Leyl Suresi 8. Ayette “Ama Kim Cimrilik Eder Ve Kendisini İhtiyaçsız Görürse” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Cimrilik, Kendine Yeterlilik Yanılgısı, Kibir, Mal Bağımlılığı, Bencillik, Şükürsüzlük Ve Ahlaki Körleşme Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan bazen sahip oldukları arttıkça gerçekten güçlendiğini sanır; oysa elindekiler çoğalırken paylaşma yeteneğini kaybediyorsa, büyüyen serveti değil benliğinin duvarları olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَىٰ — Ve Emmâ Men Bahile Vestagnâ” Ne Demektir
Leyl Suresi’nin sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:
وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَىٰ
Anlam olarak:
“Ama kim cimrilik eder ve kendisini ihtiyaçsız görürse…”
(Leyl Suresi, 92/8)
Bir önceki bölümde:
insan anlatılmıştı.
Şimdi bunun karşısına ikinci insan tipi çıkarılır:
ve
“Bahile — Cimrilik Etti” Ne Anlama Gelmektedir
Buhl veya cimrilik, insanın elindeki imkânı paylaşması gereken yerde paylaşmaktan kaçınması anlamına gelir.
Burada mesele yalnız:
çok para biriktirmek
değildir.
İnsan:
parasını,
zamanını,
bilgisini,
ilgiyi,
merhameti
de gerektiği hâlde esirgeyebilir.
Cimrilik, sahip olunan şeyi koruma arzusunun başkasının hakkını veya ihtiyacını görmez hâle gelmesidir.
“İstağnâ — Kendisini İhtiyaçsız Gördü” Ne Demektir
İstağnâ, kendisini yeterli görmek, hiçbir şeye veya kimseye muhtaç olmadığını düşünmek anlamına gelir.
İnsan gerçekten mutlak anlamda ihtiyaçsız değildir.
Çünkü:
havaya,
suya,
sağlığa,
başka insanlara,
topluma
muhtaçtır.
Ayetin eleştirdiği tavır, insanın:
“Ben bana yeterim.”
şeklindeki kibirli yanılsamasıdır.
Cimrilik İle Kendini İhtiyaçsız Görmek Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bu iki özellik tesadüfen yan yana gelmez.
İnsan kendisini:
bağımsız,
güçlü,
kimseye muhtaç değil
görmeye başladığında paylaşma ihtiyacını da küçümseyebilir.
Şöyle düşünebilir:
“Ben kazandım, neden başkasına vereyim?”
Bu düşüncede hem cimrilik hem kibir vardır.
İnsan kendi başarısında:
toplumun,
ailesinin,
başka insanların,
hayatın sunduğu fırsatların
payını unutabilir.
Mal İnsana Gerçekten Güvenlik Sağlar mı
Belirli ölçüde evet.
Mal:
barınma,
sağlık,
eğitim,
gelecek güvencesi
sağlayabilir.
Fakat sorun, malın insana mutlak güvenlik verdiğini sanmaktır.
Hiçbir servet:
ölümü,
hastalığı,
zamanın geçişini,
bütün kayıpları
tamamen ortadan kaldıramaz.
Bu nedenle mal değerlidir ama mutlak güven kaynağı değildir.
İnsan Neden Servet Arttıkça Kendini Daha Yeterli Hissedebilir
Çünkü servet insana birçok kapıyı açabilir.
İnsan:
daha iyi hizmetlere erişebilir,
daha fazla seçim yapabilir,
başkalarına daha az bağımlı olduğunu düşünebilir.
Bu durum zamanla:
“Ben her şeyi kontrol edebilirim.”
yanılgısına dönüşebilir.
Ayet tam da bu noktaya dokunur:
İmkân sahibi olmak ile mutlak ihtiyaçsız olmak aynı değildir.
Tasarruf Etmek İle Cimrilik Aynı Şey midir
Hayır.
Tasarruf:
geleceği düşünmek,
israftan kaçınmak,
imkânları ölçülü kullanmak
olabilir.
Cimrilik ise gereken yerde:
vermeyi,
paylaşmayı,
hakkı teslim etmeyi
engelleyebilir.
Dolayısıyla para biriktirmek tek başına kötü değildir.
Asıl soru şudur:
Malı sen mi yönetiyorsun, yoksa mal sevgisi seni mi yönetiyor?
Cimrilik Merhameti Nasıl Etkileyebilir
İnsan sürekli:
“Benim olan yalnız benimdir.”
diye düşünürse başkasının ihtiyacına duyarlılığı azalabilir.
Yoksulu görür ama:
“Beni ilgilendirmez.”
diyebilir.
Bir yakınının ihtiyacını bilir ama yardım etmek istemeyebilir.
Bu durumda cimrilik yalnız ekonomik bir davranış olmaktan çıkar.
Merhametin daralmasına dönüşebilir.
Cimrilik İnsanı Sahip Olduklarının Esiri Hâline Getirebilir mi
Evet.
İnsan malını korumak isterken zamanla sürekli:
kaybetme,
çalınma,
azalma
korkusu yaşayabilir.
Bu durumda sahip olunan şey rahatlık vermek yerine kaygı üretir.
Mal insana hizmet etmesi gerekirken insan bütün hayatını malı korumaya adayabilir.
Böylece sahiplik özgürlük değil, bağımlılık hâline gelebilir.
Cimrilik Toplumsal İlişkileri Nasıl Etkiler
Paylaşmanın olmadığı toplumlarda:
güvensizlik,
yalnızlık,
sosyal mesafe
artabilir.
İnsanlar birbirlerini yalnız çıkar ilişkisi içinde görmeye başlayabilir.
Oysa dayanışma:
toplumların kriz dönemlerinde ayakta kalmasını,
insanların birbirine güvenmesini
güçlendirebilir.
Bu nedenle cimrilik yalnız bireysel karakter meselesi değildir.
Toplumsal kültürü de etkileyebilir.

“Ben Kimseye Muhtaç Değilim” Düşüncesinin Psikolojik Tehlikesi Nedir
Bu düşünce insanı:
yardım istemekten,
hatasını kabul etmekten,
öğrenmekten
uzaklaştırabilir.
Kendisini tamamen yeterli gören kişi eleştiriyi de gereksiz görebilir.
Bu durumda gelişim zorlaşır.
Çünkü insanın gelişebilmesi için bazen:
“Bilmiyorum.”
“Yardıma ihtiyacım var.”
“Yanılmış olabilirim.”
diyebilmesi gerekir.
Tevazu, öğrenmenin kapısını açık tutar.

Şükür İle İhtiyaç Bilinci Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır
Şükür, insanın sahip olduklarını yalnız kendi başarısının ürünü olarak görmemesini sağlar.
İnsan:
sağlığının,
fırsatlarının,
yeteneklerinin
tamamını kendisi üretmemiştir.
Bu farkındalık:
kibri azaltabilir,
paylaşmayı kolaylaştırabilir.
Şükür insana:
“Sahibim ama mutlak sahip değilim.”
bilincini kazandırabilir.

Kibir Cimriliği Nasıl Besleyebilir
Kibirli insan kendisini başkalarından üstün görebilir.
Bu durumda ihtiyaç sahibine:
“Kendi hatası.”
diye bakabilir.
Başkasının yaşadığı şartları anlamaya çalışmaz.
Kendi başarısını yalnız kendi yeteneğine bağlar.
Böylece cimrilik için zihinsel bir gerekçe üretir:
“Ben hak ettim, o hak etmedi.”
Bu düşünce merhameti ve adaleti zayıflatabilir.

Cimrilik Yalnız Başkasına mı Zarar Verir
Hayır.
Cimrilik en sonunda cimri kişiyi de şekillendirir.
İnsan sürekli vermekten kaçındıkça:
paylaşma yeteneği,
empati,
fedakârlık
zayıflayabilir.
Böylece kişi sahip olduklarını korur ama bazı insani özelliklerini yavaş yavaş kaybedebilir.
Bu açıdan cimrilik:
malı korurken karakterden eksilme tehlikesi taşır.

Modern Hayatta “İhtiyaçsızlık Yanılgısı” Nasıl Görünebilir
Modern insan teknoloji sayesinde birçok şeyi tek başına yapabilir.
Alışveriş,
iletişim,
çalışma,
eğlence
bireyselleşebilir.
Bu durum insana:
“Kimseye ihtiyacım yok.”
duygusu verebilir.
Oysa kullandığı her sistemin arkasında:
binlerce insanın emeği,
altyapı,
enerji,
bilgi
vardır.
İnsan tek başına görünse bile hayatı çok geniş bir karşılıklı bağımlılık ağı içinde sürer.

Leyl Suresi 5. Ve 8. Ayetler Nasıl Karşıtlık Kurar
5. Ayet:
8. Ayet:
Bir tarafta:
paylaşma,
takva,
tevazu
vardır.
Diğer tarafta:
esirgeme,
kendine yeterlilik iddiası,
kibir
vardır.
Sure iki farklı insan karakterini neredeyse ayna gibi karşı karşıya koyar.

Bu Ayet İnsanın Malıyla İlişkisini Nasıl Sorgulatır
İnsan kendisine şu soruları sorabilir:
Kazandığım şey beni daha cömert mi yaptı?
Yoksa daha korkak mı?
Servet arttıkça şükrüm arttı mı?
Yoksa kendimi daha üstün mü görmeye başladım?
İhtiyaç sahibini hâlâ fark ediyor muyum?
Bu sorular malın miktarından çok, malın insanın iç dünyasında ne yaptığını gösterir.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Leyl Suresi’nin dokuzuncu ayetinde şöyle buyrulacaktır:
“Ve en güzeli yalanlarsa…”
Böylece ikinci insan tipinin üçüncü özelliği tamamlanacaktır:
Ardından bu yönelişin sonucu bildirilecektir:
“Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız.”
Böylece insanın yanlış seçimleri tekrarlandıkça kötü yolun da nasıl kolaylaşabildiği açıklanacaktır.

Sonuç: Cimrilik Yalnız Bir Şeyi Vermemek Değil, İnsanın Kendisini Başkalarından Ve Nihai Olarak Allah’tan Bağımsız Görmeye Başlamasının Bir Belirtisine Dönüşebilir
Leyl Suresi’nin sekizinci ayetindeki:
“Ama kim cimrilik eder ve kendisini ihtiyaçsız görürse…”
ifadesi, mal ahlakının çok derin bir boyutuna dokunur.
Burada sorun yalnız:
“Vermedi.”
değildir.
Daha derindeki problem:
“Kendimi yeterli görüyorum.”
düşüncesidir.
İnsan:
güvenebilir.
Fakat bütün bunların geçici olduğunu unutursa sahip oldukları onu tevazuya değil kibre taşıyabilir.
Leyl Suresi böylece iki insan tipi arasında açık bir karşıtlık kurar:
Birisi sahip oldukça:
Diğeri sahip oldukça:
Birisi:
Diğeri:
Asıl mesele insanın ne kadar sahip olduğu değildir.
Sahip olduklarının onun karakteri üzerinde ne yaptığıdır.
Servet:
bir insanda cömertliği büyütebilir.
Başka bir insanda cimriliği büyütebilir.
Bu yüzden malın kendisi sınavın cevabı değildir.
Mal karşısındaki insanın tavrı cevaptır.
Bir sonraki ayette bu ikinci yolun inanç boyutu ortaya çıkacaktır:
“Ve en güzeli yalanlarsa…”
Böylece cimriliğin yalnız ekonomik değil, insanın hayatın nihai anlamına dair inancıyla da bağlantılı olduğu gösterilecektir.
“İnsanın gerçek yoksulluğu bazen az şeye sahip olmak değil, çok şeye sahip olduğu hâlde paylaşamayacak kadar daralmaktır. Mal büyüyebilir; fakat onunla birlikte merhamet büyümüyorsa insanın zenginliği yalnız rakamlarda kalabilir.”
Ersan Karavelioğlu