Bakara Suresi 115. Ayette “Doğu da Allah’ındır Batı da. Nereye Dönerseniz Allah’ın Vechi Oradadır. Şüphesiz Allah’ın Rahmeti ve Kudreti Geniştir, O Her Şeyi Bilendir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan Allah’ı bir yöne sığdırmaya çalıştığında sonsuzu kendi ölçülerine küçültür. Yönler bize aittir; doğu da batı da bütün varlık da Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 115. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 115. ayeti çok kısa olmasına rağmen Allah, mekân, yön, kıble, ibadet ve ilahi kuşatıcılık hakkında son derece derin bir anlam taşır.
Ayet şöyle bir düşünceyle başlar:
Doğu da Allah’ındır, batı da.
Ardından:
“Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır.”
denilir.
Sonunda ise Allah:
Vâsi’
ve:
Alîm
olarak tanımlanır.
Yani:
Allah’ın kudreti, rahmeti ve tasarrufu geniştir.
Ve Allah:
her şeyi bilmektedir.
Ayetin temel mesajlarından biri şudur:
Allah belirli bir coğrafi yönde hapsedilebilecek bir varlık değildir.
“Doğu da Allah’ındır Batı da” Ne Demektir
Doğu ve batı burada yalnızca iki pusula yönü değildir.
İfade bütün dünyayı temsil eder.
Güneşin doğduğu taraf da…
Battığı taraf da…
Kuzey de…
Güney de…
Gökyüzü de…
Yeryüzü de…
Allah’ın mülküdür.
Bu nedenle hiçbir yön:
Allah’ın egemenliğinin dışında değildir.
İnsan dünyayı bölgelere ayırabilir.
Ama varlığın tamamı:
aynı yaratıcıya aittir.
Allah Bir Yönde midir
Bakara 115’in en önemli teolojik sorularından biri budur.
İslam’ın klasik tevhid anlayışında Allah:
yaratılmış varlıkların mekânsal özellikleriyle sınırlandırılmaz.
Yani Allah’ı:
doğuda,
batıda,
kuzeyde,
gökyüzünün belirli bir noktasında
bir cisim gibi düşünmek doğru değildir.
Çünkü yön ve mekân:
yaratılmış evrenin özellikleridir.
Allah ise:
evrenin yaratıcısıdır.
Dolayısıyla:
Allah’ın bir yöne ihtiyaç duyduğu söylenemez.
O Halde “Nereye Dönerseniz Allah’ın Vechi Oradadır” Ne Demektir
Ayette geçen önemli kelime:
“vech”, yani “yüz”dür.
Fakat bunu insan yüzü gibi fiziksel bir organ olarak anlamak İslam’ın aşkın Allah anlayışıyla uyuşmaz.
Tefsir geleneğinde ifade farklı şekillerde açıklanmıştır.
Bunlar arasında:
Allah’ın yönelinen kıblesi, Allah’ın rızası, ilahi huzur ve Allah’ın kuşatıcı bilgisi
gibi anlamlar bulunur.
Ana fikir şudur:
İnsan hangi yönde bulunursa bulunsun Allah’ın hükümranlığının, bilgisinin ve kudretinin dışına çıkamaz.
“Allah’ın Yüzü” İfadesi Mecazi midir
Bu konuda İslam kelâm geleneğinde farklı açıklama yöntemleri vardır.
Bazı alimler böyle ifadeleri:
Allah’a yakışır biçimde kabul edip nasıl olduğunu belirlememeyi tercih etmiştir.
Bazıları ise:
“vech” ifadesini:
Allah’ın zatı, rızası veya yönelinen ilahi amaç
şeklinde yorumlamıştır.
Fakat ortak nokta son derece önemlidir:
Allah yaratılmış insanlara benzeyen fiziksel bir varlık olarak düşünülmez.
Kur’an’ın başka bir temel ifadesiyle:
“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.”
Bu Ayetin Kıbleyle Bir İlişkisi Var mıdır
Tefsirlerde ayetin kıble meselesiyle ilişkisi üzerinde durulmuştur.
Bakara Suresi’nin ilerleyen ayetlerinde kıblenin:
Beytülmakdis yönünden Kâbe’ye çevrilmesi
ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.
Bu nedenle 115. ayetin:
yönün kendisinin kutsallaştırılmaması
konusunda hazırlayıcı bir anlam taşıdığı düşünülebilir.
Yani Allah:
Kâbe’nin içinde veya yalnızca Kâbe yönünde değildir.
Kâbe:
ibadetin yönünü birleştiren kıbledir.
Allah ise bütün yönlerin Rabbidir.
Madem Allah Her Yerin Rabbi, Neden Kıble Vardır
Çünkü kıble Allah’ın bulunduğu yönü göstermez.
Kıble:
Müslümanların namazda yöneldiği ortak yönü
belirler.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Bir Müslüman Kâbe’ye yönelirken:
Kâbe’ye tapmaz.
Kâbe’nin yönünde bulunan Allah’a da tapmaz.
Allah’a ibadet eder.
Kâbe yalnızca:
ortak yön ve birlik sembolüdür.
Dolayısıyla kıble:
Allah’ı mekâna hapsetmez.
İbadeti düzenler.
Kıble Olmasaydı Ne Olurdu
İnsanlar farklı yönlere dönebilirdi.
İbadetin özü yine Allah’a yönelmek olabilirdi.
Fakat ortak kıble:
milyonlarca insanı sembolik olarak tek merkez etrafında birleştirir.
Dünyanın farklı bölgelerinde insanlar:
aynı anda farklı fiziksel doğrultulardan
aynı noktaya yönelir.
Bu son derece güçlü bir birlik sembolüdür.
Fakat Bakara 115 önemli dengeyi hatırlatır:
Kıble kutsal bir yön olabilir; fakat Allah bir yön değildir.
“Nereye Dönerseniz” İfadesi Namazdaki Zorunlu Durumlarla da İlişkili midir
Tefsir geleneğinde ayetin:
yolculuk,
kıblenin bilinmediği durum,
binek üzerinde nafile namaz
gibi durumlarla ilişkilendirildiği yorumlar da vardır.
İnsan gerçekten kıbleyi bilmiyorsa ve araştırdıktan sonra bir yöne dönmüşse:
Allah onun:
niyetini ve imkânını
bilir.
Bu da ayetin sonundaki:
“Allah her şeyi bilendir.”
ifadesiyle son derece anlamlı bir bağ kurar.
Allah’a Yönelmek Fiziksel Bir Yönelme midir, Manevi Bir Yönelme midir
Namazda fiziksel bir yöneliş vardır.
İnsan bedeniyle:
Kâbe’ye yönelir.
Ama ibadetin derin anlamında başka bir yöneliş daha vardır:
Kalbin Allah’a yönelmesi.
Beden Kâbe’ye dönmüş olabilir.
Ama zihin:
parada,
öfkesinde,
işinde,
başka düşüncelerde
olabilir.
Bu nedenle gerçek ibadet yalnızca bedenin yönünü değil:
kalbin yönünü de
ilgilendirir.

İnsan Bedeni Kıbleye Dönükken Kalbi Başka Bir Şeye Dönebilir mi
Elbette.
İşte ibadetin en büyük sınavlarından biri budur.
İnsan fiziksel olarak doğru yöne dönebilir.
Ama bütün dikkati:
dünyaya
yönelmiş olabilir.
Bu nedenle Bakara 115’in derin bir manevi okuması şöyledir:
Asıl mesele yalnızca hangi yöne baktığın değil, kime yöneldiğindir.
Kıble bedenin yönünü belirler.
İman ise:
hayatın yönünü belirler.

Allah Her Yerde midir
Bu cümle dikkatli kullanılmalıdır.
“Allah her yerde” ifadesi eğer:
Allah’ın fiziksel olarak mekânların içine dağılmış olduğu
anlamında kullanılırsa İslam’ın klasik Allah anlayışı açısından problemli olur.
Fakat:
Allah’ın bilgisi,
kudreti,
hükümranlığı
her şeyi kuşatır
anlamında kullanılırsa farklı bir anlam ortaya çıkar.
Bakara 115’in temel mesajı:
Allah’ın herhangi bir coğrafi bölgeyle sınırlandırılamayacağıdır.

Bu Ayet Panteizm mi Anlatıyor
Hayır.
“Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır.”
ifadesi:
“Her şey Allah’tır.”
anlamına gelmez.
Panteizm genel olarak Tanrı ile evreni özdeşleştiren yaklaşımları ifade eder.
Kur’an ise:
Allah ile yaratılmış varlıklar arasında ayrım yapar.
Evren:
Allah’ın yaratmasıdır.
Ama evrenin kendisi Allah değildir.
Dolayısıyla ayet:
Allah’ın kuşatıcılığını anlatırken:
yaratıcı ile yaratılanı özdeşleştirmez.

“Allah Vâsi’dir” Ne Anlama Gelir
Vâsi’ kelimesi:
geniş olan,
kuşatan,
rahmeti ve kudreti engin olan
anlamlarını taşır.
Allah’ın:
rahmeti,
bilgisi,
kudreti,
nimeti
insanın dar ölçülerine sığmaz.
Bu ifade ayetin başındaki:
doğu ve batının Allah’a ait olması
fikrini tamamlar.
İnsan sınırlar çizer.
Allah’ın hükümranlığı ise:
insanın çizdiği sınırların ötesindedir.

“Allah Alîm’dir” Ne Anlama Gelir
Alîm, her şeyi bilen anlamına gelir.
Allah:
nerede olduğumuzu,
hangi yöne döndüğümüzü,
neden öyle yaptığımızı,
niyetimizi
bilir.
Bu nedenle ibadetin değeri yalnızca dış görüntüsünden ibaret değildir.
İki insan aynı hareketi yapabilir.
Ama niyetleri tamamen farklı olabilir.
İnsan dışarıyı görür.
Allah ise:
görünenden daha fazlasını bilir.

Bu Ayet Dinî Mekânları Gereksiz mi Hale Getiriyor
Hayır.
Bir önceki ayet olan Bakara 114, mescitlerin önemini ve onların ibadete kapatılmasının büyük bir zulüm olduğunu anlatmıştı.
- ayet ise hemen ardından:
Allah’ın sadece mescidin içinde olmadığını
hatırlatır.
Bu çok güzel bir dengedir.
Mabet değerlidir.
Ama Allah:
mabede sığdırılamaz.
Kâbe değerlidir.
Ama Allah:
Kâbe’nin içinde hapsedilmiş değildir.
Yön değerlidir.
Ama Allah:
yönlerden bağımsızdır.

Bakara 114 Ve 115 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar
- ayette:
Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasını engellemek
ağır zulüm olarak anlatılmıştı.
- ayette ise:
doğunun da batının da Allah’a ait olduğu
söylenir.
Bu iki ayet birlikte olağanüstü bir denge kurar:
Mekân kutsaldır ama Allah mekâna mahkûm değildir.
Mabedi koru.
Fakat Allah’ı binaya hapsetme.
Kıbleye yönel.
Fakat kıblenin Allah’ın fiziksel adresi olduğunu düşünme.
İbadet mekânına saygı göster.
Ama bütün yeryüzünün:
Allah’ın mülkü olduğunu unutma.

Bakara 115’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şöyle özetlenebilir:
Allah’ı yalnızca belirli zaman ve mekânlarda hatırlanan bir varlığa dönüştürme.
Camide Allah’ı hatırlayıp:
ticarette unutma.
Namazda dürüst olup:
alışverişte hile yapma.
Kutsal gecelerde merhametli olup:
gündelik hayatta zalimleşme.
Çünkü doğu da batı da Allah’ındır.
Mescit de.
İşyeri de.
Ev de.
Yol da.
İnsan Allah’ın huzurundan:
coğrafi olarak çıkamaz.
Bu bilinç gerçek takvânın en güçlü temellerinden biridir.

Son Söz
Bakara 115 Bize “Allah’a Doğru Bir Yön mü Arıyoruz, Yoksa Hayatımızın Bütün Yönünü Allah’a mı Çevirmeliyiz?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 115. ayet insanın çok temel bir eğilimini sarsar:
Sonsuzu bir yere yerleştirmek.
İnsan mekânla düşünür.
“Burada.”
“Orada.”
“Yukarıda.”
“Doğuda.”
“Batıda.”
Çünkü insanın kendisi mekânın içindedir.
Bir yerde bulunur.
Aynı anda başka yerde bulunamaz.
Bu yüzden Allah hakkında düşünürken de fark etmeden:
insanın sınırlarını Allah’a taşıyabilir.
Fakat ayet:
“Doğu da Allah’ındır, batı da.”
der.
Yani sen hangi yöne dönersen dön:
zaten Allah’ın yarattığı varlığın içindesin.
Sonra:
“Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır.”
denilir.
Bu ifade Allah’ı her nesnenin içine yerleştirmez.
Tam tersine insanın:
Allah’ı tek bir noktaya hapsetme düşüncesini
yıkar.
Belki bu ayetin en güzel paradokslarından biri kıbledir.
Dünyanın her yerindeki Müslümanlar tek bir yöne:
Kâbe’ye
döner.
Ama Kâbe’ye yönelenlerin hiçbiri aynı coğrafi doğrultuda değildir.
Türkiye’den güneye doğru yönelirsin.
Başka bir ülkeden kuzeye.
Bir başka kıtadan doğuya.
Başka bir yerden batıya.
Farklı yönlerden:
aynı merkeze
dönülür.
Ve bütün bunların ötesinde Allah:
hiçbir yönün içine sığmaz.
Belki insanın manevi hayatındaki büyük sorun da burada başlar.
Bedenimizin yönünü düzeltmek kolaydır.
Pusulaya bakarız.
Kıbleyi buluruz.
Peki kalbin kıblesi?
Hayatımız gerçekte neye dönük?
Para mı?
Güç mü?
İnsanların onayı mı?
Statü mü?
Ego mu?
Yoksa Allah mı?
Çünkü insanın bedeni Kâbe’ye dönükken hayatı başka bir şeyin çevresinde dönebilir.
Bu yüzden Bakara 115’in en derin mesajlarından biri yalnızca:
“Allah nerede?”
sorusuna cevap değildir.
Belki daha büyük soru şudur:
“Sen nereye yönelmiş durumdasın?”
Doğu Allah’ındır.
Batı Allah’ındır.
Gökyüzü Allah’ındır.
Yeryüzü Allah’ındır.
Ve insan nereye giderse gitsin:
Allah’ın bilgisinin,
kudretinin,
hükümranlığının
dışına çıkamaz.
Bu düşünce insan için hem büyük bir uyarı hem de büyük bir tesellidir.
Uyarıdır:
Kimsenin görmediği bir yerde de Allah bilir.
Tesellidir:
Kendini dünyanın en yalnız yerinde hissettiğinde de Allah’ın hükümranlığının dışında değilsin.
Belki Bakara 115’in bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:
Namaz kılarken bedenimizin hangi yöne döndüğünü biliyoruz; peki hayatımızın tamamının hangi yöne döndüğünü hiç düşündük mü?
“Kıble bedenin yönünü gösterir; insanın gerçek yönünü ise uğruna yaşadığı şey gösterir. Doğu da batı da Allah’ınken asıl mesele nerede bulunduğumuz değil, kalbimizin neye dönük olduğudur.”
Ersan Karavelioğlu