📖 Abese Suresi 32. Ayette “Sizin Ve Hayvanlarınızın Yararlanması İçin” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yeryüzündeki Nimetlerin Hem İnsanlara Hem Hayvan

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,198
2,724,948
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Abese Suresi 32. Ayette “Sizin Ve Hayvanlarınızın Yararlanması İçin” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yeryüzündeki Nimetlerin Hem İnsanlara Hem Hayvanlara Sunulması Hangi Sorumlulukları Doğurur ❓


“Abese Suresi’nin otuz ikinci ayeti, önceki ayetlerde anlatılan suyun, toprağın, tahılların, meyvelerin, bahçelerin ve otlakların neden var edildiğini tek cümlede özetler: ‘Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.’ İnsan yeryüzündeki nimetlerden faydalanır; fakat aynı yeryüzünü başka canlılarla paylaşır. Nimet, yalnız tüketme hakkı değil, onu koruma ve ölçülü kullanma sorumluluğu da doğurur.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Abese Suresi 32. Ayet Ne Söyler ❓


Abese Suresi’nin 32. ayetinde:


“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”


şeklinde tercüme edilir.


Önceki ayetlerde:


su,


toprak,


tahıllar,


üzümler,


yeşillikler,


zeytinler,


hurmalar,


bahçeler,


meyveler


ve otlaklar


sayılmıştı.


  1. ayet bütün bu nimetlerin:

insanların ve hayvanların yararlanmasına sunulduğunu


belirtir.


2️⃣ “Metâan” Ne Anlama Gelir ❓


“Metâ” kelimesi:


yararlanılan şey, geçimlik, faydalanma imkânı


anlamlarını taşır.


Bu kelimenin önemli bir yönü vardır:


Metâ çoğu zaman:


geçici olarak yararlanılan dünya nimetleri


fikrini de çağrıştırır.


Yani insan bunlardan faydalanır.


Fakat bunlara:


sonsuz ve mutlak biçimde sahip değildir.


Bu, dünya hayatının geçiciliğiyle de uyumludur.


3️⃣ “Lekum” Ne Anlama Gelir ❓


“Lekum”:


“sizin için, sizin yararlanmanız için”


anlamına gelir.


İnsan yeryüzündeki:


gıdalardan,


bitkilerden,


sudan,


topraktan


ve başka nimetlerden


yararlanır.


Fakat “sizin için” ifadesini:


“İstediğinizi sınırsızca tüketebilirsiniz.”


şeklinde anlamak gerekmez.


Yararlanmak ile:


sınırsızca tahrip etmek


aynı şey değildir.


4️⃣ “Li-En‘âmikum” Ne Anlama Gelir ❓


“En‘âm” kelimesi klasik kullanımda özellikle:


evcil büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar


için kullanılabilir.


Deve,


sığır,


koyun,


keçi


gibi hayvanlar bu anlam alanına girer.


Dolayısıyla ayette yalnızca insanın yiyeceği değil:


insanla birlikte yaşayan hayvanların beslenmesi


de özellikle belirtilir.


5️⃣ İnsanların Yanında Hayvanların Da Anılması Neden Önemlidir ❓


Çünkü insan kolayca yeryüzündeki bütün kaynakları:


yalnızca kendisi için varmış


gibi düşünebilir.


Ayet ise açıkça:


hayvanların da bu üretim sisteminden yararlandığını


söyler.


Bu, doğadaki nimetlerin:


tek bir canlı türüne indirgenemeyecek kadar geniş bir yaşam ağına


hizmet ettiğini düşündürür.


İnsan merkezde olabilir.


Ama dünyada:


yalnız değildir.


6️⃣ Hayvanların Rızkı İnsan İçin De Önemli Midir ❓


Evet.


İnsanların tarih boyunca yararlandığı birçok hayvan:


bitkilerle beslenir.


Koyun ot yer.


Sığır meradan yararlanır.


Keçi farklı bitkileri tüketir.


Bu hayvanlar da insanlara:


süt,


yün,


çeşitli gıda kaynakları


ve tarih boyunca başka faydalar


sağlamıştır.


Dolayısıyla hayvanın rızkı ile:


insanın yaşamı arasında doğrudan bağ


bulunabilir.


7️⃣ Yeryüzündeki Nimetler Sadece İnsanların Tüketmesi İçin Mi Vardır ❓


Ayet böyle dar bir anlamı desteklemez.


Çünkü aynı cümlede:


hayvanlar da


anılmaktadır.


Üstelik doğadaki birçok canlı insanın doğrudan kullanmadığı kaynaklardan yararlanır.


Kuşlar tohum yer.


Arılar nektarla beslenir.


Otçullar meralardan yararlanır.


Deniz canlıları farklı besin ağlarında yaşar.


Yani yeryüzündeki yaşam:


çok sayıda canlının birlikte var olduğu büyük bir sistemdir.


8️⃣ İnsan Hayvanlardan Üstünse İstediği Gibi Davranabilir Mi ❓


İslâmî düşüncede insanın özel bir sorumluluk taşıdığı kabul edilebilir.


Fakat üstünlük:


sınırsız zarar verme hakkı


anlamına gelmez.


Güç çoğu zaman:


sorumluluğu artırır.


İnsan bir hayvana bakıyorsa onun:


suyunu,


yiyeceğini,


barınağını


sağlamak zorundadır.


Güçlü olanın görevi:


zayıf olanı ezmek değil, sorumluluğunu taşımaktır.


9️⃣ Hayvanlara Merhamet Dinî Ahlâkın Bir Parçası Mıdır ❓


Evet.


İslâmî ahlâk geleneğinde hayvanlara:


gereksiz eziyet etmek


olumsuz görülmüştür.


Hayvanların:


aç bırakılmaması,


gereksiz yere incitilmemesi,


bakımı üstlenilmişse ihtiyaçlarının karşılanması


gibi ilkeler önemsenmiştir.


Abese 32 de hayvanların:


rızık sisteminin muhatapları


olduğunu hatırlatan anlamlı ayetlerden biridir.


🔟 İnsanların Hayvanlara Karşı En Temel Sorumluluğu Nedir ❓


En temel sorumluluklardan biri:


gereksiz acı vermemektir.


İnsan hayvanlardan çeşitli şekillerde yararlanabilir.


Fakat bu yararlanma:


zulme,


eziyet etmeye,


ihmale


dönüşmemelidir.


Bir canlı insanın mülkiyetinde olabilir.


Ama bu:


canlı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.


İnsan sahip olduğu hayvana karşı:


bakım sorumluluğu


taşır.


1️⃣1️⃣ Bu Ayet Çevreyi Koruma Sorumluluğunu Da Düşündürür Mü ❓


Evet, böyle bir ahlâkî çıkarım yapılabilir.


Çünkü insanların ve hayvanların rızkı:


aynı suya, toprağa ve ekosistemlere


bağlıdır.


Su kaynaklarını kirletmek:


yalnız insanları değil,


hayvanları ve bitkileri de


etkileyebilir.


Meraları yok etmek:


hayvanların beslenmesini


zorlaştırabilir.


Dolayısıyla çevreyi korumak:


yaşam ağını korumaktır.


1️⃣2️⃣ İnsan Kaynakları Sınırsızmış Gibi Kullanırsa Ne Olur ❓


Doğal kaynaklar:


sınırsız değildir.


Aşırı su kullanımı,


toprak erozyonu,


orman kaybı,


aşırı avlanma


ve kirlilik


ekosistemleri zorlayabilir.


Bir kaynak bugünkü nesil tarafından tamamen tüketildiğinde:


gelecek nesillerin yararlanma imkânı


azalabilir.


Bu nedenle “metâ” kavramı:


yararlanma ile sorumluluğu birlikte düşünmeyi


gerektirebilir.


1️⃣3️⃣ Nimet İle İsraf Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Bir şeyi nimet olarak görmek:


onu değersizce tüketmemeyi


gerektirebilir.


Su nimetse:


gereksiz yere akıtılmaması anlamlıdır.


Gıda nimetse:


çöpe atılmaması önemlidir.


Toprak nimetse:


verimsiz hâle getirilmemesi gerekir.


Yani şükür:


yalnızca sözle teşekkür etmek değil, verilen şeyi ölçülü kullanmak


şeklinde de ortaya çıkabilir.


1️⃣4️⃣ İnsan Doğanın Sahibi Mi Yoksa Emanetçisi Mi ❓


Bu, güçlü bir felsefî ve teolojik sorudur.


İnsan birçok kaynağı kullanır.


Arazi sahibi olabilir.


Hayvan yetiştirebilir.


Tarlaları işleyebilir.


Fakat hiçbir insan:


yeryüzünü yoktan yaratmamıştır.


Bu nedenle teolojik bakışta insan kendisini:


mutlak sahipten çok emanetçi


olarak görebilir.


Emanetçilik ise:


kullanırken korumayı


gerektirir.


1️⃣5️⃣ Hayvanların Da Bir “Payı” Olduğunu Söylemek Ne Anlama Gelir ❓


Bu, her kaynağın matematiksel olarak insanlar ve hayvanlar arasında eşit bölünmesi anlamına gelmez.


Daha temel bir ilke vardır:


Başka canlıların da yaşam ihtiyaçları bulunur.


Bir nehir yalnız insanların değildir.


Bir orman yalnız odun değildir.


Bir mera yalnız ekonomik arazi değildir.


Buralar aynı zamanda:


başka canlıların yaşam alanıdır.


Bu farkındalık insanın doğayla ilişkisini değiştirebilir.


1️⃣6️⃣ Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir ❓


İnsan bir şeye sahip olduğunda:


onu yalnız kendisine ait görmeye


eğilim gösterebilir.


Bu düşünce büyüdüğünde:


“İstediğim gibi kullanırım.”


anlayışına dönüşebilir.


Abese 32 ise insanın bakışını genişletir:


Aynı yeryüzünde başkaları da yaşıyor.


Bu yalnızca başka insanlar değildir.


Hayvanlar ve diğer canlılar da:


aynı yaşam alanının parçalarıdır.


Gerçek olgunluk, sahip olmakla:


sınırsız hak iddia etmek arasındaki farkı


görebilmektir.


1️⃣7️⃣ Ayetin Felsefi Mesajı Nedir ❓


Ayet şu soruyu ortaya çıkarır:


Bir varlıktan yararlanmak, onun üzerinde mutlak hâkimiyet hakkı verir mi?


İnsan ağacı kullanabilir.


Ama bütün ormanı yok etmek zorunda değildir.


Hayvanlardan yararlanabilir.


Ama onları gereksiz yere acı çektirmek zorunda değildir.


Suyu kullanabilir.


Ama suyu kirletmek zorunda değildir.


Bu nedenle yararlanma:


ahlâkî sınırları bulunmayan bir egemenlik


anlamına gelmez.


Belki gerçek medeniyet:


kullanabilme gücü varken ne kadarını kullanmamayı bildiğimizde


de ortaya çıkar.


1️⃣8️⃣ 24’ten 32. Ayete Kadar Bütün Pasaj Ne Anlatıyor ❓


  1. ayette:

“İnsan yediğine bir baksın.”


denilir.


Sonra:


su


anlatılır.


Toprağın yarılması


anlatılır.


Tahıllar


sayılır.


Üzümler ve yeşillikler


gelir.


Zeytin ve hurma


anılır.


Gür bahçeler


gösterilir.


Meyveler ve otlaklar


sayılır.


  1. ayette ise bütün bunların amacı özetlenir:

“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”


Böylece bir lokmadan başlayan düşünce:


bütün yaşam sistemine


kadar ulaşır.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Yeryüzündeki Nimetlerin Hem İnsanlara Hem Hayvanlara Sunulması Hangi Sorumlulukları Doğurur ❓


Abese Suresi 32. ayette:


“Metâan lekum ve li-en‘âmikum.”


buyrulur:


“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”


Bu cümle önceki sekiz ayetin adeta sonucudur.


Yağmur yağdı.


Toprak açıldı.


Tohumlar büyüdü.


Tahıllar oluştu.


Üzümler yetişti.


Zeytinler ve hurmalar meydana geldi.


Bahçeler oluştu.


Meyveler ve otlaklar ortaya çıktı.


Ve bütün bunlardan:


insanlar ile hayvanlar yararlandı.


Buradaki önemli kelime:


yararlanmak


olabilir.


Çünkü yararlanmak:


yok etmek


demek değildir.


Kullanmak:


tüketip geride hiçbir şey bırakmamak


demek değildir.


Bir nimet bize sunulmuşsa:


onu koruma sorumluluğu da


doğabilir.


İnsan suyu kullanır.


Ama kirletmemelidir.


Toprağı işler.


Ama onu verimsizleştirmemelidir.


Hayvandan yararlanır.


Ama gereksiz yere acı çektirmemelidir.


Bahçeden meyve toplar.


Ama bütün yaşam alanını yok etmemelidir.


Belki Abese Suresi’nin bu bölümündeki en büyük dönüşüm şudur:


İnsan ilk başta sadece:


“Ben ne yiyeceğim?”


diye düşünürken sonunda:


“Bu yeryüzünü kimlerle paylaşıyorum?”


sorusuna gelir.


Ve bu soru insanı yalnız şükre değil:


sorumluluğa


da çağırır.


Çünkü nimetin gerçek değeri yalnız ondan ne kadar yararlandığımızla değil:


bizden sonra da başkalarının yararlanabilmesini sağlayıp sağlamadığımızla


ölçülebilir.


“Yeryüzündeki nimetlerden yararlanmak bir hak olabilir; fakat bu hak sınırsız değildir. Abese’nin ‘Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için’ sözü bana şunu düşündürür: Dünya yalnızca bize bırakılmış bir tüketim alanı değil, başka canlılarla paylaştığımız büyük bir emanettir. Gerçek şükür bazen nimeti kullanmaktan çok, onu yok etmeden kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt