Leyl Suresi 6. Ayette “En Güzeli Tasdik Ederse” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve El Hüsnâ, Allah’ın Vaadi, İyiliğe Güven, İnanç, Ahlaki Yöneliş, Cömertlik Ve İnsan Davranışının İç Temeli Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan yalnız doğru olduğunu bildiği şeye göre değil, gerçekten gerçekleşeceğine inandığı şeye göre de yaşar. İyiliğin karşılıksız kalmayacağına güvenmek, insanın elini de kalbini de değiştirebilir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَىٰ — Ve Saddaka Bi’l Hüsnâ” Ne Demektir
Leyl Suresi’nin altıncı ayetinde şöyle buyrulur:
وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَىٰ
Anlam olarak:
“Ve en güzeli tasdik ederse…”
(Leyl Suresi, 92/6)
Bir önceki ayette:
ve
insan anlatılmıştı.
Şimdi bu davranışların arkasındaki inanç boyutu açıklanır:
O, el Hüsnâ’yı tasdik eder.
Yani iyiliği yalnız yapmaz; onun hakikatine ve nihai değerine de inanır.
“El Hüsnâ” Ne Anlama Gelmektedir
El Hüsnâ kelimesi:
en güzel olan,
en güzel karşılık,
en güzel sonuç,
en güzel vaat
gibi anlamlarla açıklanmıştır.
Tefsir geleneğinde bunun:
Allah’ın güzel vaadi,
cennet,
tevhid hakikati,
iyiliğin karşılığı
gibi farklı fakat birbiriyle ilişkili anlamlara işaret ettiği belirtilmiştir.
Bu nedenle ifadeyi yalnız tek bir karşılığa hapsetmemek daha isabetlidir.
Ortak merkez şudur:
İnsan, Allah’ın bildirdiği en güzel hakikati ve sonucu doğrular.
“Saddaka” Kelimesi Neden Önemlidir
Saddaka:
doğru kabul etmek,
tasdik etmek,
gerçekliğine inanmak
anlamlarını taşır.
Fakat Kur’an bağlamında tasdik yalnız zihinsel bir onay olarak kalmaz.
İnsanın davranışını da etkiler.
Bir kişi gerçekten:
iyiliğin değerli olduğuna,
hesabın var olduğuna,
Allah’ın vaadinin doğru olduğuna
inanıyorsa bu inanç kararlarında görünür.
Gerçek tasdik, davranışa yön veren tasdiktir.
Bir Şeye İnanmak Davranışı Nasıl Değiştirir
İnsan geleceğe dair beklentilerine göre seçim yapar.
Bir öğrenci sınavın önemli olduğuna inanırsa çalışır.
Bir yatırımcı gelecekte değer kazanacağına inandığı şeye yönelir.
Benzer biçimde insan:
iyiliğin boşa gitmeyeceğine,
adaletin anlamlı olduğuna,
Allah’ın vaadinin hak olduğuna
inanırsa fedakârlık yapması kolaylaşabilir.
Çünkü kısa vadeli kayıp, daha büyük bir anlam içinde değerlendirilir.
“Vermek” İle “El Hüsnâ’yı Tasdik Etmek” Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bu iki ayet birbirini açıklar.
İnsan neden verir?
Çünkü malın tek değer olmadığını kabul eder.
Neden paylaşır?
Çünkü iyiliğin kayıp değil, kazanç olduğuna inanır.
Neden kendi çıkarını sınırlar?
Çünkü hayatın yalnız görünen dünyadan ibaret olmadığına güvenebilir.
Bu nedenle cömertlik burada yalnız ekonomik bir tercih değil, bir dünya görüşünün davranışa dönüşmesidir.
Takva İle Tasdik Nasıl Birbirini Tamamlar
Takva:
yanlıştan sakınmayı,
sınırları gözetmeyi
ifade eder.
Tasdik ise:
doğruya güvenmeyi,
güzel vaadi gerçek kabul etmeyi
içerir.
Biri insanı kötülükten uzaklaştırır.
Diğeri iyiliğe doğru çeker.
Böylece ahlaki hayat yalnız:
“Bunu yapma.”
üzerine kurulmaz.
Aynı zamanda:
“Bunun yerine daha güzel olana yönel.”
çağrısı taşır.
“En Güzel Karşılık” Düşüncesi İyiliği Çıkar Hesabına Dönüştürür mü
Mutlaka değil.
İnsan yaptığı iyiliğin Allah katında değer taşıdığına inanabilir.
Bu, iyiliği sırf dünyevi kazanç için yapmaktan farklıdır.
Burada amaç:
insanlardan alkış,
itibar,
karşılık
satın almak değildir.
Daha derin bir güven vardır:
Doğru olanı yapmak anlamlıdır ve Allah katında boşa gitmez.
Bu güven, iyiliğe süreklilik kazandırabilir.
İyiliğin Karşılıksız Kalmayacağına İnanmak İnsana Ne Kazandırabilir
İnsan bazen yaptığı iyiliğin sonucunu hemen göremez.
Yardım ettiği kişi teşekkür etmeyebilir.
Adil davrandığı için zarar görebilir.
Doğru söylediği için yalnız kalabilir.
Böyle durumlarda:
“İyiliğin bir anlamı var.”
inancı insanı ayakta tutabilir.
Çünkü ahlak yalnız anlık kazanca bağlanırsa, çıkar değiştiğinde davranış da değişebilir.
İnsan İyiliğe Gerçekten İnanıp İnanmadığını Nasıl Anlayabilir
En güçlü testlerden biri, iyiliğin maliyetli olduğu anlardır.
Doğru davranmak:
para kaybettirdiğinde,
itibar azalttığında,
emek istediğinde,
karşılık görmediğinde
insan ne yapar?
İşte burada tasdikin derinliği ortaya çıkar.
İyiliğe inanmak kolaydır.
İyiliğin bedeli olduğunda onu seçmek daha zordur.
“El Hüsnâ” Adalet Düşüncesiyle Nasıl İlişkilendirilebilir
Eğer iyilik ve kötülük nihayetinde aynı sonuçla karşılaşsaydı, ahlaki evrenin anlamı zayıflardı.
“El Hüsnâ” düşüncesi:
iyiliğin değerli olduğunu,
Allah’ın güzel karşılık vaadinin bulunduğunu,
ahlaki seçimlerin anlamsız olmadığını
hatırlatır.
Bu nedenle ayet insanın adalet duygusuna da seslenir:
İyilik ile kötülük nihai anlam bakımından aynı değildir.

İnanç Karakteri Nasıl Besler
İnsan tekrar tekrar inandığı değerlere göre davranırsa karakter oluşur.
İyiliğe güvenen kişi:
daha kolay paylaşabilir,
daha kolay sabredebilir,
daha kolay affedebilir.
Çünkü her olayda yalnız anlık çıkarını hesaplamaz.
Uzun vadede inanç:
seçimleri,
seçimler alışkanlıkları,
alışkanlıklar karakteri
şekillendirir.

Kendini Yeterli Görmek İle El Hüsnâ’yı Tasdik Etmek Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır
Surenin biraz ilerleyen ayetlerinde ikinci insan tipi anlatılacaktır.
O kişi:
Bu çok anlamlı bir karşıtlıktır.
Birinci kişi:
“Ben yalnız kendime yetmiyorum; Allah’ın vaadine güveniyorum.”
gibi bir yönelim taşır.
İkinci kişi ise:
“Elimde olan bana yeter.”
yanılgısına düşer.
Böylece iman ile kibir arasında derin bir ayrım oluşur.

İnanç İnsanın Hayattaki Risk Algısını Değiştirir mi
Evet.
Maddi açıdan bakıldığında vermek:
malın azalması
gibi görünebilir.
Ahlaki ve imanî açıdan ise:
arınma,
yakınlaşma,
daha büyük kazanç
olarak görülebilir.
Bu yüzden aynı davranış iki insan için tamamen farklı anlam taşıyabilir.
Biri verirken:
“Kaybediyorum.”
diye düşünebilir.
Diğeri:
“Doğru olanı yapıyorum.”
diye düşünebilir.

El Hüsnâ’yı Tasdik Etmek Kör İyimserlik midir
Hayır.
Kör iyimserlik:
her şeyin kendiliğinden iyi olacağına inanmak
gibi olabilir.
Buradaki tasdik ise sorumlulukla birliktedir.
Kişi:
verir,
sakınır,
tasdik eder.
Yani yalnız beklemez.
Eyleme geçer.
Bu nedenle ayetin anlattığı güven pasif değil, davranış üreten bir güvendir.

Bu İnanç Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Etkileyebilir
İnsanlar yalnız kısa vadeli çıkarlarını düşünürse paylaşım zayıflayabilir.
Ama iyiliğin değerli olduğuna güçlü biçimde inanılırsa:
yardımlaşma,
emanet bilinci,
fedakârlık,
güven
artabilir.
Bir toplumun ahlaki yapısı yalnız yasalarla değil, insanların hangi iyiliğe gerçekten inandıklarıyla da şekillenir.

Leyl Suresi’nin 5. Ve 6. Ayetleri Birlikte Nasıl Okunmalıdır
5. Ayet:
Davranış.
6. Ayet:
İç inanç.
Bu iki ayet birlikte çok önemli bir bütünlük kurar:
Dışarıda cömertlik, içeride güven.
Yani ahlak yalnız davranış değildir.
Aynı zamanda davranışı taşıyan bir anlam dünyasıdır.

İnsanın İnandığı Gelecek Bugünkü Davranışını Belirler mi
Büyük ölçüde etkileyebilir.
İnsan gelecekte:
hesap olmadığına,
iyiliğin anlamsız olduğuna,
tek ölçünün maddi kazanç olduğuna
inanırsa farklı bir hayat kurabilir.
Ama:
hesabın,
adaletin,
ilahi vaadin
gerçek olduğuna inanırsa kararları farklılaşabilir.
Bu yüzden insanın geleceğe dair inancı, bugünkü ahlakını sessizce şekillendirebilir.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Leyl Suresi’nin yedinci ayetinde şöyle buyrulacaktır:
“Biz de ona en kolay olanı kolaylaştırırız.”
Böylece üç özellik:
bir sonuca bağlanacaktır.
İnsan iyi yönde tercihler yaptıkça, onun için iyilik yolu kolaylaşacaktır.
Bu ifade kader, irade, alışkanlık ve ahlaki kolaylaşma açısından son derece derin bir ayettir.

Sonuç: El Hüsnâ’yı Tasdik Etmek, İyiliğin Boşluğa Atılmış Bir Emek Değil, İlahi Anlam İçinde Gerçek Bir Yatırım Olduğuna Güvenmektir
Leyl Suresi’nin altıncı ayetindeki:
“Ve en güzeli tasdik ederse…”
ifadesi, cömertliğin kalbindeki inancı açığa çıkarır.
İnsan:
Bu üçü birbirinden kopuk değildir.
İnsan gerçekten:
iyiliğin değerli olduğuna,
Allah’ın vaadinin hak olduğuna,
doğru davranışın boşa gitmeyeceğine
inanıyorsa elindekini paylaşması daha anlamlı hâle gelir.
Buradaki büyük soru şudur:
İnsan neyin gerçekten kazanç olduğuna inanıyor?
Yalnız biriktirdiğine mı?
Yoksa verdiğine de mi?
Yalnız görünene mi?
Yoksa görünmeyen karşılığa da mı?
Yalnız bugüne mi?
Yoksa daha büyük bir hesaba mı?
İnsanın bu sorulara verdiği cevap, onun parasını nasıl kullandığını da, korkularını nasıl yönettiğini de, başkalarına nasıl davrandığını da etkileyebilir.
Leyl Suresi böylece cömertliği yalnız el hareketi olmaktan çıkarır.
Onu:
inancın davranışa dönüşmüş hâli
olarak gösterir.
Bir sonraki ayette ise bu yolun sonucu açıklanacaktır:
“Biz de ona en kolay olanı kolaylaştırırız.”
Ve burada çok daha derin bir soru başlayacaktır:
İnsan iyiliği seçtikçe iyilik gerçekten daha kolay hâle gelebilir mi?
“İnsan neyin gerçek kazanç olduğuna inanıyorsa ömrünü de ona yatırır. İyiliği tasdik eden, verdiğini yalnız eksilme olarak görmez; bazen en büyük kazancın elde tutmakta değil, doğru yere bırakabilmekte olduğunu anlar.”
Ersan Karavelioğlu