A‘râf Suresi 122. Ayette “Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İman yalnız ‘bir yaratıcı var’ demek değildir; insanın hakikati hangi elçinin getirdiğini ve kime teslim olduğunu açıkça belirlemesidir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 121. ayetinde sihirbazlar:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
demişlerdi.
- ayette bu iman daha da açık hâle gelir:
Bu kısa ifade:
sihirbazların imanının belirsiz olmadığını gösterir.
Çünkü “âlemlerin Rabbi” dedikten hemen sonra:
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine”
diyerek:
hangi ilahi çağrıyı kabul ettiklerini açıkça belirtirler.
Yani onların söylediği şey:
genel,
muğlak,
herkesin istediği gibi anlayabileceği
bir inanç cümlesi değildir.
Onlar:
Hz. Musa ve Hz. Hârûn’un getirdiği tevhid çağrısını:
bilinçli biçimde kabul ederler.
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine” Ne Demektir
Bu ifade:sihirbazların:
Hz. Musa ve Hz. Hârûn’un:
Allah tarafından gönderildiğini
kabul ettiklerini gösterir.
Yani:
“Biz onların Rabbine iman ettik.”
demek:
onların getirdiği mesajın:
hak olduğunu kabul etmek
anlamına gelir.
Neden 121. Ayette “Âlemlerin Rabbi”, 122. Ayette “Musa ve Hârûn’un Rabbi” Deniliyor
Bu iki ifade:birbirini tamamlar.
“Âlemlerin Rabbi”:
Allah’ın:
evrensel Rab olduğunu
gösterir.
“Musa ve Hârûn’un Rabbi” ise:
bu evrensel Rabbin:
Hz. Musa ve Hz. Hârûn’u:
gönderdiğini
açıklar.
Yani:
evrensel iman ile somut peygamberlik kabulü birleşir.
Bu İfade Firavun’a Karşı Açık Bir Tavır mı Taşır
Evet.Çünkü sihirbazlar:
artık:
Firavun’un otoritesini:
nihai otorite olarak
kabul etmiyorlar.
Onlar:
“Musa ve Hârûn’un Rabbine iman ettik.”
diyerek:
kime bağlı olduklarını:
açıkça ilan ediyorlar.
Neden Sadece “Allah’a İman Ettik” Demiyorlar
Çünkü bağlamda:Hz. Musa’nın peygamberliği:
tartışma konusudur.
Firavun’un çevresi:
onu:
sihirbaz
olarak göstermiştir.
Sihirbazlar ise:
şimdi açıkça:
Musa ve Hârûn’un getirdiği mesajı kabul ettiklerini
ilan ederler.
Bu nedenle:
ifade özellikle:
onların ismini taşır.
İmanın Açık Olması Neden Önemlidir
Çünkü bazen insanlar:belirsiz ifadelerle:
herkesin hoşuna gidecek şekilde
konuşabilir.
Ama burada:
sihirbazlar:
kendi konumlarını:
gizlemez.
Kimin tarafında olduklarını:
açıkça söylerler.
Bu:
imanın cesarete dönüşmesi
anlamına gelir.
Hz. Hârûn’un Adının Burada Geçmesi Neden Önemlidir
Çünkü Hz. Musa:tek başına değildi.
Hz. Hârûn:
ona:
destek olmak üzere:
görevlendirilmişti.
Bu ifade:
iki peygamberin de:
aynı Rabbin elçileri olduğunu
gösterir.
Yani sihirbazlar:
yalnız Musa’yı değil, onunla birlikte gönderilen Hârûn’u da kabul ederler.
Sihirbazlar Hz. Hârûn’un Mucizesini mi Görmüşlerdi
A‘râf’taki bu sahnede:mucizeyi:
Hz. Musa göstermektedir.
Ama onlar:
Hz. Musa’nın getirdiği mesajın:
Hz. Hârûn’la da ortak olduğunu:
kabul ederler.
Burada mesele:
tek tek mucize gösteren kişiyi değil,
ilahi gönderilişi
kabul etmektir.
“Rab” Kelimesi Burada Ne Anlama Gelir
Rab:yaratan,
terbiye eden,
sahip olan,
idare eden
anlam alanına sahiptir.
Sihirbazların:
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine”
demesi:
bu iki peygamberin:
bağlı olduğu en yüce otoriteyi
kabul ettiklerini gösterir.
Bu İfade Firavun’un “Rablik” İddiasını da Reddediyor mu
Kur’an’ın Firavun anlatısı bütünü düşünüldüğünde:evet.
Firavun:
kendisini:
çok üstün bir otorite olarak:
sunmaktadır.
Sihirbazlar ise:
“Musa ve Hârûn’un Rabbine”
diyerek:
hakiki Rabbin:
Firavun olmadığını
ilan ederler.
Sihirbazların İmanı Neden Bu Kadar Açık Bir Şekilde Söyleniyor
Çünkü onların dönüşümü:kıssanın:
en önemli tanıklıklarından biridir.
Onlar:
sihir konusunda:
uzman insanlardır.
Ve kendi uzmanlıklarıyla:
Hz. Musa’nın getirdiğinin:
sıradan sihir olmadığını
anlayıp:
açıkça iman ederler.
Bu yüzden:
imanlarını:
gizlemezler.

İman Sadece İçte Kalabilir mi
İmanın kalpte olması:temeldir.
Ama bazı durumlarda:
söz ve davranışla:
ortaya çıkması da:
önem kazanabilir.
Sihirbazlar için:
bu an:
tam da böyledir.
Çünkü onlar:
hakikati gördükleri anda açıkça taraf değiştirirler.

Açıkça Taraf Değiştirmek Neden Zordur
Çünkü insan:önceki arkadaşlarını,
çıkar çevresini,
makamını,
güvenliğini
kaybedebilir.
Sihirbazlar:
bütün bunları:
riske atarlar.
Bu yüzden:
onların sözü:
yalnız teolojik değil,
ahlaki cesaret taşıyan bir sözdür.

İnsan Gerçeği Kabul Ettiğinde Eski Tarafına Borçlu mudur
Hayır.Bir insan:
bir tarafla:
eskiden birlikte hareket etmiş olabilir.
Ama gerçek:
başka yöne işaret ediyorsa:
sırf geçmiş bağları yüzünden:
yanlışta devam etmek
zorunda değildir.
Bu ayet:
hakikatin, eski bağlılıklardan daha üstün tutulabileceğini
gösterir.

“Ben Daha Önce Böyle Söyledim, Artık Dönemem” Düşüncesi Doğru mudur
Hayır.İnsan:
önceki sözlerinin:
esiri değildir.
Eğer:
gerçeği daha sonra:
fark etmişse:
fikrini değiştirebilir.
Sihirbazlar:
bunu çok açık biçimde:
gösterir.

İnançta Netlik ile Hoşgörü Birbiriyle Çelişir mi
Hayır.Bir insan:
kendi inancını:
açık biçimde söyleyebilir
ve aynı zamanda:
başkasına:
zulmetmeyebilir.
Net olmak:
kaba olmak
demek değildir.
Sihirbazların ifadesi:
son derece nettir,
ama:
hakaret içermez.

Bu Ayet İmanın Bir Kimlik Meselesi Olduğunu mu Gösteriyor
Bir yönüyle:evet.
İman:
insanın:
hangi hakikati:
merkez kabul ettiğini
gösterir.
Sihirbazlar:
artık:
Firavun’un dünyasının:
insanları olarak değil,
Musa ve Hârûn’un Rabbine iman eden insanlar
olarak:
kendilerini tanımlarlar.

Bir İnsan Hakikati Kabul Ettiğinde Eski Kimliğini Tamamen Kaybeder mi
Her zaman değil.Ama bazı temel değerler:
değişebilir.
Sihirbazlar:
meslekî bilgilerini:
kaybetmez.
Ama o bilgiye:
verdikleri anlam:
değişir.
Önce:
Firavun’un hizmetinde kullanıyorlardı.
Şimdi:
hakikati tanımalarının:
aracı hâline gelir.

A‘râf Suresi 121. ve 122. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
denilmişti.
- ayette:
daha açık biçimde tanımlanır:
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine.”
Yani iman:
genel bir söz olarak:
bırakılmaz.
Sihirbazlar:
Hz. Musa ve Hz. Hârûn’un getirdiği ilahi mesajı açıkça kabul ederler.

Sonuç: A‘râf Suresi 122. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 122. ayet:yalnız iki ismi söyleyen:
kısa bir ayet gibi görünebilir:
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine.”
Ama bu ifade:
sihirbazların dönüşümünü:
tamamlar.
Biraz önce:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
demişlerdi.
Şimdi ise:
imanlarının:
hangi çağrıya bağlandığını:
açıkça belirtirler.
Bu çok önemlidir.
Çünkü insan bazen:
çok genel ifadeler kullanarak:
hiçbir risk almadan:
herkesin yanında duruyor gibi
görünebilir.
Ama sihirbazlar:
böyle davranmaz.
Onlar:
kimin getirdiği mesajı:
kabul ettiklerini:
açıkça söylerler.
Bu söz:
onları:
Firavun’un gözünde:
daha da tehlikeli hâle getirecektir.
Ama buna rağmen:
geri çekilmezler.
İşte burada:
iman:
yalnız içsel kanaat olmaktan çıkar.
Kimlik ve duruş
hâline gelir.
Ayet aynı zamanda:
insanın:
hakikati gördükten sonra:
belirsizliğe sığınmaması gerektiğini
düşündürür.
Bir insan:
bir konuda:
emin olmuşsa:
onu:
dürüstçe ifade edebilmelidir.
Tabii ki:
kibirle,
hakaretle,
zorlamayla
değil.
Ama:
çekinmeden:
“Benim gördüğüm gerçek budur.”
diyebilmelidir.
Sihirbazlar:
bunu yapar.
Onların hikâyesi:
bize çok güçlü bir şey gösterir:
İnsan:
birkaç dakika içinde:
ödül bekleyen bir profesyonelden:
hakikat uğruna:
hayatını riske atacak bir mümine
dönüşebilir.
Bu dönüşüm:
insanın:
ne kadar değişebilir olduğunu
gösterir.
Belki de A‘râf 122’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Gerçeği gerçekten kabul ettiğimizde, onu açıkça söylemeye de hazır mıyız; yoksa bedelinden korktuğumuz için belirsiz ifadelerin arkasına mı saklanıyoruz?
Çünkü hakikati görmek:
bir aşamadır.
Onu kabul etmek:
ikinci aşamadır.
Ama bazen en zor olan:
onu açıkça sahiplenmektir.
“Hakikati içinden kabul etmek önemli, fakat gerektiğinde onu açıkça sahiplenebilmek daha büyük bir cesaret ister. İnsan bazen neye inandığını değil, bedel geldiğinde inancını ne kadar açık taşıyabildiğini öğrenir.”
Ersan Karavelioğlu