştirilmesi tevhidle bağdaşmaz.


2️⃣ Ayet Bütün Hristiyan Teolojisini Tek Cümleye mi İndirger ❓


Bunu dikkatli anlamak gerekir.


Tarihsel Hristiyanlığın özellikle ana akım teslis öğretisi, basitçe:


“Tanrı yalnızca İsa’dır.”


cümlesinden ibaret değildir.


Hristiyan teolojisinde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh hakkında çok daha karmaşık açıklamalar geliştirilmiştir.


Ancak Kur’an, Hz. Îsâ’ya ilahîlik isnadını ve onun Allah’a ortak veya Allah’ın özüyle bir görülmesini kendi tevhid anlayışı açısından reddeder.


Dolayısıyla ayeti anlamak için hem Kur’an’ın eleştirisini açıkça görmek hem de Hristiyan inancını olduğundan daha basit göstermemek gerekir.


3️⃣ Kur’an Hz. Îsâ’yı Nasıl Tanımlar ❓


Kur’an Hz. Îsâ’ya son derece yüksek bir konum verir.


O;


Meryem’in oğludur.


Mesih’tir.


Allah’ın elçisidir.


Mucizevi şekilde dünyaya gelmiştir.


Allah’ın izniyle olağanüstü mucizeler göstermiştir.


Fakat bütün bunların yanında temel çizgi korunur:


Îsâ Allah değildir.


Kur’an açısından onun büyüklüğü, ilah olmasında değil Allah’ın büyük bir elçisi olmasındadır.


4️⃣ “Mesih” Kelimesi Îsâ’nın İlahlığını mı Gösterir ❓


Hayır.


Kur’an da Hz. Îsâ için “Mesih” unvanını kullanır.


Dolayısıyla “Mesih” kelimesinin kullanılması tek başına onun ilah olduğu anlamına gelmez.


İslam açısından Mesihlik;


Hz. Îsâ’nın özel konumuna,


peygamberlik görevine


ve Allah tarafından seçilmişliğine


işaret eder.


Ama yine de Allah ile kul arasındaki temel ayrım korunur.


5️⃣ “Benim de Rabbim, Sizin de Rabbiniz Olan Allah’a Kulluk Edin” Sözü Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü Kur’an burada Hz. Îsâ’nın kendi mesajının merkezine Allah’a kulluğu yerleştirir.


Hz. Îsâ:


“Bana kulluk edin.”


değil,


“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”


demiş olarak sunulur.


Bu ifade Kur’an’ın Îsâ anlayışının özüdür:


Îsâ insanları kendisine değil, Allah’a yönelten bir peygamberdir.


6️⃣ “Benim de Rabbim” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade Kur’an açısından çok belirleyicidir.


Eğer Îsâ’nın da bir Rabbi varsa, kendisi nihai ilah değildir.


O da Allah’a bağlıdır.


O da Allah’ın kuludur.


O da görevini Allah’tan alır.


Böylece Kur’an, peygamber ile Allah arasındaki sınırı son derece net biçimde çizer:


Peygamber ne kadar büyük olursa olsun Allah değildir.


7️⃣ Peygamberi Çok Sevmek Onu İlahlaştırmaya Dönüşebilir Mi ❓


Kur’an’ın uyarılarından biri tam olarak budur.


Sevgi güzel olabilir.


Saygı gerekli olabilir.


Fakat insan bazen sevdiği dini şahsiyeti zamanla insanüstü ve ardından ilahî bir konuma yükseltebilir.


Kur’an tevhidin korunması için bu sınırı çok güçlü biçimde çizer.


Peygamber sevilir.


Takip edilir.


Saygı gösterilir.


Ama ibadet edilmez.


8️⃣ Bu İlke Hz. Muhammed İçin de Geçerli midir ❓


Evet.


İslam açısından Hz. Muhammed de Allah’ın kulu ve elçisidir.


Müslümanların ona sevgisi son derece güçlü olabilir.


Fakat ona ilahlık nispet edilemez.


Bu nedenle Kur’an’ın Hz. Îsâ hakkında çizdiği sınır, aslında bütün peygamberler için temel ilkedir:


Elçi, mesajın kaynağı değildir.


Allah’tan aldığı mesajı taşır.


9️⃣ “Kim Allah’a Ortak Koşarsa” Ne Demektir ❓


Ayette daha sonra şirk kavramı gündeme gelir.


Şirk, Allah’a özgü ilahlık veya kulluk hakkını başka bir varlıkla paylaşmak anlamına gelir.


Bu;


bir insanı,


bir meleği,


bir putu


veya başka herhangi bir varlığı


Allah’a ortak kabul etmek şeklinde olabilir.


Kur’an’ın tevhid anlayışında Allah’ın ilahlığı bölünmez ve ortaksızdır.


🔟 Kur’an Neden Şirki Bu Kadar Ağır Bir Mesele Olarak Görür ❓


Çünkü İslam’ın merkezinde tevhid vardır.


Allah’ın tekliği yalnızca sayı bakımından:


“Bir Tanrı vardır.”


demek değildir.


Aynı zamanda;


nihai kulluğun,


mutlak ilahlığın,


yaratıcı kudretin


ve ibadetin


yalnızca Allah’a ait olduğunu kabul etmektir.


Bu nedenle şirk, İslam inancının merkezindeki bu temeli bozduğu için çok ağır değerlendirilir.


1️⃣1️⃣ “Allah Ona Cenneti Haram Kılmıştır” İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


Ayet şirk üzerinde ölen ve bu inançtan dönmeyen kişi hakkında çok ağır bir uyarı verir.


Kur’an açısından bilinçli biçimde Allah’a ortak koşmak ve bundan tövbe etmeden ölmek, ahiret bakımından ciddi bir sonuç doğurur.


Ancak belirli insanların nihai durumunu tek tek belirlemek konusunda dikkat gerekir.


Çünkü;


kişiye mesajın nasıl ulaştığını,


neyi gerçekten bildiğini,


neye hangi niyetle inandığını


ve hayatının bütün şartlarını


nihai olarak Allah bilir.


1️⃣2️⃣ Bu Ayet Hristiyanlara Nefret Etmeyi mi Emrediyor ❓


Hayır.


Bir teolojik inancı yanlış görmek ile o inanca mensup bütün insanlardan nefret etmek aynı şey değildir.


Kur’an Hristiyan teolojisinin bazı temel öğretilerini açıkça eleştirir.


Ancak bu, Hristiyan bireylere;


haksızlık,


hakaret,


şiddet


veya insanlık onurunu ihlal


etme izni vermez.


Dini anlaşmazlık adaleti ortadan kaldırmaz.


1️⃣3️⃣ Teolojik Eleştiri ile İnsanlara Hakaret Arasında Ne Fark Vardır ❓


Bu ayrım son derece önemlidir.


Bir Müslüman:


“İslam açısından Îsâ’nın ilah olduğu inancı doğru değildir.”


diyebilir.


Bu bir teolojik görüştür.


Fakat:


“Bu inanca sahip herkes değersiz insandır.”


demek başka bir şeydir.


Kur’an fikirleri eleştirebilir; ancak insanlarla ilişkide adalet ve ahlak ilkeleri devam eder.


İnancı eleştirmek, insanın onurunu çiğnemeyi gerektirmez.


1️⃣4️⃣ Hz. Îsâ’nın Kur’an’daki Yeri Neden Bu Kadar Yüksektir ❓


Çünkü Kur’an açısından Hz. Îsâ gerçekten Allah’ın büyük peygamberlerinden biridir.


Mucizevi doğumu anlatılır.


Annesi Meryem özel biçimde övülür.


Îsâ’nın mucizeleri aktarılır.


Ona İncil verildiği belirtilir.


Bu nedenle İslam, Hz. Îsâ’yı reddetmez.


Tam tersine onu kabul etmeyi iman geleneğinin bir parçası sayar.


Farklılık onun ilahî statüsü konusundadır.


1️⃣5️⃣ İslam ile Hristiyanlık Arasındaki Temel Îsâ Farkı Nedir ❓


En sade biçimiyle:


Hristiyanlığın ana akım teolojisinde İsa Mesih ilahî bir konuma sahiptir ve teslis öğretisinin merkezindedir.


İslam’da ise Hz. Îsâ:


Mesih ve peygamberdir ama Allah değildir.


Dolayısıyla iki din arasındaki en temel teolojik ayrımlardan biri burada ortaya çıkar.


Bu farklılığı gizlemek doğru olmaz.


Ama farklılık, karşılıklı saygıyı imkânsız hâle de getirmez.


1️⃣6️⃣ “Zalimlerin Yardımcıları Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda yanlış inanç ve şirk, zulüm kavramıyla bağlantılı biçimde ele alınır.


Kur’an’da zulüm sadece başka insana haksızlık yapmak değildir.


Bir şeyi olması gereken yerden başka yere koymak da zulüm kavramıyla ilişkilendirilebilir.


Bu açıdan yaratılmış bir varlığı ilahlık makamına yükseltmek, Kur’an’ın teolojik anlayışında büyük bir yer değiştirme olarak görülür.


Ahirette insanın kurduğu sahte dayanaklar da onu kurtaramaz.


1️⃣7️⃣ Mâide 69 ile 72 Birlikte Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


Mâide 69’da;


Allah’a,


ahiret gününe


ve salih amele


vurgu yapılmıştı.


Mâide 72 ise Allah’a imanın nasıl anlaşılması gerektiğinin tevhid boyutunu öne çıkarır.


Yani Mâide 69’daki:


“Allah’a iman”


ifadesi Kur’an’ın genel teolojisinden bağımsız değildir.


Mâide 72 açısından bu iman, Allah’ın tekliğini ve hiçbir varlığın O’nun ilahlığına ortak edilmemesini içerir.


Bu nedenle ayetler birbirini açıklayan bir bütün içinde okunmalıdır.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Ayetin mesajını yalnızca:


“Hristiyan teolojisi hakkında bir tartışma”


olarak görmek eksik kalabilir.


Daha temel bir soru vardır:


Hayatımda Allah’a ait olan mutlak konumu başka bir şeye veriyor muyum?


İnsan bugün bir peygamberi ilahlaştırmasa bile;


parayı,


gücü,


şöhreti,


bir lideri


veya kendi nefsini


mutlaklaştırabilir.


Tevhid yalnızca teorik bir Tanrı öğretisi değil, hayatın merkezine neyi mutlak koyduğumuzla da ilgilidir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 72. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 72. ayet, çok hassas ama çok temel bir sınır çizer:


Peygamberi yüceltmek ile peygamberi ilahlaştırmak aynı şey değildir.


Hz. Îsâ Kur’an’da değersizleştirilmez.


Aksine;


Mesih’tir.


Meryem’in oğludur.


Allah’ın elçisidir.


İncil kendisine verilmiştir.


Mucizelerle desteklenmiştir.


Fakat bütün bu üstün özelliklerin ardından Kur’an şu çizgiyi korur:


Îsâ da Allah’a kulluk eder.


Ve Kur’an’ın ona nispet ettiği çağrı çok açıktır:


“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”


Bu cümle, İslam’ın Îsâ anlayışını neredeyse bütünüyle özetler.


Onu sev.


Onu peygamber olarak kabul et.


Annesi Meryem’e saygı göster.


Mucizelerini kabul et.


Ama yaratılmış ile Yaratan arasındaki sınırı kaldırma.


Çünkü Kur’an açısından tevhid, yalnızca:


“Allah vardır.”


demek değildir.


Şunu da söylemektir:


“Allah’ın ilahlığında hiçbir ortak yoktur.”


Ayetin bugüne bıraktığı daha geniş ders ise sadece Hristiyanlık hakkında değildir.


İnsan her çağda bir şeyi mutlaklaştırabilir.


Bir kişiyi sorgulanamaz hâle getirebilir.


Parayı hayatının tanrısı hâline getirebilir.


Güce boyun eğebilir.


Kendi arzusunu nihai ölçü yapabilir.


Bu nedenle Mâide 72’nin tevhid çağrısı bugün de insanın önünde durur:


Hayatında mutlak olan kimdir?


Kur’an’ın cevabı nettir:


Yalnızca Allah.


“Mâide Suresi 72. ayet, Hz. Îsâ’nın büyüklüğünü reddetmez; onun gerçek büyüklüğünü Allah’ın kulu ve elçisi oluşunda görür. Tevhid, peygamberlerin değerini küçültmek değil, hiçbir yaratılmışı Yaratan’ın yerine koymamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt