📖 Mâide Suresi 68. Ayette “De ki: Ey Kitap Ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden Size İndirileni Gereğince Uygulamadıkça Sağlam Bir Temel Üzerinde

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,402
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 68. Ayette “De ki: Ey Kitap Ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden Size İndirileni Gereğince Uygulamadıkça Sağlam Bir Temel Üzerinde Değilsiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 68. ayet, kutsal bir kitaba sahip olmakla onun üzerinde gerçekten durmak arasındaki farkı gösterir. Vahiy yalnızca geçmişten miras kalan bir metin değil, insanın hayatını ölçmesi gereken canlı bir sorumluluktur.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 68. ayet, bir önceki ayette Hz. Muhammed’e verilen:


“Rabbinden sana indirileni tebliğ et.”


emrinin hemen ardından gelir.


Mâide 67’de peygamberin görevi açıklanmıştı:


Vahyi eksiksiz ulaştırmak.


Mâide 68’de ise bu kez Ehl-i Kitap’a yönelinir ve onlara:


“Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça gerçek bir temel üzerinde değilsiniz.”


denir.


Böylece bir tarafta vahyi aktaran peygamberin sorumluluğu, diğer tarafta vahyi alan toplumların sorumluluğu vardır.


Ayetin devamında ise vahyin bazı insanlarda iman yerine azgınlık ve inkârı artırabileceği belirtilir.


Bu da bize son derece derin bir gerçeği gösterir:


Aynı hakikat, insanın iç dünyasına göre farklı sonuçlar doğurabilir.


1️⃣ “De ki: Ey Kitap Ehli” Hitabı Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki hitap genel olarak Yahudi ve Hristiyan topluluklarına yöneliktir.


Kur’an onları:


Ehl-i Kitap


yani vahiy geleneğine sahip topluluklar olarak tanımlar.


Bu ifade bir yandan eleştiri içerirken diğer yandan onların vahiy geçmişini de kabul eder.


Dolayısıyla ayet:


“Sizin hiçbir kutsal geçmişiniz yoktur.”


demez.


Tam tersine:


“Size verilen vahyin gereğini yerine getirin.”


der.


2️⃣ “Hiçbir Şey Üzerinde Değilsiniz” İfadesi Ne Demektir ❓


Bazı meallerde ayetin ifadesi oldukça sert biçimde:


“Hiçbir şey üzerinde değilsiniz.”


şeklinde çevrilir.


Buradaki anlam, onların insan olarak hiçbir değer taşımadığı değildir.


Daha çok:


Dini iddianız sağlam bir zemine oturmaz


anlamındadır.


Yani vahye sahip olduğunu söylemek yetmez.


O vahyin gereğini yerine getirmiyorsan dini iddian ile hayatın arasında boşluk oluşur.


3️⃣ Tevrat’ı Ayakta Tutmak Ne Demektir ❓


Tevrat’ı ayakta tutmak yalnızca onu okumak veya kutsal kabul etmek değildir.


Onun içindeki;


Allah’a bağlılık,


adalet,


dürüstlük,


ahlak


ve sorumluluk


ilkelerini hayata geçirmek anlamına gelir.


Kutsal kitabın gerçek değeri, insanın davranışında görünmelidir.


4️⃣ İncil’i Ayakta Tutmak Ne Demektir ❓


Aynı ilke İncil için de geçerlidir.


Hz. Îsâ’ya verilen vahyi kabul etmek sadece sözde bağlılık değildir.


Merhamet,


ahlak,


Allah’a kulluk


ve ilahî rehberliğe sadakat


hayatta karşılık bulmalıdır.


Kur’an’ın eleştirisi, kutsal metni saygı nesnesine dönüştürüp yaşamdan uzaklaştırmaya yöneliktir.


5️⃣ “Rabbinizden Size İndirileni” İfadesi Neyi Kapsar ❓


İslamî tefsirlerde bu ifade farklı açılardan yorumlanmıştır.


Önceki peygamberlere gelen diğer vahiyleri kapsadığı düşünülebilir.


Aynı zamanda Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an’ın Ehl-i Kitap’a ulaşmasıyla birlikte, onun da ilahî mesaj olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklinde yorumlanmıştır.


Temel mesaj şudur:


İnsan kendisine ulaşan ilahî rehberliği seçerek değil, bütünlük içinde değerlendirmelidir.


6️⃣ Bir Kutsal Kitabı Kabul Edip Diğerini Reddetmek Neden Sorun Olabilir ❓


Kur’an, peygamberlik zincirini birbirinden kopuk parçalar olarak görmez.


Mûsâ,


Îsâ


ve Muhammed


aynı ilahî vahiy geleneğinin peygamberleri olarak sunulur.


Bu nedenle:


“Önceki vahyi kabul ederim ama sonraki ilahî mesajı hiçbir şekilde değerlendirmem.”


tavrı Kur’an açısından tutarsız görülebilir.


Vahiy zinciri bir bütünlük taşır.


7️⃣ Ayet Kutsal Kitaba Sahip Olmanın Yetmediğini mi Söylüyor ❓


Evet.


Bu, ayetin en güçlü mesajlarından biridir.


Bir toplumun evlerinde kutsal kitap bulunabilir.


İnsanlar onu okuyabilir.


Ezberleyebilir.


Törenlerde kullanabilir.


Ama eğer;


adaletsizlik devam ediyorsa,


yalan normalleşmişse,


kul hakkı yeniyorsa,


merhamet kaybolmuşsa,


kutsal kitapla hayat arasında ciddi bir mesafe vardır.


8️⃣ Dini Kimlik Neden Tek Başına Yeterli Değildir ❓


Çünkü kimlik insanın ne olduğunu söyler.


Ama davranış, nasıl yaşadığını gösterir.


Bir insan:


“Ben Yahudiyim.”


“Ben Hristiyanım.”


“Ben Müslümanım.”


diyebilir.


Fakat Kur’an sürekli olarak şu soruyu sorar:


Bu inanç hayatında neye dönüşüyor?


İsimden daha önemli olan, o ismin insanda ürettiği ahlaktır.


9️⃣ Bu Ayet Müslümanlara da Bir Ayna Tutar mı ❓


Kesinlikle.


Müslüman bu ayeti yalnızca Ehl-i Kitap eleştirisi olarak okuyup kendisini dışarıda bırakamaz.


Aynı soru ona da yöneltilebilir:


Kur’an’ı gerçekten ayakta tutuyor musun?


Yalnızca okuyup geçiyor musun?


Yoksa;


adaletini,


merhametini,


dürüstlüğünü


ve sorumluluk anlayışını


hayatına taşıyor musun?


🔟 Kutsal Kitabı “Ayakta Tutmak” Toplumsal Bir Sorumluluk da mıdır ❓


Evet.


Vahyin bazı ilkeleri bireysel ibadetle ilgilidir.


Ama bazıları doğrudan toplumsaldır:


adalet,


yetim hakkı,


yoksula yardım,


dürüst ticaret,


emanet,


haksızlıktan kaçınma.


Bu nedenle kutsal kitabı ayakta tutmak sadece bireysel ibadete değil, toplumun ahlaki düzenine de yansır.


1️⃣1️⃣ Ayetin Devamında Neden “Vahiy Onların Azgınlığını Artıracaktır” Deniyor ❓


Bu ilk bakışta şaşırtıcıdır.


İnsan şöyle düşünebilir:


“Vahiy gelirse herkes daha iyi olur.”


Ama gerçek hayatta böyle olmayabilir.


Aynı mesaj;


samimi insanı düşündürür,


kibirli insanı öfkelendirebilir.


Bu yüzden vahyin kendisi kötülük üretmez.


Fakat insanın içindeki direnç, vahiy karşısında daha görünür hâle gelebilir.


1️⃣2️⃣ Hakikat Neden Bazı İnsanlarda İnkârı Artırabilir ❓


Çünkü hakikat kişinin çıkarına dokunabilir.


İnsan;


makamını,


alışkanlığını,


toplumsal üstünlüğünü


veya kendi doğruluk iddiasını


tehdit altında hissedebilir.


Bu durumda delil arttıkça kabul etmek yerine daha fazla direnebilir.


Sorun bilginin azlığı değil, kibrin büyüklüğü olabilir.


1️⃣3️⃣ Vahiy İnsanların İç Dünyasını Ortaya Çıkarabilir Mi ❓


Evet.


Bir hakikat ortaya konduğunda insanlar farklı tepkiler verir.


Birisi:


“Bunu düşünmeliyim.”


der.


Bir başkası:


“Ben yanlış olamam.”


diye direnebilir.


Böylece vahiy adeta insanın içindeki;


samimiyeti,


kibri,


merakı


veya düşmanlığı


ortaya çıkaran bir ayna hâline gelir.


1️⃣4️⃣ “Azgınlık” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette kullanılan kavram, sınırı aşma ve taşkınlık anlamı taşır.


İnsan sadece inanmamakla kalmayıp;


alay edebilir,


düşmanlık üretebilir,


hakikati çarpıtabilir


ve bilinçli biçimde direnebilir.


Bu durumda inkâr pasif bir tercih olmaktan çıkar, aktif bir karşı koyuşa dönüşebilir.


1️⃣5️⃣ “İnkârlarını Artırır” İfadesi İnsanların Seçimini Ortadan Kaldırır mı ❓


Hayır.


Kur’an’ın genel anlatısında insan sorumludur.


Aynı vahiy farklı kişilere ulaştığında farklı sonuçlar doğurabilir.


Demek ki mesele mesajın zorlayıcı biçimde insanı inkâra sürüklemesi değildir.


İnsanın kendi;


niyeti,


kibri,


önyargısı


ve tercihleri


bu sonucun oluşmasında önemlidir.


1️⃣6️⃣ “İnkârcı Toplum İçin Üzülme” Ne Demektir ❓


Ayetin sonunda Hz. Muhammed’e:


“İnkârcı toplum için üzülme.”


anlamında bir teselli vardır.


Hz. Peygamber insanların iman etmesini istiyordu.


Onların reddedişi onu üzebilirdi.


Fakat ona şu sınır hatırlatılır:


Sen tebliğ edersin; insanların tercihini kontrol edemezsin.


Bu, peygamberlik görevinin psikolojik yükünü hafifleten önemli bir ilkedir.


1️⃣7️⃣ İnsan Başkasının Değişmemesinden Kendini Sorumlu Tutmalı mıdır ❓


Her zaman değil.


İnsan;


doğruyu anlatabilir,


uyarabilir,


örnek olabilir,


yardım edebilir.


Ama başka bir insanın iradesini kontrol edemez.


Bir noktadan sonra kişinin kendi seçimi devreye girer.


Bu nedenle:


“Ben anlattım ama değişmedi, demek ki tamamen benim hatam.”


düşüncesi her zaman doğru değildir.


Sorumluluk ile kontrol aynı şey değildir.


1️⃣8️⃣ Mâide 67 ve 68 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Bu iki ayet birbirini tamamlar.


Mâide 67’de Hz. Muhammed’e:


“Rabbinden sana indirileni tebliğ et.”


denir.


Mâide 68’de Ehl-i Kitap’a:


“Size verilen vahyi gereğince ayakta tutun.”


mesajı gelir.


Yani:


Elçi mesajı eksiksiz ulaştıracak.


İnsan ise mesaj karşısında sorumluluk alacak.



Bir tarafın görevi anlatmak, diğer tarafın görevi hakikatle ne yapacağına karar vermektir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 68. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 68. ayet insanın kutsal metinlerle ilişkisini çok temel bir soruya indirger:


Kitabın sende bulunması mı önemli, yoksa senin kitabın üzerinde durman mı?


Bir insanın evinde Kur’an olabilir.


Bir Yahudinin evinde Tevrat olabilir.


Bir Hristiyanın evinde İncil olabilir.


Ama kutsal metnin varlığı ile kutsal metnin ahlakının varlığı aynı şey değildir.


Kitap rafta durabilir.


Fakat adalet hayatta olmayabilir.


Metin okunabilir.


Ama merhamet eksik olabilir.


Ayet ezberlenebilir.


Ama insan kul hakkı yiyebilir.


İşte Mâide 68’in sert ifadesi bu nedenle anlam kazanır:


“Bunları gereğince ayakta tutmadıkça bir temel üzerinde değilsiniz.”


Çünkü din, yalnızca bir geçmiş mirası değildir.


Bir sorumluluktur.


Daha sonra ayet ikinci büyük gerçeğe geçer:


Hakikat herkeste aynı sonucu üretmez.


Bir insan vahyi duyup yaklaşır.


Bir başkası daha çok öfkelenir.


Birisi düşünür.


Diğeri alay eder.


Birisi değişir.


Diğeri daha çok direnir.


Bu yüzden insanın hakikatle karşılaşması aynı zamanda kendi iç dünyasıyla karşılaşmasıdır.


Ayetin sonunda Hz. Peygamber’e verilen:


“Üzülme.”


mesajı da çok değerlidir.


Çünkü insan bazen başkalarını değiştirmek için kendisini tüketir.


Oysa herkesin kendi iradesi vardır.


Sen doğruyu güzelce anlatırsın.


Adil olursun.


Örnek olmaya çalışırsın.


Ama başkasının kalbini zorla değiştiremezsin.


Belki de Mâide 68’in bugüne bıraktığı en güçlü iki soru şudur:


Elindeki kutsal kitap hayatında gerçekten neyi değiştiriyor?


Ve:


Hakikat seni değiştirdiğinde ona mı uyuyorsun, yoksa hakikati kendine uydurmaya mı çalışıyorsun?


“Mâide Suresi 68. ayet, kutsal kitabın elde bulunmasından daha önemli olanın onun insanın hayatında ayakta durması olduğunu öğretir. Vahiy bir miras değil yalnızca; her neslin yeniden cevap vermesi gereken canlı bir sorumluluktur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt