Abese Suresi 25. Ayette “Biz Suyu Bol Bol Döktük” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yağmur Yeryüzündeki Besin Zincirinin Başlamasında Neden Böylesine Hayati Bir Role Sahiptir
“Abese Suresi’nin yirmi beşinci ayeti, insanın sofrasındaki yiyeceğin hikâyesini gökyüzünden başlatır: ‘Biz suyu bol bol döktük.’ İnsan ekmeği, meyveyi veya sebzeyi hazır biçimde görür; fakat onların ardında suyun toprağa ulaşmasıyla başlayan büyük bir doğal süreç vardır. Yağmur yalnızca gökten düşen su değildir; karadaki yaşamın, tarımın ve besin üretiminin temel şartlarından biridir.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 25. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 25. ayetinde:
“Ennâ sabebne’l-mâe sabbâ.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Şüphesiz biz suyu bol bol döktük.”
şeklinde anlamlandırılır.
Bir önceki ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
denilmişti.
Şimdi o yiyeceğin meydana geliş süreci anlatılmaya başlanır.
İlk unsur:
sudur.
“Sabebnâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Sabebnâ”:
döktük, akıttık, bolca indirdik
anlamlarını taşır.
Burada suyun:
yeryüzüne ulaştırılması
vurgulanır.
İfade özellikle yağmuru düşündürür.
Ancak suyun yeryüzündeki hayat döngüsündeki genel rolünü de çağrıştırır.
“Sabbâ” Kelimesi Neden Tekrar Kullanılmıştır
“Sabbâ” kelimesi:
bol bol dökme, kuvvetli ve sürekli biçimde akıtma
anlamını güçlendirir.
Arapçada bu tür kullanım ifadeye yoğunluk kazandırır.
Dolayısıyla ayet sadece:
“Su geldi.”
demez.
Suyun:
bolca ve etkili biçimde yeryüzüne ulaşmasına
dikkat çeker.
Buradaki Su Özellikle Yağmur Mudur
Bağlama bakıldığında yağmur en güçlü anlamlardan biridir.
Çünkü sonraki ayetlerde:
toprağın yarılması,
tahılların, üzümlerin ve çeşitli bitkilerin yetişmesi
anlatılacaktır.
Bütün bunların gerçekleşebilmesi için su gerekir.
Bu nedenle ayet:
yağış ile tarımsal üretim arasındaki ilişkiyi
ön plana çıkarır.
Yağmur Yeryüzündeki Yaşam İçin Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü su yaşamın temel maddelerinden biridir.
Bitkiler:
büyümek,
hücresel faaliyetlerini sürdürmek,
besin maddelerini taşımak
ve fotosentez gibi süreçleri gerçekleştirmek
için suya ihtiyaç duyar.
Tarımın büyük bölümü de:
yağışlara veya sulama sistemleriyle sağlanan suya
bağlıdır.
Bu nedenle yağmur yalnızca hava olayı değil:
gıda sistemlerinin temel unsurlarından biridir.
Su Olmadan Bitkiler Yaşayabilir Mi
Çoğu kara bitkisi yeterli su olmadan uzun süre yaşayamaz.
Su:
hücre yapısının korunmasında,
besin maddelerinin taşınmasında,
biyokimyasal reaksiyonlarda
ve fotosentez süreçlerinde
önemli rol oynar.
Su azaldığında bitki:
solabilir, gelişimi durabilir ve sonunda ölebilir.
Bu yüzden yağış düzeni tarım için hayati öneme sahiptir.
Yağmur Doğrudan Yiyeceğe Nasıl Dönüşür
Yağmur doğrudan:
ekmek veya meyveye
dönüşmez.
Önce toprağa ulaşır.
Bitki kökleri suyu alır.
Bitki güneş enerjisini kullanarak organik maddeler üretir.
Zamanla:
tohum,
meyve,
yaprak
ve diğer yenilebilir bitkisel yapılar oluşur.
İnsan bunları doğrudan yiyebilir veya:
hayvanlar üzerinden dolaylı biçimde
besin elde edebilir.
Yağmur Besin Zincirinin Başlangıcında Nasıl Rol Oynar
Karasal ekosistemlerde bitkiler çoğunlukla:
üretici
konumundadır.
Güneş enerjisini kullanarak organik madde üretirler.
Bitkiler:
otçul hayvanlar tarafından yenir.
Otçullar:
başka hayvanlara besin olabilir.
İnsan ise hem bitkisel hem hayvansal besinlerden yararlanabilir.
Bu nedenle su:
besin ağlarının işlemesini mümkün kılan temel şartlardan biridir.
Güneş Mi Daha Önemlidir Su Mu
Bu şekilde bir sıralama yapmak doğru değildir.
Yaşam birçok şartın birlikte bulunmasına bağlıdır.
Bitkiler için:
su, ışık, karbondioksit, uygun sıcaklık ve besin maddeleri
birlikte gerekir.
Güneş olup su yoksa birçok bitki yaşayamaz.
Su olup yeterli ışık yoksa fotosentez aksar.
Dolayısıyla doğadaki yaşam:
tek bir unsurdan değil, birbirine bağlı şartlardan
oluşur.
Yağmur Nereden Gelir
Modern bilim yağmuru:
su döngüsü
içerisinde açıklar.
Güneş enerjisi denizler, göller ve diğer yüzeylerdeki suyun buharlaşmasına katkı sağlar.
Su buharı atmosferde yükselir.
Uygun koşullarda yoğunlaşarak bulut damlacıkları veya buz kristalleri oluşturur.
Bunlar yeterince büyüdüğünde:
yağış
şeklinde yeryüzüne döner.
Abese 25’in amacı bu meteorolojik mekanizmaları ayrıntılı biçimde öğretmek değildir.
Ayet daha çok:
suyun yaşam için taşıdığı nimeti düşündürür.

Yağmur Suyu Nereye Gider
Yağışın bir kısmı:
toprağa sızar.
Bir kısmı:
akarsulara,
göllere,
barajlara
ve denizlere ulaşır.
Bir kısmı bitkiler tarafından kullanılır.
Bir kısmı yer altı su kaynaklarını besleyebilir.
Daha sonra yeniden buharlaşarak:
su döngüsüne katılır.
Böylece yeryüzündeki su sürekli hareket hâlindedir.

Su Döngüsü Neden Büyük Bir Denge Sistemidir
Çünkü su sürekli:
buharlaşır,
yoğunlaşır,
yağış olarak geri döner,
toprağa ve su kaynaklarına dağılır.
Bu döngü olmasaydı karalardaki tatlı su kaynaklarının sürekliliği büyük ölçüde bozulurdu.
Ancak bu sistem:
her yerde aynı miktarda yağmur yağacağı
anlamına gelmez.
Bazı bölgeler kuraktır.
Bazıları çok yağışlıdır.
Doğa:
coğrafi ve iklimsel farklılıklarla
çalışır.

Çok Yağmur Her Zaman Faydalı Mıdır
Hayır.
Su hayati olsa da aşırı yağış:
sel,
erozyon,
toprak kayması,
ürün kaybı
gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
Aynı şekilde yetersiz yağış da:
kuraklık ve kıtlık riskini
artırabilir.
Dolayısıyla önemli olan yalnızca suyun varlığı değil:
zamanı, miktarı ve dağılımıdır.
Bu gerçek “ölçü” kavramını yeniden düşündürür.

Kuraklık İnsan Hayatını Nasıl Etkiler
Uzun süreli kuraklık:
tarımsal verimi azaltabilir,
su kaynaklarını düşürebilir,
hayvancılığı zorlaştırabilir,
gıda fiyatlarını yükseltebilir
ve bazı bölgelerde göç baskısını artırabilir.
Bu nedenle yağış:
sadece doğa meselesi
değildir.
Ekonomi,
toplum
ve insan sağlığıyla da doğrudan bağlantılıdır.
Bir damla su bazen:
bütün bir toplumun geleceğiyle
ilişkilidir.

İnsan Yağmurun Yerini Teknolojiyle Tamamen Doldurabilir Mi
İnsan büyük ölçüde müdahale edebilir.
Barajlar kurabilir.
Sulama sistemleri geliştirebilir.
Yer altı sularını kullanabilir.
Deniz suyunu arıtabilir.
Fakat bütün bunlar:
enerji, altyapı ve mevcut su kaynaklarına
bağlıdır.
Teknoloji su kullanımını yönetebilir.
Ama suyun kendisine duyulan temel ihtiyacı ortadan kaldıramaz.

Ayetin Şükürle İlişkisi Nedir
İnsan musluğu açtığında suyun hemen gelmesine alışabilir.
Marketten yiyecek aldığında:
yağmurla olan bağlantısını
unutabilir.
Abese Suresi ise zinciri geriye doğru izletir:
Yemeğe bak.
Bitkiye bak.
Toprağa bak.
Suya bak.
Böylece şükür:
nimetin kaynağını ve oluşum sürecini fark etmek
hâline gelir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan kolay ulaşabildiği şeyleri:
değersizleştirmeye
eğilimlidir.
Su sürekli akıyorsa sıradan görünür.
Ama su kesildiğinde bütün günlük hayat değişir.
Bir gün bile:
içme,
yemek hazırlama,
temizlik
ve tarım
suyun ne kadar temel olduğunu gösterir.
Abese 25 insanı:
kaybetmeden önce fark etmeye
çağırır.

24. Ve 25. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
denilir.
- ayette:
“Biz suyu bol bol döktük.”
buyrulur.
Yani insanın tabağındaki lokmanın hikâyesi:
yağmurla
başlatılır.
Bu çok güçlü bir anlatım zinciridir.
İnsan sofradaki yiyeceğe bakar.
Sonra soru geriye gider:
Bu nereden geldi?
Cevaplardan ilki:
su.
Sonraki ayette ise sıra:
toprağın yarılmasına
gelecektir.

Sonuç: Yağmur Yeryüzündeki Besin Zincirinin Başlamasında Neden Böylesine Hayati Bir Role Sahiptir
Abese Suresi 25. ayette:
“Ennâ sabebne’l-mâe sabbâ.”
buyrulur:
“Biz suyu bol bol döktük.”
Bu ayet insanın her gün gördüğü fakat çoğu zaman üzerinde düşünmediği bir gerçeği merkeze alır:
Su olmadan karadaki yaşamın büyük bölümü sürdürülemez.
İnsan tabağındaki ekmeğe baktığında yalnızca ekmek görür.
Ama biraz geriye giderse:
buğdayı görür.
Daha geriye giderse:
toprağı.
Daha geriye giderse:
suyu.
Yağmur bir tarlaya düştüğünde sadece toprağı ıslatmaz.
Tohumun gelişmesini mümkün kılar.
Bitkinin büyümesine katkı sağlar.
Hayvanların beslenmesini etkiler.
İnsanın sofrasına kadar uzanan:
büyük bir yaşam zincirinin parçalarından biri olur.
Bu yüzden Abese Suresi insanı sıradan görünen şeylerin ardındaki bağımlılık ağına bakmaya çağırır.
İnsan kendisini güçlü görebilir.
Ama yağmur yıllarca kesilirse şehirlerin bile ne kadar kırılgan olduğu anlaşılır.
Teknoloji çok şey yapabilir.
Fakat:
susuz bir dünyada medeniyetin gücü hızla sınırlarına ulaşır.
Belki ayetin en derin sorusu da tam burada ortaya çıkar:
Hayatımızı mümkün kılan temel şeylerin değerini neden çoğu zaman ancak onları kaybetmeye başladığımızda anlıyoruz?
“Su bir bardağın içinde sıradan görünebilir; fakat aynı su toprağa düştüğünde tohumu uyandırır, tarlayı besler ve sonunda soframıza ulaşan büyük bir yaşam zincirinin parçası olur. Abese’nin ‘Suyu bol bol döktük’ sözü bana şunu düşündürür: İnsan bazen en büyük nimetleri büyüklüklerinden değil, onlara fazlasıyla alıştığı için göremez.”
Ersan Karavelioğlu