📖 Bakara Suresi 105. Ayette “Ehl-i Kitap’tan İnkâr Edenler de Allah’a Ortak Koşanlar da Rabbinizden Size Bir Hayır İndirilmesini İstemezler

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,784
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 105. Ayette “Ehl-i Kitap’tan İnkâr Edenler de Allah’a Ortak Koşanlar da Rabbinizden Size Bir Hayır İndirilmesini İstemezler. Oysa Allah Rahmetini Dilediğine Tahsis Eder. Allah Büyük Lütuf Sahibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan bazen kendisine verilmeyen bir nimetten değil, başkasına verilmiş olmasından rahatsız olur. Oysa hakiki olgunluk, iyiliğin yalnızca bize uğradığında değil, başkasına ulaştığında da iyilik olduğunu kabul edebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 105. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 105. ayeti, kıskançlık, ilahi lütuf, vahiy ve ayrıcalık düşüncesi üzerinde durur.


Ayet, Ehl-i Kitap’tan inkâr eden bazı kimseler ile müşriklerin:


müminlere Allah tarafından bir hayır indirilmesini istemediklerini


bildirir.


Buradaki “hayır” özellikle vahiy, peygamberlik, hidayet ve ilahi rahmet bağlamında anlaşılmıştır.


Ardından çok temel bir ilke gelir:


Allah rahmetini dilediğine tahsis eder.


Yani ilahi lütfun kimlere verileceğini:


insanların kıskançlığı,


grup aidiyeti,


soy iddiası


belirlemez.


Son cümle ise bütün meseleyi tamamlar:


“Allah büyük lütuf sahibidir.”


2️⃣ “Ehl-i Kitap’tan İnkâr Edenler” İfadesi Neden Özeldir ❓


Ayet:


bütün Ehl-i Kitap


şeklinde mutlak bir ifade kullanmaz.


İnkâr eden belirli kesimlerden söz eder.


Bu ayrım önemlidir.


Kur’an’ın farklı ayetlerinde Ehl-i Kitap içinde:


dürüst,


imanlı,


adaletli,


vahye saygılı


kişilerin bulunduğu da belirtilir.


Dolayısıyla bu ayet bütün Yahudi ve Hristiyanları tek bir karakter altında toplamaz.


Eleştirilen şey:


başkasına gelen ilahi hayrı kıskanarak reddeden tavırdır.


3️⃣ “Müşrikler” Kimlerdir ❓


Müşrik kelimesi:


Allah’a ortak koşan,


Allah’tan başka varlıklara ilahi nitelikler yükleyen


kimseleri ifade eder.


Ayetin ilk tarihsel bağlamında özellikle Hz. Muhammed’in çağrısına karşı çıkan Mekke müşrikleri düşünülebilir.


Böylece farklı inanç gruplarından bazı kişiler:


aynı noktada buluşmaktadır:


Allah’ın müminlere yeni bir vahiy ve peygamberlik nimeti vermesinden hoşnut olmamak.


4️⃣ “Rabbinizden Size Bir Hayır İndirilmesini İstemezler” Ne Demektir ❓


Buradaki “hayır” son derece kapsamlıdır.


Özellikle:


Kur’an,


vahiy,


hidayet,


peygamberlik,


rahmet


gibi ilahi nimetler anlaşılabilir.


Yani bazı insanların problemi yalnızca:


“Ben buna inanmıyorum.”


değildir.


Daha derinde şu duygu ortaya çıkabilir:


“Bu nimet neden onlara verildi?”


Bu noktada düşünsel itiraz ile kıskançlık birbirine karışabilir.


5️⃣ İnsan Başkasına Gelen Hayrı Neden İstemeyebilir ❓


Çünkü insan bazen nimeti paylaşılması gereken bir iyilik olarak değil:


sınırlı bir ayrıcalık


gibi görür.


Şöyle düşünebilir:


“O kazanırsa benim değerim azalır.”


“O seçilirse ben geri planda kalırım.”


“Ona verilirse artık ben özel değilim.”


Bu düşünce:


başkasının iyiliğini kendi kaybı gibi


görmeye yol açabilir.


Bakara 105 bu psikolojik problemi doğrudan ortaya koyar.


6️⃣ Kıskançlık İle Haset Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Gündelik dilde ikisi çoğu zaman aynı anlamda kullanılır.


Fakat klasik ahlak anlayışında haset:


başkasındaki nimetin ortadan kalkmasını istemek


gibi daha ağır bir anlam taşıyabilir.


İnsan:


“Keşke bende de olsa.”


diyebilir.


Bu bir özlem olabilir.


Ama:


“Onda olmasın.”


noktasına gelirse problem büyür.


Bakara 105’teki tavır, başkasına gelen hayırdan rahatsız olmayı eleştirir.


7️⃣ Başkasına Verilen Nimet Bizden Bir Şey Eksiltir mi ❓


Her zaman hayır.


Başka bir insanın:


başarılı olması,


bilgili olması,


sevilmesi,


nimet elde etmesi


sizin değerinizi otomatik olarak azaltmaz.


Fakat insan kendisini sürekli başkalarıyla karşılaştırırsa:


başkasının yükselişini kendi düşüşü gibi algılayabilir.


Bu durumda hayat:


iyilik yarışından çok statü savaşına


dönüşür.


Ayet bu zihinsel yanılgıya karşı ilahi lütfun genişliğini hatırlatır.


8️⃣ “Allah Rahmetini Dilediğine Tahsis Eder” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade:


ilahi rahmetin dağılımının insan beklentilerine bağlı olmadığını gösterir.


Allah:


kime peygamberlik vereceğini,


kime vahiy indireceğini,


kime hangi nimeti nasip edeceğini


insan gruplarından izin alarak belirlemez.


Burada temel teolojik mesaj şudur:


İlahi lütuf Allah’a aittir.


İnsan bunu:


soy,


millet,


kabile,


statü


üzerinden tekeline alamaz.


9️⃣ “Dilediğine” İfadesi Keyfîlik Anlamına mı Gelir ❓


İslam düşüncesinde Allah’ın dilemesini:


insandaki keyfî ve rastgele davranışla aynı görmek doğru değildir.


Kur’an Allah’ı aynı zamanda:


hakîm,


adil,


alim


olarak tanımlar.


Dolayısıyla ilahi irade:


bilgi ve hikmetten bağımsız bir keyfîlik


olarak düşünülmez.


İnsan bütün hikmeti göremeyebilir.


Ama ayetin vurgusu:


Allah’ın lütfunun insan gruplarının kontrolünde olmadığıdır.


🔟 İlahi Rahmeti Bir Grubun Tekeline Almak Neden Sorunludur ❓


Çünkü bu durumda insan:


Allah’ın hüküm alanını daraltmaya başlar.


“Allah yalnızca bizi sever.”


“Rahmet yalnızca bizim grubumuza gelir.”


“Doğru yalnızca bizden çıkabilir.”


gibi iddialar:


dinî kimliği:


ahlaki sorumluluktan ayrıcalık aracına


dönüştürebilir.


Bakara 105 ise:


Allah’ın lütfunun çok büyük olduğunu


hatırlatır.


İnsan ilahi rahmete sınır çizemez.


1️⃣1️⃣ Allah’ın “Büyük Lütuf Sahibi” Olması Ne Demektir ❓


Ayetin sonunda:


“Allah büyük lütuf sahibidir.”


denilir.


Bu ifade son derece umut vericidir.


Allah’ın:


rahmeti,


nimeti,


hidayeti,


bağışlaması


insan ölçülerinden çok daha geniştir.


İnsan nimetleri:


“Bana mı, ona mı?”


diye bölüştürür.


Ama ilahi lütuf:


insanın kıtlık psikolojisine mahkûm değildir.


Bir başkasına verilen nimet:


Allah’ın size verebileceği nimeti tüketmez.


1️⃣2️⃣ “Kıtlık Zihniyeti” Bu Ayeti Anlamaya Yardımcı Olabilir mi ❓


Modern psikolojide ve sosyal düşüncede kullanılan “kıtlık zihniyeti” kavramı burada açıklayıcı bir benzetme sağlayabilir.


İnsan bazen hayatı şöyle algılar:


Sınırlı miktarda başarı var.


Sınırlı sevgi var.


Sınırlı değer var.


Biri daha fazla alırsa bana daha az kalır.


Bu düşünce kıskançlığı besler.


Bakara 105’in:


“Allah büyük lütuf sahibidir.”


ifadesi ise bambaşka bir perspektif sunar:


İlahi lütuf sizin rekabet hesabınızdan çok daha büyüktür.


1️⃣3️⃣ Başkasının İyiliğine Sevinmek Neden Zordur ❓


Çünkü insan kendisini otomatik olarak karşılaştırabilir.


Bir arkadaş yükselir.


İçeriden şu düşünce gelebilir:


“Ben neden değil?”


Bir başkası takdir edilir.


İnsan:


“Benim değerim görülmüyor.”


diye hissedebilir.


Bu duygular insani olabilir.


Ahlaki sınav ise bundan sonra başlar:


Bu duyguyu hasede mi dönüştüreceğiz, yoksa başkasının iyiliğini kabul etmeyi mi öğreneceğiz?


1️⃣4️⃣ Başkasına Gelen Hayra Sevinmek İnsanı Küçültür mü ❓


Tam tersine.


Başkasının başarısını takdir edebilmek:


yüksek bir iç güven


gerektirir.


Kendisinden emin olmayan insan:


başkasının ışığından rahatsız olabilir.


Olgun insan ise:


başkasının güzel bir şey yapmasını kendi değerine saldırı gibi görmez.


Bu nedenle gerçek özgüven:


yalnızca kendi başarısıyla mutlu olmak değil, başkasının başarısından da tehdit hissetmemektir.


1️⃣5️⃣ Ayet Peygamberliğin Bir İnsan Hakkı Olmadığını mı Gösteriyor ❓


Evet.


Peygamberlik:


insanların talep edip sahiplenebilecekleri bir makam olarak sunulmaz.


Allah:


dilediğini peygamber olarak seçer.


Dolayısıyla:


“Peygamber bizim toplumumuzdan çıkmalıydı.”


şeklindeki beklenti ilahi seçimi bağlamaz.


Bakara 105’in önceki ayetlerle bağlantısı burada çok güçlüdür.


Problem:


vahyin kendisinden çok, vahyin kime verildiği üzerinden


oluşabilir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayetin Müslümanlar İçin De Bir Uyarısı Var mıdır ❓


Kesinlikle.


Ayet yalnızca geçmişteki başka toplulukları değerlendirmek için okunursa mesajının büyük kısmı kaybolur.


Bir Müslüman da:


başkasına verilen nimeti kıskanabilir.


Kendi grubunu ayrıcalıklı görebilir.


Allah’ın rahmetini daraltmaya çalışabilir.


Bir başkasının başarısından huzursuz olabilir.


Dolayısıyla ayetin evrensel sorusu şudur:


Allah başkasına iyilik verdiğinde senin kalbin ne yapıyor?


1️⃣7️⃣ Bakara 104 Ve 105 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓


  1. ayette müminlerin:

dillerini dikkatli kullanmaları


istenmişti.


  1. ayette ise başkalarının:

müminlere gelen hayrı istemediği


anlatılır.


Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde önemli bir denge görülür:


Birileri size karşı kötü niyet taşısa bile:


siz kendi ahlakınızı bozmayın.


Onlar kıskanabilir.


Siz dilinizi temiz tutun.


Onlar nimetten rahatsız olabilir.


Siz:


ilahi ölçüye göre davranmaya devam edin.


1️⃣8️⃣ Bakara 105’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Başkasına verilen nimetle kavga etmek yerine, kendi hayatındaki nimeti fark et.


Kıskançlık insanı sürekli dışarıya baktırır.


Kim ne kazandı?


Kim benden önde?


Kim daha çok seviliyor?


Kim daha başarılı?


Oysa insan bütün hayatını başkalarının sahip olduklarını izleyerek geçirirse:


kendisine verilmiş olanı göremeyebilir.


Ayetin:


“Allah büyük lütuf sahibidir.”


cümlesi bu nedenle aynı zamanda büyük bir huzur çağrısıdır.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 105 Bize “Başkasına Verilen Nimetten Neden Rahatsız Oluyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 105. ayet insanın iç dünyasında saklanması çok kolay fakat aşılması çok zor bir duyguyu açığa çıkarır:


Başkasına iyilik gelmesini istememek.


Bu duygu her zaman açıkça söylenmez.


İnsan:


“Onu kıskanıyorum.”


demeyebilir.


Bunun yerine:


“Zaten hak etmedi.”


der.


“Çok abartılıyor.”


der.


“O kadar da iyi değil.”


der.


“Nasıl olsa uzun sürmez.”


der.


Fakat bazen bu cümlelerin altında tek bir rahatsızlık bulunur:


“Neden ona verildi?”


İşte Bakara 105 bu sorunun karşısına çok daha büyük bir hakikat koyar:


“Allah büyük lütuf sahibidir.”


Başkasına verilen nimet:


senin nasibini tüketmez.


Başkasının başarısı:


senin değerini ortadan kaldırmaz.


Başkasının bilgisi:


senin öğrenme imkânını azaltmaz.


Başkasının sevilmesi:


senin sevilmeye layık olmadığın anlamına gelmez.


Ve ilahi rahmet:


insanların birbirleriyle bölüşmek zorunda olduğu küçük bir pasta değildir.


Belki insanı kıskançlıktan kurtaran en önemli düşüncelerden biri budur:


Hayat başkasının payını azaltarak kendi payını büyüttüğün bir savaş olmak zorunda değildir.


Başkası iyilik gördüğünde:


“O niçin?”


demek yerine:


“Ne güzel.”


diyebilecek bir kalp insanı özgürleştirir.


Çünkü haset insanı sürekli başkalarına bağlar.


Onların başarısı seni mutsuz eder.


Onların mutluluğu seni rahatsız eder.


Onların kazancı senin huzurunu belirler.


Bu durumda aslında kendi mutluluğunun anahtarını:


başkasının hayatına teslim etmiş olursun.


Bakara 105 ise insanı bundan kurtaran daha geniş bir perspektif sunar:


Lütfun sahibi insanlar değildir; Allah’tır.


Ve O’nun lütfu büyüktür.


Belki Bakara 105’in bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru şudur:


Bir başkasının sahip olduğu güzel bir şeyi gördüğünde, “Ben neden değil?” diye mi düşünüyorsun; yoksa onun iyiliğini kabul edip kendi yoluna güvenebiliyor musun?


“Başkasının ışığını söndürmek seni daha parlak yapmaz. Gerçek iç huzur, Allah’ın başkasına verdiği nimetten rahatsız olmadan kendi nasibinin de O’nun sonsuz lütfundan gelebileceğine güvenebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt