📖 Âl-i İmrân Suresi 25. Ayette “Geleceğinde Şüphe Olmayan Bir Gün İçin Onları Topladığımızda ve Herkese Kazandığının Karşılığı Eksiksiz Verildiğinde

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,986
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 25. Ayette “Geleceğinde Şüphe Olmayan Bir Gün İçin Onları Topladığımızda ve Herkese Kazandığının Karşılığı Eksiksiz Verildiğinde Hâlleri Ne Olacak?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan dünyada kendisine türlü güvenceler üretebilir; fakat Âl-i İmrân 25 bütün bu güvenceleri tek bir soruyla dağıtır: Herkesin yaptıklarıyla baş başa kalacağı gün geldiğinde ne olacak?”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 25. ayetinde şöyle buyrulur:


“Geleceğinde hiçbir şüphe bulunmayan bir gün için onları topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığının karşılığı eksiksiz verildiği zaman hâlleri nasıl olacak?”


Bu ayet, 24. ayetin hemen ardından son derece güçlü bir cevap niteliğindedir.


Bir önceki ayette bazı insanların:


“Ateş bize sayılı birkaç gün dışında dokunmayacaktır.”


diyerek kendilerini güvende hissettikleri anlatılmıştı.


  1. ayet ise bu güveni bir soruyla sarsar:

Peki gerçekten hesap günü geldiğinde ne olacak?


İnsan dünyada kendi hakkında istediği hikâyeyi anlatabilir.


Kendisini haklı görebilir.


Kurtuluş garantileri oluşturabilir.


Fakat Kur’an’a göre sonunda insanın kendi yorumu değil:


Allah’ın adaleti


belirleyici olacaktır.


1️⃣ “Hâlleri Nasıl Olacak?” Sorusu Neden Bu Kadar Güçlüdür ❓


Ayet doğrudan:


“Şöyle olacak.”


demek yerine:


“Nasıl olacak?”


diye sorar.


Bu soru cevapsız değildir.


Tam tersine cevabı okuyucunun zihninde son derece açıktır.


Eğer insan kendisini sahte güvenlerle kandırmışsa ve bir gün bütün gerçekler ortaya çıkacaksa:


o gün durumunun ağır olacağı


anlaşılır.


Kur’an burada insanı kendi sonucunu düşünmeye zorlar.


2️⃣ “Onları Topladığımızda” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette yeniden haşir, yani insanların toplanması fikri vardır.


Daha önce Âl-i İmrân 9’da da:


“Rabbimiz! Geleceğinde şüphe olmayan bir günde insanları mutlaka toplayacaksın.”


denilmişti.


Şimdi aynı tema yeniden karşımıza çıkar.


Kur’an’ın ahiret anlayışında insanlar ölümle tamamen kaybolmaz.


Bir gün:


yeniden diriltilir ve Allah’ın huzurunda toplanırlar.


3️⃣ Neden Bütün İnsanların Toplanması Gerekiyor ❓


Çünkü insan yalnızca kendisiyle ilişkili davranışlarda bulunmaz.


İnsan:


başkasının hakkını yer,


yardım eder,


zulmeder,


adalet sağlar,


yalan söyler,


insanları etkiler.


Dolayısıyla hayat yalnızca bireysel bir hikâye değildir.


İnsanların davranışları birbirine dokunur.


Mahşer fikri de bütün bu ilişkilerin nihai hesabının görüleceği ortak alanı ifade eder.


4️⃣ “Geleceğinde Şüphe Olmayan Gün” Ne Demektir ❓


Kur’an kıyamet hakkında:


“lâ raybe fîh”


yani:


“onda şüphe yoktur”


ifadesini kullanır.


Kur’an’ın kendi iddiası açısından kıyamet:


muhtemel,


sembolik bir ihtimal


veya yalnızca ahlaki bir metafor


olarak değil,


kesin gerçekleşecek bir gelecek


olarak sunulur.


İnsan onun tarihini bilmez.


Fakat Kur’an’a göre gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda belirsizlik yoktur.


5️⃣ İnsan Kıyameti Neden Uzak Görür ❓


Çünkü insan gündelik hayat içinde çoğu zaman yakın geleceğe odaklanır.


Bugün ne yapacağım?


Yarın ne olacak?


Bu yıl ne kazanacağım?


Hayatın büyük bölümü bu yakın hesaplarla geçer.


Ölüm ve ahiret ise sanki çok uzaktaymış gibi düşünülebilir.


Fakat insan açısından ölümün zamanı bilinmediği için:


“çok uzak”


dediğimiz şey aslında sandığımız kadar uzak olmayabilir.


6️⃣ “Her Nefse Kazandığının Karşılığı Verilecek” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet:


her insanın kazandığının karşılığını alacağını


bildirir.


Buradaki “kazanmak” ekonomik anlamda değildir.


İnsanın:


yaptığı işler,


ahlaki tercihleri,


iyilikleri,


kötülükleri


kastedilir.


Yani insan hayatı boyunca yalnızca para veya mal biriktirmez.


Kur’an açısından insan aynı zamanda:


amel biriktirir.


7️⃣ “Kazandığı” Kelimesi Neden Kullanılır ❓


Bu ifade insanın davranışlarında aktif rol oynadığını gösterir.


İnsan yaptığı seçimlerle kendi ahlaki geleceğine katkıda bulunur.


Bu nedenle hesap günü insanın karşılaştığı sonuç bütünüyle yabancı bir şey değildir.


Bir anlamda:


dünyada yaptığı tercihlerin karşılığıdır.


Kur’an böylece sorumluluk ile sonuç arasında güçlü bir bağ kurar.


8️⃣ İyi ve Kötü Her Şeyin Karşılığı Gerçekten Verilecek mi ❓


Kur’an’ın genel anlatımına göre insanın hiçbir davranışı Allah’ın bilgisinin dışında değildir.


En küçük iyilik de,


en küçük kötülük de


hesabın parçası olabilir.


Ancak Allah’ın:


rahmeti,


bağışlaması,


tövbe kabulü


de Kur’an’ın temel kavramlarıdır.


Dolayısıyla ilahî hesap yalnızca mekanik bir ceza sistemi değildir.


Adalet ile rahmet birlikte düşünülür.


9️⃣ “Eksiksiz Verilmek” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin kullandığı ifade karşılığın tam olarak verilmesini anlatır.


İnsan mahkemelerinde eksiklik olabilir.


Bir insanın yaptığı iyilik görülmeyebilir.


Bir suç kanıtlanamayabilir.


Bir mazlum hakkını alamayabilir.


Fakat ilahî hesapta:


eksik dosya


fikri yoktur.


Çünkü Allah’ın bilgisi tamdır.


Bu nedenle karşılık da eksik bilgiye dayanmaz.


🔟 “Onlara Haksızlık Edilmez” İfadesi Neden Özellikle Eklenmiştir ❓


Ayetin en önemli ilkelerinden biri budur:


“Onlara zulmedilmez.”


Allah’ın hesap görmesi keyfî değildir.


Hiç kimse:


işlemediği suçtan cezalandırılmaz,


iyiliğinin karşılığından mahrum bırakılmaz,


başkasının günahıyla otomatik olarak sorumlu tutulmaz.


Bu nedenle kıyamet yalnızca güç gösterisi değil:


mutlak adalet günü


olarak anlatılır.


1️⃣1️⃣ Allah Zaten Her Şeyi Biliyorsa Neden Hesap Günü Var ❓


Allah’ın bilgi edinmeye ihtiyacı yoktur.


Kur’an’ın Tanrı anlayışına göre Allah zaten her şeyi bilir.


Hesap günü:


Allah’ın öğrenmesi için değil,


adaletin gerçekleşmesi ve insanın kendi yaptıklarıyla yüzleşmesi


içindir.


İnsan yaptığını görecek.


Gerçekler ortaya çıkacak.


Hak ile haksızlık birbirinden ayrılacaktır.


1️⃣2️⃣ İnsan Kendi Günahını Dünyada Küçümseyebilir mi ❓


Evet.


İnsan yaptığı yanlış için:


“Herkes yapıyor.”


“Çok önemli değildi.”


“Başka çarem yoktu.”


“Kimse zarar görmedi.”


gibi gerekçeler üretebilir.


Bazen bunlar gerçekten geçerli açıklamalar olabilir.


Bazen ise insanın kendisini rahatlatma biçimidir.


Hesap günü fikri, insanın kendi kendisinin nihai hâkimi olmadığını hatırlatır.


1️⃣3️⃣ İnsan Kendi İyiliğini de Gereğinden Fazla Büyütebilir mi ❓


Evet.


İnsan kendi hatalarını küçültürken yaptığı iyilikleri büyütmeye eğilimli olabilir.


Bir yardım yaptıysa yıllarca hatırlayabilir.


Fakat başkasına verdiği zararı unutabilir.


Kur’an’ın ilahî hesap anlayışı burada insanın öz değerlendirmesinin üzerine çıkar.


Çünkü Allah:


hem iyiliğin hem kötülüğün gerçek ölçüsünü bilir.


1️⃣4️⃣ Dinî Kimlik Hesap Gününde Ayrıcalık Sağlar mı ❓


Bir önceki ayet tam da bu konuda uyarı yapmıştı.


Bazı insanlar kendilerini:


“Bize cehennem yalnızca birkaç gün dokunur.”


diye güvende görüyorlardı.


  1. ayet buna karşı:

her insanın kazandığının karşılığını alacağını


söyler.


Dolayısıyla kimlik:


ahlaki sorumluluğun yerine geçmez.


İnsan hangi topluluğa mensup olduğunu söylemekle hesabı ortadan kaldıramaz.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Müslüman İçin de Aynı Derecede Uyarı mıdır ❓


Evet.


Müslüman bir insan ayeti yalnızca:


“Başka topluluklar böyle düşünmüş.”


şeklinde okursa önemli bir ibreti kaçırabilir.


Müslüman da:


“Ben zaten ümmet-i Muhammed’im.”


“Nasıl olsa affedilirim.”


“Sonunda cennete girerim.”


diyerek kendisine sahte bir güvence oluşturabilir.


Kur’an’ın mesajı ise insanı rehavete değil:


sorumluluğa


çağırır.


1️⃣6️⃣ İlahi Adalet ile İnsan Adaleti Arasındaki En Büyük Fark Nedir ❓


İnsan adaletinin en büyük sınırı bilgidir.


Hâkim:


delillere,


tanıklara,


belgelere


göre karar verir.


Bunlar eksik veya yanlış olabilir.


Allah’ın adaletinde ise bilgi eksikliği yoktur.


İnsanların:


yaptığı,


söylediği,


niyet ettiği,


gizlediği


şeyler Allah’ın bilgisi içindedir.


Bu nedenle Kur’an’ın idealindeki nihai adalet yanlış bilgi problemi yaşamaz.


1️⃣7️⃣ 24. ve 25. Ayetler Birlikte Okunduğunda Ne Görürüz ❓


  1. ayette insanın oluşturduğu hikâye vardır:

“Bize ateş yalnız birkaç gün dokunur.”


  1. ayette Allah’ın koyduğu gerçeklik vardır:

“Herkes kazandığının karşılığını eksiksiz alacaktır.”


İki ayet arasında çok güçlü bir karşıtlık oluşur:


İnsanın kendisine verdiği garanti


ve


Allah’ın adaleti.


İnsan kendisini kandırabilir.


Ama ilahî hesap insanın kendisi hakkında kurduğu hikâyeye göre gerçekleşmez.


1️⃣8️⃣ “Hâlleri Ne Olacak?” Sorusu Neden Cevap Vermeden Bırakılıyor ❓


Çünkü bazen soru doğrudan verilen cevaptan daha güçlüdür.


Ayet insanın hayal etmesini ister:


Dünya bitti.


Bütün bahaneler sona erdi.


Kimlikler ve ayrıcalıklar anlamını kaybetti.


İnsanlar toplandı.


Bütün ameller ortaya çıktı.


Ve hiç kimseye zerre kadar haksızlık yapılmıyor.


Şimdi:


Kendisine sahte güvence veren insan ne yapacak?


Bu sorunun ağırlığı cevabın kendisidir.


1️⃣9️⃣ İnsan Gerçekten Kendisiyle Tam Olarak Yüzleşmeye Hazır mı ❓


Âl-i İmrân 25’in en derin boyutu belki de budur.


İnsan dünyada kendisi hakkında bir hikâye oluşturur.


Kendisini:


iyi,


haklı,


mazur,


başarılı


görebilir.


Hatalarını açıklayabilir.


Kötü davranışlarına gerekçeler bulabilir.


Başkalarının kusurlarını ise çok daha kolay görebilir.


Fakat ayetin anlattığı hesap günü bütün bu öz savunmaların dışına çıkılan andır.


Orada belirleyici soru:


“Ben kendimi nasıl görüyordum?”


değil,


“Gerçekte ne yaptım?”


olacaktır.


Bu nedenle ahiret fikri yalnızca ölümden sonra başlayacak bir mahkeme fikri değildir.


Bugünkü insan hayatına da güçlü bir çağrıdır:


Hesap günü gelmeden önce kendi hesabını gör.


Haksızlık yaptıysan düzelt.


Yanlış yaptıysan kabul et.


Borçluysan öde.


Kırdıysan onarmaya çalış.


Günah işlediysen tövbe et.


Çünkü Kur’an’ın anlattığı nihai hesapta insanın:


serveti,


soyu,


grubu,


kendi hakkındaki güzel kanaati


değil;


gerçekten kazandığı şeyler


ortaya çıkacaktır.


Ve ayetin verdiği en büyük güvence de tam burada saklıdır:


Hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.


Bu zalim için ciddi bir uyarıdır.


Mazlum için ise büyük bir umuttur.


“Hesap gününün en sarsıcı tarafı yalnızca cezayla karşılaşmak değildir; insanın kendisi hakkında kurduğu bütün hikâyelerin dağılıp geriye yalnızca gerçekte yaptığı şeylerin kalmasıdır. Fakat aynı günün en büyük tesellisi de şudur: Hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt