A‘râf Suresi 151. Ayette “Musa ‘Rabbim! Beni ve Kardeşimi Bağışla, Bizi Rahmetinin İçine Al. Sen Merhamet Edenlerin En Merhametlisisin’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan öfkelendiğinde önce karşısındakinin kusurunu görür; sakinleştiğinde ise kendi payını da düşünmeye başlar. Olgunluk, haklı olduğunda bile merhameti kaybetmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 150. ayetinde Hz. Musa:
kavmine:
öfke ve üzüntü içinde:
geri dönmüş,
buzağıya yönelmeleri karşısında:
çok sert tepki göstermişti.
Kardeşi Hz. Hârûn’un:
başından tutmuş,
onu kendine doğru çekmişti.
Hz. Hârûn ise:
kavmin kendisini:
güçsüz bıraktığını,
hatta:
neredeyse öldüreceklerini:
söylemiş
ve:
“Beni zalimlerle bir tutma.”
demişti.
- ayette ise:
çok önemli bir değişim görürüz.
Artık:
öfke değil,
dua vardır.
Suçlama değil,
rahmet talebi vardır.
Hz. Musa:
şöyle der:
“Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetinin içine al. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”
Bu ayet:
öfke sonrasında kendini düzeltme, kardeşlik, bağışlanma, merhamet ve dua
konularında:
çok güçlü bir ders taşır.
Hz. Musa Neden “Beni ve Kardeşimi Bağışla” Diyor
Hz. Musa:önceki ayette:
çok güçlü bir öfke:
yaşamıştı.
Hz. Hârûn’un:
açıklamasını duyduktan sonra:
Allah’a yönelir.
Ve yalnız:
kardeşi için değil,
kendisi için de bağışlanma ister.
Bu:
çok önemli bir:
tevazu göstergesidir.
Musa Neden Kendisini de Duaya Dahil Ediyor
Çünkü:insan:
haklı bir öfke yaşamış olsa bile:
davranışını:
yeniden değerlendirebilir.
Hz. Musa:
kardeşine karşı:
sert davranmıştır.
Hârûn’un:
durumu açıklamasından sonra:
Musa:
duasında:
kendisini de:
bağışlanmaya muhtaç:
görür.
Bu:
“Ben peygamberim, hata ihtimalim yok.”
şeklinde bir:
kibirli tavrın:
tam tersidir.
Bu Ayet Musa’nın Kesin Bir Günah İşlediğini mi Söylüyor
Ayet:Hz. Musa’nın:
hangi belirli davranışı için:
bağışlanma istediğini:
ayrıntılı biçimde açıklamaz.
Bu nedenle:
kesin biçimde:
“Şu günahı işlemiştir.”
demek:
doğru olmaz.
Bağışlanma talebi:
Allah karşısındaki:
tevazu,
eksiklik bilinci
ve kulluk:
olarak da anlaşılabilir.
Peygamberler Neden Bağışlanma İster
Çünkü:peygamberler:
Allah’ın kullarıdır.
Yüksek makamları:
onları:
Allah’a ihtiyaçsız:
yapmaz.
Tam tersine:
Allah’a yakınlık:
insanın:
kendi sınırlılığını:
daha fazla fark etmesine:
sebep olabilir.
Bu yüzden:
istiğfar:
manevi olgunluğun bir işareti
olabilir.
Hz. Musa’nın Kardeşi İçin Dua Etmesi Neden Önemlidir
Çünkü:birkaç dakika önce:
Hz. Hârûn’a:
sert tepki göstermişti.
Şimdi ise:
onu:
duasına dahil eder.
Bu:
ilişkinin:
öfkenin ötesine:
geçtiğini gösterir.
Gerçek kardeşlik:
hiç tartışmamak değildir.
Tartışmadan sonra yeniden merhamete dönebilmektir.
Bir Tartışmadan Sonra Dua Etmek İlişkiyi Nasıl Değiştirir
Çünkü:dua:
insanı:
yalnız karşı tarafın:
hatasına odaklanmaktan:
çıkarabilir.
İnsan:
Allah’ın huzurunda:
kendini de:
sorgulamaya başlar.
“O ne yaptı?”
sorusunun yanında:
“Ben nasıl davrandım?”
sorusu da:
belirir.
“Bizi Rahmetinin İçine Al” Ne Demektir
Bu ifade:yalnız:
“Bizi cezalandırma.”
demek değildir.
Daha geniş bir:
rahmet talebidir.
Allah’ın:
bağışlaması,
koruması,
rehberliği,
iyiliği
ve lütfu:
içinde yaşamayı:
istemektir.
Rahmet ile Bağışlanma Aynı Şey midir
Birbirleriyle:çok yakından ilişkilidir.
Ama:
rahmet:
daha geniş bir anlam:
taşır.
Bağışlanma:
yanlışın affedilmesini:
ifade ederken,
rahmet:
insanın:
korunmasını,
iyiliğe yönlendirilmesini,
nimetlendirilmesini
ve Allah’ın lütfuna:
kavuşmasını da:
kapsayabilir.
Neden Sadece “Bizi Affet” Değil, “Rahmetine Al” Diyor
Çünkü:insanın ihtiyacı:
yalnız geçmişin:
silinmesi değildir.
Gelecekte:
doğru yaşayabilmek için de:
Allah’ın:
rahmetine:
ihtiyaç vardır.
Yani:
tövbe:
yalnız geçmişe bakmaz.
Geleceği de düzeltmek ister.
“Sen Merhamet Edenlerin En Merhametlisisin” Ne Anlama Gelir
Hz. Musa:Allah’ın:
rahmet sıfatına:
sığınır.
İnsanlar:
merhamet edebilir.
Anne:
çocuğuna:
merhamet eder.
İnsan:
dostuna:
acıyarak yardım eder.
Ama:
Allah’ın rahmeti:
yaratılmışların:
merhametiyle:
sınırlandırılamaz.
Bu yüzden:
Allah merhametlilerin en merhametlisidir.

Allah’ın Rahmetine Güvenmek Günahı Küçümsemek midir
Hayır.Rahmeti:
gerçek anlamda ummak:
“Nasıl olsa affedilirim.”
deyip:
yanlışta ısrar etmek:
değildir.
Aksine:
yanlışı fark edip:
Allah’a dönmektir.
Rahmete güven:
sorumsuzluk değil,
tövbe cesareti
üretmelidir.

İnsan Kendini Affedemediğinde Ne Yapmalı
İnsan:bazen:
Allah’tan bağışlanma ister
ama:
kendisini:
sürekli cezalandırmaya:
devam eder.
Sağlıklı pişmanlık:
insana:
ders verir.
Ama:
sürekli kendini:
yok etmek:
tövbenin amacı değildir.
Yanlışı:
kabul etmek,
mümkünse:
telafi etmek
ve:
daha doğru bir hayat:
kurmak gerekir.

Başkasını Affetmek ile Onun Yaptığını Doğru Bulmak Aynı Şey midir
Hayır.Bir insanı:
affetmek:
yaptığının:
doğru olduğunu:
söylemek değildir.
Yanlış:
yanlış olarak:
kalabilir.
Ama:
insan:
öfkenin:
kendisini sürekli:
zehirlemesine:
izin vermeyebilir.
Affetmek ile onaylamak aynı şey değildir.

Musa ile Hârûn Arasındaki Bu Sahne Kardeşlik Hakkında Ne Öğretiyor
Kardeşler:çok yakın olabilir.
Ama:
yanlış anlayabilir,
kızabilir,
sert konuşabilir.
Önemli olan:
ilişkinin:
öfkeye:
teslim edilmemesidir.
Hz. Musa:
sonunda:
kardeşini:
duasının içine:
alır.
Bu:
çok güzel bir:
kardeşlik ölçüsüdür.

Özür ve Dua Öfkenin Yarattığı Zararı Onarabilir mi
Her zarar:tek cümleyle:
hemen düzelmeyebilir.
Ama:
samimi dönüş:
ilişkiyi:
onarmanın başlangıcıdır.
İnsan:
yanlış davrandığını:
fark ettiğinde:
susmak yerine:
düzeltmeye:
çalışmalıdır.
Bazen:
“Ben burada fazla sert davrandım.”
demek:
çok şey:
onarabilir.

Güçlü İnsan Özür Diler mi
Evet.Özür dilemek:
zayıflık değildir.
Tam tersine:
insanın:
egosunu:
kontrol edebilmesini:
gerektirir.
Zayıf ego:
yanıldığını:
kabul etmekten:
korkar.
Olgun insan:
doğruyu kendi gururundan üstün tutabilir.

Bu Ayet Öfke Kontrolü Hakkında Ne Öğretir
Ayet:Hz. Musa’nın:
öfkesini:
inkâr etmez.
Ama:
hikâyeyi:
öfkeyle:
bitirmez.
Öfkeden sonra:
dinleme gelir.
Gerçeği anlama gelir.
Ardından:
dua gelir.
Bu:
çok önemli bir:
duygusal süreçtir:
Öfkelenmek, insanı sonsuza kadar öfkenin içinde tutmak zorunda değildir.

A‘râf Suresi 150. ve 151. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
öfke ve üzüntüyle:
Hz. Hârûn’a:
yönelmişti.
Hârûn:
kendisini savunmuş
ve:
kavmin onu:
güçsüz bıraktığını:
anlatmıştı.
- ayette ise:
artık:
kardeşini suçlamıyor.
Tam tersine:
“Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla.”
diyor.
Yani:
önce:
tepki,
sonra:
bilgi,
sonra:
merhamet ve dua
geliyor.

Sonuç: A‘râf Suresi 151. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 151. ayet:kısa olmasına rağmen:
insan ilişkileri açısından:
çok büyük bir:
olgunluk dersi:
taşır.
Bir önceki ayette:
Hz. Musa’yı:
çok öfkeli:
görmüştük.
Kavmi:
buzağıyı:
ilah edinmişti.
Hz. Hârûn’u:
kavmin başında:
bırakmıştı.
Bu nedenle:
ilk tepki:
çok sert olmuştu.
Ama:
Hz. Hârûn:
durumu:
açıklayınca:
Hz. Musa:
aynı tavırda:
ısrar etmiyor.
Bu:
çok önemlidir.
Çünkü:
insanların:
sık yaptığı hatalardan biri:
şudur:
Yanlış bir hüküm verdiklerinde:
gerçek ortaya çıksa bile:
ilk söylediklerini:
savunmaya devam ederler.
Çünkü:
“Yanılmışım.”
demek:
zor gelir.
Hz. Musa’nın duası ise:
başka bir yol:
gösterir.
“Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla.”
Yani:
kendi nefsini:
duanın dışında:
bırakmaz.
Bu:
çok büyük bir:
tevazudur.
Bir tartışmada:
çoğumuz:
şunu düşünürüz:
“Allah onu düzeltsin.”
Ama:
belki daha güçlü dua:
şudur:
“Allah bizi düzeltsin.”
Çünkü:
bir ilişkide:
insan:
çoğu zaman:
yalnız karşı tarafın:
yanlışını:
çok net görür.
Kendi:
ses tonunu,
sertliğini,
aceleciliğini,
önyargısını:
aynı netlikle:
görmeyebilir.
Hz. Musa’nın duası:
bize:
“Kendini de hesabın içine kat.”
der.
Ayetin:
ikinci büyük mesajı:
rahmettir.
Hz. Musa:
yalnız:
“Bizi bağışla.”
demiyor.
“Bizi rahmetinin içine al.”
diyor.
Bu:
çok güzel bir:
ifadedir.
Çünkü:
insanın:
Allah ile ilişkisinin:
yalnız:
suç ve ceza:
üzerine kurulmadığını:
gösterir.
İnsan:
Allah’tan:
merhamet,
yakınlık,
koruma,
rehberlik
ve iyilik:
ister.
Ve:
“Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”
der.
Bu:
özellikle:
hata yapan insan için:
çok büyük bir:
umut kapısıdır.
Çünkü:
insan:
bazen:
kendi hatasını:
fark ettiğinde:
iki uçtan birine:
gidebilir.
Ya:
“Hiçbir şey olmadı.”
deyip:
yanlışı küçümser.
Ya da:
“Ben artık tamamen bittim.”
deyip:
ümitsizliğe:
düşer.
Kur’an’ın:
gösterdiği yol ise:
ikisi de değildir.
Yanlışı:
ciddiye al.
Ama:
Allah’ın rahmetini:
daha küçük sanma.
Hatanı:
kabul et.
Ama:
dönüş kapısının:
kapandığını:
düşünme.
Ve:
başkasına karşı:
sert davrandıysan:
gerçeği gördüğünde:
aynı sertliği:
inatla sürdürme.
Belki de A‘râf 151’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir tartışmadan sonra hâlâ yalnız karşı tarafın hatasını mı düşünüyoruz, yoksa “Benim de düzeltmem gereken bir şey var mı?” diye sorabiliyor muyuz?
Çünkü:
olgunluk:
hiç öfkelenmemek değildir.
Olgunluk:
öfke geçtikten sonra:
adalete,
merhamete
ve hakikate:
geri dönebilmektir.
Ve bazen:
bir ilişkinin:
iyileşmesini sağlayan:
en güçlü cümle:
“Rabbim, onu değil; bizi bağışla.”
olabilir.
“Öfken geçtiğinde hâlâ yalnız başkasının hatasını görüyorsan, belki mesele henüz tamamlanmamıştır. İnsan kendisini de duaya kattığında, suçlamadan merhamete; gururdan olgunluğa doğru ilk adımı atar.”
Ersan Karavelioğlu