A‘râf Suresi 147. Ayette “Ayetlerimizi ve Ahirete Kavuşmayı Yalanlayanların Amelleri Boşa Çıkmıştır. Onlar Ancak Yaptıklarının Karşılığını Görürler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan yaptığı işi yalnız dışarıdan büyük görünmesiyle değerli sanabilir. Oysa bir amelin gerçek ağırlığını, niyet, hakikat ve ahlaki yön belirler.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 146. ayetinde:
haksız yere büyüklük taslayan,
ayetleri görse bile inanmayan,
doğru yolu görüp onu yol edinmeyen,
azgınlık yolunu ise benimseyen insanların:
hakikatten nasıl uzaklaşabildiği
anlatılmıştı.
- ayette ise bu tutumun:
“Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yaptıklarının karşılığını görürler.”
Bu ayet:
çok önemli iki meseleyi:
bir araya getirir:
amellerin değeri
ve:
hesap bilinci.
Kur’an burada:
insanın yaptığı her şeyin:
yalnız görünüşüne bakmaz.
Bir eylemin:
hakikatle,
imanla,
ahlakla
ve Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle:
ilişkisini de:
önemser.
Ayetin sonunda ise:
son derece güçlü bir adalet ilkesi gelir:
İnsan yaptığının karşılığını görür.
“Ayetlerimizi Yalanlayanlar” Kimlerdir
Burada:kendilerine ulaşan:
ilahî işaretleri,
vahyi,
uyarıları
ve hakikati:
reddeden insanlar
anlatılır.
Bu reddediş:
yalnız:
bir bilgi eksikliği değildir.
Önceki ayetten de:
görüldüğü gibi:
kibir,
gaflet
ve bilinçli yöneliş
ile birlikte:
ilerleyebilir.
“Ahirete Kavuşmayı Yalanlamak” Ne Demektir
Bu ifade:ölümden sonra:
dirilişi,
hesabı,
Allah’ın huzuruna çıkmayı
ve:
nihai karşılığı:
reddetmek
anlamına gelir.
Yani insan:
hayatın:
yalnız dünyadan ibaret olduğunu:
düşünürse,
ahlaki hesabı da:
başka türlü:
değerlendirebilir.
Ahiret İnancı Ahlakı Neden Etkileyebilir
Çünkü:insan:
yaptıklarının:
yalnız insanlar tarafından:
görülüp görülmediğine:
bakmaz.
Kimse görmese bile:
hesap vereceğine:
inanır.
Bu:
insanın:
ahlaki sorumluluğunu:
derinleştirebilir.
Ahirete İnanmayan Her İnsan Ahlaksız mıdır
Hayır.Bir insan:
dini inancı olmasa da:
dürüst,
yardımsever,
adaletli
ve merhametli:
davranabilir.
Ayetin konusu:
tek tek insanların:
bizim vereceğimiz:
nihai hükmü değildir.
Burada:
vahyi bilinçli biçimde:
reddeden ve ahiret hesabını:
yalanlayan belirli bir tutumun:
ilahî değerlendirmesi
anlatılır.
“Amelleri Boşa Çıkmıştır” Ne Demektir
Bu ifade:yaptıkları işlerin:
Allah katındaki nihai değerini:
kaybetmesini
anlatır.
Yani:
dışarıdan:
büyük,
etkileyici,
başarılı
görünen eylemler:
iman ve hakikatle:
bağı kopmuşsa:
beklenen:
uhrevî karşılığı:
taşımayabilir.
Bu, Yaptıkları Her Şeyin Dünyada Hiçbir Sonucu Olmadığı Anlamına mı Gelir
Hayır.Bir insan:
bir köprü yaparsa:
köprü:
işe yarayabilir.
Bir düzen kurarsa:
dünyevi sonuç:
üretebilir.
Bir yardım yaparsa:
yardım alan kişi:
fayda görebilir.
“Amelin boşa çıkması”:
daha çok:
Allah katındaki nihai karşılık ve değer
bağlamında:
anlaşılmalıdır.
Bir İşin Faydalı Olması ile Allah Katında Kabul Görmesi Aynı Şey midir
Her zaman değil.Bir iş:
dünyevi olarak:
faydalı olabilir.
Ama:
niyet,
iman,
ahlaki yön
ve:
yapılış biçimi:
ilahî değerlendirmede:
ayrıca önemlidir.
Bu yüzden:
sonuç faydalı diye her yöntem doğru değildir.
Niyet Amelin Değerini Nasıl Etkiler
İslam ahlakında:niyet:
çok önemlidir.
Aynı davranış:
farklı niyetlerle:
yapılabilir.
Bir insan:
yardımı:
samimi iyilik için:
yapar.
Başka biri:
yalnız övgü almak için:
yapabilir.
Dışarıdan:
aynı görünen davranış:
içeride:
aynı olmayabilir.
Yalnız İyi Niyet Yeterli midir
Hayır.İyi niyet:
yanlış yöntemi:
otomatik olarak:
doğru yapmaz.
İnsan:
hem:
iyi niyetli
hem:
doğru yöntemli
olmaya çalışmalıdır.
Yani:
niyet ile eylem birlikte önemlidir.
Büyük Başarılar İnsan İçin Aldatıcı Olabilir mi
Evet.Bir insan:
çok büyük işler:
başarabilir.
Servet:
biriktirebilir.
Ün:
kazanabilir.
İnsanları:
etkileyebilir.
Ama:
bu başarılar:
onun:
ahlaken doğru yaşadığını:
kanıtlamaz.
Başarı ile:
ahlaki değer aynı şey değildir.

“Boşa Çıkmak” İnsanın Hayatını Neden Sarsıcı Bir Biçimde Düşündürür
Çünkü:insan:
yıllarca:
bir şey için:
çalışabilir.
Ama:
yanlış amaç için:
çalışmışsa:
sonunda:
“Bütün bunları neden yaptım?”
sorusuyla:
karşılaşabilir.
Bu:
yalnız ahiret değil,
dünya hayatında da:
mümkün bir pişmanlıktır.

İnsan Yanlış Bir Ölçüyle Başarı Kazanabilir mi
Evet.Eğer ölçü:
yalnız:
para,
şöhret,
güç,
alkış
ise:
insan:
bunları elde ettiğinde:
kendini başarılı:
sayabilir.
Ama:
adaleti,
merhameti,
dürüstlüğü
ve hakikati:
kaybetmiş olabilir.
Bu yüzden:
neyi başarı saydığımız çok önemlidir.

“Onlar Ancak Yaptıklarının Karşılığını Görürler” Ne Demektir
Bu ifade:ilahî adaletin:
temel ilkelerinden birini:
hatırlatır.
İnsan:
yaptığıyla:
karşılaşır.
Yani:
keyfî,
rastgele,
sebepsiz:
bir hüküm değil,
amel ile karşılık arasında bağ
vardır.

Bu Ayet Allah’ın Adaletini Nasıl Gösterir
Çünkü:insan:
yapmadığı bir şeyden:
sorumlu tutulmaz.
Yaptıkları:
değerlendirilir.
Bu:
çok önemli bir ilkedir:
hesap, insanın eylemleriyle ilgilidir.

“Yaptığının Karşılığını Görmek” Sadece Ceza mıdır
Hayır.Kur’an’ın genel bütünlüğünde:
iyilik:
karşılık bulur.
Kötülük de:
karşılık bulur.
Buradaki bağlam:
reddediş ve:
boşa çıkan ameller üzerinde:
durduğu için:
uyarı yönü:
daha belirgindir.

Ahiret İnancı İnsanı Dünyadan Uzaklaştırmalı mı
Hayır.Tam tersine:
ahiret bilinci:
dünya hayatını:
daha sorumlu yaşamaya:
çağırır.
İnsan:
“Nasıl olsa dünya geçici.”
deyip:
sorumluluğu bırakmaz.
Aksine:
geçici dünyada:
kalıcı anlam taşıyan:
iyi işler:
yapmaya çalışır.

Bu Ayet Bize “İyi Görünmek” ile “İyi Olmak” Arasındaki Farkı Gösterir mi
Evet.İnsan:
iyi görünebilir.
Ama:
niyeti farklı olabilir.
Bir toplum:
başarılı görünebilir.
Ama:
adaletsiz olabilir.
Bir düzen:
güçlü olabilir.
Ama:
hakikate:
dayanmayabilir.
Bu nedenle:
görünüş, nihai ölçü değildir.

A‘râf Suresi 146. ve 147. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
ayetlerden uzaklaşan,
doğru yolu görse bile:
onu seçmeyen insanlar:
anlatılmıştı.
- ayette ise:
sonucu:
gösterilir:
Ayetleri ve ahireti yalanlayanların amelleri boşa çıkar.
Yani:
önce:
hakikatten yüz çevirme,
sonra:
yapılanların nihai değerini kaybetmesi
vardır.

Sonuç: A‘râf Suresi 147. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 147. ayet:insanın:
hayatında yaptığı işlerin:
gerçek değerini:
yeniden düşünmeye:
çağırır.
Çünkü:
insan bazen:
yalnız:
“Ne kadar yaptım?”
diye sorar.
Ama:
daha önemli sorular:
şunlar olabilir:
“Neden yaptım?”
“Nasıl yaptım?”
“Kime zarar verdim?”
“Hakikate uygun muydu?”
“Allah’ın rızasına uygun muydu?”
Bir insan:
çok çalışabilir.
Ama:
yanlış bir amaç için:
çalışabilir.
Çok kazanabilir.
Ama:
haksızlıkla:
kazanabilir.
Çok tanınabilir.
Ama:
yanlış bir şeyle:
tanınabilir.
Çok büyük işler:
yapabilir.
Ama:
bunları:
kibir için:
yapabilir.
İşte ayet:
işin büyüklüğü ile değerin büyüklüğünü birbirinden ayırır.
Bu:
çok önemli bir ahlak ölçüsüdür.
Çünkü:
dünyada:
insanları:
sonuçlarla:
ölçmeye çok yatkınız.
Kaç para kazandı?
Kaç kişi onu tanıyor?
Kaç bina yaptı?
Kaç kişiyi yönetti?
Ne kadar güçlendi?
Ama:
Kur’an:
başka sorular da:
sordurur:
Adil miydi?
Dürüst müydü?
Hakikate açık mıydı?
İnsanları ezdi mi?
Verdiği sözü tuttu mu?
Kibirli miydi?
Kendisine verilen nimeti:
doğru kullandı mı?
İşte:
amelin:
gerçek ağırlığı:
bu sorularla:
daha iyi anlaşılır.
Ayetin:
“Onlar ancak yaptıklarının karşılığını görürler.”
sonu ise:
çok güçlü bir:
sorumluluk bilinci verir.
İnsan:
hayatının:
seyircisi değildir.
Seçimleri:
vardır.
Kararları:
vardır.
Sözleri:
vardır.
Davranışları:
vardır.
Ve:
bunların:
bir karşılığı vardır.
Bu:
insana:
hem korku
hem de umut:
verebilir.
Korku:
çünkü:
yaptığın şey:
önemsiz değildir.
Umut:
çünkü:
yaptığın iyilik de:
kaybolmaz.
Belki de A‘râf 147’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızda biriktirdiğimiz şeyler gerçekten değerli mi, yoksa yalnız çok mu?
Çünkü:
çok olmak:
değerli olmakla:
aynı değildir.
Çok para:
ama az adalet.
Çok bilgi:
ama az tevazu.
Çok güç:
ama az merhamet.
Çok söz:
ama az sadakat.
Bunlar:
insanı:
gerçek anlamda:
zenginleştirmeyebilir.
Asıl mesele:
hayatın sonunda:
“Ne kadar yaptın?”
sorusundan önce:
belki de:
“Yaptığın şeyin ne kadarı gerçekten hakikate ve iyiliğe dayanıyordu?”
sorusuyla:
yüzleşebilmektir.
“Hayatın sonunda yalnız yaptıklarımızın sayısı değil, ne için ve nasıl yaptığımız da önem kazanır. Çok şey biriktirmiş olmak büyük bir hayat yaşadığımızı göstermez; hakikate, adalete ve iyiliğe sadık kalmak gösterir.”
Ersan Karavelioğlu