A‘râf Suresi 139. Ayette “Şüphesiz Bunların İçinde Bulundukları Şey Yok Olmaya Mahkûmdur ve Yapmakta Oldukları da Batıldır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bir şeyin çok kişi tarafından yapılması, onun kalıcı veya doğru olduğu anlamına gelmez. Bazen insanın gözünde büyük görünen düzenler, hakikat karşısında temelsiz olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 138. ayetinde İsrailoğulları:
putlara tapmakta olan bir topluluğu görmüş
ve Hz. Musa’ya:
“Ey Musa! Onların ilahları gibi bize de bir ilah yap.”
demişlerdi.
Hz. Musa ise:
“Gerçekten siz cahillik eden bir toplumsunuz.”
diye karşılık vermişti.
- ayette Hz. Musa bu uyarısını daha da açık hâle getirir:
Bu ayet:
çok önemli iki ölçü verir:
Bir şey:
görkemli olabilir,
yaygın olabilir,
eski olabilir,
çok kişi tarafından benimsenmiş olabilir.
Ama:
bunların hiçbiri:
onu:
hakikat yapmaz.
Hz. Musa:
İsrailoğullarına:
gördükleri putperest düzenin:
dışarıdan etkileyici görünse bile:
içeriden:
temelsiz ve geçici
olduğunu anlatır.
“Bunların İçinde Bulundukları Şey Yok Olmaya Mahkûmdur” Ne Demektir
Bu ifade:o toplumun:
putlara dayalı ibadet düzeninin:
kalıcı olmadığını
anlatır.
Yani:
onların bağlı bulunduğu sistem:
hakikat üzerine:
kurulu değildir.
Bu nedenle:
sonunda:
çökmeye mahkûmdur.
“Yok Olmaya Mahkûm” İfadesi Fiziksel Yıkım mı Anlatır
Yalnız fiziksel yıkım:olarak düşünmek:
dar olur.
Burada:
inanç sisteminin:
geçersizliği,
dayanağının:
çürüklüğü
ve:
kalıcı hakikat taşımaması
ön plandadır.
Yani:
batıl olanın temeli sağlam değildir.
Bir İnanç Sistemi Uzun Süre Yaşıyorsa Doğru Olduğu Anlaşılır mı
Hayır.Bir düşünce:
yüzlerce yıl:
yaşayabilir.
Bir gelenek:
çok eski olabilir.
Bir uygulama:
nesiller boyunca:
sürdürülebilir.
Ama:
eskilik doğruluğun kanıtı değildir.
Çok Kişinin İnanması Bir Şeyi Doğru Yapar mı
Hayır.Çoğunluk:
bir düşüncenin:
yaygınlığını
gösterir.
Ama:
hakikatini:
garanti etmez.
Hz. Musa’nın uyarısı:
tam da:
bu noktaya dokunur.
İsrailoğulları:
başka bir toplumun:
kalabalık biçimde:
putlara yöneldiğini görüp:
etkilenmiştir.
Ama:
kalabalık, ölçü değildir.
“Yapmakta Oldukları Batıldır” Ne Demektir
“Batıl”:hakikate dayanmayan,
geçersiz,
temelsiz
anlamı taşır.
Hz. Musa:
onların:
tapınma biçimini:
yalnız farklı bir gelenek
olarak değil,
hakikate aykırı bir yöneliş
olarak değerlendirir.
Batıl ile Farklılık Aynı Şey midir
Hayır.Her farklı şey:
batıl değildir.
İnsanların:
kültürleri,
dilleri,
gelenekleri,
sanatları,
yaşam biçimleri
farklı olabilir.
Buradaki eleştiri:
farklılığa değil,
yaratılmış nesnelere ilahlık atfedilmesine
yöneliktir.
Hz. Musa Neden Bu Kadar Kesin Konuşuyor
Çünkü mesele:tevhidin:
temelidir.
Burada:
küçük bir ayrıntı:
tartışılmıyor.
İnsanların:
yaratılmış bir şeyi:
ilah edinmesi
söz konusudur.
Bu yüzden Hz. Musa:
çok net:
“Bu batıldır.”
der.
Görkemli Bir İnanç Düzeni İnsanları Neden Etkileyebilir
Çünkü insan:görüntüden:
etkilenir.
Büyük tapınaklar,
heykeller,
ritüeller,
kalabalıklar,
müzik,
törenler
insanda:
“Burada güçlü bir şey var.”
duygusu oluşturabilir.
Ama:
görkem:
doğruluğun kanıtı değildir.
İnsan Neden Dış Görünüşü Hakikatle Karıştırabilir
Çünkü:gözle görülen şey:
zihni hızlı etkiler.
İnsan:
içeriği incelemeden:
biçime:
kapılabilir.
Bu yüzden:
gösterişli olan:
daha doğruymuş gibi:
hissedilebilir.
Ama:
hakikat estetikten bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
Bir Şey Çok Başarılıysa Doğru Olduğu Anlaşılır mı
Hayır.Başarı:
işe yaradığını
gösterebilir.
Ama:
ahlaken doğru olduğunu:
göstermez.
Bir sistem:
çok güçlü olabilir.
Çok para kazanabilir.
Çok insanı:
etkileyebilir.
Ama:
yine de:
yanlış bir temel üzerine kurulmuş olabilir.

Kalıcılık ile Hakikat Arasında Doğrudan Bağ Var mı
Hayır.Bazı yanlışlar:
çok uzun süre:
devam edebilir.
Bazı doğrular:
uzun süre:
az kişi tarafından:
savunulabilir.
Bu yüzden:
“Uzun sürdü, demek ki doğru.”
mantığı:
sağlam değildir.

İnsan Neden Başka Toplumun Değerlerini Hemen Benimsemek İster
Çünkü:başka toplum:
güçlü,
zengin,
düzenli
veya etkileyici
görünebilir.
İnsan:
“Onları güçlü yapan şey bu olmalı.”
diye düşünebilir.
Ama:
bir toplumun başarısını:
tek bir sembole:
bağlamak:
yanlış olabilir.

Kültürel Taklit Ne Zaman Soruna Dönüşür
İnsan:başkasından:
iyi olanı:
öğrenebilir.
Bu:
yanlış değildir.
Sorun:
eleştirel düşünmeden:
“Onlarda var, bizde de olmalı.”
dediğinde:
başlar.
Taklit:
ölçüsüzleştiğinde:
kimlik ve bilinç:
zayıflayabilir.

“Batıl” Olan Şey Neden Çekici Olabilir
Çünkü:yanlış olan her şey:
çirkin görünmek zorunda değildir.
Bazı yanlışlar:
çok çekici,
çok düzenli,
çok estetik
ve:
çok ikna edici
görünebilir.
Bu yüzden:
insan:
yalnız görüntüye:
güvenmemelidir.

Bir Şeyin Doğru Olup Olmadığını Nasıl Değerlendirmeliyiz
Sadece:kaç kişinin yaptığına,
ne kadar eski olduğuna,
ne kadar güçlü göründüğüne
bakmamalıyız.
Şunu sormalıyız:
Gerçeğe dayanıyor mu?
Aklî ve ahlaki olarak tutarlı mı?
İnsan onurunu koruyor mu?
Vahyin temel ilkeleriyle uyumlu mu?

Hz. Musa’nın Uyarısı İsrailoğullarının Özgürlük Eğitimine Nasıl Katkı Sağlıyor
Onlar:Firavun’dan:
fiziksel olarak kurtulmuştur.
Ama:
şimdi:
düşünsel olarak:
eğitilmeleri gerekir.
Çünkü:
özgürlük:
yalnız:
“Artık kimse bana emir vermiyor.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“Artık neye neden inandığımı sorguluyorum.”
diyebilmektir.

Bu Ayet Günlük Hayatta Bize Ne Söyler
Bir şey:moda olabilir.
Herkes:
yapıyor olabilir.
Sosyal medyada:
çok popüler olabilir.
Çok para:
kazandırabilir.
Ama:
bu:
onun:
doğru,
iyi
veya:
değerli olduğu
anlamına gelmez.
İnsan:
kalabalığın etkisinden:
bir adım geri çekilip:
“Bu gerçekten doğru mu?”
diye sorabilmelidir.

A‘râf Suresi 138. ve 139. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
putperest bir topluluğu görüp:
“Bize de onların ilahları gibi bir ilah yap.”
demişti.
- ayette Hz. Musa:
göründüğü kadar güçlü olmadığını:
açıklar:
“İçinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur ve yaptıkları batıldır.”
Yani:
önce:
dış görünüşün etkisi vardır.
Sonra:
hakikatin ölçüsüyle değerlendirme
gelir.

Sonuç: A‘râf Suresi 139. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 139. ayet:insanın:
gördüğü şey karşısında:
hemen etkilenmemesi gerektiğini:
öğretir.
İsrailoğulları:
başka bir toplum:
görür.
Onların:
putları vardır.
İbadetleri vardır.
Ritüelleri vardır.
Belki:
görsel olarak:
etkileyici bir düzenleri vardır.
Ve:
“Bizde de olsun.”
derler.
Hz. Musa ise:
görüntünün arkasına:
bakar.
Ve:
şunu söyler:
“Bunların içinde bulunduğu şey yok olmaya mahkûmdur.”
Bu:
çok önemli bir düşünme biçimidir.
İnsan:
hayatta:
sürekli:
başkalarının:
hayatına bakar.
Birinin:
evi daha büyük.
Arabası daha pahalı.
Takipçisi daha fazla.
İşi daha güçlü.
Çevresi daha geniş.
Hayatı daha gösterişli.
Ve:
“Bende de böyle olmalı.”
diye düşünebilir.
Ama:
gördüğümüz şey:
yalnız dış yüzdür.
İçeride:
ne olduğunu:
bilemeyebiliriz.
Bir düzen:
çok görkemli olabilir.
Ama:
temeli:
çürük olabilir.
Bir insan:
çok başarılı görünebilir.
Ama:
içeride:
çok mutsuz olabilir.
Bir sistem:
çok güçlü görünebilir.
Ama:
adaletsizlik üzerine:
kurulmuş olabilir.
İşte ayet:
bize:
görüntü ile hakikat arasında mesafe bırakmayı
öğretir.
Ayrıca:
“batıl” kelimesi:
çok güçlü bir ölçüdür.
Batıl:
yalnız:
yanlış bir bilgi:
değildir.
İnsanın:
hayatını üzerine kurduğu:
temelsiz bir inanç da:
olabilir.
Mesela:
“Herkes beni beğenirse değerliyim.”
düşüncesi:
bir tür:
batıl hayat ölçüsüne:
dönüşebilir.
“Çok param olursa kesin mutlu olurum.”
düşüncesi de:
öyle.
“Güçlü olan her zaman haklıdır.”
düşüncesi de:
öyle.
İnsan:
put yapmasa bile:
bazen:
hayatının merkezine:
yanlış şeyler:
koyabilir.
İşte:
Hz. Musa’nın:
uyarısının:
bugüne uzanan yönü:
buradadır.
İnsan:
neyi:
ilahlaştırdığını:
düşünmelidir.
Para mı?
Statü mü?
İnsanların onayı mı?
Güzellik mi?
Güç mü?
Kendisi mi?
Çünkü:
Allah’ın yerine:
hayatın merkezine konulan:
her şey:
insanı:
yeniden bağımlı hâle getirebilir.
Belki de A‘râf 139’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir şeyi gerçekten doğru olduğu için mi istiyoruz, yoksa başkalarında gördüğümüz için mi?
Bu soru:
çok önemlidir.
Çünkü insan:
başkasının hayatına bakarken:
kendi ölçüsünü:
kaybedebilir.
Ve:
başkasının sahip olduğu şey:
çok etkileyici görünse bile:
onu:
kendi hayatının:
ilahı hâline getirmemelidir.
“Her parlayan şey kalıcı değildir, her kalabalık haklı değildir, her güçlü görünen düzen sağlam değildir. İnsan başkasının neye sahip olduğuna bakmadan önce, onun dayandığı şeyin gerçekten hakikat olup olmadığını sormalıdır.”
Ersan Karavelioğlu