Abese Suresi 32. Ayette “Sizin Ve Hayvanlarınızın Yararlanması İçin” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yeryüzündeki Nimetlerin Hem İnsanlara Hem Hayvanlara Sunulması Hangi Sorumlulukları Doğurur
“Abese Suresi’nin otuz ikinci ayeti, önceki ayetlerde anlatılan suyun, toprağın, tahılların, meyvelerin, bahçelerin ve otlakların neden var edildiğini tek cümlede özetler: ‘Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.’ İnsan yeryüzündeki nimetlerden faydalanır; fakat aynı yeryüzünü başka canlılarla paylaşır. Nimet, yalnız tüketme hakkı değil, onu koruma ve ölçülü kullanma sorumluluğu da doğurur.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 32. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 32. ayetinde:
“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
şeklinde tercüme edilir.
Önceki ayetlerde:
su,
toprak,
tahıllar,
üzümler,
yeşillikler,
zeytinler,
hurmalar,
bahçeler,
meyveler
ve otlaklar
sayılmıştı.
- ayet bütün bu nimetlerin:
insanların ve hayvanların yararlanmasına sunulduğunu
belirtir.
“Metâan” Ne Anlama Gelir
“Metâ” kelimesi:
yararlanılan şey, geçimlik, faydalanma imkânı
anlamlarını taşır.
Bu kelimenin önemli bir yönü vardır:
Metâ çoğu zaman:
geçici olarak yararlanılan dünya nimetleri
fikrini de çağrıştırır.
Yani insan bunlardan faydalanır.
Fakat bunlara:
sonsuz ve mutlak biçimde sahip değildir.
Bu, dünya hayatının geçiciliğiyle de uyumludur.
“Lekum” Ne Anlama Gelir
“Lekum”:
“sizin için, sizin yararlanmanız için”
anlamına gelir.
İnsan yeryüzündeki:
gıdalardan,
bitkilerden,
sudan,
topraktan
ve başka nimetlerden
yararlanır.
Fakat “sizin için” ifadesini:
“İstediğinizi sınırsızca tüketebilirsiniz.”
şeklinde anlamak gerekmez.
Yararlanmak ile:
sınırsızca tahrip etmek
aynı şey değildir.
“Li-En‘âmikum” Ne Anlama Gelir
“En‘âm” kelimesi klasik kullanımda özellikle:
evcil büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar
için kullanılabilir.
Deve,
sığır,
koyun,
keçi
gibi hayvanlar bu anlam alanına girer.
Dolayısıyla ayette yalnızca insanın yiyeceği değil:
insanla birlikte yaşayan hayvanların beslenmesi
de özellikle belirtilir.
İnsanların Yanında Hayvanların Da Anılması Neden Önemlidir
Çünkü insan kolayca yeryüzündeki bütün kaynakları:
yalnızca kendisi için varmış
gibi düşünebilir.
Ayet ise açıkça:
hayvanların da bu üretim sisteminden yararlandığını
söyler.
Bu, doğadaki nimetlerin:
tek bir canlı türüne indirgenemeyecek kadar geniş bir yaşam ağına
hizmet ettiğini düşündürür.
İnsan merkezde olabilir.
Ama dünyada:
yalnız değildir.
Hayvanların Rızkı İnsan İçin De Önemli Midir
Evet.
İnsanların tarih boyunca yararlandığı birçok hayvan:
bitkilerle beslenir.
Koyun ot yer.
Sığır meradan yararlanır.
Keçi farklı bitkileri tüketir.
Bu hayvanlar da insanlara:
süt,
yün,
çeşitli gıda kaynakları
ve tarih boyunca başka faydalar
sağlamıştır.
Dolayısıyla hayvanın rızkı ile:
insanın yaşamı arasında doğrudan bağ
bulunabilir.
Yeryüzündeki Nimetler Sadece İnsanların Tüketmesi İçin Mi Vardır
Ayet böyle dar bir anlamı desteklemez.
Çünkü aynı cümlede:
hayvanlar da
anılmaktadır.
Üstelik doğadaki birçok canlı insanın doğrudan kullanmadığı kaynaklardan yararlanır.
Kuşlar tohum yer.
Arılar nektarla beslenir.
Otçullar meralardan yararlanır.
Deniz canlıları farklı besin ağlarında yaşar.
Yani yeryüzündeki yaşam:
çok sayıda canlının birlikte var olduğu büyük bir sistemdir.
İnsan Hayvanlardan Üstünse İstediği Gibi Davranabilir Mi
İslâmî düşüncede insanın özel bir sorumluluk taşıdığı kabul edilebilir.
Fakat üstünlük:
sınırsız zarar verme hakkı
anlamına gelmez.
Güç çoğu zaman:
sorumluluğu artırır.
İnsan bir hayvana bakıyorsa onun:
suyunu,
yiyeceğini,
barınağını
sağlamak zorundadır.
Güçlü olanın görevi:
zayıf olanı ezmek değil, sorumluluğunu taşımaktır.
Hayvanlara Merhamet Dinî Ahlâkın Bir Parçası Mıdır
Evet.
İslâmî ahlâk geleneğinde hayvanlara:
gereksiz eziyet etmek
olumsuz görülmüştür.
Hayvanların:
aç bırakılmaması,
gereksiz yere incitilmemesi,
bakımı üstlenilmişse ihtiyaçlarının karşılanması
gibi ilkeler önemsenmiştir.
Abese 32 de hayvanların:
rızık sisteminin muhatapları
olduğunu hatırlatan anlamlı ayetlerden biridir.
İnsanların Hayvanlara Karşı En Temel Sorumluluğu Nedir
En temel sorumluluklardan biri:
gereksiz acı vermemektir.
İnsan hayvanlardan çeşitli şekillerde yararlanabilir.
Fakat bu yararlanma:
zulme,
eziyet etmeye,
ihmale
dönüşmemelidir.
Bir canlı insanın mülkiyetinde olabilir.
Ama bu:
canlı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
İnsan sahip olduğu hayvana karşı:
bakım sorumluluğu
taşır.

Bu Ayet Çevreyi Koruma Sorumluluğunu Da Düşündürür Mü
Evet, böyle bir ahlâkî çıkarım yapılabilir.
Çünkü insanların ve hayvanların rızkı:
aynı suya, toprağa ve ekosistemlere
bağlıdır.
Su kaynaklarını kirletmek:
yalnız insanları değil,
hayvanları ve bitkileri de
etkileyebilir.
Meraları yok etmek:
hayvanların beslenmesini
zorlaştırabilir.
Dolayısıyla çevreyi korumak:
yaşam ağını korumaktır.

İnsan Kaynakları Sınırsızmış Gibi Kullanırsa Ne Olur
Doğal kaynaklar:
sınırsız değildir.
Aşırı su kullanımı,
toprak erozyonu,
orman kaybı,
aşırı avlanma
ve kirlilik
ekosistemleri zorlayabilir.
Bir kaynak bugünkü nesil tarafından tamamen tüketildiğinde:
gelecek nesillerin yararlanma imkânı
azalabilir.
Bu nedenle “metâ” kavramı:
yararlanma ile sorumluluğu birlikte düşünmeyi
gerektirebilir.

Nimet İle İsraf Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bir şeyi nimet olarak görmek:
onu değersizce tüketmemeyi
gerektirebilir.
Su nimetse:
gereksiz yere akıtılmaması anlamlıdır.
Gıda nimetse:
çöpe atılmaması önemlidir.
Toprak nimetse:
verimsiz hâle getirilmemesi gerekir.
Yani şükür:
yalnızca sözle teşekkür etmek değil, verilen şeyi ölçülü kullanmak
şeklinde de ortaya çıkabilir.

İnsan Doğanın Sahibi Mi Yoksa Emanetçisi Mi
Bu, güçlü bir felsefî ve teolojik sorudur.
İnsan birçok kaynağı kullanır.
Arazi sahibi olabilir.
Hayvan yetiştirebilir.
Tarlaları işleyebilir.
Fakat hiçbir insan:
yeryüzünü yoktan yaratmamıştır.
Bu nedenle teolojik bakışta insan kendisini:
mutlak sahipten çok emanetçi
olarak görebilir.
Emanetçilik ise:
kullanırken korumayı
gerektirir.

Hayvanların Da Bir “Payı” Olduğunu Söylemek Ne Anlama Gelir
Bu, her kaynağın matematiksel olarak insanlar ve hayvanlar arasında eşit bölünmesi anlamına gelmez.
Daha temel bir ilke vardır:
Başka canlıların da yaşam ihtiyaçları bulunur.
Bir nehir yalnız insanların değildir.
Bir orman yalnız odun değildir.
Bir mera yalnız ekonomik arazi değildir.
Buralar aynı zamanda:
başka canlıların yaşam alanıdır.
Bu farkındalık insanın doğayla ilişkisini değiştirebilir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan bir şeye sahip olduğunda:
onu yalnız kendisine ait görmeye
eğilim gösterebilir.
Bu düşünce büyüdüğünde:
“İstediğim gibi kullanırım.”
anlayışına dönüşebilir.
Abese 32 ise insanın bakışını genişletir:
Aynı yeryüzünde başkaları da yaşıyor.
Bu yalnızca başka insanlar değildir.
Hayvanlar ve diğer canlılar da:
aynı yaşam alanının parçalarıdır.
Gerçek olgunluk, sahip olmakla:
sınırsız hak iddia etmek arasındaki farkı
görebilmektir.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet şu soruyu ortaya çıkarır:
Bir varlıktan yararlanmak, onun üzerinde mutlak hâkimiyet hakkı verir mi?
İnsan ağacı kullanabilir.
Ama bütün ormanı yok etmek zorunda değildir.
Hayvanlardan yararlanabilir.
Ama onları gereksiz yere acı çektirmek zorunda değildir.
Suyu kullanabilir.
Ama suyu kirletmek zorunda değildir.
Bu nedenle yararlanma:
ahlâkî sınırları bulunmayan bir egemenlik
anlamına gelmez.
Belki gerçek medeniyet:
kullanabilme gücü varken ne kadarını kullanmamayı bildiğimizde
de ortaya çıkar.

24’ten 32. Ayete Kadar Bütün Pasaj Ne Anlatıyor
- ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
denilir.
Sonra:
su
anlatılır.
Toprağın yarılması
anlatılır.
Tahıllar
sayılır.
Üzümler ve yeşillikler
gelir.
Zeytin ve hurma
anılır.
Gür bahçeler
gösterilir.
Meyveler ve otlaklar
sayılır.
- ayette ise bütün bunların amacı özetlenir:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
Böylece bir lokmadan başlayan düşünce:
bütün yaşam sistemine
kadar ulaşır.

Sonuç: Yeryüzündeki Nimetlerin Hem İnsanlara Hem Hayvanlara Sunulması Hangi Sorumlulukları Doğurur
Abese Suresi 32. ayette:
“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”
buyrulur:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
Bu cümle önceki sekiz ayetin adeta sonucudur.
Yağmur yağdı.
Toprak açıldı.
Tohumlar büyüdü.
Tahıllar oluştu.
Üzümler yetişti.
Zeytinler ve hurmalar meydana geldi.
Bahçeler oluştu.
Meyveler ve otlaklar ortaya çıktı.
Ve bütün bunlardan:
insanlar ile hayvanlar yararlandı.
Buradaki önemli kelime:
yararlanmak
olabilir.
Çünkü yararlanmak:
yok etmek
demek değildir.
Kullanmak:
tüketip geride hiçbir şey bırakmamak
demek değildir.
Bir nimet bize sunulmuşsa:
onu koruma sorumluluğu da
doğabilir.
İnsan suyu kullanır.
Ama kirletmemelidir.
Toprağı işler.
Ama onu verimsizleştirmemelidir.
Hayvandan yararlanır.
Ama gereksiz yere acı çektirmemelidir.
Bahçeden meyve toplar.
Ama bütün yaşam alanını yok etmemelidir.
Belki Abese Suresi’nin bu bölümündeki en büyük dönüşüm şudur:
İnsan ilk başta sadece:
“Ben ne yiyeceğim?”
diye düşünürken sonunda:
“Bu yeryüzünü kimlerle paylaşıyorum?”
sorusuna gelir.
Ve bu soru insanı yalnız şükre değil:
sorumluluğa
da çağırır.
Çünkü nimetin gerçek değeri yalnız ondan ne kadar yararlandığımızla değil:
bizden sonra da başkalarının yararlanabilmesini sağlayıp sağlamadığımızla
ölçülebilir.
“Yeryüzündeki nimetlerden yararlanmak bir hak olabilir; fakat bu hak sınırsız değildir. Abese’nin ‘Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için’ sözü bana şunu düşündürür: Dünya yalnızca bize bırakılmış bir tüketim alanı değil, başka canlılarla paylaştığımız büyük bir emanettir. Gerçek şükür bazen nimeti kullanmaktan çok, onu yok etmeden kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu