📖 Âl-i İmrân Suresi 22. Ayette “Onların Yaptıkları Dünyada da Ahirette de Boşa Gitmiştir ve Onların Hiçbir Yardımcısı Yoktur” İfadesi Ne Anlama Gelir

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,986
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 22. Ayette “Onların Yaptıkları Dünyada da Ahirette de Boşa Gitmiştir ve Onların Hiçbir Yardımcısı Yoktur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Bir insan çok şey yapmış olabilir; fakat Kur’an yalnızca ne kadar yaptığına değil, yaptığının hangi hakikat ve ahlak üzerine kurulduğuna bakar. Çünkü değer, yalnızca eylemin büyüklüğünden değil, yönünden de doğar.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 22. ayetinde, bir önceki ayette anlatılan kimseler hakkında şöyle buyrulur:


“İşte onlar, yaptıkları dünyada da ahirette de boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.”


  1. ayette:

Allah’ın ayetlerini inkâr edenlerden,


peygamberleri haksız yere öldürenlerden,


adaleti emreden insanları öldürenlerden


söz edilmişti.


  1. ayet ise bütün bu davranışların sonucunu açıklar:

Amellerin boşa çıkması.


Bu ifade oldukça ağırdır.


Çünkü insan hayatı boyunca:


çalışabilir,


servet biriktirebilir,


eserler bırakabilir,


itibar kazanabilir,


kendisine büyük bir tarih oluşturabilir.


Fakat Kur’an şu temel soruyu gündeme getirir:


Bir insanın yaptıkları görünüşte büyük olduğu hâlde ahlaki temelini kaybetmişse, Allah katında gerçekten değerli midir?


1️⃣ “İşte Onlar” İfadesi Kimlere İşaret Eder ❓


Ayet:


“Ulâike…”


yani:


“İşte onlar…”


ifadesiyle başlar.


Bu doğrudan bir önceki ayette anlatılan kimselere işaret eder.


Yani:


Allah’ın ayetlerini inkâr eden,


peygamberlere karşı şiddet uygulayan,


adalet isteyen insanları öldüren


kimselerden söz edilmektedir.


Dolayısıyla “amellerin boşa gitmesi” rastgele insanlara yöneltilmiş bir hüküm değildir.


Belirli ve ağır bir ahlaki tavrın sonucu olarak anlatılır.


2️⃣ “Amelleri Boşa Gitmiştir” Ne Demektir ❓


Ayette kullanılan temel kavramlardan biri:


“habitat a‘mâluhum”


ifadesidir.


Bu:


amellerinin boşa çıkması, değerini kaybetmesi, sonuçsuz kalması


anlamına gelir.


Burada insanın bütün faaliyetlerinin fiziksel olarak yok olması kastedilmez.


Bir insanın yaptığı bina hâlâ durabilir.


Yazdığı kitap okunabilir.


Kurduğu devlet tarih kitaplarında anlatılabilir.


Fakat Kur’an’ın değerlendirmesinde bunların:


ilahî ödül açısından değersiz hâle gelmesi


söz konusudur.


3️⃣ Bir İyilik Nasıl “Boşa Çıkabilir” ❓


Bu oldukça zor bir sorudur.


Bir insan bazı iyi davranışlar yapmış fakat aynı zamanda çok ağır kötülükler işlemiş olabilir.


Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde:


iman,


niyet,


adalet,


samimiyet


ile amel arasında güçlü ilişkiler kurulur.


Örneğin iyilik yalnızca dışarıdaki görüntüsünden ibaret değildir.


Bir kişi yardım yapabilir ama bunu:


gösteriş,


çıkar,


insanları kontrol etme


amacıyla yapabilir.


Dolayısıyla Kur’an’ın ahlak anlayışında:


eylemin kendisi kadar niyeti ve yöneldiği amaç da önemlidir.


4️⃣ İnsan Çok İyi İşler Yapıp Yine de Ahlaken Çökebilir mi ❓


Evet.


Tarih boyunca bazı insanlar:


büyük yapılar yaptırmış,


şehirler kurmuş,


sanata destek olmuş,


bilim insanlarını himaye etmiş


fakat aynı zamanda ağır zulümlere imza atmış olabilir.


Bu durum önemli bir ahlak sorusu doğurur:


Bir insanın bazı iyi işleri, yaptığı büyük kötülükleri otomatik olarak siler mi?


Kur’an’ın yaklaşımı böyle basit bir matematik değildir.


İnsan:


iyiliklerini kötülüğün satın alma bedeli hâline getiremez.


5️⃣ “Dünyada da Ahirette de” Neden Birlikte Söyleniyor ❓


Ayet yalnızca ahiretten söz etmez.


Dünyada da ahirette de


der.


Bu ifade dikkat çekicidir.


Bir insanın yaptığı kötülükler dünyada da sonuçlar doğurabilir:


itibar kaybı,


toplumsal çöküş,


adaletsizlik,


güven kaybı,


şiddetin yayılması,


tarihsel mahkûmiyet


gibi.


Ahirette ise ilahî hesap vardır.


Böylece insanın davranışı iki düzlemde değerlendirilir:


Tarih içinde


ve


Allah’ın huzurunda.


6️⃣ Dünyada Başarılı Görünen Birinin Ameli Nasıl Boşa Gitmiş Olabilir ❓


Çünkü dünya başarısı ile ahlaki değer aynı şey değildir.


Bir insan:


çok zengin olabilir,


çok güçlü olabilir,


çok ünlü olabilir,


milyonlarca insan tarafından tanınabilir.


Ama bunların hiçbiri onun ahlaken doğru olduğu anlamına gelmez.


Kur’an’ın ölçüsü:


“Ne kadar büyük oldun?”


değil,


“Büyüklüğünü ne için kullandın?”


sorusudur.


Bu ayrım son derece önemlidir.


7️⃣ Başarı ile Değer Arasındaki Fark Nedir ❓


Başarı çoğu zaman dışarıdan ölçülebilir:


Ne kadar kazandın?


Kaç kişiye ulaştın?


Ne kadar güçlendin?


Değer ise daha farklı sorular gerektirir:


Bunu nasıl yaptın?


Kime zarar verdin?


Adil miydin?


Hakikati savundun mu?


İnsanları araç hâline getirdin mi?


Dolayısıyla:


başarı miktarı ölçer; ahlak yönü ölçer.


Kur’an’ın asıl ilgisi ikinci sorudadır.


8️⃣ Amellerin Kabulü İçin İman Neden Önemlidir ❓


Kur’an iman ile salih ameli sıklıkla birlikte zikreder:


“İman edenler ve salih amel işleyenler…”


Bu birliktelik tesadüfi değildir.


İman:


eylemin yönünü,


salih amel ise:


imanın hayattaki sonucunu


gösterir.


Kur’an’ın bütünlüğü içinde Allah’tan tamamen koparılmış ve hakikate bilinçli biçimde başkaldıran bir hayat ile Allah’a yönelmiş bir hayat aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.


Ancak insanların tek tek nihai hesabını belirlemek yine Allah’a aittir.


9️⃣ İnanmayan Bir İnsanın Yaptığı Hiçbir İyiliğin Değeri Yok mudur ❓


Bu mesele çok dikkatli ele alınmalıdır.


Âl-i İmrân 22’nin bağlamında sıradan biçimde inanmayan insanlardan değil:


ayetleri inkâr eden, peygamberleri öldüren ve adalet savunucularını öldüren


kimselerden söz edilmektedir.


Dolayısıyla ayeti:


“Müslüman olmayan herkesin yaptığı bütün iyilikler tamamen değersizdir.”


şeklinde genellemek ayetin bağlamını aşabilir.


Kur’an başka yerlerde Allah’ın:


kimseye zerre kadar haksızlık etmeyeceğini


özellikle vurgular.


Nihai değerlendirme Allah’a aittir.


🔟 “Amellerin Boşa Gitmesi” Bir Matematik Sistemi midir ❓


Kur’an’da ahiret hesabı zaman zaman:


mizan,


sevap,


günah,


amel defteri


gibi kavramlarla anlatılır.


Fakat bunu yalnızca:


“Beş iyilik yaptım, üç kötülük yaptım, toplamda artı ikiyim.”


şeklinde basit bir muhasebeye indirgemek doğru değildir.


Çünkü bazı davranışlar insanın bütün ahlaki yönünü ortaya koyabilir.


Örneğin:


kasten masum öldürmek,


zulümde ısrar etmek,


hakikati bilinçli biçimde bastırmak


çok ağır ahlaki sonuçlar taşır.


1️⃣1️⃣ Niyet Neden Bu Kadar Önemlidir ❓


Aynı davranış iki farklı insan tarafından farklı niyetlerle gerçekleştirilebilir.


Bir insan para verir:


gerçekten yardım etmek için.


Diğeri para verir:


insanların kendisine hayran olması için.


Dışarıdan bakıldığında davranış aynıdır.


Fakat iç anlamı farklıdır.


Bu nedenle İslam ahlakında niyet son derece merkezîdir.


Kur’an’ın Allah anlayışında Allah:


yalnızca eylemi değil, kalbin yönelişini de bilir.


1️⃣2️⃣ Bir İnsan Geçmişteki Kötülüklerinden Sonra Değişirse Ne Olur ❓


Kur’an’ın tövbe anlayışı nedeniyle insanın geçmişi onun geleceğini zorunlu olarak belirlemez.


Bir insan:


yanlışını kabul edebilir,


pişman olabilir,


tövbe edebilir,


zararı telafi etmeye çalışabilir,


hayatının yönünü değiştirebilir.


Bu nedenle ağır uyarı ayetleri:


“Artık hiçbir dönüş mümkün değildir.”


anlamına gelmez.


İnsan hayattayken gerçek dönüş imkânı Kur’an’ın en güçlü rahmet temalarından biridir.


1️⃣3️⃣ “Onların Hiçbir Yardımcısı Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin ikinci kısmında:


“Onların yardımcıları yoktur.”


denir.


Dünyada güçlü insanlar çoğu zaman yalnız değildir.


Onların:


orduları,


danışmanları,


taraftarları,


servetleri,


siyasi çevreleri


olabilir.


Ancak ahiret hesabı geldiğinde bunların hiçbiri Allah’ın hükmünü engelleyemez.


Bu nedenle ayet insanın dünyevi güç ağlarının sınırını gösterir.


1️⃣4️⃣ İnsan Dünyada Neden Yardımcılarına Bu Kadar Güvenir ❓


Çünkü sosyal güç gerçekten önemlidir.


Bir insanın güçlü çevresi varsa:


sorunları daha kolay çözebilir,


kendini koruyabilir,


kararları etkileyebilir,


baskı kurabilir.


Zamanla bu durum kişiye:


“Kimse bana dokunamaz.”


duygusu verebilir.


Kur’an ise bu yanılsamayı tekrar tekrar kırar.


Son hesapta hiçbir insan ilişkisi Allah’ın adaletini iptal edemez.


1️⃣5️⃣ Ahirette Kimse Kimseye Yardım Edemez mi ❓


Kur’an’da şefaat konusu ayrıca ele alınır ve şefaatin Allah’ın iznine bağlı olduğu belirtilir.


Dolayısıyla hiçbir varlık Allah’tan bağımsız biçimde:


“Ben bu kişiyi mutlaka kurtaracağım.”


diyemez.


Ayetin temel mesajı da budur:


Allah’ın hükmünü etkisiz hâle getirebilecek bağımsız bir kurtarıcı güç yoktur.


Nihai egemenlik Allah’a aittir.


1️⃣6️⃣ 21. ve 22. Ayetler Birlikte Okunduğunda Ne Görürüz ❓


  1. ayet davranışı anlatıyordu:

Ayetleri inkâr etmek.


Peygamberleri öldürmek.


Adaleti isteyenleri öldürmek.


  1. ayet ise sonucu anlatıyor:

Ameller boşa çıkar.


Yardımcı bulunmaz.



Yani yapı şöyledir:


Eylem → Sonuç


Kur’an burada çok net bir ahlaki nedensellik kurar.


İnsan yaptığının sonucundan tamamen bağımsız değildir.


1️⃣7️⃣ Adaleti Yok Eden Bir İnsan Kendi İyiliklerini de Değersizleştirebilir mi ❓


Ayetin düşündürdüğü en güçlü meselelerden biri budur.


Bir insan aynı anda:


hayır kurumu açabilir


ve


insanlara zulmedebilir.


Okul yaptırabilir


ve


adalet isteyenleri susturabilir.


Yoksullara yardım edebilir


ve


kendi çıkarı için masumlara zarar verebilir.


Bu durumda yapılan iyilikler kötülüğü meşrulaştıran bir perdeye dönüşebilir.


Kur’an’ın ahlakı:


iyiliği zulmün reklam malzemesi hâline getirmeyi kabul etmez.


1️⃣8️⃣ İnsan Yaptıklarının Değerini Kendisi Belirleyebilir mi ❓


İnsan çoğu zaman kendi hikâyesini kendi lehine anlatır.


“Ben çok iyilik yaptım.”


“Ben toplum için çalıştım.”


“Ben insanlara yardım ettim.”


diyebilir.


Fakat insan kendi hayatının tarafsız hâkimi değildir.


Kendi hatalarını küçümseyebilir.


Kendi başarılarını büyütebilir.


Bu nedenle Kur’an’ın hesap anlayışında nihai değerlendirme insanın kendisine bırakılmaz.


Allah değerlendirir.


Çünkü önceki ayetlerde belirtildiği gibi hiçbir şey Allah’a gizli değildir.


1️⃣9️⃣ Bir Ömür Boyunca Çok Şey Yapmak mı Önemlidir, Doğru Şeyi Yapmak mı ❓


Âl-i İmrân 22 insanın başarı anlayışını kökten sorgular.


Modern dünyada insan çoğu zaman hayatını rakamlarla ölçer:


Ne kadar para kazandım?


Kaç insan beni tanıyor?


Kaç eser bıraktım?


Ne kadar güçlü oldum?


Ne kadar büyüdüm?


Fakat Kur’an bütün bunların altına çok daha zor bir soru yerleştirir:


Bunların hepsini hangi ahlaki bedel karşılığında yaptın?


Bir insan dünyaya büyük bir eser bırakabilir.


Fakat o eseri:


zulümle,


haksızlıkla,


insanları ezerek


kurmuşsa, büyüklüğün anlamı değişir.


Belki insanın hayatındaki en tehlikeli yanılgılardan biri:


“Büyük işler yaptıysam iyi bir insanım.”


sanmaktır.


Oysa büyük işler yapmak ile iyi olmak aynı şey değildir.


Bir insanın gerçek değeri yalnızca:


ne kadar iz bıraktığıyla değil, nasıl bir iz bıraktığıyla


ölçülmelidir.


Âl-i İmrân 22 tam da bunu hatırlatır:


İnsan dünyada adını büyütebilir.


Kendisini tarih kitaplarına yazdırabilir.


Güçlü yardımcılar edinebilir.


Fakat hakikati öldürmeye ve adaleti susturmaya dayanan bir hayat, Kur’an’ın ölçüsünde başarının zirvesi değil:


ahlaki iflas


olabilir.


Ve ayetin bize bıraktığı soru son derece ağırdır:


Hayatımızın sonunda geriye çok şey mi bırakmak istiyoruz, yoksa Allah katında değerli bir şey mi bırakmak istiyoruz?


“İnsan yaptığı şeylerin büyüklüğüne bakıp kendisini başarılı sayabilir; fakat ahlak, eserin büyüklüğünden önce onun hangi bedelle kurulduğunu sorar. Çünkü dünyada yükselmek mümkündür; asıl mesele yükselirken insanlığını kaybetmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt