📖 Bakara Suresi 108. Ayette “Yoksa Siz de Daha Önce Musa’ya Sorulduğu Gibi Peygamberinizi Sorguya Çekmek mi İstiyorsunuz?

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,784
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 108. Ayette “Yoksa Siz de Daha Önce Musa’ya Sorulduğu Gibi Peygamberinizi Sorguya Çekmek mi İstiyorsunuz? Kim İmanı İnkârla Değiştirirse, Şüphesiz Dosdoğru Yolun Ortasından Sapmış Olur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Soru sormak insanı hakikate götürebilir; fakat soru, öğrenmek için değil hakikati sürekli ertelemek için soruluyorsa artık merak olmaktan çıkar, direncin başka bir biçimine dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 108. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 108. ayeti, insanın soru sorma biçimini, peygambere yaklaşımını ve iman ile inkâr arasındaki tercihini ele alır.


Ayet müminlere:


“Yoksa siz de peygamberinizi, daha önce Musa’ya sorulduğu gibi sorgulamak mı istiyorsunuz?”


diye sorar.


Burada sıradan ve samimi soru sormak eleştirilmez.


Asıl problem:


hakikati anlamaya çalışmak yerine,


gereksiz talepler üretmek,


peygamberi sürekli sınamak,


delil geldikçe yeni delil istemek


ve teslimiyeti sürekli ertelemektir.


Ayetin sonunda ise çok sert bir sonuç gelir:


“Kim imanı inkârla değiştirirse dosdoğru yoldan sapmış olur.”


2️⃣ “Peygamberinizi Sorguya Çekmek” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki ifade:


Hz. Muhammed’e soru sormanın bütünüyle yasaklanması anlamına gelmez.


Sahâbe peygambere:


ibadet,


ahlak,


hukuk,


gündelik hayat


hakkında pek çok soru sormuştur.


Kur’an’ın eleştirdiği başka bir tavırdır:


Peygamberi sürekli olağanüstü taleplerle sınamak.


Yani:


“Şunu da göster.”


“Bunu da yap.”


“Şu mucizeyi de getir.”


“Bunu görürsek belki inanırız.”


şeklinde bitmeyen bir şartlar zinciri oluşturmak.


3️⃣ Musa’ya Daha Önce Ne Sorulmuştu ❓


Ayet, Hz. Musa’nın kavmiyle yaşadığı bazı olaylara gönderme yapar.


Kur’an’da İsrailoğullarının Musa’dan zaman zaman:


olağanüstü taleplerde bulunduğu,


açık deliller gördükten sonra bile yeni şartlar ileri sürdüğü,


hatta:


“Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanmayacağız.”


gibi taleplerde bulunduğu anlatılır.


Dolayısıyla 108. ayet müminlere tarihsel bir uyarı verir:


Geçmişteki aynı hatayı tekrarlamayın.


4️⃣ Kur’an Soru Sormaya Karşı mı ❓


Hayır.


Kur’an birçok yerde insanı:


düşünmeye,


akletmeye,


araştırmaya,


delil istemeye


çağırır.


Bu nedenle sorun:


soru sormak değildir.


Sorun:


sorunun niyetidir.


Bir soru:


öğrenmek için sorulabilir.


Bir soru:


gerçeği araştırmak için sorulabilir.


Ama soru aynı zamanda:


kaçmak için de sorulabilir.


İnsan cevabı kabul etmeye niyeti olmadan sürekli yeni sorular üretebilir.


5️⃣ Samimi Soru İle Bahane Üreten Soru Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Samimi soru şöyle der:


“Anlamak istiyorum.”


Bahane üreten soru ise:


“Kabul etmemek için yeni bir sebep arıyorum.”


Samimi insan cevap geldiğinde:


onu değerlendirir.


Gerekirse fikrini değiştirir.


Bahane arayan kişi ise cevap geldiğinde:


başka bir soru üretir.


Sonra bir tane daha.


Sonra bir tane daha.


Böylece soru:


hakikate açılan kapı olmaktan çıkıp,


hakikatten kaçış koridoruna


dönüşebilir.


6️⃣ İnsan Neden Sürekli Yeni Kanıt İster ❓


Bazen gerçekten yeterli delil görmediği için.


Bu anlaşılabilir bir durumdur.


Ama bazen mesele delil değildir.


İnsan:


karar vermek istemez.


Çünkü karar:


sorumluluk getirir.


Eğer hakikati kabul ederse:


hayatını değiştirmesi gerekebilir.


Bu nedenle:


“Bir kanıt daha.”


demek,


aslında:


“Henüz karar vermek istemiyorum.”


anlamına gelebilir.


7️⃣ Delil Talebinin Bir Sınırı Olmalı mıdır ❓


Akılcı düşüncede delil istemek gereklidir.


Fakat hiçbir delilin yeterli kabul edilmediği bir noktada:


şüphecilik kendi başına amaç haline gelebilir.


İnsan şöyle diyebilir:


“Bunu gördüm ama başka bir şey daha görmek istiyorum.”


Sonra:


“Onu da gördüm ama kesin değil.”


Bu sonsuza kadar devam edebilir.


Bir noktada insan şu soruyu sormalıdır:


“Gerçekten kanıt mı arıyorum, yoksa hiçbir kanıtın beni bağlamamasını mı istiyorum?”


8️⃣ Bakara 108 Körü Körüne İmanı mı Savunuyor ❓


Hayır.


Ayetin bağlamı kör inanç çağrısı değildir.


Daha önceki ayetlerde:


apaçık deliller,


vahyin doğrulayıcı niteliği,


peygamberlik,


akletme


üzerinde durulmuştu.


Burada eleştirilen şey:


delil geldikten sonra hakikati sürekli yeni taleplerle ertelemektir.


Dolayısıyla ayet:


aklı değil,


bitmeyen bahane üretimini


eleştirir.


9️⃣ İnsan Neden Hakikati Sürekli Ertelemek İster ❓


Çünkü hakikat bazen karar ister.


Karar ise:


değişim,


bedel,


sorumluluk


getirebilir.


Bir insan:


bir ilişkisinin kötü olduğunu bilir.


Ama:


“Biraz daha bekleyeyim.”


der.


Bir alışkanlığının zarar verdiğini bilir.


Ama:


“Bir kanıt daha göreyim.”


der.


Bir haksızlık yaptığını bilir.


Ama:


“Belki ben haklıyımdır.”


diye oyalanır.


Bazen insanın sorunu:


gerçeği bilmemek değil, gerçeğin gereğini yapmak istememektir.


🔟 “Kim İmanı İnkârla Değiştirirse” Ne Demektir ❓


Ayet burada yine ticaret çağrışımı taşıyan bir değiş tokuş dili kullanır.


İnsan:


imanı bırakıp,


inkârı tercih etmektedir.


Bu yalnızca bir düşünce değişikliği olarak sunulmaz.


Bir değer değişimidir.


Yani kişi:


elindeki daha değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmiş


olur.


Bu ifade Kur’an’ın başka ayetlerindeki:


satın almak,


satmak,


değiştirmek


metaforlarıyla da uyumludur.


1️⃣1️⃣ İman Nasıl İnkârla Değiştirilebilir ❓


İnsan bir anda değil, süreç içinde uzaklaşabilir.


Önce:


şüphe oluşabilir.


Sonra:


sorumluluktan kaçış.


Ardından:


hakikati küçümseme.


Sonra:


kibir.


En sonunda:


bilinçli reddediş.


Bu nedenle büyük kopuşlar bazen:


küçük ama sürekli tercihlerin


sonucudur.


Bakara 108 insanı tam burada uyarır:


Hakikatle ilişkinin yönüne dikkat et.


1️⃣2️⃣ “Dosdoğru Yolun Ortasından Sapmak” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet:


“sevâe’s-sebîl”


ifadesini kullanır.


Bu:


doğru yol,


düzgün istikamet,


yolun dengeli ve doğru çizgisi


anlamlarını taşır.


İman bırakılıp bilinçli inkâr tercih edildiğinde:


insan artık:


doğru istikametten uzaklaşmış


olur.


Burada yol metaforu önemlidir.


Çünkü insan hayatı:


bir yöneliş


olarak anlatılır.


1️⃣3️⃣ Yanlış Yola Sapmak Bir Anda mı Olur ❓


Her zaman değil.


Bazen insan çok küçük bir sapmayla başlar.


Bir derece yanlış yön:


ilk adımda önemsiz görünebilir.


Ama uzun bir yolculukta:


hedefi kilometrelerce değiştirebilir.


Ahlaki hayatta da böyledir.


Küçük bir taviz.


Sonra bir taviz daha.


Sonra:


yanlış normalleşir.


Bu nedenle doğru yolu korumak:


sadece büyük kararlarla değil,


küçük tercihlerle de ilgilidir.


1️⃣4️⃣ Şüphe İman İçin Her Zaman Tehlikeli midir ❓


Hayır.


Samimi şüphe bazen:


daha derin bir anlayışa


götürebilir.


İnsan:


sorar,


araştırır,


düşünür


ve inancını daha bilinçli hale getirebilir.


Tehlikeli olan şüphe:


hakikati araştırmak istemeyen şüphedir.


Yani insanın her cevaptan sonra yeni bir kaçış yolu üretmesi.


Bu nedenle önemli ayrım şudur:


Şüphe seni hakikate mi götürüyor, yoksa hakikatten kaçırıyor mu?


1️⃣5️⃣ Her Sorunun Cevabını Bilmeden İnanmak Mümkün müdür ❓


Evet.


İnsan hiçbir alanda bütün soruların cevabını bilmez.


Bilimde bile:


cevabı bilinmeyen sorular vardır.


Bir görüşe makul biçimde güvenebilmek için:


her ayrıntının çözülmüş olması gerekmez.


Önemli olan:


temel gerekçelerin yeterli olup olmadığıdır.


İman açısından da insan:


sorular taşırken


inanabilir.


Sorusu olması:


otomatik olarak imansız olduğu


anlamına gelmez.


1️⃣6️⃣ “Sürekli Sorgulamak” Her Zaman Zihinsel Özgürlük müdür ❓


Hayır.


Sorgulama değerli olabilir.


Ama sorgulamayı hiçbir sonuca ulaşmama yöntemi haline getirmek de mümkündür.


İnsan:


hiçbir şeye bağlanmaz.


Hiçbir karar vermez.


Her cevaba:


“Ya değilse?”


der.


Bu durumda özgür görünürken:


kararsızlığının esiri


olabilir.


Gerçek düşünsel özgürlük:


soru sormak kadar,


yeterli gerekçe gördüğünde sonuç kabul edebilmektir.


1️⃣7️⃣ Bakara 106, 107 Ve 108 Arasında Nasıl Bir Bütünlük Vardır ❓


  1. ayette:

Allah’ın vahiy ve hüküm üzerindeki tasarrufu anlatılır.


  1. ayette:

göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’a ait olduğu belirtilir.


  1. ayette ise müminlere:

peygamberleri karşısında geçmiş toplumların aşırı ve dirençli sorgulama tavrına düşmemeleri


uyarısı yapılır.


Böylece üç ayette:


ilahi otorite, ilahi kudret ve insanın bu hakikat karşısındaki tavrı


birlikte ele alınır.


Asıl mesele:


İnsan hakikate nasıl yaklaşacak?


1️⃣8️⃣ Bakara 108’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Soru sormaktan vazgeçme; fakat sorularını karar vermemek için saklanabileceğin bir yere dönüştürme.


Araştır.


Sorgula.


Delil iste.


Farklı görüşleri incele.


Ama bir noktada kendi niyetini de sorgula:


“Bu cevabın doğru olabileceğini gerçekten kabul etmeye açık mıyım?”


Eğer cevap:


“Hayır, ne söylenirse söylensin fikrim değişmeyecek.”


ise artık mesele araştırmak değildir.


Savunma yapmaktır.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 108 Bize “Gerçekten Cevap mı Arıyoruz, Yoksa Kabul Etmemek İçin Yeni Sorular mı Üretiyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 108. ayet, düşünmenin en hassas sınırlarından birini gösterir:


Soru ile kaçış arasındaki sınırı.


İnsan soru sormalıdır.


Çünkü sorgulamayan zihin kolayca:


taklide,


yanlış bilgiye,


hurafeye


teslim olabilir.


Ama tam tersi de mümkündür.


İnsan öylesine çok soru sorar ki:


hiçbir cevabın kendisini bağlamasına izin vermez.


Bir kanıt gelir.


“Bir tane daha.”


der.


O da gelir.


“Başka?”


der.


Bir cevap verilir.


“Tamam ama ya şu?”


der.


Sonra yeni soru.


Sonra yenisi.


Bu noktada soru sormak:


hakikate yaklaşmanın değil, karar vermeyi sonsuza kadar ertelemenin aracı


haline gelebilir.


İşte Hz. Musa’nın kavmine yapılan gönderme bu açıdan çok anlamlıdır.


Sorun merak değildi.


Sorun:


açık işaretlerden sonra bile teslimiyetin sürekli yeni taleplere bağlanmasıydı.


Bu davranış insan hayatının başka alanlarında da görülebilir.


“Biraz daha düşünürsem karar veririm.”


dersin.


Aylar geçer.


“Biraz daha emin olayım.”


dersin.


Yıllar geçer.


“Doğru zamanı bekliyorum.”


dersin.


Ama bazen doğru zaman değil:


karar verme cesareti


eksiktir.


Bakara 108’in sonunda bu yüzden:


imanı inkârla değiştirmekten ve doğru yoldan sapmaktan


söz edilir.


Çünkü insanın sürekli ertelediği şey bazen yalnızca bir cevap değildir.


Kendi yönüdür.


Ve belki ayetin bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru şudur:


Bir konuda “Daha fazla kanıt istiyorum” dediğinde gerçekten hakikate ulaşmaya mı çalışıyorsun; yoksa kabul etmek istemediğin bir sonucun gelmesini sonsuza kadar ertelemeye mi?


“Soru insanı büyütür, eğer cevaba açık sorulmuşsa. Fakat hiçbir cevabı kabul etmemeye karar vermiş bir zihinde soru artık merak değil, saklanma yeridir. Hakikati aramak yalnızca sormak değil; bulduğunda onu kabul edebilecek cesarete de sahip olmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt