Mâide Suresi 58. Ayette “Namaza Çağırdığınız Zaman Onu Alay ve Eğlence Konusu Edinirler; Bunun Sebebi Onların Akıllarını Gereği Gibi Kullanmayan Bir Topluluk Olmalarıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Mâide Suresi 58. ayet, bir kutsal değeri küçümsemenin yalnızca nezaket eksikliği değil, çoğu zaman düşünmeden hüküm vermenin sonucu olduğunu gösterir. İnsan anlamaya çalışmadığı şeyi kolayca alaya dönüştürebilir.”
Ersan Karavelioğlu
Mâide Suresi 58. ayet, bir önceki ayette başlayan dini alay konusu edinme temasını daha somut bir örnek üzerinden devam ettirir.
Mâide 57’de bazı kişilerin dini:
“alay ve eğlence konusu edindikleri”
belirtilmişti.
Mâide 58’de ise bu davranışın özellikle namaza çağrı, yani ezan ve ibadet daveti sırasında ortaya çıktığı anlatılır:
“Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu edinirler.”
Ardından Kur’an bunun sebebini:
“Onların akıllarını gereği gibi kullanmayan bir topluluk olmaları”
şeklinde açıklar.
Bu nedenle ayet yalnızca namazla değil; alay, önyargı, dini semboller, düşünce, saygı ve aklın kullanımı ile ilgilidir.
“Namaza Çağırdığınız Zaman” Ne Demektir
Buradaki çağrı, Müslümanların namaz vaktini bildiren ezan ile ilişkilendirilir.
Ezan;
namaz vaktinin geldiğini haber verir,
insanı ibadete çağırır
ve Allah’ın büyüklüğünü ilan eder.
Dolayısıyla ayette alay edilen şey yalnızca bir ses veya gelenek değil, Müslümanların ibadet çağrısıdır.
Ezan Neden İslam’da Bu Kadar Önemlidir
Çünkü ezan yalnızca saat bildirimi değildir.
İçinde:
Allah’ın büyüklüğü,
tevhid,
Hz. Muhammed’in peygamberliği,
namaza çağrı
ve
kurtuluşa davet
vardır.
Bu nedenle ezan, İslam’ın en görünür dini sembollerinden biridir.
“Onu Alay ve Eğlence Konusu Edinirler” Ne Anlama Gelir
Burada sıradan bir fikir ayrılığı anlatılmaz.
Kişiler namaza çağrıyı;
küçümseyici,
alaycı
ve eğlenceye dönüştürücü
bir tavırla karşılamaktadır.
Yani:
“Ben bu ibadete inanmıyorum.”
demekten daha ileri bir tutum söz konusudur.
İnanç farklılığı tahkire dönüşmektedir.
Bir Dine İnanmamak ile O Dinle Alay Etmek Aynı Şey midir
Hayır.
Bir insan:
“Ben namazın ilahî bir emir olduğuna inanmıyorum.”
diyebilir.
Bu bir inanç farklılığıdır.
Fakat ibadet eden insanları aşağılamak veya onların kutsal çağrısını eğlence malzemesine çevirmek başka bir şeydir.
Mâide 58 özellikle bu ikinci davranışı eleştirir.
Kur’an Neden Alayı Bu Kadar Ciddi Görür
Çünkü alay çoğu zaman hakikati tartışmayı engeller.
Bir insan bir fikri anlamaya çalışmak yerine onunla gülerse artık karşılıklı düşünce zemini daralır.
Alay:
“Bunu anlamaya bile değmez.”
mesajı verebilir.
Bu nedenle küçümseme, düşünsel iletişimin önüne geçen güçlü bir psikolojik duvar oluşturabilir.
“Bunun Sebebi Onların Akıllarını Kullanmamalarıdır” Ne Demektir
Ayetin sonunda:
“Onlar akletmeyen bir topluluktur.”
anlamına gelen ifade yer alır.
Buradaki eleştiri kişinin zekâ seviyesini ölçmek değildir.
Kur’an’daki “akletmek” çoğu zaman;
düşünmek,
sonuç çıkarmak,
anlamaya çalışmak
ve hakikati önyargısız değerlendirmek
anlamında kullanılır.
Sorun aklın bulunmaması değil, gereği gibi kullanılmamasıdır.
Alay ile Düşüncesizlik Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bir şeyi anlamak emek ister.
Alay etmek ise çoğu zaman çok daha kolaydır.
Bir görüşün tarihini,
mantığını,
inanç temelini
ve insanların ona neden değer verdiğini
araştırmak yerine birkaç küçümseyici söz söylemek mümkündür.
Bu yüzden alay bazen düşünmenin yerine geçen kolay bir kaçış hâline gelebilir.
İnsan Anlamadığı Şeyle Neden Alay Edebilir
Çünkü yabancı olan bazen insanda rahatsızlık yaratır.
İnsan anlamadığı bir davranışı;
garip,
gereksiz
veya anlamsız
bulabilir.
Eğer merak yerine önyargı devreye girerse:
“Neden böyle yapıyorlar?”
sorusu yerine:
“Ne kadar saçma.”
tepkisi ortaya çıkabilir.
Mâide 58 bu zihinsel kolaycılığı eleştirir.
Namazla Alay Etmek Neden Özellikle Örnek Verilmiş Olabilir
Çünkü namaz İslam’ın merkezî ibadetlerinden biridir.
Bir Müslümanın gündelik hayatında tekrar tekrar yer alır.
Ezan ise namazın toplumsal duyurusudur.
Bu yüzden namaz ve ezanla alay etmek yalnızca tek bir ritüeli değil, Müslümanların dini yaşamının merkezini hedef alabilir.
Ezanın Mesajı Nedir
Ezan insana günlük koşuşturmanın ortasında şunu hatırlatır:
Hayat yalnızca dünyadan ibaret değildir.
İnsan;
işinden,
parasından,
telefonundan,
meşguliyetinden
bir süreliğine ayrılarak Allah’a yönelir.
Bu nedenle ezan aynı zamanda modern insanın sürekli meşguliyetine karşı da güçlü bir duruş taşır:
“Dur ve yönünü hatırla.”

Namaza Çağrı Neden “Kurtuluşa Çağrı”dır
Ezanda:
“Hayye ale’l-felâh”
yani:
“Haydi kurtuluşa.”
ifadesi bulunur.
Bu, namazın yalnızca bir görev değil, insanın manevi kurtuluşuyla bağlantılı görüldüğünü gösterir.
Kurtuluş burada yalnızca dünyevi başarı değildir.
İnsanın:
Allah’la ilişkisini,
vicdanını,
yönünü
ve ahlaki bilincini
korumasıyla ilgilidir.

Ayet Dini Eleştiriyi Yasaklıyor Mu
Hayır.
Bir dini düşünce üzerine soru sorulabilir.
İtiraz yapılabilir.
Felsefi veya teolojik eleştiri geliştirilebilir.
Kur’an’ın kendisi de insanları düşünmeye, delil getirmeye ve akletmeye çağırır.
Sorun eleştiri değil, düşünmenin yerine aşağılamayı koymaktır.
Eleştiri anlamaya çalışabilir.
Alay ise çoğu zaman anlamadan hüküm verir.

Müslümanlar da Başkalarının İbadetleriyle Alay Etmemeli midir
Kur’an’ın genel ahlakı bunu destekler.
Bir Müslümanın kendi kutsalının saygı görmesini isterken başka insanların kutsal değerlerini aşağılaması tutarsız olur.
Başkasının ibadetine katılmak zorunda değildir.
Doğru kabul etmek zorunda da değildir.
Ama insanlık onurunu koruyabilir.
Saygı, onaylamak demek değildir.

Dinle Alay Eden Birine Nasıl Karşılık Verilmelidir
Ölçüsüz öfke ve saldırganlık çözüm değildir.
İnsan;
neden rahatsız olduğunu açıklayabilir,
sınır koyabilir,
tartışmayı sonlandırabilir
ve gerekiyorsa ortamdan uzaklaşabilir.
Fakat karşı tarafın saygısızlığı:
“Ben de sana istediğimi yapabilirim.”
anlamına gelmez.
Ahlaki ölçü, başkasının davranışına göre terk edilmemelidir.

“Akletmemek” Sadece Dini Bir Problem midir
Hayır.
İnsan birçok alanda düşünmeden hareket edebilir.
Bir haberi okumadan paylaşabilir.
Bir kişiyi tanımadan yargılayabilir.
Bir topluluk hakkında tek olaydan genelleme yapabilir.
Bir fikri araştırmadan küçümseyebilir.
Mâide 58’in akıl eleştirisi bu nedenle çok geniş bir insan davranışına uygulanabilir:
Önce anlamaya çalış, sonra hüküm ver.

Mizah ile Aşağılama Nasıl Ayrılabilir
Mizahın tamamı hakaret değildir.
İnsan kendi hayatındaki dini tecrübeler hakkında bile zararsız mizah yapabilir.
Fakat amaç:
bir topluluğu küçük düşürmek,
kutsalını aşağılamak
ve insanları değersizleştirmekse
artık yalnızca mizah değil, tahkir söz konusu olabilir.
Bağlam ve niyet burada önemlidir.

Mâide 57 ve 58 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Mâide 57 genel ilkeyi verir:
Dini alay ve eğlence konusu yapanlarla yanlış bir velâyet ilişkisi kurmayın.
Mâide 58 ise bunun somut örneğini gösterir:
Namaza çağrı yapıldığında onu alaya alırlar.
Böylece Kur’an önce davranışı tanımlar, sonra onun günlük hayatta nasıl görünebileceğini gösterir.
Ve temel sebep olarak:
akletmemeyi
vurgular.

Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:
Anlamadığın şeyi küçümsemek yerine önce anlamaya çalış.
Bir insanın dini,
kültürü,
ibadeti
veya yaşam biçimi
sana yabancı gelebilir.
Bu yabancılık seni iki farklı yola götürebilir:
Merak edersin ve sorarsın.
Ya da anlamadan gülersin.
Mâide 58 birincisini insan onuruna ve akla daha yakın bir yol olarak düşündürür.

Mâide Suresi 58. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
Mâide Suresi 58. ayetin merkezinde yalnızca ezan yoktur.
Daha derinde bir insanlık problemi vardır:
İnsan anlamadığı şeyi nasıl karşılıyor?
Merakla mı?
Öfkeyle mi?
Küçümsemeyle mi?
Alayla mı?
Ezan duyulur.
Bir Müslüman için bu ses:
Allah’ı hatırlatabilir.
Namazı hatırlatabilir.
Hayatın geçiciliğini hatırlatabilir.
Bir başkası ise buna inanmayabilir.
Ama inanmamak ile aşağılamak arasında önemli bir ahlaki mesafe vardır.
Kur’an burada dikkati ilginç biçimde yalnızca inanç farkına değil, aklın kullanımına çeker:
“Çünkü onlar akletmeyen bir topluluktur.”
Bu ifade bize çok temel bir şey söyler:
İnsanın bir görüşü reddetmeden önce onu anlamaya çalışması gerekir.
Çünkü düşünmek:
sabır ister.
Dinlemek ister.
Araştırmak ister.
Kendi önyargılarımızdan şüphe etmeyi ister.
Alay ise bütün bunların yerine birkaç saniyede geçebilir.
Bu yüzden bazen insanın en büyük entelektüel sınavı:
haklı çıkmak değil, anlamaya çalışmaktır.
Mâide 58’in bize bıraktığı büyük derslerden biri de budur.
Sen bir inanca katılmayabilirsin.
Bir ritüeli doğru bulmayabilirsin.
Bir düşünceyi eleştirebilirsin.
Ama gerçekten aklını kullanıyorsan önce şunu sorarsın:
“Bu insanlar bunu neden yapıyor?”
İşte soru ile alay arasındaki mesafe, bazen insanın olgunluğunu belirleyen mesafedir.
“Mâide Suresi 58. ayet, insanın anlamadığı şeyi küçümsemeden önce durup düşünmesini ister. Gerçek akıl yalnızca cevap üretmek değildir; bazen başka bir insanın kutsalına neden değer verdiğini anlamaya çalışabilecek kadar sabırlı olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu