A‘râf Suresi 149. Ayette “Yaptıklarına Pişman Olup Sapıttıklarını Anlayınca ‘Eğer Rabbimiz Bize Merhamet Etmez ve Bizi Bağışlamazsa Elbette Kaybedenlerden Oluruz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan için en tehlikeli an hata yaptığı an değil, hatasını savunmaya başladığı andır. Yanlışı fark edip geri dönebilmek, kaybolmuş bir kalbin yeniden yön bulmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 148. ayetinde Hz. Musa’nın kavminden bir grubun:
ziynet eşyalarından:
böğüren bir buzağı heykeli yaptıkları,
onun:
kendileriyle konuşmadığını
ve yol göstermediğini:
gördükleri hâlde:
onu ilah edindikleri
ve:
zalimlerden oldukları
anlatılmıştı.
- ayette ise çok önemli bir dönüşüm gelir:
Bu ayet:
bir önceki ayetteki büyük yanlışın ardından:
pişmanlık, fark ediş, merhamet umudu ve bağışlanma talebi
üzerine yoğunlaşır.
Yani hikâye:
yalnız yanlış yapmakla bitmez.
İnsan:
yanlışını fark edebilir.
Pişman olabilir.
Kendini kandırmayı bırakabilir.
Ve:
Allah’a:
geri dönebilir.
“Yaptıklarına Pişman Olunca” Ne Demektir
Ayet:onların:
yaptıkları şeyin:
yanlışlığını:
sonradan fark ettiklerini
gösterir.
Başlangıçta:
buzağıyı:
ilah edinmişlerdi.
Sonra:
bu davranışın:
ne kadar büyük bir sapma olduğunu:
anlamaya başladılar.
Bu fark ediş:
tövbenin ilk adımlarından biridir.
Pişmanlık Neden Önemlidir
Çünkü:insan:
yanlış yaptığını:
hiç kabul etmiyorsa:
değişmesi:
çok zordur.
Pişmanlık:
kişinin:
“Ben yanlış yaptım.”
diyebilmesini sağlar.
Bu:
egoyu:
sarsabilir.
Ama:
aynı zamanda:
iyileşmenin:
kapısını açar.
Her Pişmanlık Gerçek Tövbe midir
Hayır.İnsan:
yalnız sonucu kötü olduğu için:
pişman olabilir.
Mesela:
yakalandığı için,
itibar kaybettiği için,
zarar gördüğü için
üzülebilir.
Gerçek tövbeye yaklaşan pişmanlık ise:
yanlışın kendisinden rahatsız olmaktır.
“Sapıttıklarını Anlayınca” Ne Anlama Gelir
Onlar:yanlış bir yola:
girdiklerini:
fark eder.
Bu:
çok önemli bir bilinç değişimidir.
Çünkü:
önce:
buzağıyı:
doğru sanmışlardı.
Şimdi ise:
yönlerini kaybettiklerini
anlıyorlar.
İnsan Yanlışta Olduğunu Nasıl Anlar
Bazen:bir uyarı sayesinde.
Bazen:
sonuçları görünce.
Bazen:
kendi vicdanıyla:
yüzleşince.
Bazen:
güvendiği birinin:
sözüyle.
Ama önemli olan:
işaret geldiğinde:
savunmaya değil, değerlendirmeye geçebilmek
tir.
Hatasını Kabul Etmek Neden Bu Kadar Zordur
Çünkü:insan:
kendisi hakkında:
iyi bir görüntü:
korumak ister.
“Ben böyle bir hata yapmış olamam.”
diye düşünebilir.
Ama:
hatayı kabul etmemek:
hatayı:
ortadan kaldırmaz.
Sadece:
düzeltmeyi geciktirir.
“Eğer Rabbimiz Bize Merhamet Etmezse” Ne Demektir
Bu ifade:onların:
kendi yaptıklarının:
ağırlığını:
fark ettiğini gösterir.
Kendilerini:
haklı çıkarmaya:
çalışmazlar.
Allah’ın:
merhametine:
sığınırlar.
Bu:
tövbenin:
çok önemli bir yönüdür:
insanın kendi yeterliliğine değil, Allah’ın rahmetine yönelmesi.
Neden Önce Merhamet, Sonra Bağışlanma İstiyorlar
Çünkü:bağışlanma:
Allah’ın rahmetinin:
bir tezahürüdür.
İnsan:
yalnız:
cezanın kaldırılmasını:
değil,
Allah’ın:
kendisine:
merhametle yönelmesini
ister.
Bu:
tövbenin:
korkudan öte:
ilişkisel bir yönü
olduğunu gösterir.
“Bizi Bağışlamazsa” Sözü Ne Anlama Gelir
Onlar:suçlarının:
gerçek olduğunu:
kabul eder.
“Aslında biz yanlış yapmadık.”
demezler.
“Herkes yapıyordu.”
demezler.
“Şartlar bizi zorladı.”
demezler.
Doğrudan:
bağışlanmaya:
ihtiyaç duyduklarını:
söylerler.
Gerçek Özür ile Bahane Arasındaki Fark Nedir
Gerçek özür:“Ben yaptım ve yanlıştı.”
diyebilir.
Bahane ise:
“Evet yaptım ama…”
diye:
sorumluluğu:
başkasına:
kaydırabilir.
Bu ayette:
sorumluluğu:
kabul eden:
bir dil vardır.

“Elbette Kaybedenlerden Oluruz” Ne Demektir
Buradaki kayıp:yalnız:
dünyevi zarar:
değildir.
Asıl kayıp:
Allah’ın:
rahmetinden,
bağışlanmasından
ve doğru yoldan:
uzak kalmaktır.
Yani:
onlar:
asıl felaketin:
yanlışta ısrar etmek
olduğunu:
anlamaya başlar.

İnsan En Büyük Kaybını Ne Zaman Yaşar
Her maddi kayıp:en büyük kayıp değildir.
Para:
geri kazanılabilir.
Makam:
yeniden elde edilebilir.
Ama:
insan:
vicdanını,
hakikatle bağını
ve yönünü:
kaybederse:
çok daha derin:
bir kayıp yaşayabilir.

Pişmanlık Umutsuzluğa Dönüşmeli midir
Hayır.İslam’da:
pişmanlık:
ümitsizliğe değil,
tövbeye:
yönelmelidir.
İnsan:
“Ben bittim.”
demek yerine:
“Ben yanlış yaptım ama dönebilirim.”
diyebilmelidir.
Bu:
çok önemli bir:
manevi dengedir.

Büyük Günah İşleyen Bir İnsan İçin Dönüş Kapısı Var mıdır
Tövbe kapısı:insan hayatta olduğu sürece:
çok büyük bir umut:
olarak vardır.
Bu ayet de:
çok ağır bir inanç sapmasının:
ardından:
pişmanlığın:
ortaya çıkabileceğini:
gösterir.
Yani:
büyük hata, dönüş ihtimalini otomatik olarak yok etmez.

Hatasını Fark Eden İnsan İlk Ne Yapmalıdır
Önce:gerçeği:
inkâr etmeyi:
bırakmalıdır.
Sonra:
sorumluluğunu:
kabul etmelidir.
Ardından:
mümkünse:
zararı:
düzeltmeli
ve:
aynı yanlışa:
dönmemeye:
çalışmalıdır.
Tövbe:
yalnız:
duygu değil,
yön değişikliğidir.

Bağışlanma İstemek Yapılan Yanlışın Sonuçlarını Otomatik Olarak Silmek midir
Her zaman:dünyevi sonuçları:
ortadan kaldırmayabilir.
Bir insan:
birine zarar verdiyse:
özür dilemesi:
gerekebilir.
Maddi zarar verdiyse:
telafi etmesi:
gerekebilir.
Yani:
Allah’tan bağışlanma istemek:
insanlara karşı:
sorumlulukları:
yok saymak değildir.

Bu Ayet Umut ile Sorumluluğu Nasıl Birleştirir
Bir tarafta:çok büyük bir hata vardır.
Diğer tarafta:
“Rabbimiz bize merhamet etmez ve bağışlamazsa…”
duası vardır.
Yani:
ne:
“Nasıl olsa affediliriz.”
rahatlığı,
ne de:
“Artık dönüş yok.”
umutsuzluğu.
Doğru denge:
sorumluluğu kabul edip rahmeti ummaktır.

A‘râf Suresi 148. ve 149. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
ilah edinilmiş
ve:
büyük bir sapma:
yaşanmıştı.
- ayette ise:
yaptıklarının:
yanlış olduğunu:
fark eder.
Pişman olur.
Ve:
Allah’ın merhametine ve bağışlamasına sığınırlar.
Yani:
bir ayette:
sapma,
sonraki ayette:
fark ediş ve dönüş ihtimali
vardır.
Bu:
insanın:
tek bir hatayla:
sonsuza kadar tanımlanmadığını:
gösteren:
çok güçlü bir sahnedir.

Sonuç: A‘râf Suresi 149. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 149. ayet:insanın:
yanlış yaptıktan sonra:
ne yapması gerektiğini:
çok güçlü biçimde gösterir.
İsrailoğullarından bir grup:
çok büyük bir hata yapmıştır.
Kendi elleriyle:
bir buzağı:
yapmış,
ona:
ilahî anlam:
yüklemiş
ve:
tevhid çizgisinden:
sapmıştır.
Ama:
ayet:
onları:
yalnız:
yanlışlarının içinde:
bırakmaz.
Bir noktada:
pişman olurlar.
Bu:
çok önemlidir.
Çünkü:
insanın kaderini:
yalnız yaptığı hata:
belirlemez.
Hatasından sonra:
ne yaptığı da:
önemlidir.
Bazı insanlar:
yanlış yaptığında:
inkâr eder.
Bazıları:
bahane üretir.
Bazıları:
başkasını suçlar.
Bazıları:
“Herkes yapıyor.”
der.
Bazıları:
“Ben böyleyim.”
deyip:
yanlışını:
kimliğe dönüştürür.
Ama:
bu ayette:
başka bir yol:
görüyoruz:
“Biz saptık.”
Bu:
çok değerli bir:
cümledir.
Çünkü:
“Ben saptım.”
diyebilen insan:
yeniden:
yol arayabilir.
Ama:
“Ben hiç sapmadım.”
diyen insanın:
geri dönmesi:
çok daha zordur.
Ardından:
şöyle derler:
“Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa elbette kaybedenlerden oluruz.”
Burada:
hem korku
hem umut:
vardır.
Korku:
çünkü:
yaptıklarının:
hafif olmadığını:
biliyorlar.
Umut:
çünkü:
Allah’ın rahmetinin:
kapısına:
yöneliyorlar.
Bu:
tövbenin:
çok güzel bir dengesidir.
İnsan:
yanlışını:
küçümsememeli.
Ama:
Allah’ın rahmetini de:
küçümsememeli.
“Nasıl olsa affolurum.”
diyerek:
yanlışta:
rahat yaşamamalı.
Ama:
“Benim gibi biri artık affedilemez.”
diyerek:
ümitsizliğe de:
düşmemeli.
Çünkü:
ümitsizlik:
bazen:
insanı:
daha fazla yanlışa:
itebilir.
“Zaten bittim.”
diyen kişi:
düzeltmeye:
çalışmayabilir.
Oysa:
tövbe:
insana:
şunu söyler:
“Dün yanlış yaptın; bugün yönünü değiştirebilirsin.”
Ayet:
bize:
pişmanlık ile kendini yok etmek:
arasındaki farkı da:
düşündürür.
Sağlıklı pişmanlık:
“Ben kötü bir insanım.”
demek değildir.
Daha doğru cümle:
“Ben kötü bir şey yaptım ve bunu düzeltmek istiyorum.”
olabilir.
Bu:
çok büyük bir farktır.
Çünkü:
birincisi:
kimliği mahkûm eder.
İkincisi:
davranışı:
değiştirilebilir görür.
İşte:
Kur’an kıssalarında:
insanın:
dönüşebilme ihtimali:
defalarca karşımıza çıkar.
Sihirbazlar:
Firavun’un yanında başlamış,
imanla:
dönüşmüştü.
Şimdi:
buzağı sapmasına düşenler:
pişmanlıkla:
geri dönüş arıyor.
Bu:
insan hakkında:
çok umutlu bir gerçek:
söyler:
İnsan yanlış yapabilen ama aynı zamanda yanlışından dönebilen bir varlıktır.
Belki de A‘râf 149’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Yanlışımızı fark ettiğimizde onu savunmaya mı devam ediyoruz, yoksa “Ben burada yanlış yaptım” diyebilecek kadar dürüst olabiliyor muyuz?
Çünkü:
tövbenin ilk kapısı:
mükemmel olmak değildir.
İlk kapı:
gerçeği kendinden saklamamaktır.
Ve bazen:
insanın hayatındaki:
en büyük dönüşüm:
şu cümleyle:
başlar:
“Ben yanıldım; Rabbim, bana merhamet et ve beni bağışla.”
“Yanlış yapmak insanı kaybettirmez; yanlışı görüp hâlâ ona tutunmak kaybettirebilir. Pişmanlık, geçmişi silemez ama geleceğin yönünü değiştirebilir. Allah’ın rahmetine yönelen insan için dönüş, hatayı kabul ettiği yerde başlar.”
Ersan Karavelioğlu