📖 A‘râf Suresi 143. Ayette “Musa Belirlediğimiz Vakit İçin Gelip Rabbi de Kendisine Konuşunca ‘Rabbim! Bana Kendini Göster de Sana Bakayım’ Dedi. | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 143. Ayette “Musa Belirlediğimiz Vakit İçin Gelip Rabbi de Kendisine Konuşunca ‘Rabbim! Bana Kendini Göster de Sana Bakayım’ Dedi.

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,761
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 143. Ayette “Musa Belirlediğimiz Vakit İçin Gelip Rabbi de Kendisine Konuşunca ‘Rabbim! Bana Kendini Göster de Sana Bakayım’ Dedi. Allah ‘Beni Göremezsin; Fakat Dağa Bak, Eğer O Yerinde Durabilirse Sen de Beni Göreceksin’ Buyurdu. Rabbi Dağa Tecelli Edince Onu Paramparça Etti; Musa da Baygın Düştü. Ayılınca ‘Seni Tenzih Ederim, Sana Tövbe Ettim ve Ben Müminlerin İlkiyim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan hakikate yaklaşmak isterken bazen kendi sınırını da keşfeder. Bilmek istemek değerlidir; fakat her gerçeğin insan idrakine ve bedenine aynı ölçüde açık olmadığını kabul etmek de tevazudur.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 142. ayetinde Hz. Musa’nın:

otuz geceye on gece eklenerek:

kırk geceye tamamlanan:

özel buluşma sürecine girdiği,

Hz. Hârûn’u:

kavminin başında bıraktığı

ve ona:

“Islah et, bozguncuların yoluna uyma.”

dediği anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
Kur’an’daki en derin ve en dikkat çekici sahnelerden biri gelir.

Hz. Musa:

belirlenen vakitte gelir.

Allah:

kendisiyle konuşur.

Hz. Musa:

“Rabbim! Bana kendini göster de sana bakayım.”

der.

Allah:

“Beni göremezsin. Fakat dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin.”

buyurur.

Ardından:

Allah’ın dağa tecellisi gerçekleşir.

Dağ:

parçalanır.

Hz. Musa:

baygın düşer.

Ayıldığında:

“Seni tenzih ederim. Sana tövbe ettim ve ben müminlerin ilkiyim.”

der.

Bu ayet:

Allah’ı görme meselesi, insan idrakinin sınırı, tecelli, peygamber tevazusu ve Allah’ın zatının yaratılmışlarla kıyaslanamayacağı

konularında son derece önemli bir ayettir.

1️⃣ “Musa Belirlediğimiz Vakit İçin Gelince” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

önceki ayette anlatılan:

kırk gecelik sürenin:

amacına ulaştığını

gösterir.

Hz. Musa:

Allah’ın belirlediği zamanda:

belirlenen buluşmaya:

gelmiştir.

Yani:

buradaki karşılaşma:

Hz. Musa’nın kendi oluşturduğu:

bir manevi deneyim değil,

Allah’ın belirlediği özel bir buluşmadır.

2️⃣ “Rabbi Kendisiyle Konuşunca” Ne Anlama Gelir ❓​

Kur’an:

Hz. Musa’nın:

Allah ile konuştuğunu:

açıkça bildirir.

Bu sebeple:

Hz. Musa:

İslam geleneğinde:

Kelîmullah

yani:

Allah’ın kendisiyle konuştuğu peygamber

olarak anılmıştır.

Ancak:

bu konuşmanın:

mahiyetini:

insanların birbirleriyle konuşmasına:

benzetmemek gerekir.

3️⃣ Allah’ın Konuşması İnsan Konuşmasına Benzer mi ❓​

Hayır.

İslam inancında:

Allah’ın sıfatları:

yaratılmışların özellikleriyle:

özdeş değildir.

Biz:

konuşmayı:

ses,

dil,

ağız,

hava titreşimi

gibi fiziksel süreçlerle:

biliriz.

Ama:

Allah:

yaratılmış değildir.

Bu nedenle:

Allah’ın konuşmasını insan konuşmasına benzetmeden kabul etmek

temel bir dikkat noktasıdır.

4️⃣ Hz. Musa Neden “Rabbim Bana Kendini Göster” Dedi ❓​

Hz. Musa:

Allah ile konuşmanın:

olağanüstü yakınlığını:

yaşadıktan sonra:

Allah’ı görmeyi:

istemiştir.

Bu talep:

inkârdan doğan:

bir meydan okuma değildir.

Tam tersine:

iman eden bir peygamberin:

daha büyük bir müşâhede arzusu

olarak anlaşılır.

5️⃣ Musa’nın Bu İsteği Yanlış mıydı ❓​

Hz. Musa’nın talebi:

Allah’ın varlığından şüphe ettiği:

anlamına gelmez.

O zaten:

Allah’ın peygamberidir.

Allah ile:

konuşmuştur.

Buradaki mesele:

dünya şartlarında Allah’ın zatını doğrudan görmenin mümkün olup olmadığıdır.

Ayetin cevabı:

bu dünya şartlarında:

Hz. Musa için:

bunun gerçekleşmediğini gösterir.

6️⃣ “Beni Göremezsin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin Arapçasında:

“len terânî”

ifadesi vardır:

“Beni göremezsin.”

Bağlam:

Hz. Musa’nın:

bu dünyadaki:

o anki hâlinde:

Allah’ı görmeye:

dayanamayacağını

gösterir.

İslam düşüncesinde:

bu ayetin:

ahirette Allah’ın görülmesi meselesiyle ilişkisi:

ayrıca tartışılmıştır.

Ancak bu ayetin açık sahnesinde:

Hz. Musa dünyada istediği doğrudan görmeyi gerçekleştirememiştir.

7️⃣ “Dağa Bak” Buyruğunun Anlamı Nedir ❓​

Allah:

Hz. Musa’ya:

dağı:

bir ölçü olarak:

gösterir.

Dağ:

insan gözünde:

çok güçlü,

sabit,

dayanıklı

bir varlıktır.

Eğer:

bu güçlü dağ:

tecelliye dayanabilirse:

Musa da:

görme talebinin:

gerçekleşebileceğini:

anlayacaktır.

8️⃣ “Eğer Dağ Yerinde Durursa Sen de Beni Göreceksin” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Musa’ya:

insan kapasitesinin:

sınırını:

göstermek için:

çok güçlü bir örnektir.

Dağ bile:

tecelliye:

dayanamazsa:

insan bedeninin:

doğrudan ilahî tecelliyi:

taşımasının:

ne kadar büyük bir mesele olduğu:

ortaya çıkar.

9️⃣ “Rabbi Dağa Tecelli Edince” Ne Anlama Gelir ❓​

“Tecelli”:

Allah’ın:

bir biçimde:

kudretini,

azametiyle ilişkili bir görünümü

veya ilahî tecellisini:

ortaya koyması

anlamında kullanılır.

Burada:

Allah’ın zatının:

dağın içine girdiği

veya:

fiziksel bir nesneye dönüştüğü:

gibi düşünceler:

İslam inancıyla:

uyuşmaz.

Bu:

ilahî tecellinin dağ üzerindeki etkisidir.

🔟 Tecelli Allah’ın Tam Zatıyla Görünmesi midir ❓​

Ayet:

böyle söylemez.

Tam tersine:

Hz. Musa’nın:

Allah’ı doğrudan görme talebine:

“Beni göremezsin.”

cevabı verilir.

Ardından:

dağa bir tecelli gerçekleşir.

Bu nedenle:

tecelliyi:

Allah’ın zatının:

tam anlamıyla:

fiziksel görünmesi

gibi anlamak:

doğru değildir.

1️⃣1️⃣ Dağın Parçalanması Ne Anlama Gelir ❓​

Dağ:

ilahî tecellinin etkisine:

dayanamaz.

Kur’an:

onun:

parçalandığını,

yerle bir olduğunu

bildirir.

Bu:

Allah’ın azametinin:

yaratılmış varlıkların:

kapasitesini ne kadar aştığını:

çok güçlü biçimde:

gösterir.

1️⃣2️⃣ Musa Neden Baygın Düştü ❓​

Dağın bile:

dayanamadığı:

bu olağanüstü tecelli karşısında:

Hz. Musa:

şuurunu kaybeder.

Bu:

korkaklık değildir.

Aksine:

insan bedeninin:

sınırını gösterir.

Yani:

peygamber olmak, insan olmanın fiziksel sınırlarını ortadan kaldırmaz.

1️⃣3️⃣ Peygamberlerin İnsan Olması Neden Önemlidir ❓​

Çünkü:

peygamberler:

ilah değildir.

Yeme,

içme,

yorulma,

üzülme,

korkma,

bayılma

gibi:

insani özelliklere:

sahiptir.

Onları:

yücelten şey:

ilahlaşmaları değil,

Allah’ın vahyine sadakatleridir.

1️⃣4️⃣ Musa Ayılınca Neden “Seni Tenzih Ederim” Dedi ❓​

“Sübhâneke”

ifadesi:

Allah’ı:

eksikliklerden,

yaratılmışlara benzeyen özelliklerden

uzak tutmak

anlamı taşır.

Hz. Musa:

yaşadığı olay karşısında:

Allah’ın:

ne kadar yüce olduğunu:

yeniden ifade eder.

1️⃣5️⃣ “Sana Tövbe Ettim” Sözü Musa’nın Günah İşlediğini mi Gösterir ❓​

Burada:

Hz. Musa’nın:

inkâr veya şirk gibi:

bir günah işlediği:

anlaşılmamalıdır.

Tövbe:

Allah’a dönmek,

kendi sınırını kabul etmek

ve:

talebinden geri dönmek

anlamında:

yorumlanabilir.

Peygamberlerin:

Allah karşısındaki:

yüksek tevazusu:

burada çok belirgindir.

1️⃣6️⃣ “Ben Müminlerin İlkiyim” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Musa’nın:

kendi toplumu ve bu olayın bağlamında:

Allah’ın hükmünü:

ilk kabul edenlerden:

olduğunu

ifade eder.

“Tarih boyunca ilk iman eden insan benim.”

anlamında:

düşünülmez.

Çünkü ondan önce:

iman eden peygamberler ve insanlar:

zaten vardır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Allah’ın Bir Cisme Benzetilemeyeceğini Nasıl Gösterir ❓​

Eğer Allah:

yaratılmış bir nesne gibi:

görülebilen,

sınırlandırılan,

bir yere sığan

bir varlık olsaydı:

tevhid anlayışı:

bozulurdu.

Ayet:

insanın:

Allah’ı:

yaratılmışlara benzetme eğilimine:

çok güçlü bir sınır çizer.

Allah:

yarattığı hiçbir şeye benzemez.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 142. ve 143. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa:

kırk gecelik:

ilahî buluşmaya:

hazırlanmıştı.

  1. ayette:
bu buluşmanın:

olağanüstü bir boyutu:

anlatılır.

Allah:

Hz. Musa ile konuşur.

Musa:

Allah’ı görmek ister.

Dağa:

tecelli gerçekleşir.

Dağ:

parçalanır.

Musa:

bayılır.

Sonunda:

tevazu ve teslimiyetle Allah’a yönelir.

Yani:

bekleyiş:

yalnız vahiy almak değil,

insanın kendi sınırını da öğrenmesi

hâline gelir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 143. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 143. ayet:

insanın:

Allah karşısındaki konumunu:

çok güçlü biçimde:

hatırlatan ayetlerden biridir.

Hz. Musa:

sıradan biri değildir.

Allah’ın peygamberidir.

Mucizeler:

görmüştür.

Firavun’un karşısında:

durmuştur.

Denizin:

yarılmasına:

şahit olmuştur.

Allah:

onunla:

konuşmuştur.

Buna rağmen:

Allah’ın zatını:

doğrudan görme talebi:

insan kapasitesinin:

sınırına çarpar.

Bu:

çok önemli bir ders taşır:

İnsanın bilgisi büyüyebilir; fakat insan sınırsız değildir.

Bazen:

insan:

her şeyi:

görmek,

ölçmek,

deneylemek,

tamamen açıklamak:

ister.

Bu istek:

bilimin,

felsefenin,

düşüncenin:

çok değerli motorlarından biridir.

Ama:

insanın kapasitesi:

sonsuz değildir.

Gözümüz:

her dalga boyunu:

göremez.

Kulağımız:

her frekansı:

duyamaz.

Aklımız:

çok büyük gerçekleri:

anlamaya çalışabilir.

Ama:

Allah’ın zatı:

yaratılmış dünyanın:

ölçülerine:

indirgenemez.

Ayet:

bizi:

bilgisizliğe değil,

epistemik tevazuya

çağırır:

“Bilmediğin yerde, bilmediğini bil.”

Dağ sahnesi:

bunu:

çok güçlü biçimde:

gösterir.

İnsan gözünde:

dağ:

dayanıklılığın sembolüdür.

Ama:

tecelli karşısında:

dağ bile:

yerinde duramaz.

Hz. Musa:

bayılır.

Bu:

Allah’ın azametinin:

insan ölçülerine:

sığdırılamayacağını:

anlatır.

Ayetin:

belki de en güzel taraflarından biri:

Hz. Musa’nın:

ayıldıktan sonraki:

tavrıdır.

Savunmaya geçmez.

“Ben zaten şunu kastetmiştim.”

demez.

Talebini:

inatla sürdürmez.

Şöyle der:

“Seni tenzih ederim. Sana tövbe ettim.”

Bu:

çok büyük bir:

peygamber tevazusudur.

İnsan:

bazen:

bir konuda:

sınırına geldiğini:

görür.

O noktada:

iki seçeneği vardır:

ya:

kibirle:

ısrar eder,

ya da:

“Buraya kadar anlayabiliyorum.”

der.

İşte:

bilgelik:

bazen ikinci cümlede:

başlar.

Ayet ayrıca:

Allah’ı:

insan zihninin ürettiği:

şekillere:

hapsetmeme konusunda:

çok güçlü bir uyarıdır.

Allah:

bir heykel değildir.

Bir insan değildir.

Bir ışık topu değildir.

Gökyüzünde:

fiziksel olarak oturan:

bir nesne gibi:

düşünülemez.

Çünkü:

bütün bu tasvirler:

yaratılmış dünyadan:

alınmıştır.

Allah ise:

yaratandır.

Bu nedenle:

tevhid:

yalnız:

“Bir Allah vardır.”

demek değildir.

Aynı zamanda:

“Allah’ı yaratılmışlarla karıştırmıyorum.”

demektir.

Belki de A‘râf 143’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Her şeyi anlayamadığımızda hakikati inkâr mı ediyoruz, yoksa insan aklının ve duyularının da bir sınırı olduğunu kabul edebiliyor muyuz?

Çünkü:

tevazu:

düşünmeyi bırakmak değildir.

Tevazu:

çok düşündükten sonra bile:

“Ben yine de sınırlı bir insanım.”

diyebilmektir.

Ve Hz. Musa’nın:

dağ karşısındaki tecrübesi:

bize şunu öğretir:

İnsan:

Allah’a yaklaşırken:

büyüdüğünü değil,

çoğu zaman:

ne kadar sınırlı olduğunu daha iyi fark eder.


“Hakikate yaklaşmak, insanı her zaman daha büyük hissettirmez; bazen ne kadar küçük ve sınırlı olduğunu gösterir. Bilgeliğin başlangıcı her şeyi bildiğini sanmak değil, bilgin büyüdükçe Allah’ın azameti karşısında tevazunun da büyümesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt