Bakara Suresi 99. Ayette “Andolsun, Sana Apaçık Ayetler İndirdik. Onları Ancak Yoldan Çıkmış Olanlar İnkâr Eder” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikat bazen gizli olduğu için değil, insan onun karşısında sorumluluk almak istemediği için reddedilir. Delilin açıklığı her zaman kalbin açıklığını garanti etmez.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 99. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 99. ayeti kısa fakat son derece güçlü bir ifade taşır.
Allah, Hz. Muhammed’e:
apaçık ayetler indirdiğini
bildirir.
Ardından bu ayetlerin inkâr edilmesinin yalnızca bilgi eksikliğiyle açıklanamayacağını belirtir:
“Onları ancak fâsıklar inkâr eder.”
Buradaki temel düşünce şudur:
Hakikat önümüzde yeterince açık olduğunda mesele artık yalnızca:
“Delil var mı?”
sorusu değildir.
Şu soru da ortaya çıkar:
“İnsan bu delile karşı nasıl bir ahlaki tavır alıyor?”
“Apaçık Ayetler” Ne Demektir
Ayette geçen beyyinât kavramı:
açık,
ayırt edici,
delil niteliği taşıyan
işaretler anlamına gelir.
Kur’an yalnızca belirsiz iddialardan oluştuğunu söylemez.
İnsanı:
düşünmeye,
karşılaştırmaya,
akletmeye,
geçmiş toplumları değerlendirmeye
çağıran işaretler sunduğunu bildirir.
“Apaçık” ifadesi burada:
mesajın temel çizgisinin anlaşılabilir ve delillendirilebilir olduğunu
vurgular.
Ayetlerin Açık Olması Herkesin Otomatik Olarak İnanacağı Anlamına Gelir mi
Hayır.
Bu ayetin en önemli noktalarından biri tam olarak budur.
Bir delilin açık olması ile:
insanın o delili kabul etmeye hazır olması
aynı şey değildir.
İnsan bazen bir şeyi açıkça görebilir ama yine de reddedebilir.
Çünkü kabul etmek:
fikrini değiştirmeyi,
alışkanlığını bırakmayı,
çıkarından vazgeçmeyi,
gururunu kırmayı
gerektirebilir.
Dolayısıyla hakikat sorunu yalnızca:
bilgi problemi değildir.
Bazen:
irade problemidir.
“Fâsık” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Fısk” kelimesi genel olarak:
itaat sınırından çıkmak, doğru ölçünün dışına taşmak
anlamında kullanılır.
“Fâsık” ise bu çizginin dışına çıkan kişiyi ifade eder.
Kur’an bağlamında fısk:
hakikati bilmesine rağmen ona karşı çıkmak,
ilahi ölçüleri bilinçli biçimde ihlal etmek,
ahlaki sınırları aşmak
gibi anlamlar taşıyabilir.
Dolayısıyla ayetin söylediği şey:
“İnkâr eden herkes hiçbir şey bilmiyor.”
değildir.
Tam tersine bazı inkârların:
ahlaki bir dirençten
kaynaklanabileceğini belirtir.
Bilgi Eksikliği İle Bilinçli Reddediş Arasında Ne Fark Vardır
Çok büyük bir fark vardır.
Bir insan gerçekten bilmiyorsa:
öğrenebilir.
Yanlış bilgi almışsa:
düzeltilebilir.
Bir şeyi anlamamışsa:
açıklanabilir.
Ama kişi gerçeği görüp yine de:
“Bunu kabul etmek istemiyorum.”
diyorsa problem değişir.
Artık mesele:
daha fazla bilgi vermek değil,
insanın hakikat karşısındaki tutumudur.
Bakara 99 bu ayrımı çok güçlü biçimde düşündürür.
İnsan Apaçık Bir Gerçeği Neden İnkâr Eder
Bunun birçok nedeni olabilir.
Kibir.
Çıkar.
Korku.
Grup baskısı.
Alışkanlık.
Statü kaybı.
Geçmişte söylediği sözlerden geri dönememe.
İnsan bazen gerçeği kabul ederse:
bütün hayat hikâyesini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir.
Bu çok zor olabilir.
Bu nedenle bazı insanlar:
gerçeği değiştirmek yerine
gerçeği reddetmeyi
seçebilir.
Kibir Hakikatin Görülmesini Nasıl Engeller
Kibir insanın zihninde şöyle bir bariyer oluşturabilir:
“Ben yanılmış olamam.”
Eğer bir delil kişinin yıllardır savunduğu fikri yanlışlıyorsa:
o delili kabul etmek,
kendi hatasını da kabul etmeyi gerektirir.
Kibir ise bunu zorlaştırır.
Bu nedenle insan:
delili küçümseyebilir,
kaynağı suçlayabilir,
konuyu değiştirebilir,
hatta inkâr edebilir.
Sorun artık bilgi değil:
egonun korunmasıdır.
Çıkar Hakikati Nasıl Bozabilir
İnsan bir gerçeği kabul ettiğinde:
para kaybedebilir.
Statü kaybedebilir.
Otoritesi azalabilir.
Toplumdaki konumu değişebilir.
Bu durumda hakikat:
ekonomik veya sosyal maliyet
taşımaya başlar.
İnsan şu tehlikeli soruya kayabilir:
“Bu doğru mu?”
yerine:
“Bu bana ne kaybettirir?”
diye düşünmeye başlayabilir.
Bakara 99’un ahlaki boyutu burada çok önemlidir.
Bir Delilin Açıklığı Neden Herkes İçin Aynı Sonucu Doğurmaz
Çünkü insanlar yalnızca gözleriyle değil:
ön kabulleriyle
de görür.
Aynı olay:
bir insan için güçlü bir işaret olabilir.
Başka biri için:
önemsiz görünebilir.
İnsan mevcut inançlarına uygun bilgiyi daha kolay kabul eder.
Tersine olan bilgiyi ise daha çok sorgular.
Modern psikolojide buna yakın mekanizmalardan biri:
doğrulama yanlılığıdır.
Yani insan çoğu zaman zaten inandığı şeyi destekleyen bilgiyi tercih eder.
Bakara 99 Akıl İle İman Arasında Nasıl Bir İlişki Kurar
Ayet aklı dışlamaz.
Tam tersine:
“Apaçık ayetler”
ifadesi delili ve anlaşılabilirliği öne çıkarır.
Fakat yalnızca aklın yetmediğini de düşündürür.
Çünkü insanın:
ahlaki niyeti,
samimiyeti,
kibri,
çıkarları
aklın değerlendirmesini etkileyebilir.
Bu nedenle iman meselesi:
yalnızca bilgi toplamaktan ibaret değildir.
Hakikate karşı dürüst olmayı da gerektirir.

Delil Karşısında Fikir Değiştirmek Neden Zor Olabilir
Çünkü insanlar fikirlerine sadece zihinsel olarak değil:
duygusal olarak da bağlanırlar.
Bir düşünce:
kimliğin,
ailenin,
toplumun,
arkadaş çevresinin
parçası haline gelebilir.
O düşünceyi değiştirmek bazen:
“Ben kimim?”
sorusunu bile etkileyebilir.
Bu nedenle fikir değiştirmek:
sadece yeni bir bilgi kabul etmek değil,
bazen kimliği yeniden düzenlemek
anlamına gelir.

Fikir Değiştirmek Karaktersizlik midir
Hayır.
Delil değiştiğinde fikrini değiştirmek:
entelektüel dürüstlük
olabilir.
Asıl problem:
delil değiştiği halde sırf geçmişte söylediğini korumak için yanlışta ısrar etmektir.
İnsan:
“Bunu daha önce farklı düşünüyordum fakat şimdi daha güçlü bir gerekçe görüyorum.”
diyebiliyorsa:
bu zayıflık değil,
zihinsel olgunluktur.
Bakara 99’un ruhuyla uyumlu tavır da budur:
Hakikat karşısında açık kalabilmek.

Ayet “Sorgulamak Kötüdür” mü Diyor
Kesinlikle hayır.
Kur’an birçok yerde insanı:
düşünmeye,
akletmeye,
ibret almaya,
delil istemeye
çağırır.
Sorgulama ile inkâr aynı şey değildir.
Sorgulama:
“Doğruyu bulmak istiyorum.”
diyebilir.
İnkârcı direnç ise:
“Sonuç ne olursa olsun bunu kabul etmeyeceğim.”
diyebilir.
Bu ikisi arasında büyük fark vardır.
Gerçek sorgulama:
sonucun insanın başlangıçtaki fikrinden farklı olabileceğine açık olmaktır.

Ayet Bir İnsanı Kolayca “Fâsık” İlan Etme Yetkisi Verir mi
Hayır.
Bu ayet insanların birbirlerinin kalplerini okuyup:
“Sen bunu biliyorsun ama bilerek reddediyorsun.”
diye kolayca hüküm vermesi için kullanılmamalıdır.
Bir insanın:
ne kadar bildiğini,
hangi bilgiye ulaştığını,
hangi niyetle hareket ettiğini
tam olarak Allah bilir.
Ayetin asıl amacı başkalarına etiket yapıştırmaktan önce:
kişinin kendi içindeki direnç mekanizmalarını sorgulamasıdır.

“Ben Hakikati Gerçekten Arıyor muyum?” Sorusu Nasıl Test Edilebilir
İnsan kendine bazı sorular sorabilir:
Yanıldığımı gösteren bir delil geldiğinde okuyabiliyor muyum?
Karşı görüşü gerçekten anlamaya çalışıyor muyum?
Sevmediğim birinin doğru söyleyebileceğini kabul edebiliyor muyum?
Kendi grubum yanlış yaptığında bunu söyleyebiliyor muyum?
Fikrim değişirse bundan utanıyor muyum?
Bu soruların cevapları:
hakikate mi yoksa kendi haklılığımıza mı daha bağlı olduğumuzu
gösterebilir.

Bakara 99 Günümüz Bilgi Çağına Nasıl Uygulanabilir
Bugün insanlık tarihte hiç olmadığı kadar fazla bilgiye ulaşabiliyor.
Ama bilgi bolluğu:
hakikate ulaşmayı otomatik olarak kolaylaştırmıyor.
Çünkü insan sadece istediği bilgileri seçebilir.
Kendisine uygun kaynakları takip edebilir.
Karşı görüşleri engelleyebilir.
Algoritmalar kişiye sürekli kendi dünya görüşüne benzeyen içerikler gösterebilir.
Böylece bilgi artarken:
zihinsel kapanma da artabilir.
Bakara 99’un mesajı bu nedenle günümüzde özellikle önemlidir:
Delilin varlığı yetmez; delile açık bir zihin de gerekir.

Bakara 97, 98 Ve 99 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar
- ayette:
Cebrâil’in Kur’an’ı Allah’ın izniyle getirdiği anlatılır.
- ayette:
Allah’a, meleklere ve peygamberlere düşmanlık eleştirilir.
- ayette ise:
Hz. Muhammed’e apaçık ayetlerin indirildiği
vurgulanır.
Böylece itirazların karşısına üç temel unsur konur:
Vahyin kaynağı Allah’tır.
Vahyin aracısı ilahi görevle hareket eder.
Vahyin mesajı açık işaretler taşır.
Bundan sonra mesele yalnızca:
“Delil nerede?”
sorusu değildir.
“Delille karşılaşınca insan ne yapıyor?”
sorusudur.

Bakara 99’dan Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şöyle ifade edilebilir:
Hakikati ararken en çok dışarıdaki delilleri değil, içerideki dirençlerini de sorgula.
Çünkü bazen problem:
kanıt eksikliği değildir.
İnsan kabul etmek istemediği bir gerçeğin karşısında:
sonsuz gerekçe üretebilir.
Bu nedenle gerçek düşünsel dürüstlük:
yalnızca başkalarının fikirlerini sorgulamak değil, kendi reddedişimizin nedenlerini de sorgulamaktır.
Şu soru çok değerlidir:
“Ben bunu gerçekten yanlış olduğu için mi reddediyorum, yoksa doğru olmasını istemediğim için mi?”

Son Söz
Bakara 99 Bize “Hakikat Yeterince Açık Değil mi, Yoksa Biz Onu Görmek İstemiyor muyuz?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 99. ayet yalnızca birkaç kelimeyle insan düşüncesinin çok temel bir sorununa dokunur:
Delil ile kabul arasında boşluk vardır.
İnsan çoğu zaman şöyle düşünür:
“Gerçek yeterince açık olsaydı herkes inanırdı.”
Ama insanlık tarihi bunun her zaman böyle olmadığını gösterir.
İnsanlar aynı olayı görür.
Farklı sonuçlara ulaşır.
Aynı kanıtı inceler.
Biri kabul eder.
Diğeri reddeder.
Çünkü insan yalnızca:
gören bir göz
değildir.
Aynı zamanda:
çıkarları,
korkuları,
geçmişi,
aidiyetleri,
egosu,
arzuları
olan bir varlıktır.
İşte tam da bu yüzden hakikati aramak yalnızca dış dünyaya bakmayı gerektirmez.
İç dünyaya da bakmayı gerektirir.
Belki insanın kendisine sorabileceği en zor soru şudur:
“Bir gerçeği kabul etmememin gerçek sebebi nedir?”
Gerçekten kanıt mı yetersiz?
Yoksa kabul edersem:
yanıldığımı mı söylemek zorunda kalacağım?
Bir çıkarımı mı kaybedeceğim?
Grubumdan mı dışlanacağım?
Yıllardır savunduğum şeyi mi terk edeceğim?
Egom mu incinecek?
Eğer bu sorular sorulmazsa insan kendisini çok kolay kandırabilir.
Kendi direncini:
“Ben sadece sorguluyorum.”
diye tanımlayabilir.
Oysa gerçek sorgulamanın bir şartı vardır:
Doğru cevap kendi istediğimiz cevap olmayabilir.
Bakara 99’un insan zihnine bıraktığı en güçlü ilke belki budur:
Hakikat arayışında yalnızca:
“Delil ne?”
diye sorma.
Bir soru daha sor:
“Delil istediğim sonucun tersini gösterirse onu kabul etmeye hazır mıyım?”
İşte o anda insanın yalnızca zekâsı değil:
dürüstlüğü de sınanır.
“Hakikati bulmak için açık deliller kadar açık bir kalp de gerekir. İnsan gerçeği gerçekten arıyorsa, en sevdiği düşüncenin bile yanlış çıkabileceğini kabul edecek kadar özgür olmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu