📖 Bakara Suresi 96. Ayette “Andolsun, Onları İnsanların Hayata En Düşkünü, Hatta Allah’a Ortak Koşanlardan Bile Daha Düşkün Bulursun

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,784
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 96. Ayette “Andolsun, Onları İnsanların Hayata En Düşkünü, Hatta Allah’a Ortak Koşanlardan Bile Daha Düşkün Bulursun. Her Biri Bin Yıl Yaşamak İster. Oysa Uzun Yaşaması Onu Azaptan Uzaklaştıracak Değildir. Allah Onların Yaptıklarını Görmektedir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Uzun yaşamak istemek insanidir; fakat hayat yalnızca süresini uzatmaya çalıştığımız bir varoluşa dönüştüğünde asıl soru unutulur: Kaç yıl yaşadığımız mı önemlidir, yoksa o yılların içinde neye dönüştüğümüz mü?”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 96. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 96. ayeti, önceki iki ayette başlayan ölüm, ahiret ve kurtuluş iddiası tartışmasını tamamlar.


  1. ayette:

“Eğer ahiret yurdu yalnızca size aitse ölümü isteyin.”


denilmişti.


  1. ayette ise geçmişte yaptıkları sebebiyle bunu istemeyecekleri bildirilmişti.
  2. ayet daha ileri gider ve onların:

dünya hayatına olağanüstü derecede bağlandıklarını


ifade eder.


Hatta her birinin:


bin yıl yaşamayı arzulayabileceği


söylenir.


Fakat ayetin asıl mesajı hemen ardından gelir:


Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın, ahlaki sorumluluktan kaçış mümkün değildir.


2️⃣ “İnsanların Hayata En Düşkünü” Ne Demektir ❓


Buradaki ifade sıradan yaşama isteğinden daha güçlüdür.


İnsan doğal olarak:


yaşamak,


sevdikleriyle kalmak,


hayatını sürdürmek


ister.


Kur’an bunu başlı başına suç olarak göstermez.


Eleştirilen şey:


dünya hayatına aşırı bağlanarak ahireti ve sorumluluğu ikinci plana atmaktır.


Yani problem hayatı sevmek değil:


hayatı nihai amaç haline getirmektir.


3️⃣ Yaşamayı Çok İstemek Neden Eleştiriliyor ❓


Tek başına eleştirilmiyor.


İnsan yaşamayı istemelidir.


Canı korumak önemli bir değerdir.


Fakat ayetin bağlamındaki insanlar bir taraftan:


“Ahiret bizim için garantidir.”


gibi bir iddia taşırken,


diğer taraftan dünyadan ayrılmaya olağanüstü ölçüde direnmektedir.


Kur’an işte bu çelişkiye dikkat çeker.


Eğer ahiretin yalnızca kendilerine ait olduğuna bu kadar eminseler:


dünyaya bu ölçüde tutunmaları nasıl açıklanacaktır?


4️⃣ “Allah’a Ortak Koşanlardan Bile Daha Düşkün” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayet çarpıcı bir karşılaştırma yapar.


Ahiret konusunda güçlü vahiy bilgisine sahip olduğunu söyleyen kişiler ile müşrikler karşılaştırılır.


Buradaki mantık şudur:


Ahiret inancı güçlü olmayan bir insanın dünyaya çok bağlanması anlaşılabilir.


Çünkü bütün hayatı bu dünyadan ibaret görüyor olabilir.


Fakat ahirete iman ettiğini ve hatta orada özel bir konuma sahip olduğunu iddia eden kişinin:


dünyaya bundan bile daha fazla bağlanması


daha büyük bir çelişki oluşturur.


5️⃣ Ayet Bütün Yahudiler Hakkında Zamansız Bir Hüküm mü Veriyor ❓


Hayır.


Ayetin bağlamını belirli tutmak gerekir.


Kur’an’ın bu bölümünde eleştirilen:


belirli iddiaları ve davranışları taşıyan kişiler veya gruplardır.


Kur’an başka yerlerde Ehl-i Kitap içerisinde:


dürüst,


iman eden,


adaletli


kişilerin bulunduğunu da açıkça belirtir.


Bu nedenle ayeti bütün Yahudilere yönelik değişmez bir karakter hükmüne dönüştürmek doğru değildir.


Asıl ders:


insanın söylediği inanç ile yaşadığı hayat arasındaki tutarlılıktır.


6️⃣ “Her Biri Bin Yıl Yaşamak İster” Ne Demektir ❓


Buradaki bin yıl ifadesi çok uzun bir ömür arzusunu anlatır.


İnsan normal ömrünün çok ötesinde yaşamayı istemektedir.


Bu sayı aynı zamanda:


hayata ne kadar güçlü tutunulduğunu


vurgulayan çarpıcı bir anlatımdır.


Mesele matematiksel olarak tam bin yıl yaşama planı değildir.


Ana fikir:


“Keşke ölüm çok ama çok uzak olsa.”


arzusudur.


7️⃣ İnsan Neden Bin Yıl Yaşamak İster ❓


Çünkü insanın içinde güçlü bir devam etme arzusu vardır.


Daha çok görmek ister.


Daha çok deneyimlemek ister.


Sevdiklerinden ayrılmak istemez.


Başladığı şeylerin devamını görmek ister.


Ölüm ise bunların önüne kesin bir sınır koyar.


Bu nedenle uzun yaşam arzusu tamamen anlaşılabilir bir insan duygusudur.


Fakat ayet şu soruyu ekler:


Bin yıl daha verilse gerçekten ne değişecek?


8️⃣ Uzun Yaşamak İnsanın Sorunlarını Çözer mi ❓


Her zaman değil.


İnsan bazen şöyle düşünür:


“Biraz daha zamanım olsa her şeyi düzeltirim.”


Fakat zaman tek başına insanı değiştirmez.


Bir kişi:


aynı kibri,


aynı haksızlığı,


aynı alışkanlığı,


aynı kaçışı


yüz yıl daha sürdürürse uzun ömür ona ahlaki olarak ne kazandıracaktır?


Bu nedenle mesele:


ömrün uzunluğu değil, ömrün yönüdür.


9️⃣ “Uzun Yaşaması Onu Azaptan Uzaklaştırmaz” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin merkezindeki cümle budur.


İnsan ölümü geciktirebilir.


Ama Kur’an’ın ahiret anlayışında:


hesabı iptal edemez.


Bin yıl yaşamak:


ölümü ortadan kaldırmaz.


Sadece ileriye taşır.


Dolayısıyla uzun ömür:


ahlaki sorumluluktan kaçış değildir.


İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın sonunda:


yaptıklarıyla,


tercihleriyle,


hayatının yönüyle


karşılaşacaktır.


🔟 Zaman Kazanmak İle Kurtulmak Aynı Şey midir ❓


Hayır.


Bu ayrım ayetin en güçlü felsefi taraflarından biridir.


Bir sonuç ertelenebilir.


Ama ertelenmesi:


ortadan kalktığı anlamına gelmez.


İnsan bazen hayatında da böyle davranır.


Borcu erteleyebilir.


Sorunu erteleyebilir.


Özür dilemeyi erteleyebilir.


Bir kararı erteleyebilir.


Fakat sorun çözülmezse:


yalnızca geleceğe taşınmış olur.


Ölümü ertelemek de ahlaki hesabı çözmez.


1️⃣1️⃣ Ayet Ölüm Korkusuyla mı, Hesap Korkusuyla mı İlgilidir ❓


İkisi arasında bağ vardır.


Doğal ölüm korkusu ayrı bir şeydir.


Fakat ayetin bağlamında özellikle:


yapılanların sonucuyla karşılaşma korkusu


öne çıkar.


  1. ayet açıkça:

“Elleriyle önceden yaptıkları yüzünden…”


demişti.


  1. ayet ise uzun yaşam arzusunu gösterir.

Böylece ortaya şu tablo çıkar:


İnsan yalnızca yaşamı sevdiği için değil,


ölümün ardından hesabın başlayacağını düşündüğü için de ölümden kaçabilir.


1️⃣2️⃣ İnsan Sonsuza Kadar Yaşasa Mutlu Olur muydu ❓


Bu çok derin bir felsefi sorudur.


İlk anda sonsuz yaşam çok çekici görünebilir.


Ama insanın bütün arzuları zamanla değişir.


İlişkiler değişir.


Dünya değişir.


İnsan kendisi değişir.


Dolayısıyla mutluluğu yalnızca:


“Daha uzun yaşayacağım.”


fikrine bağlamak yeterli değildir.


Anlam sorusu hâlâ kalır:


Ne için yaşayacağım?


Süre arttığında anlam otomatik olarak artmaz.


1️⃣3️⃣ Ömrün Değeri Uzunluğuyla mı Ölçülür ❓


Kur’an’ın genel perspektifinden bakıldığında hayır.


Çok uzun yaşayan fakat:


zulmeden,


haksızlık yapan,


iyilik üretmeyen


bir insan ile daha kısa yaşayıp:


adalet,


merhamet,


iyilik


bırakan insan aynı değildir.


Bu nedenle hayatın değeri yalnızca:


kaç yıl sürdüğüyle


ölçülemez.


Daha önemli soru:


O yılların içine ne koyduğumuzdur.


1️⃣4️⃣ “Bir Gün Daha” Arzusunun Sınırı Var mıdır ❓


İnsan yüz yaşına gelse:


bir yıl daha isteyebilir.


Bin yıl yaşasa:


belki bir yıl daha ister.


Çünkü ölüm:


“Artık devam yok.”


dediği için insan zihni ona direnebilir.


Bu durum şunu düşündürür:


Süre arzusu tek başına doyurulamayabilir.


Eğer insan hayatın anlamıyla barışmamışsa:


on yıl daha,


yüz yıl daha,


bin yıl daha


yeterli olmayabilir.


Sorun zaman eksikliği değil:


anlam eksikliği


olabilir.


1️⃣5️⃣ Uzun Ömür Kötü Bir Şey midir ❓


Hayır.


Uzun ve sağlıklı bir hayat büyük bir nimet olabilir.


İnsan daha fazla:


iyilik yapabilir,


öğrenebilir,


sevebilir,


üretebilir,


tecrübesini aktarabilir.


Bu yüzden ayet:


uzun ömür istemeyi başlı başına kötülememektedir.


Sorun:


uzun ömrü hesap ve değişimden kaçmanın aracı gibi görmek


ve hayatı nihai gerçekliğin tamamı zannetmektir.


1️⃣6️⃣ “Allah Onların Yaptıklarını Görür” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yine insanın davranışlarını ilahi bilgiye bağlayarak sona erer.


Allah:


yalnızca insanın söylediklerini değil,


yaptıklarını


da görmektedir.


Bu çok önemli bir vurgudur.


Bir kişi:


kendisini dindar gösterebilir.


Kurtuluşundan emin konuşabilir.


Kendi grubunu üstün görebilir.


Ama nihai değerlendirme:


iddialara değil, hakiki davranışlara


dayanır.


1️⃣7️⃣ Bakara 94, 95 Ve 96 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Tablo Ortaya Çıkar ❓


Bu üç ayet müthiş bir psikolojik yapı oluşturur.


  1. ayet:

“Cennet yalnızca size aitse ölümü isteyin.”


  1. ayet:

“Yaptıkları yüzünden asla istemeyecekler.”


  1. ayet:

“Onları hayata insanların en düşkünü bulursun.”


der.


Böylece sözden davranışa doğru bir test yapılır.


Söylenen:


“Ahiret bizim.”


Gerçek tavır:


“Dünyadan mümkün olduğunca hiç ayrılmayalım.”


Kur’an bu çelişkiyi görünür hale getirir.


1️⃣8️⃣ Bakara 96’dan Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Hayatının süresini uzatmaya çalışırken içeriğini unutma.


İnsan sağlığına dikkat etmelidir.


Uzun yaşamak istemesi doğaldır.


Ama asıl soru şudur:


Bir gün daha verildiğinde:


ne yapacağız?


Bir yıl daha?


On yıl daha?


Eğer fazladan zaman yalnızca:


aynı hataları,


aynı kırgınlıkları,


aynı hırsları


tekrarlamak için kullanılacaksa sayı tek başına ne ifade eder?


Hayata gerçekten değer vermek:


yalnızca onu kaybetmek istememek değil, onu anlamlı kullanmaktır.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 96 Bize “Bin Yıl Daha Yaşasan, Gerçekten Farklı Bir İnsan Olacak mısın?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 96. ayette insanın en temel arzularından biri büyütülerek karşımıza çıkar:


Yaşamak.


Sadece biraz değil.


Çok uzun yaşamak.


Hatta:


bin yıl.


İnsan bunu ilk anda anlayabilir.


Çünkü ölüm karşısında içimizde güçlü bir direnç vardır.


Bir gün daha görmek isteriz.


Bir sabah daha.


Bir konuşma daha.


Bir sevdiğimize bir kez daha sarılmak isteriz.


Bunda insan dışı hiçbir şey yoktur.


Fakat ayet meselenin daha derinine iner.


Farz edelim bin yıl yaşadın.


Peki sonra?


Ölüm ortadan mı kalktı?


Hayatın anlamı çözüldü mü?


Yaptığın haksızlıklar silindi mi?


Vicdanın sustu mu?


Ahlaki sorumluluğun bitti mi?


Hayır.


Sadece:


takvim uzadı.


İşte ayetin büyük felsefi gücü burada ortaya çıkar.


İnsan bazen hayat problemini:


zaman problemi


zanneder.


“Daha çok zamanım olursa…”


der.


Ama bazı şeyleri çözmek için daha fazla zamana değil:


başka türlü yaşamaya


ihtiyaç vardır.


Bin yıl yaşayıp aynı öfkeyi taşıyabilirsin.


Bin yıl yaşayıp aynı kişiyi affetmeyebilirsin.


Bin yıl yaşayıp bütün zamanını daha fazla biriktirmeye harcayabilirsin.


Bin yıl yaşayıp hâlâ:


“Biraz daha…”


diyebilirsin.


Bu yüzden Bakara 96, uzun yaşam arzusunun karşısına çok daha önemli bir soru koyar:


Yaşamak istiyorsun; peki ne için?


Belki insanın hayatla kurabileceği en olgun ilişki:


ölümü sevmek değil,


ölüm gerçeğini kabul ederek hayatı daha derin yaşamaktır.


Seviyorsan söylemek.


Özür dilemen gerekiyorsa dilemek.


Haksızlığı düzeltmek.


İyilik yapmak.


Anlamlı bir şey bırakmak.


Çünkü sonunda insanın önündeki soru:


“Kaç yıl yaşadın?”


sorusundan daha büyük olabilir:


“Sana verilen yıllarla ne yaptın?”


Belki Bakara 96’nın bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak budur:


Bin yıl daha yaşamak mı isterdin, yoksa sahip olduğun zamanı gerçekten yaşanmış bir hayata dönüştürmek mi?


“Ömrün uzunluğu insana daha fazla zaman verir; fakat daha fazla anlamı garanti etmez. Hayatın değeri takvimde biriken yıllarda değil, o yılların içinden geçerken hangi insan olduğumuzda saklıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt