Leyl Suresi 9. Ayette “En Güzeli Yalanlarsa” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve El Hüsnâ’yı Reddetmek, İyiliğin Değerini Küçümsemek, İlahi Vaadi İnkâr Etmek, Ahlaki Körleşme, İnanç Ve Davranış İlişkisi Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan yalnız yanlış yaptığında değil, zamanla doğru olanın değerini inkâr etmeye başladığında daha derin bir kayba sürüklenebilir; çünkü davranışın bozulmasından sonra ölçünün kendisi de bozulmaya başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَىٰ — Ve Kezzebe Bi’l Hüsnâ” Ne Demektir
Leyl Suresi’nin dokuzuncu ayetinde şöyle buyrulur:
وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَىٰ
Anlam olarak:
“Ve en güzeli yalanlarsa…”
(Leyl Suresi, 92/9)
Bir önceki ayette:
insan anlatılmıştı.
Şimdi onun üçüncü temel özelliği açıklanır:
Böylece ikinci ahlaki yolun düşünsel ve inançsal temeli ortaya çıkar.
“El Hüsnâ” Burada Ne Anlama Gelmektedir
Altıncı ayette geçen El Hüsnâ burada yeniden karşımıza çıkar.
Kelime:
en güzel olan,
en güzel vaat,
en güzel karşılık,
en güzel sonuç
anlam alanlarına sahiptir.
Tefsirlerde:
Allah’ın vaadi,
cennet,
tevhid,
iman hakikati
gibi açıklamalar yapılmıştır.
Bu yorumların ortak noktası şudur:
İnsan, Allah’ın bildirdiği en güzel hakikati ve nihai iyilik vaadini reddeder.
“Kezzebe — Yalanladı” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Kezzebe:
yalan saymak,
doğru kabul etmemek,
reddetmek
anlamlarını taşır.
Bu, yalnız bir konuda tereddüt etmekten daha güçlü bir ifadedir.
Ayet, insanın kendisine bildirilen hakikati:
“Bu doğru değildir.”
diyerek reddetmesini anlatır.
Böylece davranıştaki cimriliğin arkasında daha derin bir dünya görüşü görünür hâle gelir.
İnsan Neden “En Güzel” Olanı Reddedebilir
Çünkü hakikat her zaman insanın çıkarına uygun görünmeyebilir.
Örneğin:
paylaşmak maldan vazgeçmeyi,
adalet ayrıcalıktan vazgeçmeyi,
tevazu kibirden vazgeçmeyi
gerektirebilir.
İnsan bazen davranışını değiştirmek yerine ölçüyü reddetmeyi seçebilir.
Yani:
“Ben değişmeliyim.”
demek yerine:
“Bu ölçü yanlış.”
diyebilir.
Cimrilik İle El Hüsnâ’yı Yalanlamak Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bu iki özellik art arda gelir:
“Cimrilik eder…”
ve:
“En güzeli yalanlar…”
Çünkü insan iyiliğin ve ilahi karşılığın gerçekliğine güvenmiyorsa paylaşmayı gereksiz görebilir.
Şöyle düşünebilir:
“Elimde olan kesin; karşılığı belirsiz.”
Böylece görünür kazanç, görünmeyen ahlaki değerin önüne geçebilir.
Leyl Suresi bu yüzden mal ile inanç arasındaki ilişkiyi son derece güçlü biçimde kurar.
Kendini İhtiyaçsız Görmek Neden İnkâra Yaklaştırabilir
İnsan kendisini yeterli gördüğünde dışarıdan gelecek rehberliğe daha az ihtiyaç duyduğunu düşünebilir.
Şöyle bir zihniyet oluşabilir:
“Ben zaten güçlüyüm.”
“Kimse bana yol göstermesin.”
“Hayatımı kendim belirlerim.”
Bu tavır aşırılaştığında ahlaki ölçü bile bir müdahale gibi algılanabilir.
Kibir, yalnız insanlara karşı değil, hakikatin kendisine karşı direnç de üretebilir.
Bir Şeyi Reddetmekle Onu Bilmemek Aynı Şey midir
Hayır.
Bilmemek:
bilgi eksikliğidir.
Reddetmek ise çoğu zaman:
bir iddiayı tanıyıp kabul etmemektir.
Bu nedenle ahlaki sorumluluk değerlendirilirken:
bilgi,
niyet,
anlama imkânı
gibi unsurlar önemlidir.
Ayet belirli bir ahlaki tipi anlatırken bilinçli yönelişin altını çizer.
İnsan Önce Yanlış Yapıp Sonra Yanlışını Doğru Gibi Görmeye Başlayabilir mi
Evet.
Bu, ahlaki bozulmanın tehlikeli aşamalarından biridir.
İlk başta insan:
“Yanlış yaptım.”
diyebilir.
Sonra aynı davranışı tekrarlar.
Bir süre sonra:
“Aslında bunda yanlış yok.”
demeye başlayabilir.
Böylece yalnız davranış değil, ahlaki değerlendirme sistemi de değişmeye başlar.
Yanlışın savunulması, yanlışın kendisinden daha derin bir sorun hâline gelebilir.
İnanç Ve Davranış Birbirini Karşılıklı Etkiler mi
Evet.
İnanç davranışı etkileyebilir.
Ama davranış da zamanla inancı etkileyebilir.
İnsan sürekli:
paylaşırsa cömertliğin değerini daha güçlü hissedebilir.
Sürekli:
bencillik yaparsa bunu meşrulaştıracak düşünceler geliştirebilir.
Bu nedenle ahlaki hayat tek yönlü değildir.
Ne düşündüğümüz yaptıklarımızı, yaptıklarımız da neye inanmayı kolay bulduğumuzu etkileyebilir.
İyiliğin Değerini Küçümsemek Neden Tehlikelidir
Çünkü insan:
“İyilikten ne çıkar?”
diye düşünmeye başladığında ahlaki davranışı yalnız çıkara bağlayabilir.
Eğer iyilik:
para,
itibar,
menfaat
getirmiyorsa yapılmaya değmez gibi düşünülebilir.
Bu bakışta ahlak bağımsız değer olmaktan çıkar.
Oysa Leyl Suresi, iyiliğin değerini yalnız anlık kazançla ölçmez.
En güzel sonuca bağlar.

El Hüsnâ’yı Tasdik Eden İle Yalanlayan Arasındaki Temel Fark Nedir
Birinci insan:
İkinci insan:
Bu fark davranışa yansır.
Birinci:
İkinci:
Birinci:
İkinci:
Böylece inanç ile karakter arasında güçlü bir bağ kurulur.

Hakikati Reddetmenin Arkasında Her Zaman Bilgi Eksikliği mi Vardır
Hayır.
Bazen insan yeterli bilgiye sahip olduğu hâlde:
çıkar,
kibir,
alışkanlık,
statü kaygısı
nedeniyle bir gerçeğe direnebilir.
Bu yüzden hakikati aramak yalnız bilgi toplamak değildir.
Aynı zamanda insanın kendi önyargılarını sorgulamasını da gerektirir.
Çünkü bazen en büyük engel dışarıdaki bilgi eksikliği değil, içerideki kabul etmeme isteğidir.

İnsan Kendi İnançlarını Nasıl Sorgulayabilir
Kendisine şu soruları sorabilir:
Bu düşünceyi gerçekten doğru olduğu için mi savunuyorum?
Yoksa bana avantaj sağladığı için mi?
Karşıt bir kanıt gelse fikrimi değiştirebilir miyim?
İnandığım şey davranışlarımla çelişiyor mu?
Bu sorular zihinsel dürüstlüğü güçlendirebilir.
Çünkü hakikat arayışı bazen kendi konforumuzu da sorgulamayı gerektirir.

El Hüsnâ’yı Reddetmek Umudu da Zayıflatabilir mi
Evet.
Eğer insan:
iyiliğin nihai karşılığı olmadığına,
adaletin son sözü söylemeyeceğine,
doğru davranışın anlamsız olduğuna
inanırsa uzun vadeli ahlaki motivasyonu zayıflayabilir.
Bu durumda kısa vadeli çıkarlar daha baskın hâle gelebilir.
El Hüsnâ düşüncesi ise insana:
“İyilik boşa gitmez.”
güveni verebilir.

İnkâr İnsanı Otomatik Olarak Her Türlü Kötülüğe mi Götürür
Böyle mekanik bir sonuç çıkarılamaz.
İnsan davranışları karmaşıktır.
Farklı inançlara sahip insanlar:
iyi,
adil,
merhametli
davranışlar gösterebilir.
Leyl Suresi burada belirli bir ahlaki ve imanî tipoloji kurar.
Ama ayetin amacı herkesi tek psikolojik kalıba indirgemek değil, cimrilik, kibir ve hakikati reddetme arasındaki tehlikeli birlikteliği göstermektir.

Leyl Suresi’nin 6. Ve 9. Ayetleri Nasıl Karşıtlık Kurar
6. Ayet:
9. Ayet:
Bu iki ayet surenin merkezindeki iki zihinsel yönü gösterir.
Birisi:
güvenir,
doğrular,
iyiliğe yönelir.
Diğeri:
reddeder,
kendini yeterli görür,
paylaşmaktan kaçınır.
Bu zihinsel farklılık biraz sonra iki ayrı hayat yolunun kolaylaştırılmasıyla sonuçlanacaktır.

5’ten 9’a Kadar Olan Ayetlerde Nasıl Bir Simetri Vardır
Surenin yapısı son derece dikkat çekicidir.
Birinci yol:
İkinci yol:
İki insan tipi neredeyse birbirinin aynadaki ters görüntüsü gibidir.
Bu yapı şunu gösterir:
Ahlaki hayat tek tek davranışlardan değil, birbiriyle bağlantılı yönelimlerden oluşur.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Leyl Suresi’nin onuncu ayetinde şöyle buyrulacaktır:
“Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız.”
Bu ifade ilk bakışta paradoksal görünür.
Nasıl olur da:
“Zor olan kolaylaştırılır?”
Burada insanın yanlış seçimleri tekrar ettikçe yanlış yolun kendisine giderek daha doğal hâle gelmesi gibi çok derin bir anlam vardır.
Tıpkı iyiliğin alışkanlığa dönüşmesi gibi kötülük de alışkanlığa dönüşebilir.

Sonuç: İnsan İçin En Büyük Tehlikelerden Biri Yalnız İyilik Yapmamak Değil, İyiliğin Kendisine Olan İnancını Kaybetmeye Başlamaktır
Leyl Suresi’nin dokuzuncu ayetindeki:
“Ve en güzeli yalanlarsa…”
ifadesi insanın yalnız davranışını değil, onun arkasındaki düşünce dünyasını açığa çıkarır.
Önce:
Sonra:
Ve ardından:
Bu sıra düşündürücüdür.
İnsan bazen önce bir davranışı seçer.
Sonra o davranışa uygun bir dünya görüşü geliştirir.
Bir süre sonra:
“Paylaşmaya gerek yok.”
“Kimseye ihtiyacım yok.”
“İyiliğin bir karşılığı yok.”
gibi düşünceler birbirini besleyebilir.
Böylece bencillik yalnız davranış olmaktan çıkar.
Bir hayat felsefesine dönüşebilir.
Leyl Suresi’nin uyarısı tam burada derinleşir:
İnsan neyi sürekli yapıyorsa bir süre sonra onu normal görmeye başlayabilir.
Neyi normal görüyorsa onu savunmaya başlayabilir.
Neyi savunuyorsa sonunda onunla kendi karakterini inşa edebilir.
Bu nedenle insan yalnız davranışlarını değil, davranışlarını meşrulaştırmak için oluşturduğu düşünceleri de sorgulamalıdır.
Bir sonraki ayette bu yolun sonucu açıklanacaktır:
“Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız.”
Ve sure çok çarpıcı bir hakikati gösterecektir:
İnsan kötülüğü tekrar ederek, bir gün kötülüğü yapmanın kendisi için kolaylaştığı bir noktaya gelebilir.
“Ahlaki kayıp bazen insanın iyilik yapmayı bırakmasıyla başlar, fakat en tehlikeli hâline iyiliğin zaten değerli olmadığına inanmaya başladığında ulaşır. Çünkü ölçü kaybolduğunda yanlış artık kendisini yanlış olarak göstermeyebilir.”
Ersan Karavelioğlu