Leyl Suresi 5. Ayette “Kim Verir Ve Allah’a Karşı Gelmekten Sakınırsa” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Cömertlik, Takva, Paylaşma, Mal Ahlakı, Niyet, Öz Denetim, Güven Ve İyiliğe Yönelme Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsanın elindekinden verebilmesi yalnız malın azalması değildir; bazen benliğin dar sınırlarını aşarak başka bir insanın hayatında iyiliğe yer açmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
“فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَاتَّقَىٰ — Fe Emmâ Men A‘tâ Vettekâ” Ne Demektir
Leyl Suresi’nin beşinci ayetinde şöyle buyrulur:
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَاتَّقَىٰ
Anlam olarak:
“Kim verir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa…”
(Leyl Suresi, 92/5)
Bir önceki ayette:
“Şüphesiz sizin çabalarınız çeşit çeşittir.”
buyrulmuştu.
Şimdi bu farklı çabaların ilk yönü açıklanmaya başlanır.
İlk insan tipi iki temel özellik taşır:
ve
“A‘tâ — Verdi” Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir
A‘tâ:
vermek,
bağışlamak,
bir başkasına bir şey sunmak
anlamlarını taşır.
İlk akla gelen maddi vermedir.
Fakat vermek yalnız para ile sınırlı değildir.
İnsan:
zamanını,
bilgisini,
emeğini,
ilgiyi,
sevgiyi,
affını
da verebilir.
Bu nedenle “vermek”, insanın kendi benliğinin sınırlarını aşarak başkasına alan açabilmesidir.
“Vettekâ — Sakındı” Ne Anlama Gelir
Takva, yalnız korku anlamına indirgenemeyecek geniş bir kavramdır.
Takva:
Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşımak,
ahlaki sınırları gözetmek,
yanlıştan korunmaya çalışmak
anlamlarını içerir.
Yani ayetteki insan yalnız verir değildir.
Aynı zamanda:
neyi, neden ve nasıl verdiğine dikkat eden
bir insandır.
Cömertlik, takva ile birleştiğinde ahlaki bir derinlik kazanır.
Neden “Vermek” İle “Takva” Yan Yana Getirilmiştir
Çünkü her verme eylemi otomatik olarak iyi değildir.
İnsan:
gösteriş için verebilir,
karşılık bekleyebilir,
başkasını kendine bağımlı kılmak için verebilir.
Bu nedenle ayet yalnız:
“Verdi.”
demekle kalmaz.
Ardından:
“Ve sakındı.”
der.
Yani cömertlik:
ile birleşmelidir.
Mal Vermek Neden İnsan İçin Zor Bir Sınav Olabilir
Çünkü insan sahip olduğu şeylere bağlanabilir.
Para:
güvenlik,
özgürlük,
statü,
gelecek
duygusu verebilir.
Bu yüzden elindekinden başkasına vermek bazen nefsin:
“Hepsi benim olsun.”
eğilimine karşı durmayı gerektirir.
Cömertlik bu açıdan yalnız ekonomik davranış değil, benmerkezciliğe karşı ahlaki eğitimdir.
Cimrilikle Cömertlik Arasındaki Temel Fark Nedir
Cimrilik:
sahip olunanı paylaşmamakta aşırılaşmak,
başkasının ihtiyacını görmezden gelmek
hâline dönüşebilir.
Cömertlik ise:
sahip olunanın tamamını kontrolsüzce dağıtmak değildir.
Gerçek cömertlik:
ölçülü,
bilinçli,
sorumlu
vermektir.
İnsan hem kendisinin hem ailesinin ihtiyaçlarını gözetebilir ve buna rağmen başkasına da alan açabilir.
Cömertlik savurganlık değildir.
Vermenin Değeri Miktarla mı Ölçülür
Her zaman değil.
Az imkânı olan bir insanın küçük bir yardımı, onun için büyük bir fedakârlık olabilir.
Çok zengin birinin büyük görünen yardımı ise servetinin çok küçük bir kısmı olabilir.
Bu nedenle ahlaki değeri yalnız rakamla ölçmek eksik kalır.
Şunlar da önemlidir:
niyet,
fedakârlık,
ihtiyacı fark etme,
verme biçimi.
Bazen küçük bir şey çok büyük bir insanlık taşıyabilir.
İnsan Verirken Kendi Nefsini de Eğitir mi
Evet.
Düzenli paylaşma insanın içinde:
şükür,
merhamet,
bağlılığın azalması,
başkasını fark etme
gibi özellikleri geliştirebilir.
İnsan verdiğinde yalnız başkasının ihtiyacını karşılamaz.
Kendi nefsine de şu mesajı verir:
“Sahip olduğum şeyler benim mutlak kimliğim değildir.”
Bu nedenle vermek, aynı zamanda içsel özgürleşme olabilir.
Gösteriş İçin Yapılan Yardımın Sorunu Nedir
Çünkü yardımın merkezine ihtiyaç sahibi değil, yardım eden kişinin itibarı yerleşebilir.
İnsan:
alkış,
övülme,
itibar
için verebilir.
Bu durumda dışarıda fayda oluşsa bile iç dünyadaki niyet sorunlu olabilir.
Takva burada denge kurar.
İnsan kendisine şu soruyu sorar:
“Kimse bilmeseydi yine de bunu yapar mıydım?”
Bu soru niyetin aynalarından biridir.
Vermek İnsanlar Arasındaki Güveni Nasıl Etkileyebilir
Paylaşma toplumda dayanışmayı güçlendirebilir.
İnsanlar zor durumda olduklarında tamamen yalnız olmadıklarını hissedebilirler.
Bu:
güveni,
aidiyeti,
toplumsal bağı
artırabilir.
Cömertlik yalnız bir kişiye fayda sağlamaz.
Bir toplumun kültürünü de dönüştürebilir.
Paylaşmanın normalleştiği yerde yalnızlık biraz azalabilir.

Cömertlik Toplumsal Adaletin Yerini Tutar mı
Hayır.
Yardım önemlidir.
Ama adaletin yerine geçmez.
Bir toplumda insanlar sistematik biçimde:
sömürülüyor,
haklarından mahrum bırakılıyor,
yoksullaştırılıyorsa
yalnız bireysel yardımlar sorunu çözmeye yetmeyebilir.
Cömertlik:
yarayı sarabilir.
Adalet ise yarayı sürekli üreten yapıyı düzeltmeye çalışır.
Bu nedenle ikisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Takva Vermenin Sınırlarını Nasıl Belirler
Takva insana:
helal kazanç,
dürüstlük,
hak gözetme,
israftan kaçınma
gibi ölçüler kazandırır.
Bir insan başkasına yardım ederken kendi ailesinin temel hakkını tamamen ihmal ederse bu da başka bir dengesizlik doğurabilir.
Bu yüzden ahlak:
duygusal aşırılık değil,
ölçülü sorumluluk ister.
Vermek değerlidir.
Ama doğru zamanda, doğru biçimde ve doğru niyetle vermek daha değerlidir.

Zaman Vermek De Cömertlik midir
Kesinlikle olabilir.
Modern hayatta zaman çoğu insan için çok değerlidir.
Birini:
dinlemek,
öğretmek,
ziyaret etmek,
yardım etmek
için zaman ayırmak da vermenin bir biçimidir.
Bazen insanın ihtiyacı para değildir.
Birinin gerçekten yanında bulunmasıdır.
Bu nedenle ayetteki “vermek” kavramı üzerinde düşünürken insanî paylaşımın geniş anlamını da göz önünde bulundurabiliriz.

Bilgi Vermek Neden Özel Bir Cömertlik Biçimidir
Çünkü bilgi paylaşıldığında tükenmez.
Bir insana öğretilen:
bir beceri,
bir fikir,
bir doğru yöntem
onun yıllarca hayatını etkileyebilir.
Hatta o kişi öğrendiğini başkalarına da aktarabilir.
Bu nedenle bilgi paylaşımı, etkisi çoğalabilen bir iyiliktir.
Ancak burada da takva önemlidir:
Yanlış bilgiyi kesin hakikat gibi sunmamak gerekir.

Cömertlik Bir Alışkanlığa Dönüşebilir mi
Evet.
İnsan sürekli:
paylaşmayı,
yardım etmeyi,
ihtiyacı fark etmeyi
alışkanlık hâline getirirse cömertlik karakterinin bir parçası olabilir.
Tıpkı cimriliğin tekrarlarla güçlenebilmesi gibi cömertlik de tekrarlarla gelişebilir.
Bu nedenle büyük ahlaki karakterler çoğu zaman tek bir olağanüstü davranıştan değil, küçük ama sürekli seçimlerden oluşur.

Vermek İnsanın “Sahiplik” Duygusunu Nasıl Değiştirebilir
İnsan bazen:
“Ben kazandım, tamamen benim.”
diye düşünebilir.
Oysa kazanç birçok unsurun birleşmesiyle oluşur:
sağlık,
eğitim,
toplum,
fırsatlar,
başka insanların emeği.
Bu farkındalık insanın sahip olduklarına daha mütevazı bakmasını sağlayabilir.
Vermek:
“Ben yalnız alan değilim; aynı zamanda paylaşan bir varlığım.”
bilincini güçlendirir.

Leyl Suresi 4. Ve 5. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
4. Ayet:
Genel ilke.
5. Ayet:
İlk ahlaki yol.
Böylece sure artık insan çabalarını somutlaştırmaya başlamıştır.
İlk yolun başlangıcında:
cömertlik ve takva
vardır.
Bir sonraki ayette ise bu insanın üçüncü önemli özelliği açıklanacaktır.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Leyl Suresi’nin altıncı ayetinde şöyle buyrulacaktır:
“Ve en güzeli doğrularsa…”
Burada önemli bir kavram gelecektir:
El Hüsnâ.
Bu ifade tefsirlerde:
en güzel olan,
en güzel karşılık,
Allah’ın vaadi,
tevhid ve hakikat
gibi anlamlarla açıklanmıştır.
Böylece ilk insan tipinin üç özelliği tamamlanacaktır:
Sonra onun yolu için çok önemli bir sonuç bildirilecektir.

Sonuç: Gerçek Cömertlik Yalnız Elindekini Vermek Değil, Sahip Olduğu Şeylerle Kurduğu İlişkiyi Ahlaki Bir Ölçüye Bağlamaktır
Leyl Suresi’nin beşinci ayetindeki:
“Kim verir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa…”
ifadesi, surenin iki farklı insan yolundan ilkini başlatır.
Bu yolun ilk işareti:
vermektir.
Ama hemen yanında:
takva
vardır.
Bu çok önemlidir.
Çünkü Kur’an’ın anlattığı cömertlik:
rastgele dağıtmak,
gösteriş yapmak,
karşılık satın almak
değildir.
Cömertlik:
anlamı taşır.
İnsan dünyaya hiçbir şey getirmeden gelir.
Hayat boyunca:
sahip olur,
biriktirir,
kazanır.
Fakat sonunda bütün maddi sahipliklerini geride bırakır.
Bu gerçek, malın değersiz olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine şu soruyu büyütür:
Elindeyken onunla ne yaptın?
Yalnız kendin için mi kullandın?
Yoksa başkasının hayatına da iyilik taşıdın mı?
Leyl Suresi insanın malıyla ilişkisinin, aslında onun nefsiyle ilişkisini gösterebileceğini düşündürür.
Ve bir sonraki ayette bu cömertliğin altında bulunan inanç boyutu açıklanacaktır:
“Ve en güzeli doğrularsa…”
Böylece verme davranışının yalnız sosyal bir hareket değil, insanın hayata, Allah’ın vaadine ve iyiliğin anlamına duyduğu güvenle ilişkili olduğu ortaya çıkacaktır.
“İnsan ne kadar biriktirdiğiyle zengin görünebilir; fakat elindekinin bir bölümünü başkasının iyiliği için kullanabildiğinde sahip olduklarının esiri olmadığını gösterir. Cömertlik bazen başkasına verilen şeyden önce, insanın kendi nefsinden vazgeçtiği fazlalıktır.”
Ersan Karavelioğlu